• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Almanya - Türkiye krizinin dünü, bugünü ve yarını

NADİR ULUS

NADİR ULUS

27 Temmuz 2017 Perşembe 16:27
0 0

Almanya’nın son günlerde dillendirdiği ekonomik yaptırımların hayata geçirilip geçirilmeyeceği merak ediliyor.

 

Dış politikayı ülke içindeki siyasi kazanımlara feda etmekten çekinmeyen Erdoğan’ın “Almanya’nın güçlenen(!) Yeni Türkiye’ye karşı saldırıya geçtiği” şeklinde gerçek dışı hamasi söylemlerle tabanını motive etmeyi sürdürdüğü de görülüyor. Ancak bu sefer pabuç pahalı gibi…

 

Krizin başladığı günlerde Almanya’ya karşı sert ifadelerde bulunan Erdoğan’ın, sonradan “Alman kardeşlerim… lütfen…” gibi alışılmadık söylemlere yönelmesi ve terörü desteklediği iddia edilen Alman firmalarına dair listenin İnterpol’den geri çekilmesi de durumu kurtarma çalışmalarının göstergesi olabilir.

 

 

Geç Kalan Yaptırımlar

 

Aslında Türkiye’ye yönelik yaptırımlar ilk defa gündeme gelmiyor. Erdoğan’ın ikiyüzlü politikasına rağmen, Türk muhataplarının iştah açıcı vaatlerine inanmayı ve kendi menfaatleri zarar görmediği sürece Türkiye’deki sorunlara göz yummayı tercih eden Batılı liderlerin, şimdiye kadar “Erdoğan ile uğraşmak istememesi” neticesinde bu günlere gelmiş bulunuyoruz. Öte yandan sorunların diplomasi yoluyla çözebileceği ön kabulüyle masaya oturan Batının, Erdoğan’ın şimdiye kadar ki üslubu ve ilkesiz siyaseti karşısında pasif ya da naif kaldığı da söylenebilir.

 

Putin’in uçak krizi sonrasında Erdoğan’a karşı izlediği politikanın nasıl sonuç verdiği ortada. Diğer tarafta da verilen sözlerin tutulmaması nedeniyle “Türk yönetiminin kendilerini hayal kırıklığına uğrattığını” ifade etmekle yetinen AB’nin etki yapmaktan uzak yaklaşımı.

 

Dolayısıyla, “Putinvari” bir siyaset izleyen Erdoğan ile Batılı politikacılar arasındaki anlayış farkının, Türkiye’yi demokrasi liginden çıkaran hukuksuzlukların bugüne kadar cezasız kalmasına neden olduğu söylenebilir.

 

Batı’da Yalnızlaşan Erdoğan’a Can Simidi Olmaktan Çekinmeyen Merkel

 

Türkiye’nin son üç yıl içinde Ortadoğu diktatörlüklerinden biri olmaya yönelmesinin neticesi olarak Erdoğan Batı nezdinde “istenmeyen lider” konumuna geldi. Alman Şansölyesi Merkel ise, bu genel tutuma aykırı olarak, Erdoğan’ın yanında görüntü vermekten çekinmemişti. Ülkesinde ve AB genelinde yaşanan sorunları aşmaya odaklanan Merkel, kimi zaman Erdoğan’la işbirliği yapmakta bir sakınca görmüyordu.

 

Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ile hukuk devleti ve basın özgürlüğünün askıya alınması gibi sorunları ikinci plana atan Merkel, Erdoğan’ın mültecilerin Avrupa’ya geçişini engellemeye yönelik vaadine sarılmayı tercih ediyordu.

 

Erdoğan kendi ülkesinde diktatörlüğe koştuğunu gizlemiyordu. Avusturya Türkiye’ye silah ambargosu uyguluyor, birçok AB kuruluşu Türkiye’nin demokrasiden uzaklaştığını ilan ediyordu. Merkel ise diktatörleşen bir rejimin vereceği zararın o ülkeyle sınırlı kalmayacağını öngöremiyor, İstanbul’a gelerek saltanat koltukları önünde Erdoğan’la birlikte poz vermekten çekinmiyordu.

 

Merkel Yanlış Yaptığını “Nazi” Söylemlerinde Anladı

 

Merkel nasıl bir yanlış yaptığını daha sonra anlayacaktı. Erdoğan, referandumda birkaç puan fazla oy alabilmek için, kendisine can simidi uzatan Merkel’e “Nazi” benzetmesinde bulunmaktan çekinmemişti. Ayrıca Erdoğan kendi ülkesinde oluşturduğu siyasi gerginliği Avrupa kıtasına ihraç etmeye kalkmış ve Rotterdam sokaklarını karıştırmıştı.

 

O dönemde Alman ekonomi bürokrasisinin Türkiye’ye yönelik olası bir ekonomik ambargoda Almanya ve AB’nin nasıl etkileneceği ve oluşacak kaybın başka ülkelerle telafi edilebilirliği konusunda çalışmalar yaptığı Alman basınına yansımıştı. Diğer taraftan, Erdoğan’ın ağır hakaretlerine maruz kalan Merkel’in tepkisi muhatabıyla kıyaslanmayacak derecede cılızdı.

 

Alman Vatandaşlarının Tutuklanması Gerekçe Oldu

 

Merkel ilk ciddi tepkisini Alman vatandaşı gazeteci Deniz Yücel’in tutuklanmasına verirken Erdoğan bu yaptırımın arkasında bizzat kendisinin olduğunu açıklamaktan çekinmemişti. Deniz Yücel’i Almanya’ya sığınan Türk generallerle takas etmek üzere rehin tutan Erdoğan, takastaki elini güçlendirmek için Büyükada’da toplantı yapan insan hakları aktivistlerini ve aralarındaki Almanları da tutuklattı.

 

 

Almanya’dan ilk sert yanıt bu olaydan sonra geldi. Kendi vatandaşlarının hukuksuz bir biçimde tutuklanmasına sessiz kalamayacağını belirten Almanya, Türkiye’ye yatırım ve seyahatleri kısıtlamaya yönelik tedbirleri hayata geçirdi, ekonomik yaptırımların da gelebileceğini açıkladı.

 

Almanya Bu Sefer Ciddi Görünüyor

 

Almanya’nın Türkiye’ye ders verme konusunda bu sefer ciddi olduğu açık. İlk günlerde Almanya’ya karşı sert söylemlerde bulunan Erdoğan, Almanya’nın kararlı olduğunu gördükten sonra, “NATO ve AB müzakerelerini hatırlatarak, siyasetle ekonominin birbirine karıştırılmaması” ricasında bulundu. Görünen o ki Merkel ilk defa Erdoğan’ın anladığı dilden konuşmaya ve muhatabının zayıf karnına -ekonomisine–hamle yapmaya başladı.

 

Almanya’nın Sert Tepkisinin Sebebi

 

Erdoğan’a hak ettiği yanıtı vermekte şimdiye kadar hep ağırdan alan Almanya’nın, sadece son dönemde tutuklanan vatandaşları nedeniyle Türkiye’ye bu kadar sert tepki vermesi pek akla yatkın değil. Alman parlamenterlerin Türkiye karşıtı sert söylemlerinin planlı bir harekâtın son basamağı olması daha muhtemel. Erdoğan’ın güvenilir bir müttefik olmadığını tecrübe ederek öğrenen Almanya’nın geçmişte kestiği faturanın, son tutuklamalar bahanesiyle önümüze konduğu aşikâr.

 

Mülteci Akını Durdurulunca Erdoğan’ın Kozu da Elinden Alınmış Oldu

 

Merkel liderliğindeki AB’yi Erdoğan’la işbirliği yapmaya iten sebeplerin başında mülteci sorunu geliyordu. Türkiye’ye karşı yaptırım uygulanmadan önce bu kozun Erdoğan’ın elinden alınması elzem görülmüş.

 

Ege sahillerini Alman güvenlik görevlileriyle korumak ve Trakya’dan Batıya giden yolları tıkamak gibi yöntemlerle mülteci akınını kesmeyi başaran Almanya, Erdoğan’a hak ettiği cevabı vermeye artık hazır olduğunu düşünüyor olabilir.

 

Merkel’in de Seçim Yatırımı Yapıyor Olması Muhtemel

 

Erdoğan’ın “Nazi söylemlerine ve Deniz Yücel başta olmak üzere gazetecilere yönelik keyfi uygulamalarına karşı gereken cevabı veremediği gerekçesiyle eleştirilen Merkel, Almanya’ya hakaret eden Erdoğan’a diz çöktürebilecek yaptırımları uygulamak suretiyle, yaklaşan seçimler öncesinde ülke üçündeki popülaritesini yükseltmeyi amaçlamış olabilir.

 

ABD de Yaptırımlara Onay Vermiş Olabilir

 

Almanya’nın Türkiye’ye yaptırım uygulama konusunda ABD ile mutabakata varmış olması da muhtemel. Güncel olarak IŞİD’in Suriye’den çıkartılmasına ve Irak-Suriye’deki Kürt bölgelerinin geleceğine odaklanmış olan Trump yönetimi için Türkiye öncelikli konular arasında değil.

 

Suriye’deki YPG mevzilerinin havadan bombalanması neticesinde Erdoğan’ın ABD için güvenilir bir müttefik olmadığı ortaya çıkmıştı. Diğer taraftan, Trump’ın serbest bırakılmasını istediği Amerika vatamdaşı Pastör için Erdoğan’ın Reza Zarrab’la takas etme teklifinde bulunduğu kamuoyuna yansıdı. ABD’de kamuoyu nezdinde zor günler yaşayan Trump da, bu takas teklifiyle kendisine karşı rehine siyaseti gütmeye çalışan Erdoğan’ın kulağının çekilmesi amacıyla Alman yaptırımlarına onay vermiş olabilir.

 

Erdoğan’dan Her Türlü Geri Adım Gelebilir

 

Kullandığı en sert ifadeleri dahi ertesi gün yalanlayabilme esnekliğine sahip Erdoğan’ın, krizin eşiğindeki Türk ekonomisinin derinden sarsılması ihtimalinden çekinerek Alman tutukluları serbest bıraktırabileceği de düşünülebilir. Başbakan ve Bakanlar üzerinden sürdürülmeye çalışılan temaslar neticesinde, Almanya’nın kararlı olduğu anlaşılırsa her türlü geri adım gelebilir.

 

Böyle bir durumda, “bağımsız(!) mahkemeler serbest bıraktı” denilerek Erdoğan’ın iç kamuoyuna karşı kızgın söylemlerde bulunması ve tutuklu Almanların ülke dışına çıkmaları sonrasında yeniden yakalama kararı çıkartılması gibi mizansenler sergilenebilir. Ancak Türkiye’ye yönelik yaptırımlar konusunda bir süredir planlama yapmakta olan Almanya’nın böyle bir durumda dahi yaptırımlarını geri çekmemesi de ihtimal dâhilindedir.

 

Mülteci Kozunun Yerine S-400 Füzeleri

 

Erdoğan’ın, AİHM gibi Batılı organların yaptırımlarından kurtulmak ve demokrasi ligi dışına çıkartacağı ülkeyi istediği gibi yönetmek amacıyla, AB ile ilişkileri tamamen sonlandırmayı düşündüğü biliniyor. Batı ile Rusya arasında denge siyaseti izleyen Erdoğan, işine gelmeyen her durumda olduğu gibi, Almanya yaptırımları karşısında da aynı kozuna davranmış görünüyor.

 

 

Rus kanadı tarafından doğrulanmamış olsa da, “S-400 füzelerinin alınması konusunda Rus tarafı ile karşılıklı imzaların atıldığını” açıklayan Erdoğan, “Türkiye’yi Rusya’ya yanaştırabileceği” kartını öne sürdü.

 

İyi Polis AB, Kötü Polis Almanya

 

Yaptırımlar neticesinde Erdoğan’ın Türkiye’yi tamamen Rusya’ya yanaştırmasına izin vermek istemeyen Almanya, AB’den bağımsız bir görünüm sergilemeyi tercih edebilir. Türkiye’ye karşı yaptırımlarda kötü polis rolüne bürünmüş görünen Almanya, AB’nin de iyi polis rolünde kalmasını sağlayarak Türkiye’nin mevcut bağlarını tamamen kopartmasının önüne geçmeyi amaçlamış olabilir.

 

Böyle bir strateji ile Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırımlara hazır olmayan küçük AB ülkelerinin tepkisi de engellenmiş olacaktır. Diğer yandan, oldukça hantal bir yapıya sahip olan AB’den bağımsız hareket edecek Almanya’nın kısa vadede etkili adımlar atması mümkün olabilir.

 

Yaptırımların Muhtemel Sonuçları

 

İlerleyen günlerde Almanya’nın ekonomik yaptırımlara başlayacağı öngörülebilir. Bu noktada Türkiye’ye verilen kredilerin ve yardım fonların ın kesilmesi ilk adım olabilir. Devamında da Türkiye’den mal alımının zorlaştırılması hatta durdurulması gündeme gelebilir.

 

Bir sonraki aşamada Türkiye’de faaliyet yürüten Alman firmaların belirli bir takvim dâhilinde faaliyetlerini ülke dışına taşımaları akla gelmektedir ki bu hamle sektörlere özgü durumlara bağlı farklılaşmalar gösterecektir.

 

Ancak şu kesin ki, mevcut durumda can çekişmekte olan Türk ekonomisi, en büyük ticari ortaklarından biri olan Almanya’nın yaptırımlarına dayanamayarak çökme riskiyle karşı karşıyadır.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha