• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye'yi oyun dışına itme kararı ve Türkiye'nin mızıkçılığı

NADİR ULUS

NADİR ULUS

27 Kasım 2016 Pazar 15:35
0 0

NADİR ULUS | HABERDAR

 

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye ile üyelik müzakerelerinin geçici olarak dondurulmasını tavsiye eden kararı gündeme bomba gibi düştü. AP’nin kararı ve bu karara Erdoğan ve hükümetin gösterdiği tepki ne anlama geliyor?

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümeti, kendilerinin eleştirilebileceği her olayda öncelikle olayı gizlemeye, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise, algı yönetimi ile olayı olduğundan farklı göstermeye çalışmakta. AP kararının kamuoyundan saklanması mümkün olmadığından derhal algı yönetimine başlandı.

 

Son dönemde artık alıştığımız üzere, Erdoğan ve hükümetten, soğukkanlı ve diplomatik değil, öfkeli ve kahvehane düzeyinde tepkiler geldi. Adeta, çocukça "acımadı ki" deyip, acıyı hissettirmemek için yüksek sesle yapılan açıklamalar bunlar. Üslubu başlı başına sorun olan bu açıklamalarda özetle, AP kararının önemli olmadığını, zaten bağlayıcılığı bulunmadığını, bizim için bir anlam ifade etmediğini söylediler. Bunlara bir de Erdoğan’ın mülteci şantajını eklemek lazım. Eğer bu karar söylendiği gibi önemsizse, neden böylesine öfkeli tepkiler verilir, neden kamuoyunun gözü önünde şantaja dahi girilir; orası zaten başlı başına bir çelişki.

 

AP kararını önemsizleştirme korosuna köşe yazarları, uzmanlar vs de katıldı süratle. Bir kısmı yaranma telaşıyla, bir kısmı da korkudan hükümetin tepkisini desteklemeyi görev bildiler. Hatta bu zevat sadece AP kararını değersizleştirme değil, AB’nin de önemli olmadığını falan yazıp çizdiler. Buradaki çelişki de, bu şekilde yazan ve konuşanların büyük kısmının hayatını Batı düşüncesine adayan, Batı’yı her daim övmüş, tatillerinin çoğunu Avrupa’da geçiren insanlar olması.

 

Erdoğan ve AKP hükümeti, bu tepkilerinin Avrupa’da olumlu karşılanmayacağını, kendilerine karşı duyulan rahatsızlığı daha da artıracağını biliyorlar. Ama burada zaten hedef kitle Avrupa değil. Avrupa’yı ikna etmenin tek yolu tekrar demokrasiye dönüş olacaktır. O da Erdoğan’ın en son istediği şey. Dolayısıyla, Erdoğan ve hükümetin bu söylemlerinin hepsi iç kamuoyuna yönelik. Amaç, “Erdoğan ve hükümetin zinhar bir kusuru olmadığını, Türkiye düşmanı dış mihrak Batı’nın yine işbaşında olduğunu” düşündürtmek millete.

 

Gelelim AP kararının önemine. Bu karar, Erdoğan ve hükümetin iddia ettiğinin aksine hiç de önemsiz değil. Bu karar öncelikle, Erdoğan ve AKP hükümetinin Türkiye’yi demokrasiden ne kadar uzaklaştırdığını açık bir şekilde ortaya koyuyor. AP’nin, AB ile müzakereleri süren bir ülkeye ilişkin böyle bir karar alması son derece olağandışı. Bu gerçek, durumun vahametini ortaya koyuyor. 

 

Kararın 37’ye karşı 479 oyla alınması, Avrupa’da Türk hükümetine nasıl bakıldığını gösteriyor. AP’de geleneksel olarak Türkiye’ye destek veren siyasi gruplar bile bu karara destek verdi. Çünkü Erdoğan’ın otoriter uygulamaları, özellikle darbe girişimi sonrasında yapılan uygulamalar nedeniyle bu grupların desteğini de artık kaybettik maalesef.

 

AP kararı önemli, çünkü buna oy veren milletvekilleri kendi ülkelerindeki kamuoyunda da etkili insanlar. AB Konseyi, üye ülkelerin ikili ilişkiler kaygıları nedeniyle, AP’nin tavsiye kararına büyük olasılıkla uymayacak ve müzakereleri askıya almayacaktır. Ama AP kararı sonrasında bu yöndeki baskı sürekli artacak, bu da Türkiye’yi olumsuz etkileyecektir.

 

AP kararının ekonomi çevreleri ve yatırımcılar üzerinde de olumsuz etkisi olacaktır. Nitekim karar sonrasında dövizin fırlaması ve borsanın düşmesi bunun bir göstergesi. Bunun faturası tabi ki yine millete çıkmakta. 

 

Şimdi koro halinde AP kararının bağlayıcı olmadığı seslendiriliyor. Peki, AP eğer Erdoğan ve hükümetin memnun olacağı bir karar alsaydı, AP kararlarının bağlayıcılığı bulunmadığı hiç dile getirilecek miydi? Böylesi bir karar, Erdoğan ve AKP tarafından abartılarak sunulmayacak mıydı kamuoyuna? 

 

Bir soru daha. Her fırsatta milletin egemenliğinden, milli iradeden dem vuran, Meclis’i kutsayanlar, neden AP’ye hiç saygı duymaz? AP milletvekilleri de (her beş yılda bir yapılan) seçimlerle, Avrupa halkının oyuyla seçilmekte ve Avrupalıların iradesini temsil etmekte. 

 

Bir soru daha soralım? AB’ye üyelik için müzakerelere başlanması AKP hükümeti zamanında olmadı mı? O zaman bu büyük bir başarı olarak gündüz vakti havai fişeklerle kutlanmadı mı? AKP ve en başta Erdoğan bunu yıllarca övünerek anlatmadı mı? Şimdi ne değişti? Değişen AB değil, Türkiye’dir. AB’ye üyeliğin yazılı kuralları vardır (Kopenhag Kriterleri). Bu kuralların en önemlisi, üye olmak isteyen ülkede demokrasinin olmasıdır. AKP hükümeti bu kuralları kabul etti ve bunlara uyacağına söz verdi; bunların altına imzasını attı. AB’nin kuralları değişmiş değil. Değişen AKP hükümetinin politikaları oldu. 2011 yılından sonra demokrasi yolundan otoriterliğe sapıldı. Sonuçta oyunun kuralları belli. Siz bu kurallara uymazsanız, bu işe dur demek AB’nin hakkıdır.

 

NADİR ULUS | HABERDAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha