• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

DNA'yı sabit disk gibi kullanabilen ilk kapalı devre sistem oluşturuldu

DNA'yı sabit disk gibi kullanabilen ilk kapalı devre sistem oluşturuldu
0 0

Bilim insanları yapay DNA içerisine bilgi kaydedip daha sonra bu bilgiyi bulabilen tam otomatik sistemi oluşturmayı başardı.

25 Mart 2019 Pazartesi 20:50

Nature Scientific Reports dergisinde yayınlanan çalışma Microsoft ve Washington Üniversitesi araştırmacıları tarafından ortaklaşa geliştirilen sistemin teknik detaylarını tarif ediyor. Sistem DNA molekülünün bir sabit disk (hafıza diski/hard disk) gibi bilgisayarlarda kullanılabilmesini sağlayacak.

 

Sistemi geliştiren ekip yapılan test ile 'Hello' (Merhaba) kelimesini başarıyla yapay DNA'ya işledi ve aynı şekilde işlenen bu bilgi dijital olarak komutla geri getirildi. Bu test, dijital bitlerin moleküler veriye moleküler verilerin de yeniden dijital bitlere hiçbir insanın kimya tüplerine eli değmeden kapalı bir sistem içerisinde dönüştürülebildiği anlamına geliyor.

 

Bu sistemi katı ve sıvıların aynı anda kullanıldığı işlemcilere dönüştürmek isteyen Microsoft uzmanları gelecekte bu teknoloji ile çok büyük miktarda verinin son derece küçük alanlarda depolanabileceğini belirtiyorlar.

 

Yeni nesil veri depolama merkezleri

 

Dijital bitlerdeki 0 ve 1'ler DNA'nın TCGA harfleri olarak depolanabildiğinde günümüzdeki büyük veri depolama merkezleri ve maliyetleri de önemli şekilde değişecek. Örneğin Google'ın dünyada birkaç farklı ülkede devasa veri depolama merkezleri bulunuyor çünkü dijital olan her şey eninde sonunda bir yerde fiziksel şekilde bulunmak zorunda.

 

1 milyar Gmail hesabı ve 6 milyar saatlik Youtube videosu göze önüne alındığında sadece bu verilerin orijnallerini saklamak değil aynı zamanda yedeklerini de almak son derece önemli. Fakat bunun alan, enerji ve materyal bedeli Google, IBM, Apple ve Facebook gibi firmalar için bütçedeki en büyük payı belirliyor.

 

Örneğin IBM‘in 27 veri merkezi bulunuyor ancak firma milyarlarca dolar harcayarak inşa edeceği yeni veri merkezleriyle tesis sayısını 40’a çıkarmayı planlıyor. Eğer verilerin DNA sistemleri içerisinde hızlı kaydedilip hızlı erişimi mümkün olursa yakında bu veri merkezleri on binlerce metrekarelik alanlar yerine tek bir odada çok daha düşük maliyetlerle kurulabilir ve bu şekilde yeni firmalar bu alanda rekabete girerek işletmelere ve tüketicilere daha uygun fiyatlarla bulut hizmeti sunabilir.

 

KAYNAK: EURONEWS TÜRKÇE - SERTAÇ AKTAN

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha