• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Denizler için kabus senaryosu: ‘Balıklardaki hastalık müsilajı aratacak’

Denizler için kabus senaryosu: ‘Balıklardaki hastalık müsilajı aratacak’
0 0

Hidrobiyolog Levent Artüz, Marmara’daki müsilajın denizde neredeyse canlı bırakmadığının altını çizerek, ”Balıklardaki hastalık müsilajı aratacak. İlerleyen zamanlarda balıklardaki hastalığı aratacak başka bir olgu meydana gelecek” dedi.

27 Eylül 2021 Pazartesi 13:05

Marmara Denizi’nde dip yapısının yüzeye vurmasıyla ortaya çıkan müsilaj sorunu aylardır gündemde.

 

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum 14 Temmuz’da Marmara’daki müsilajın bittiğini söyleyerek “İlk 20 metrede artık müsilaja rastlanmıyor. Yüzme suyu alanlarında herhangi olumsuz bir sorunla karşılaşılmadı. Vatandaşlarımız rahatlıkla denize girebilirler, balık yiyebilirler” demişti. Hatta bakan, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile beraber kameralar önünde Marmara Denizi’nden yakalanmış sardalya yemişti.

 

Ancak yüzeyden temizlenen müsilajın etkisi denizlerde devam ediyor.

 

Marmara Çevresel İzleme Projesi (MAREM) kapsamında Marmara Denizi genelinde toplam 200 istasyon ve 450 farklı noktada araştırma yapıldı.

 

Projenin yürütücüsü olan Artüz, birartıbir sitesinden Anıl Olcan ve Siren İdemen’e son durumu şöyle özetledi:

 

-Filtre kahve yapanlar bilir, ‘french press’ diye bir alet vardır. French press’e yukardan bastırdığınızda kahve partikülleri aşağıda birikir, kahve yukarıda kalır. Müsilaj Marmara Denizi’nde tıpkı french press gibi çalışıyor, deniz dibine çökerken ortamdaki irili ufaklı partikülleri içine hapsediyor. Denizde bulanıklığa sebep olan askıdaki katı madde ve planktonlar gibi unsurları ortadan kaldırarak dibe çöküyor. Marmara’da yaşanan tamamen buydu, yani bu geçici bir pırıl pırıllık.

 

-Müsilaj dibe çöktüğünde deniz tabanını örtüyor. Balıkların ve diğer canlıların solunumunu engelliyor. Yaptığımız çalışmalarda ciddi miktarda yengeç ölümüne rastladık.

 

‘Canlı ölümlerinin temel nedeni Ergene’

 

-Canlı ölümlerinin temel nedeni Ergene derin deniz deşarjı. Aklınızın almayacağı kadar kirletici unsur Marmara Denizi’ne veriliyor. Nelere yol açacağı bilindiğinden, 2020 kasım-aralık aylarında gizli saklı devreye sokuldu.

 

-Bakırın analizi yapılamadı. Dört kere sulandırdık, ama cihazlarımız algılayamadı. Sudaki bakır öyle fazla ki cihazlarımızın ölçebileceği düzeyin üzerinde. MAREM olarak 40’a yakın ağır metal üzerine çalışmalar yapıyoruz. Bakır ve tüm ağır metallerle ilgili ulaştığımız sonuçları 10-15 gün sonra açıklayacağız.

 

Palamut, lüfer, istavrit…

 

-Palamut ve lüfer Karadeniz’den gelip Akdeniz’e göç ediyor. Göç zamanında istavrit yiyerek besleniyorlar. Orkinos veya kılıç balığı gibi daha büyük balıklar da palamutu veya lüferi yiyor. Enfekte olmuş istavriti yiyen palamut onu yiyen orkinosu da hastalandırma riskini taşıyor. Dolayısıyla hastalığın Ege ve Akdeniz’e yayılma riski var.

 

-Araştırmacı arkadaşlarımız “Hocam balıkların cinsiyetini tayin edemiyoruz” dedi. Durumu anlayamadım, yanlarına gittim. İstavriti açtık ve deforme olmuş üreme organlarını ve karaciğer dokusunu gördük. Sahiden de balığın cinsiyeti tayin edilemiyordu. Balıkların karaciğerleri de çok kötüydü. 200 istavriti inceledik, hepsi bu durumdaydı. Bu durum çok tehlikeli. Çünkü vibrio insanlarda ve hayvanlarda sindirim sistemini etkileyen ve ishal gibi hastalıklara neden olan bir bakteri türü.

 

-Su öylesine kirlendi ki kılıç ve orkinos gibi atletik balıklar, tıpkı bir atlet gibi daha fazla oksijene ihtiyaç duyduklarından Marmara’ya giremiyor. Kontrol edemeyeceğimiz, odağında Marmara olan Akdeniz, Karadeniz ve Ege’yi etkileyebilecek bir balık pandemisi söz konusu.

 

-Eski Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu “Ergene’de her şeyi hallettik, suyun rengini ve tuzluluğu halledemedik” diyordu. Tuz bildiğimiz sofra tuzu değil, arsenik siyanür tuzları. Bu yüzden Marmara’daki balık ölümleri şaşırtıcı değil. Kumburgaz’da ciddi miktarda yengeç ölümü oldu.

 

‘Balıklardaki hastalık müsilajı aratacak’

 

-Oksijen azlığından dolayı kirleticiler okside olup zararsız hale gelemiyor. Kısa vadede bunların çok ciddi sonuçları olacak. Her bir felaket diğerini aratacak. Balıklardaki hastalık müsilajı aratacak. İlerleyen zamanlarda balıklardaki hastalığı aratacak başka bir olgu meydana gelecek.

 

-Kolyenin incileri etrafa dağıldı. İnciler bazen birbirine vurup diğerini hareket ettiriyor. Yani iş çığırından çıktı. Evinizin salonu temiz görünse bile ortamda çok farklı bakteriler ve patojenler mevcuttur. Yiyecek bir şey bulamayacakları için bu bakteriler de kırılacak. Çürümeye uğrayacaklar. Bu da başka bir felakete kapı açacak. Bu zincirleme bir etki.

 

-Çanakkale Boğazı’nın Marmara’yla kavuştuğu noktadaki istasyonumuz biyoçeşitlilik bakımından en zengin istasyon. Daha doğrusu geçen seneye kadar öyleydi. Bu istasyonda 250 civarı farklı cins ve türe rastlarken bu sene yaptığımız çalışmada 15-20 türe rastladık. Mevcut türleri de kaybetmişiz.

 

‘Karadeniz’i kaybetmenin eşiğine geldik’

 

-Karadeniz’de ciddi anlamda tür kayıpları oldu. Karadeniz’de de geçmişte Mnemiopsis leidyi gibi istilacı türler görüldü. Yine geçmişte deniz salyangozları istiridye ve midye istihsal alanlarını yok etti. Karadeniz zaten Marmara’daki süreci yavaş yavaş yaşıyordu. Marmara’yı 32 senede nasıl kaybettiysek Karadeniz’i belirli bir süre sonra kaybedecektik. Ama yaptıklarımızla bu süreyi çok ama çok kısalttık, Ergene deniz deşarjının da katkısı ile Karadeniz’i çok kısa bir sürede kaybetmenin eşiğine geldik. Çok kısa bir zamanda Karadeniz’de radikal değişimleri görmeye başlayacağımızı tahmin ediyorum. Umarım yanılırım.

 

‘Göstermelik temizleme işlemi yapıldı’

 

-Yüzeyden temizlemenin faydası yok. Müsilajın mekanizması halk ve bilim insanları tarafından iyi bilinmiyor. Hiçbir temizleme yapılmasa da aynı sonuca varılırdı. Ama bu sefer de “Hiçbir şey yapılmıyor” diye insanlar galeyana gelecekti. Bu bağlamda göstermelik bir temizleme işlemi yapıldı tamam, ama yanlış olan bu temizliğin çözüm olarak sunulmasıydı. Bir hokus pokus yapsak ve müsilaj tamamen ortadan kalksa ne değişecek? Aynı şeyleri tekrar oluşturma potansiyeli olan bir su kütlesi var elimizde. Müsilaj eninde sonunda bakteriyolojik olarak parçalanıp, yok olacak. Ancak tüm yaşananlara rağmen bu sürede sorunun nedenini çözmekle ilgili hiçbir girişimde bulunulmadı.

 

-Ciddi bir felakete doğru gidiyoruz. Görünen sadece bu. Doğa şiirlerde, şarkılarda göründüğü gibi değil, acımasız bir ortam. Müsilaj oluştu ve ardından bakteriler çıktı. Bakteriler kalacak ve onlara karşı başka bir şey çıkacak. Sönümler de olacaktır. Çok ciddi bir felaketten geçtik, tür çeşitliliği dibe vurdu. Hep yokuş aşağı. Bir davranış değişliği yapmamız lâzım. Yanlış bile olsa yeni bir şey yapmamız lâzım. Onu dahi yapmıyoruz. Aynı yanlışta ısrar ediyoruz. Bunun sonu belli. Felaket.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha