• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Marmara Denizi’nde kirlilik uyarısı: Sağlığı tehdit ediyor, suların yüzde 70’i arıtılmıyor

Marmara Denizi’nde kirlilik uyarısı: Sağlığı tehdit ediyor, suların yüzde 70’i arıtılmıyor
0 0

Marmara Denizi’ndeki kirlilik seviyesi uzmanlara göre gün geçtikçe artıyor. Söz konusu kirliliğin önüne geçebilmek için, uzmanlar fabrika ve gemi atıklarının denetlenerek, arıtma tesislerinin daha etkin şekilde kullanılması gerektiğini belirtti.

13 Ocak 2020 Pazartesi 11:54

İstanbul’un Anadolu yakasında, Caddebostan’dan Maltepe’ye kadar uzanan sahil şeridini 25 Aralık’ta şiddetli lodosla birlikte kırmızı yosunlar sarmış, İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meriç Albay olayın ‘Marmara’nın su kalitesinin, su sağlığı bakımından iyi olmadığını gösterdiğini’ söylemişti.

 

Albay ve İstanbul Çevre Mühendisleri Odası üyesi Sedat Durel, Marmara Denizi’ndeki genel kirliğe dikkat çekerek, arıtma tesislerinin daha etkin kullanılması ve denetimlerin arttırılması gerektiğini ifade etti.

 

‘Çok kötü kullanmışız’

 

Albay, Marmara Denizi’nin etrafında 23-24 milyon insanın yaşadığı çok büyük bir havza olduğunu ifade ederek bu denizin sorumsuzca kirletildiğini söyledi: “Türkiye nüfusunun neredeyse yüzde 30’u bu havzada yaşıyor. Buradaki büyükşehirlerin hepsi Marmara Denizi’ni etkiliyor. Marmara Denizi’ni çok uzun zamanda çok kötü kullanmışız. Fabrikalar atıklarını denize vermişler, evsel atıklar, gemi trafiğini de katmak lazım.

 

Yıllarca kirletmişiz ve bu etki maalesef hala devam ediyor. Marmara Denizi su kalitesi bakımından çok iyi değil. Özellikle İzmit Körfezi’ne doğru, özellikle Değirmendere’den itibaren su kalitesi göreceli olarak geçmiş yıllara oranla daha düzeldi ama hala kötü.”

 

’15-20 yılda Marmara Denizi pırıl pırıl olabilir’

 

İstanbul’daki toplam 88 atık su arıtma tesisinde günde 5 milyon 815 bin 910 metreküp su arıtması yapılıyor. Fakat Albay, söz konusu tesislerin tam kapasiteyle çalışmadığını belirterek, denetimlerin arttırılması gerektiğini vurguladı: “Eğer biz arıtma tesislerini etkin çalıştırırsak, gemiler etkin denetlenirse, fabrikalar atıklarını artık atmamaya başlarlarsa zaman içerisinde deniz mutlaka kendini yenileyecektir. 15-20 yılda Marmara Denizi gerçekten pırıl pırıl olabilir, bunun olmaması için bir neden yok.”

 

Albay, fabrika ve gemi atıklarıyla oluşan kirliliğin deniz canlılarını da etkilediğini belirterek özellikle midyelerde ‘ağır metal birikmesi’ olduğunu ve kontrolsüz şekilde toplanıp piyasaya sürülmeleriyle halk için sağlık tehdidi oluşturabileceğini ifade etti.

 

‘Tüm arıtma tesisleri ileri biyolojik arıtma tesisi olmalı’

 

İstanbul Çevre Mühendisleri Odası üyesi Sedat Durel de arıtma tesislerinin önemini vurgulayarak, İstanbul’daki suların ortalama yüzde 70’inin hiç arıtma işleminden geçmediğini belirtti.

 

Durel, halihazırda kurulu tesislerin yetersiz olduğunu ve bunların ‘ileri biyolojik arıtma tesisi’ haline getirilmesi gerektiğini söyledi: “İstanbul’daki tüm arıtma tesislerinin, ileri biyolojik arıtma tesisi haline getirilmesi gerekiyor. Bu çok önemli olan bir şey. Sadece bir tane ileri biyolojik arıtma tesisi kurarak böyle bir şeyle başa çıkmazsınız 16 milyonluk bir şehirde. Kadıköy’deki, Baltalimanı’ndaki, Yenikapı’daki tesislerin tamamının süzme değil bir arıtma tesisi olarak hayata geçmesi gerekiyor.”

 

Türkiye’de en fazla nüfus yoğunluğu 24 milyon 465 bin 194 nüfus ile Marmara Bölgesinde. 24 milyonluk nüfusun 16 milyonu ise İstanbul’da yaşıyor. Bu yoğun nüfusun atıklarının çok büyük bir bölümü Marmara Denizi’ne akıyor.

 

İstanbul Boğazı’nda her gün 150 uğraksız gemi, 23 tehlikeli yük taşıyan gemi geçişi ve yaklaşık 2 milyon insanın taşındığı 2 bin 500 adet bölgesel deniz trafik hareketi yaşanıyor. Bu taşıtların bazıları organik atıklarını Marmara Denizi’ne bırakıyor.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha