• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Prof. Dr. Haluk Gerçek: Kanal İstanbul eşi benzeri olmayan bir emlak ve felaket projesidir

Prof. Dr. Haluk Gerçek: Kanal İstanbul eşi benzeri olmayan bir emlak ve felaket projesidir
0 0

Alanında uzmanlaşmış bilim insanlarının hazırladığı raporlarda, yaptıkları değerlendirmelerde Kanal İstanbul’un büyük bir felakete yol açacağı söyleniyor.

29 Aralık 2019 Pazar 13:44

Projenin ayrıca ekolojiyi tahrip edeceği, su canlılarının bir kısmını yok edeceği ve uluslararası sözleşmeler konusunda ihtilaflar yaratacağı belirtiliyor.

 

Yine raporlara göre, Karadeniz ve Marmara Denizi’nde öngörülemez sonuçlar yaratacağı söylenen Kanal İstanbul projesi, sızıntı yaşanması hâlinde içme sularını tuzlayarak içilemez hâle getirecek.

 

Doğal Hayatı Korumu Vakfı’nın (WWF-Türkiye) Ya Kanal Ya İstanbul başlıklı raporunda imzası bulunan biliminsanlarından Prof. Dr. Haluk Gerçek’e göre 2007 yılından beri İstanbul Boğazı’ndaki gemi trafiği de kaza sayısı da istikrarlı bir biçimde azalıyor.

 

Gazete Duvar’dan İrfan Aktan’ın sorularını yanıtlayan Gerçek’e göre iddia edildiği gibi Kanal İstanbul, Boğaz trafiğini rahatlatmaya veya gemi kazalarını önlemeye değil, inşaat sektörünü canlandırmaya, İstanbul’un doğal alanlarını imara açmaya dönük, eşi benzeri olmayan bir emlak ve felaket projesi...

 

“Tek kişinin kapsamlı bir biçimde bu projeyi değerlendirmesi mümkün değil” diyen Gerçek, “Kanal İstanbul’un yaratacağı olumsuzlukların her biri ayrı ayrı uzmanlık alanları ve bu alanlar bilim insanları tarafından değerlendiriliyor. Bütün bu çalışmalara, etkilerine bakıldığında, Kanal İstanbul’un kesinlikle düşünülmemesi gereken bir proje olduğu açık” görüşünü dile getiriyor.

 

İstanbul Boğazı’nda gemi geçişi açısından 2005 yılından itibaren tek yönlü trafik söz konusu olduğuna dikkat çeken Gerçek, sözlerine şöyle devam ediyor:

 

“O tarihten beridir seyir güvenliği için günün 12 saati Kuzey yönünde, 12 saati de Güney yönünde gemi geçişi uygulanıyor. Dolayısıyla eskiye nazaran daha güvenli bir geçiş sistemi söz konusu. Ayrıca Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün 2006-2018 yılları arasında, Boğaz’dan geçen gemi trafiğiyle ilgili istatistikleri aslında çok ilginç. 2007 yılında 56 bin 606 olan yıllık gemi trafiği, bugüne doğru geldikçe, istikrarlı bir biçimde azalıyor. Mesela 2018 yılında bu sayı 44 bin düzeyine kadar inmiş. Yani bir yandan geçiş sisteminde emniyet artıyor, diğer yandan gemi trafiğinde zaten bir azalma söz konusu. Bu azalmanın birkaç nedeni var. Bir kere gemi boyutları büyüdüğü için kapasitesi yüksek olan az sayıda gemiyle daha fazla yük taşınabiliyor. İkincisi, özellikle petrol ve doğalgaz geçişleri konusunda alternatif boru hatları oluşturuldu. Ayrıca Rusya, Karadeniz havzasındaki limanlar üzerinden yaptığı taşımacılığın bir kısmını Baltık limanlarına kaydırdı. Bütün bunlar İstanbul Boğazı’ndaki trafiği azaltan nedenler.”

 

Gerçek, “Kanal İstanbul’un ÇED raporunda Boğaz trafiğine ve kazalara ilişkin nasıl bir değerlendirme yapılıyor?” sorusuna ise şöyle cevap veriyor:

 

“ÇED raporunda, 2071 yılında Boğaz’dan geçecek gemi sayısının yıllık 86 bin düzeyine ulaşacağı öngörülmüş. Fakat hem Boğaz’dan geçen gemi sayısı hem de kaza oranları azalırken, hangi senaryoya göre şu anda 44-45 bin civarında olan gemi trafiğinin 2071 yılında 86 bine ulaşacağını öngördüklerini bilmiyoruz. Biz bununla ilgili rapora erişmeye çalıştık ama ne yazık ki Ulaştırma Bakanlığı bunu bizimle paylaşmadı.”

 

ÇED raporunda bu öngörüye dair somut bir dayanak ortaya konmadığının altını çizen Gerçek, şunları kaydediyor:

 

“Kanal İstanbul Projesi Ön Yapılabilirlik Raporu”na atıfta bulunuluyor sadece. Bu rapor da 2018 tarihinde Yüksel Proje tarafından tamamlanmış bir çalışma. Dediğim gibi, bu raporu Ulaştırma Bakanlığı’ndan istedik ama paylaşmadılar. Bu raporu incelemek istememizin nedeni, azalan bir gemi trafiğinin, hangi senaryo ve varsayımlara dayanılarak 86 bine ulaşacağının öngörüldüğünü görmekti. Oysa gelecekte başkaca boru hatlarının da gündeme gelmesi söz konusu. Ticaretin Karadeniz üzerinden değil başka limanlara kayması da başka bir ihtimal. Yani gemi trafiğinin artması değil, daha da azalmasına ilişkin emareler yüksekken, neye dayanılarak tersi bir senaryo kurulduğunu bilemiyoruz.”

 

Gerçek, Kanal İstanbul projesinin gerçekleştirilmesinin İstanbul trafiği üzerindeki tesirinin ne olacağını açıklarken, “Şu anda boş olan bu doğal alanlarda yapılacak yeni yerleşimlere 1.1 milyon insan ve 300 bin kişilik istihdam geldiği zaman İstanbul trafiği yeni bir yükle karşı karşıya kalacak. Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı çalışmada bu nüfusun 2040 yılında, ilave olarak günde 3.3 milyon yolcu yaratacağı öngörülüyor. Bu da aşağı yukarı İstanbul’da şu andaki gündelik yolcuların yüzde 10’una tekabül ediyor” diyor.

 


Söyleşinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha