• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

"Obama, Erdoğan'ı demokrat ve dürüst sandı"

0 0

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ağır bir dille eleştiren Hudson Institute'in başkanı ve CEO'su Kenneth R. Weinstein, bir sonraki ABD yönetiminin Erdoğan'a farklı davranacağını savundu

13 Ocak 2016 Çarşamba 06:37

İLHAN TANIR/ HABERDAR (RÖPORTAJ) 

 

Başkent Washington'ın önde gelen düşünce kuruluşlarından Hudson Institute'in başkanı ve CEO'su Kenneth R. Weinstein Haberdar'a konuştu. 


Institute'nün Washington'daki merkezinde Obama'nın Erdoğan ile ilişkisinden, Türkiye'deki gelişmelere, Weinstein oldukça kötümser açıklamalarda bulundu, Erdoğan için ağır eleştiriler getirdi.


Muhafazakar ve Cumhuriyetçi Partiye yakınlığıyla bilinen bu etkili düşünce kuruluşunun başkanı Weinstein, Türkiye için belki de çok geç kalındığını, Türkiye'nin seküler anayasal düzeninin ciddi bir tehlikede olduğunu kaydetti, bunda Obama'nın Erdoğan'ı 'yanlış anlamasının' büyük etkisi olduğunu söyledi.


 

Obama yönetiminin Erdoğan ile ilişkileri geçtiğimiz 7 yılda nasıl yönettiğini düşünüyorsunuz?

Türkiye’ye hayran ve onun dostu olan, Türkiye’ye sürekli gidip-gelen biri olarak açık konuşmam gerekirse, ABD yönetimi Erdoğan ile ilişkileri çok kötü bir şekilde yürüttü. Bu yönetim Erdoğan’ı demokrat bir lider olarak, dürüst bir ortak olarak görerek büyük bir hata yaptı. Bu yaklaşıma göre Erdoğan’ın ılımlı bir İslam vizyonu vardı ve bu vizyon ortadoğuya, Sünni radikalizmİNe karşı daha cazip gelecekti. NATO ittifağı içinde de kendisine kilit bir ortak olarak güvenilen bir ortak olacaktı.

 

ZAMAN ERDOĞAN'IN OTORİTERLİĞİNE ÇIKARDI

 

Zaman geçtikçe, yıllar arkada kaldıkça, Erdoğan’ın daha az demokratik ve daha çok otoriter duruşu ortaya ortaya çıktı. Hukukun üstünlüğüne, özgür medyaya, gazetecilerin ve azınlıkların haklarına daha az saygı duyan bir Erdoğan gördük.

 

ERDOĞAN’IN EL KAİDE-EL NUSRA’YI FONLAMASI WASHİNGTON’DA ENDİŞE KAYNAĞI

 

Erdoğan’ın bazı radikal İslam grupları ile arasında rahatsız edici bağlar da görüldü. Mısır’daki Müslüman Kardeşleri kastetmiyorum aslında burada ama bu da bir parçası idi -ki Başkan Obama da Müslüman Kardeşleri yanlış anladı ve angaje olabileceğini, ortadoğuyu ve Sunni dünyayı transforme edebileceğini sandı. Erdoğan’ın El Nusra (El Kaide) fonlaması Washington’da derin bir endişe nedeni uzun zamandır ve halen bu böyle.

 

ERDOĞAN HAKKINDAKİ ENDİŞELER, ENDİŞELER, ENDİŞELER 

 

ABD’nin Türkiye ile ilişkisi de başarısızdı ama ilginç bir şekilde Türkiye’nin Rusya ile tansiyonu ortaya çıktı. Erdoğan, Putin ile bir zamanlar çok yakın ve hatta ona rol modeli olarak bakıyordu. Bir anda Erdoğan’ın politika değişimleri ortaya çıktı ki bu da İsrail ile anlaşmaya ihtiyaç duymasının nedenlerinden biri oldu. Bölge siyaseti açısından bakıldığında da bu yararlı bir yaklaşım. Tabi İsrail ve Türkiye’nin ilişkilerinin daha sağlıklı hale geliyor olması hiçbir şekilde Erdoğan’ın bölgeye ve kendi halkına karşı meydana getirdiği diğer sorunları azaltmıyor. Türk anayasacılığı, cumhurbaşkanın rolü, yolsuzlukların ekonomik büyümeyi engelleyen bir sorun olması, ve bu durumun ekonominin yavaşlamasıyla daha da öne çıkması… kendisinin radikal ve şiddeti seçen gruplarla bağları gibi konularda endişeler devam ediyor.  

 

Obama-Erdoğan, iki mağlup lider

Obama göreve geldiğinde dünyayı kendi sözleri ile değiştirebileceğini düşünmüştü. Bugün bakıldığında hemen her alanda, isterseniz Ortadoğu, Avrupa ile ilişkiler veya Asya olsun, ABD’nin ilişkilerinin bugün daha kötü olduğunu görürsünüz. Aynı şekilde Erdoğan da Orta Asya ve Ortadoğuyu değiştirebileceğini ve bir çeşit Osmanlıyı geri getirerek Türkiye’nin saygınlığını tamir edeceğini düşündü, bu sözleri ile göreve geldi. Şimdi baktığımızda Erdoğan’ın sadece bu sözlerini ve vizyonunu yerine getirememekle kalmadığını, birçok açıdan söz verdiğinin tam tersi kötüleşmeler yaşandığını görüyoruz.

 

Rusya ile Tansiyon Erdoğan’ın rolünü iyileştirdi mi Batı’da?

Rusya ile tansiyon, Erdoğan’ın NATO içindeki rolüne vurguluyor. Aynı zamanda bu jet düşümü Putin’e herşeyi istediği gibi yapamayacağı yolunda da bir uyarı yapmış oldu. Kimsenin Washington’da Erdoğan’a nasıl davranması gerektiğini söyleyebileceğini sanmıyorum. Erdoğan bu açıdan bir ‘Wild card’ ve ABD yönetimi gibi güç kullanacağını söylemekten bile çekinen bir dönemde bu ‘wild card’ın bazı yararları olmadığını da söylemek güç.

 

Erdoğan’ın Putin’le bozuşması Batı’yı güçlendirdiğinden, Türkiye’deki demokrasi ihlali konularında daha etkili olması yolunu açıyor mu?

Putin’in artık Erdoğan ve Türkiye için bir model olmaması ise pek çok açıdan iyi bir haber öncelikle. İnsan hakları, demokrasi, ifade özgürlüğü, yolsuzlukla mücadele gibi konularda Putin’in model alınmayacak olması hem Batı ve hem Türkiye için, insan hakları savunucuları için iyi haber.

 

BİR SONRAKİ ABD YÖNETİMİ FARKLI DAVRANACAK

 

Diğer taraftan sorun şu: Erdoğan, geleneksel bir demokrat lider gibi yönetmiyor. Kendisini başkalarının yüzleşebileceği baskılara karşı izole etmesi mümkün hale geldi. Ayrıca demokrasiye, şeffaf yönetime, yolsuzlukla mücadele gibi değerlere normalden çok daha az vurgu yapan bir ABD başkanı var şu an. Bütün bu durum pek tabii bir sonraki ABD yönetimi ile değişebilir, değişecek. 

 

TÜRKİYE İÇİN ÇOK GEÇ OLMUŞ OLABİLİR

 

Demokratik standartların ve mücadelenin sadece ülkenin içindeki mücadele ile kazanılacağını, dışarısının karışmaması gerektiğini ileri süren düşüncelere katılıyor musunuz? 

Kesinlikle hayır. Medya ve din özgürlükleri, demokratik özgürlükler gibi konularda, temel insan hakları konularında her zaman için ABD, her şekilde bu değerleri desteklemeli ve yükseltme yolları aramalıdır. ABD’nin bunu yapmak sorumluluğu ve hakkı vardır. Bu konularda ABD başkanının daha sık ve güçlü konuşmasını dilerdim. Bence bunları Türk halkının bilmesinde kilit yarar var. Türkiye çok önemli bir rol modeli. Kültürel ve siyasi, entellektüel lider olarak Ortadoğu ve Orta Asya’da kritik rolü, etkisi var. Bundan dolayı Türkiye yeniden geleneksel rolü, statüsüne, yani Batı özgürlüklerinin istihkamı pozisyona dönmeli. Özgür ve açık seçimler, ifade ve medya özgürlüğüne sahip, sağlıklı seküler sivil toplumu olan... Bunlar çok önemli değerler. Obama’nın Erdoğan’ı çok yanlış anlamış olması maalesef.. durum şimdi o kadar ileri gitti ve geç kalındı ki ortada seküler anayasal düzenin uzun bir zaman süresince baltalanma tehlikesi bulunuyor. Bu Türkiye ve geniş bölgesi için kötü haber. Bu demek değil ki sağlıklı dini kültür ortam Türkiye’de olamaz. Ama Türkiye’de seküler bir devlet vardı, şimdi çizgiler biraz daha bulanıklaştı.

 

SISTEM İNSANLARIN AĞZINA ZORLA TIKANAMAZ

 

Türkiye’de giderek zorlaşan bir Kürt sorunu var. Başkanlık sistemi ile çözülür diyen Erdoğan yanlıları var. Katılıyor musunuz?

Kesinlikle büyük bir zorluk. Demokratik rejimlerin çözüm bulması şeklinde bu soruna çözüm bulunur umarım. Bu da açık ve özgür bir tartışma ile bir uzlaşıya ulaşmak ile mümkün olabilir. Anayasal bir değişimi zorlamak bir çözüm değil. Multi-etnik bir toplumda tarihi farkılıklara dikkat edilmeli ve başkanlık sistemi veya nasıl bir sistem olacaksa insanların uygun şekilde seslerini yükseltebilecekleri ve açıkça tartışabilecekleri, endişelerinin cevabının bulabileceği bir sistem olmalı. Herhangi bir sistem insanların boğazına zorla bastırılamaz. Ver herşeyin üstünde hiçbir şey şiddeti meşru kılmaz. Bazı kesimlerin Erdoğan’a karşı olan derin güvensizliği nedeniyle bu tür değişiklikleri yapmak çok daha zor olmaktadır.

 

Obama’nın son yılından ne beklemek lazım?

Ortadoğunun çok zor zamanlarından geçiyoruz. Sanırım Obama kendi gündemi peşinden giderek ABD’nin Ortadoğu’daki ağırlığını hafifletmeye çalıştı. İsrail ve Filistinlileri barış sürecine zorlayabileceğini ve yeni bir ortadoğu retoriği geliştirerek bunu yapabileceğini sandı. Kahire konuşması, İran’a açılım hatırlayabiliriz. Ortadoğuda girdiği veya girmediği angajmanlar sonucunda hep daha kötü sonuç getirdi. Irak’daki, Suriye’deki durum, İsrailliler ve Filistinliler arasındaki ilişkiler, İranlılar ve bölgesel komşuları.

 

Türkiye’deki durumlar da dahil olmak üzere hemen bütün durumlar çok daha kötü hale geldi Obama’nın başlangıcına göre. Kısacası, ABD Yönetimi kötü rehberle hem yaklaşımında hem de stratejik ve taktiksel olarak başarısız kaldı. Sünni müttefikler İran açılımının bölgesel krizleri daha da artıracağı uyarısına rağmen bunlar oldu ve şimdi bu uyarıların karşılığını görüyoruz. Sanırım önümüzdeki yıl ABD yönetimi birçok kez olayları dindirme, krizlere cevap vermeye çalışmak şeklinde geçecek. Obama’nın ‘topal ördek’ olmasından dolayı 2016 yılı ayrıca zor bir yıl olacak. ABD politikaları bölgedeki rolü eskiye göre daha zayıf. Sonuçta kaba rejimler önlerine çıktığını düşündükleri fırsatları kullanmaya gayret gösterecekler. İranlıların Suudi Büyükelçiğine saldırması gibi olaylarda gördük bunu. Bölge dışında K.Kore’nin büyük nükleer bir patlatmayı gerçekleştirmesi örneği. Kaba (rough) rejimler istediklerini yapacaklar ve giderek ABD’yi daha fazla ihmal edecekler. 

 

2016’da ABD, IŞİD’e karşı ciddi bir zafer kazanır mı?

IŞİD’e karşı ciddi bir strateji yok. IŞİD mağlubiyete uğratılabilir ama ABD bu konuda Sunni müttefikler ile daha derinden çalışması gerekir. Ama ABD yönetimi olması gerektiği gibi angaje halde değil. IŞİD’in son zamanlarda ciddi mağlubiyetler yaşadığı doğru. Sanırım bu ilerleme ve mağlubiyetler önceki yılda olduğu gibi sürecek. Bana göre bu yıl IŞİD hakkındaki gerçek sorun onların Suriye veya Irak’daki varlıklarından ziyade, IŞİD’in dünya çevresindeki etkileri olacak, Paris veya San Bernanindo’daki saldırılarda görüldüğü gibi. Asıl büyük problem bunlar.

 

ABD Başkanlık seçimlerinden ne bekliyorsunuz?

Sanırım Clinton Demokrat Parti adayı olur. Donald Trump ayakta kalır mı göreceğiz. Şimdiye kadar kimsenin beklemediği kadar dirençli çıktı Trump. Ama şimdi insanlar yetişkinler gibi düşünmeye başlayacak ve bu adam gerçekten başkomutan olmaya uygun mu diye soracaklar. Trump önemli bir oyveren kesimine sahip ve bu sadece Cumhuriyetçi Partiden değil. Düşük gelirli, mavi yakalı ağırlıklı bir blok. New Hampshire önseçimleri sonrası durumlar daha belirginleşecek. Trump aday olabilir gibi görünüyor, kazanması beklenmese de çok etkili bir kampanya yürütüyor. Clinton’a karşı kazanma imkanı yok değil. 

 

KAYNAK: HABERDAR 

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha