• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Analiz: TL’deki değer kaybının iki temel nedeni; Merkez Bankası kararları ve jeopolitik gelişmeler

Analiz: TL’deki değer kaybının iki temel nedeni; Merkez Bankası kararları ve jeopolitik gelişmeler
0 0
Türk lirası son dönemde döviz karşısında bir kez daha değer kaybı yaşıyor.
24 Ağustos 2019 Cumartesi 21:28

Hafta içinde 5,78 seviyelerini de aşan dolar kuru, 5,76’da dengelenmiş gözüküyor.

 

Para Analiz’de yer alan habere göre, TL’deki değer kayıplarının iki temel nedeni olduğu belirtiliyor. 

 

Birincisi Merkez Bankası kararı ile bankaların mevduat karşılığı tuttukları zorunlu karşılıkların kredi büyüme oranlarına bakılarak azaltılması ve yine bu karşılıklara TCMB nezdinde farklı faizler verilmesi olarak öne çıkıyor. İkincisi ise jeopolitik gelişmeler olarak açıklanıyor.

 

TCMB’nin yeni düzenlemesinin piyasaya etkisi bankacılar tarafından TL 22 Milyar düzeyinde likidite verilmesi veya gevşemesi anlamına geliyor. 

 

Haberde, likidite rahatlığını kredi pozisyonu nedeniyle kamu bankalarının (özellikle Vakıfbank ve Halkbank) yaşayacağı ifade ediliyor. Özel bankaların kriterleri tutturamadığından bahsedilen haberde, “Bu haliyle düzenlemenin bankaları kredi vermeye teşvik etme amacı güttüğü aşikâr” deniyor ve ekleniyor:

 

“Ancak ikinci grup krediler dahil donuk ya da sorunlu kredilerin yüzde 18-yüzde 20 boyutuna ulaştığı ülkemizde yeni kredi vermek de sorun üstlenmek adını taşıyor kanaatimizce. Buradaki balansı artık yeni kredi vererek ortalama batık oranlarına maruz kalmak mı veya vermeyerek daha yüksek rezerv karşılık ve daha az faiz almak mının cevabı bilirleyecektir. Kredi vermeyen, veremeyen banka da bu maliyetleri mevduat faizine yansıtacaktır.  Nitekim hem TCMB faiz indirimi ve hem de ZK kararı sonrası mevduat faizlerinde ciddi düşüşler yaşadık. Hâlihazırda O/N TL mevduatlar yüzde 16, kasa mevduatları yüzde 17,25; aylık TL mevduatları ise yüzde 17,5 civarındadır."

 

TL mevduatın baskılanmasının ise belirsiz jeopolitik ortamda dolarizasyonun devamı anlamına geleceğine vurgu yapılan analizde, birkaç maddede bu nedenler şöyle sıralanıyor:

 

“Suriyenin Kuzuybatısında İdlib eyaletine doğru Esat güçlerinin saldırısı ve burayı Türkiye’nin rejim güçleri ve muhalifleri arasında çatışmazlık alanı olarak tutma çabaları giderek zorlaşıyor. Esat güçlerinin tarruzu sonrası Türkiye’nin kurduğu 12 gözlem noktasından birini İdlib vilayetinin geri kalanından kopardı. Türkiye, Esad’ı destekleyen Rusya ve İran ile yaptığı anlaşma kapsamında İdlib vilayetini çevreleyen 12 gözlem noktasına sahip. Reuters’ta bugün yayımlanan bir haberde de dikkat çekildiği üzere Suriye ordusunun ülkenin kuzeybatısında mevzi kazanması, iç savaştaki cephe çizgisini Türk askerlerini ateş hattında bırakabilecek bir yere taşıdığı gibi, yeni bir mülteci dalgasından korunmaya çalışan Ankara için sorun yaratabilir.

Türkiye Suriye ve Rusya’nın bölgedeki hava saldırılarının devam etmesinden dolayı rahatsızlığını dile getirirken, Moskova da Ankara’nın eski Nusra Cephesi militanlarını durdurmak çabalarını yetersiz görüyor. İslamcı militanlar İdlib’in büyük bölümünü kontrol altında tutuyorlar.

Türkiye Pazartesi günkü hava saldırısı ve Morek yakınlarındaki çatışmalara rağmen İdlib’deki gözlem noktalarını taşıma veya terk etme gibi bir planı olmadığını kesin bir dille ifade etti.

Birleşmiş Milletler verilerine göre Suriye ordusunun İdlib çevresinde taarruza geçtiği Nisan ayı sonlarından bu yana 500,000’den fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Çoğu İdlib vilayetinde Türkiye sınırı yakınlarındaki alanlara kaçtı.”

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha