• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Bankalar sadece üç santralde 15 milyar lira batırmış!

Bankalar sadece üç santralde 15 milyar lira batırmış!
0 0
Enerji ve inşaattaki on milyarlarca dolarlık sorunlu krediyi bugüne kadar bankaları zorlayarak ‘yüzdürmeye’ çalışan AKP iktidarı geri adım attı.
7 Eylül 2019 Cumartesi 13:15

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) dün sürpriz bir kararla üç ayrı gruba ait anaparası 1.9 milyar dolar tutarındaki krediyle ilgili bankaların yasal takibata geçmesine izin verdi. Söz konusu kredilerin eklenen faizlerle en az 2.5 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor.

 

Bloomberg’in haberine göre kredileri ödenmediği için teminatları bankalara geçen düşen kuruluşlar ise Suudi Arabistanlı ACWA Power’ın işlettiği  Kırıkkale,  İtalyan Ansaldo Energia’nın sahip olduğu Gebze ve Türk şirketi Gama’nın Ankara’da işlettiği doğalgaz çevrim santrallerine açılan kredilerden oluşuyor.

 

Bu gruplara verdiği kredileri geri alamayan bankaların Garanti, İş Bankası, Akbank, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Denizbank ve Yapı Kredi’den oluştuğu belirtiliyor. 

 

Söz konusu işlem, enerji sektöründe Yıldızlar Holding’e ait Osmangazi Dağıtım Bölgesi’nin bankalara geçmesinin ardından resmileşmiş ikinci büyük batık olma özelliğini taşıyor. Ancak üç ayrı şirketin ödenmeyen kredilerinden oluşan batık tutarı, YıldızlarSSS Holding’deki 1 milyar dolarlık kredi riskinin çok üzerinde. YıldızlarSSS Holding’in kredilerinin büyük bölümü kamu bankaları olan Halk ve Vakıfbank’tan çekilen kredilerden oluşuyordu. Bu bankalar Haziran sonu bilançolarında söz konusu krediyi ilk kez ‘Donuk Kredi’ kalemine alarak zararı kabullendi. 

 

Ortaya çıkan bu son batıklar ise hem enerji sektörü hem de bankalar açısından önemli ve yeni problemleri berberinde getiriyor.

 

Konuya bankalar açısından bakıldığında, söz konusu krediler sadece kamu değil daha geniş bir kreditör kitlesine sahip. Alacaklıların tamamına yakını sermaye konusunda kaynakları sınırlı yerli özel bankalardan oluşuyor. Bu uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının da dikkat çektiği ve bankaların kredi notunun ülke notunun altında tutmasına gerekçe olarak gösterdikleri bir durum.

 

Ayrıca yaklaşık 2.5 milyar dolar yani 15 milyar TL’yi bulan söz konusu sorunlu kredilerin bankacılık sektöründe halen yüzde 5.25 olan sorunlu kredi/toplam kredi oranını tek kalemde yüzde 5.9’a ulaşmasına neden olacak.

 

BDDK bu yılın başında yaptığı açıklamalarla bankacılık sektöründeki batık kredi konusunun piyasalar tarafından abartıldığını ve en kötü şartlarda bile toplam batık oranının yüzde 6’yı göreceğini duyurmuştu. Oysa enerjide sadece 3 şirketteki batık krediler bile daha şimdiden ‘en kötüsü’ sınırını zorlamaya yetti.

 

Bankalar açısından bir başka konu da üç santralden kaynaklı rekor batığın bir son değil başlangıç özelliği taşıması. Bu krediler uzun süredir ödeme problemi yaşasa da bugüne kadar batık değil, ‘yakın izleme’de bulunan yüksek riskli kredi olarak kabul ediliyordu. Ancak ödeme konusunda bir gelişme yaşanamayınca mecburen batık sınıfına alınmak zorunda kalındı.

 

Kamuya açıklanan 6 aylık bilançolara sadece 10 büyük bankada bu şekilde yaklaşık 50 milyar dolarlık kredi bulunuyor. Bu rakam Türk bankalarının toplamı 400 milyar doları bulan kredileri içinde devasa bir ‘gri alan’ oluşturuyor. Söz konusu kredilerin sadece 12-13 milyar dolarlık bölümü yeniden yapılandırmaya tabi tutulurken, kalan 40 milyar dolara yakın kredinin ne kadarının batıklara aktarılacağı hala belirsizliğini koruyor. BDDK’nın son kararı ise bazı kredilerin artık yüzdürülemez seviyeye geldiğini kanıtlamış oldu. 

 

Diğer taraftan ikisi yabancı biri yerli şirkete ait olan ve toplamı 2.5 milyar doları bulduğu tahmin edilen son batık krediler enerji sektörüne ilişkin sorunları da tekrar gündeme taşımış durumda.

 

Her üç batığın da enerji sektöründe doğalgaz çevrim santrali yoluyla elektrik üreten santrallerden oluşması önemli bir işaret. Elbette bunun nedenleri var. Öncelikle Türkiye’de mevcut emre amade elektrik üretim kapasitesi son yıllarda yapılan hesapsız yatırımlar nedeniyle tüketimin iki katına ulaşmış durumda.

 

Enerji kullanımı ise ekonomik durgunluk nedeniyle azalıyor.

 

Enerji Bakanlığı verilerine göre bu yıl toplam elektrik tüketimi yüzde 2’ye yakın düzeyde düştü. Turizmin zirve yaptığı Ağustos ayında bile toplam elektrik tüketimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0.81 geriledi.

 

Oysa enerji sektörüne geçtiğimiz yıllarda rekor yatırımlar yapan özel şirketler, satışların yıllık yüzde 5’e yakın büyüme göstereceği hesabına göre planlar yapıyordu.

 

Ortaya çıkan arz fazlalığı ise kamunun EPDK yoluyla elektrik fiyatlarını baskı altına almasına izin veriyor. Kamu bu avantajdan yararlanarak, elektrik fiyatlarını uzun süredir özellikle doğalgazdan elektrik üreten santrallerin maliyetinin altında belirliyor. Bu durum doğalgaz çevrim santrallerinin zarar etmesine neden oluyor. 

Doğalgazdan elektrik üretmenin karlılığını yitirmesi, hatta geçen yılki krizden sonra hammadde olarak kullanılan doğalgazın fiyatına yapılan zamlar nedeniyle yaklaşık bir yıldır tamamen zarara dönüşmesi nedeniyle sektördeki krizin, artık felaket boyutuna ulaştığı anlaşılıyor.

 

Yaşananları rakamlardan görmek de mümkün. Türkiye’de mevcut elektrik tüketiminin yüzde 57’sini karşılayabilecek kapasiteye sahip 275 santral bulunuyor. Bu santraller daha birkaç yıl öncesine kadar ülke elektrik ihtiyacının yarıya yakınını karşılıyordu. Buna karşın Enerji Bakanlığı verilerine göre geçen ay bu rakam yüzde 14’e geriledi. Son 3 yılda elektrik tüketimi toplamda artmadığı için doğalgaz çevrim santralleri yüzde 70’ler düzeyinde pazar kaybı yaşamış oldu. Bu veriler yaşanan kredi sorununun sadece üç şirkete mahsus bir sorun olmadığının ispatı.

 

Buna karşın bankalar ağırlığı son 10 yılda olmak üzere enerji sektörüne 70 milyar dolar kredi verirken, bu kredilerin halen 50 milyar dolara yakın bölümünün vadesi dolmamış durumda. Hem bankacıların açıklamaları, hem de iktidara yakın medyaya yansıyan bilgilere göre söz konusu kredilerin 12-13 milyar dolarlık bölümü batık durumda. 

 

Ancak sektörde giderek bozulan dengeler nedeniyle ortaya atılan rakam çok iyimser kalabilir. Çünkü bankaların söz konusu alacaklarının 16 milyar dolarlık bölümü, büyük ölçüde doğalgaz işleyerek elektrik üreten termik santrallere verilmiş durumda.

Daha önce termik santrallere açılan kredilerin yüzde 50’sinin, yani 8 milyar doların sorunlu olduğu belirtilirken, şimdi bu rakamın daha yüksek seviyelere ulaştığına dönük tahminler yapılıyor. Sadece 3 santralden kaynaklı rakamın bile 2.5 milyar dolara ulaşması, termik santral kaynaklı 10 milyar doların üzerinde batığı gündeme getiriyor. Bankacılar arasında son dönemde yapılan tahminler, enerjideki toplam batık tutarının kötüleşen iş yapma koşullarıyla birlikte 20 milyar dolara yaklaşacağı yönünde.

 

Diğer taraftan bugün ortaya çıkan batıklarla ilgili bir başka önemli sonuç ise yabancı yatırımcıların tutumları. Bankaların el koyduğu üç santralden ikisinin sahibi uluslararası yatırımcılar olmasına karşın bu yatırımcıların Türkiye’deki şirketlerinin kredilerini ödemek için sermaye desteği yapmadığı anlaşılıyor. Buna karşın santralleri kurmak için alınan kredilerin tamamına yakını Türk bankalarından alınan borçlardan oluşuyor. Bir benzeri T.Telekom’da görülen ve 5 milyar dolarlık kredide yabancı ortak borçlarını ödemeyip şirketi bankalara devretme yolu seçmişti. Böylece yabancı yatırımcı Türkiye pazarından çıkıp giderken, bankalar bir anda kendilerini karlılık konusunda sorunlar yaşayan telekomünikasyon sektöründe en büyük operatör olarak buldu.

 

Bugün ortaya çıkan batıklar ise bankaların batık krediler nedeniyle diğer sektörlerde de en büyük işletmeciler olmaya başladığı anlamına geliyor.

 

KAYNAK:  Ahval Türkçe / Can Teoman

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha