• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Doları üç günde 6 liranın altına düşüren “müdahalenin” altı haftalık hikayesi

Doları üç günde 6 liranın altına düşüren “müdahalenin” altı haftalık hikayesi
0 0
YSK kararının ardından Dolar/TL’nin 6,20 üzerine çıkması ve üç günde 6’nın altını görmesi piyasalarda dövize kamu müdahalesi, yabancının küstürülmesi ve S-400 belirsizliği üçgeninde tartışılıyor.
13 Mayıs 2019 Pazartesi 14:44

9 Mayıs 2019 Perşembe gününü 6,24 liranın üzerinde kapatan doların, ikisi finansal işlemlere kapalı toplam üç günde 6 liranın altına kadar inmesi piyasalarda soru işaretleriyle karşılandı.

 

10 Mayıs sabahı Türkiye saati ile 03:30 ile 04:00 arası 20-25 dakikalık bir süre içerisinde Dolar/TL 6,24’ten 6,05’e kadar geriledi. Üstelik bu hızlı düşüş, Türk Lirası’na yönelik işlemlerin neredeyse hiç olmadığı bir zaman diliminde gerçekleşti.

 

Piyasacılarda gün doğmadan başlayan “Neden?” sorusunun ilk olası cevabı Bloomberg International’dan geldi. Bloomberg’in konuyla ilgili kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Türkiye’deki bankalar Asya piyasalarında yüklü miktarda satış yapmıştı. Üç kaynağa dayandırılan haberde bu para transferinin kamu bankaları tarafından yapıldığı ve değerinin 1 milyar doları aştığını söylendi.

 

Yıl başından bu yana dolar karşısında yüzde 14 değer kaybeden Türk Lirası, söz konusu satışla da yüzde 2’den fazla değerlendi. 

 

13 Mayıs pazartesi gününe 6,03 lira seviyesinde başlayan dolar, gün ortasında 6,09 liraya kadar çıktı.

 

Reuters: Kamu bankaları 4,5 milyar dolar sattı

 

Benzer bir haber Reuters’ta da çıktı. Banka ismi de veren Reuters, üst düzey bir yetkiliyi kaynak gösterdiği haberinde "Ziraat Bankası başta olmak üzere kamu bankaları aracılığıyla piyasalarda dün ve gece yarısından sonra 1 milyar dolardan fazla satış gerçekleştirildi. Bu kanalla kurdaki artış durdurularak kurun bir miktar geri gelmesi hedeflendi" ifadelerini kullandı.

 

Reuters haber ajansı cumartesi günü yayınladığı ve iki kaynağa dayandırdığı haberinde ise Türk kamu bankalarının TL'deki değer kaybını durdurabilmek için bu hafta içinde yaklaşık 4,5 milyar dolar sattığını duyurdu.

 

Bild: Türkiye S-400’lerden vazgeçti

 

Cuma gününü 6.12-6,13 bandından kapatan dolar/TL’yi 6 liranın da altına çeken diğer önemli bir haber de Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füzelerini almaktan vazgeçtiği iddiası ve piyasadaki “Türkiye-ABD ilişkileri düzeliyor” algısıydı.

 

Alman Bild gazetesiyle gündeme düşen habere göre Türkiye, ekonomik kriz ve ABD'nin yaptırım tehditlerinden duyulan endişe nedeniyle S-400'ler konusunda geri adım attı. Üst düzey bir Türk diplomata dayandırılan haberde diplomatın “Türkiye'de ekonomik kriz, Erdoğan'ın agresif dış politikası nedeniyle daha da derinleşiyor. Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı gibi temmuzda teslimat olmayacak. Çünkü böyle bir satın alım Washington'ın yaptırımlarına neden olur ve bu, mevcut lira krizinde Türkiye'nin ekonomik çöküşü anlamına gelir" ifadeleri yer aldı.

 

Ancak bu haberin yalanlanması uzun sürmedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Twitter’dan Bild Gazetesi muhabiri Julian Röpcke’ye verdiği cevapta “Kaynakların yanlış bilgi vermiş, S-400 tedariki tamamlanmış bir anlaşma" dedi.

 

“Kamu bankaları suni bir şekilde dolar satıyor”

 

New York ve İstanbul’da yaşayan ekonomist Atilla Yeşilada’ya göre Bloomberg ve Reuters’ta çıkan haberler doğru.

 

“Stop-loss (Zarar durdur) gibi teknik kelimeleri bir yana bırakalım” diyen Yeşilada, Independent Türkçe’ye yaptığı açıklamada New York’ta görüştüğü iki borsacının (trader)  toplu döviz satışına şahit olduğunu söyledi ve süreci şöyle anlattı:

 

 “Kamu bankaları Merkez Bankası’ndan döviz borç alıyorlar. Sonra bunu piyasada satıp bir nevi dövize müdahale ediyorlar. Bu bir iddia değil. Ben New York’ta iki tane bu olaya şahit olan traderla konuştum.

 

Gece yarısı Türk Lirası’yla büyük para birimleri 24 saat trade edilir. Türkiye kapanır. New York masası açılır. Orada da işlemler devam eder. New York kapanır, Asya’da Singapur ya da Tokyo masası açılır ve alım satım devam eder. Ama tabii her yerde eşit miktarda işlem olmaz. Türkiye’deki likidi hiçbir yerde bulamayız çünkü burada herkes trade ediyor. Singapur saatlerinde çok az işlem var. O saatlerde Türk Lirası’nın değerini manipüle etmek çok kolay.

 

Bunu bana anlatan kişi daha önce bunun Meksika Peso’sunda da sık sık yapıldığını söylüyor. Ama orada yapan kişiler devlet değil, para kazanmak amacındaki özel kişiler. Siz satım işlemi yaptığınızda karşınızda alım işlemi yapabilecek güçlü bir rakip olmadığı zaman fiyatları arzu ettiğiniz gibi çıkartıp düşürebiliyorsunuz. Bizim kamu bankalarının yaptığı da bu. Suni bir şekilde dolar satıyorlar. Karşılığında Türk Lirası alıyorlar. Türk Lirası değer kazanmış gibi gözüküyor. Böylece bir gece önce dolar almış yatırımcı, ertesi sabah para kaybetmiş olarak uyanıyor. Bunun amacı insanları bu şekilde döviz almaktan caydırmak. Bu cahilce bir yaklaşım.”

 

“Her şey 22 Mart’ta başladı”

 

Independent Türkçe’nin ulaştığı ancak ismini vermek istemeyen bir kaynak da kamu bankalarının Merkez Bankası’ndan borç aldığını ve bankaların bu dövizi açık piyasada sattığını doğrularken, Merkez Bankası’nın da kendi hesabını “şişik” göstermek için tüm bankalardan swap yoluyla sattığı kadar döviz aldığını söyledi. Şu anda yaşanan sürecin başlangıcının seçimlerden bir hafta öncesine dayandığını söyleyen piyasa uzmanı kaynak, 22 Mart’tan sonraki süreçte yaşanan Dolar/TL ve swap kriziyle Merkez Bankası’nın kamu bankalarına piyasaya TL vermelerini yasakladığını aktardı ve şunları anlattı:

 

“JP Morgan’ın Dolar/TL’nin yükseleceğine dair raporu sonrası gerçekleşen spekülatif atakla yabancılar dolar almak için Türk Lirası sattılar. Türk Lirası olmayan ise TL bulmak için Londra piyasasına yöneldi. Merkez Bankası da bankalara ‘Londra piyasasına Türk Lirası vermeyeceksiniz’ dedi. Böyle bir durumda yabancılar TL alıp satamadı.”

 

 TL satıp dolar almak isteyen, satacağı TL’yi de piyasadan bulmaya çalışan yatırımcının katlandığı maliyete swap (değiş-tokuş) faizi deniyor. Swap faizleri 29 Mart’ta yüzde 1300’lere kadar yükselmişti.  

 

Gelişmekte olan ülke ekonomileri uzmanı Paul Mcnamara, Financial Times için 10 Mayıs’ta kaleme aldığı yazıda seçim öncesi lirayı desteklemek amacıyla uygulamaya sokulan kredi düzenlemelerinin “ümitsiz bir çaba” olduğunu söyleyerek “Otoriteler, devalüasyon sonucuyla yüzleşmek yerine, Türk Lirası likiditesini yabancılara yasakladı. Bu, swap faizlerini yüzde 1000’e kadar yükseltti” ifadesini kullandı.

 

“Yabancı, parasını Yunanistan’da olduğu gibi alamamaktan korkuyor”

 

Yabancıya Türk Lirası verilmesinin durdurulmasından sonra bu piyasanın sığlaştığını söyleyen kaynak, artık kimsenin fiyatlar ucuz diye dolarını satıp Türk Lirası almadığını aktardı ve ekledi:

 

 “Paranızı yaklaşık bir hafta dönüştürülemez hale getirdiniz. Sermaye girişini kısıtladınız. Paranız yarı dönüştürülebilir konumdayken, bir de üzerine Merkez Bankası’nın rezervleriyle ilgili şüpheler devam ederken yabancı yatırımcı ‘Yine başıma swap diye bir şey gelebilir. Ben paramı Türkiye’ye sokuyorum ama Yunanistan’da olduğu gibi çıkartamayabilirim’ diyecektir. Türkiye’deki yabancı bankalar da gün içi spot piyasada çok etkililerdi. Şimdi onlar da. Tamamen kayboldular, akşam hiçbir şekilde kotasyon (işlem görecek menkul kıymetlerin liste kaydı) girmiyorlar.”

 

“Yabancı TL işlemi yapabilseydi dolar 7 lira olurdu”

 

Independent Türkçe’ye konuşan piyasa uzmanı kaynak, yabancıların Türk Lirası alıp satmasına izin verildiği bir senaryoda, YSK’nın 23 Haziran seçimlerini açıklamasının ardından, doların 7 lira üzerine çıkabileceğini söyledi:

 

“Yani kurdaki ‘pozitif’ etki yabancının Türk Lirası satamamasından. Ancak Türkiye cari açık veren bir ülke. Kısa vadede herhangi bir yabancı girişinin olmaması kurda olumlu etki yapabilir. Ancak cari açık büyüdüğünde, yabancı yatırımcı gelmemeye devam ettikçe bu açık nasıl finanse edilecek? Ya bankalar sendikasyon (uluslararası ticari bankalardan alınan kredi) bulacak, ya reel sektör dışarıdan borç bulacak, ya da Hazine yurtdışında borçlanacak. Meyve sebzede bile dışa bağımlı, cari açık veren bir ülkenin içeriye sıcak para sokması şart.

 

Piyasada şu anda sadece yerli talebi var. Yerli kurumsal firmalar ve yerli bireyseller. Ancak vergi dönemi olduğu için kurumsal şirketler de vergi ödemek için dolar satıyorlar. Şu anda doları en fazla yerli bireysel alıyor. Karşılığında satan da yerli kamu bankası. Buraya kadar herşey normal. Alıcı ve satıcı belli. Belli olmayan ise yerli bankalar bu doları nereden buluyor? Bunu kimse bilmiyor.”

 

“13 saat hiç Türk Lirası işlemi yok”

 

(Türkiye saati ile) Borsa İstanbul’un akşam 6’da, ABD piyasalarının gece yarısında kapanmasının arından Tokyo piyasaları sabah 2’de açılıyor. Aradaki 1-2 saatlik süre Türk Lirası likiditesinin en düşük olduğu zaman.

 

Eskiden olsa, likiditenin aşırı düşük olduğu bu zaman diliminde, yabancı yatırımcının Dolar/TL kurunu yukarı yönlü manipüle edeceğini ancak artık akşam 6’dan sabah 7’ye kadar işlem olmadığını söyleyen Independent Türkçe'nin kaynağı, “Kamu bankaları ise yabancının yaptığının tam tersini yaptı. Bankalardaki otomatik emirler de devreye girmiş olabilir. Müşterilerin geceden girilen emirleri ‘Kur, 6,15’te kırılırsa benim pozisyonlarımı sat’ dediği anda bankalar satıyor. Satışlar, satışları getiriyor. Gece yarısı bu kadar satışla dolar 6,05 liraya kadar geriliyor” ifadelerini kullandı.

 

Türkiye Bankalar Birliği yalanlamıştı

 

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Hüseyin Aydın, 27 Mart’ta Reuters’a yaptığı açıklamada Türk bankalarının yabancı bankalara TL cinsinden likidite sağlamadığı ve swap faizlerinin bu nedenle yükseldiği haberlerinin gerçeği yansıtmadığını söylemişti.

 

Ayrıca, Ağustos 2018’de çıkan yasal düzenlemeyle Türkiye’de yerleşik bankaların yurtdışı piyasalara sağlayacakları toplam Türk Lirası miktarı da öz sermayelerinin yüzde 25’i ile sınırlandırılmıştı.  Bu limit içinde olmak kaydıyla, bir bankanın ne miktarda hangi işlemi yapacağı ticari bir karar sayılmakla birlikte, işlemlerin niteliği, miktarı ve fiyatı, bankaların portföy yapısına, risk anlayışına ve yönetim politikasına göre değişebiliyor.

 

“Kapıları kilitlediğinizde meşru ticari işlemlere mani oluyorsunuz”

 

Serbest piyasa ekonomisinde olan bir ülkenin adı konulmayan kurallara uymak zorunda olduğunu vurgulayan Ekonomist Atilla Yeşilada, Londra ve New York’taki kaynaklarının “Türk bankaları bizimle işlem yapmıyor. Devletten emir almışlar” ifadelerini kullandıklarını söyledi ve ekledi:

 

“Bu kesinlikle legal bir şey değil. Siz bu kapıları kilitlediğiniz anda bir sürü meşru ticari işleme de mani oluyorsunuz. Zaten bir hafta sonra vazgeçildi. Bunlar çok ağır kırgınlıklar yaratıyor insanlarda. Bu, şaka yapılacak mesele değil ki… Bu insanlar mal sahibi değil, fon yöneticisi. Patrona hesap veriyor, müşteriye hesap veriyor. Çok ağır zararları oluyor. Belki işinden olacak.

 

Ben Londra’da oturan bir yatırımcı olarak bono veya hisse senedi almak istiyorsam önce Türk Lirası bulmak zorundayım. Bunun için de swap yaparım. Elimdeki sterlini, doları, euroyu swap denilen işlemle TL’ye çeviririm. Satmak istersem de tam tersini yaparım. Buna mani oldukları anda beni içeride hapis tutuyorsunuz ya da benim içeri girmemi engelliyorsunuz demek. Aynı şekilde bankalar, bilançolarında Türk Lirası veya döviz fazlası olduğunda, bir dengesizlik oluştuğunda, bu dengesizliği Londra’daki bankalarla tam tersi işlemi yaparak düzeltiyorlar. Dünyanın her yerinde böyledir bu.”

 

Reuters’a yaptığı açıklamada “Türkiye’deki bankalar kendileri TL likiditesi aramaktadır, likiditenin kaynağı değildirler” diyen TBB Başkanı Aydın, uluslararası piyasalardaki swap işlemlerinde Türk Lirası faiz oranlarının yükselmesinin nedenini “TL’nin ucuz olduğunu ve hep öyle kalacağını düşünerek elinde olmayan TL ile hızlı bir şekilde ve yüksek miktarlarda döviz almaya kalkan yatırımcılar satın aldıkları döviz için TL bulamamışlardır” şeklinde açıklamıştı.

 

Aydın’a göre Merkez Bankası tarafından sektöre sağlanan günlük likidite ortalama 70 milyar TL düzeyinde. 

 

“Özel bankalardan böyle bir hamle gelmez”

 

Deniz Yatırım Stratejisti Orkun Gödek ise Independent Türkçe’ye yaptığı açıklamada kamu bankalarının satış yapıp yapmadığından haber akışı kaynaklı olarak teyit gelmedikçe emin olmanın mümkün olmadığını söyledi.

 

Özel bankaların müşterilerinin paralarını ve bilançolarını doğru yönetme hususunda teyakkuzda olduğu bir dönemde böyle bir hamle yapamayacaklarını aktardı.

 

Japon yatırımcının bir süredir Türk Lirasına ilgisinin olduğunu da söyleyen Gödek, perşembe akşamı olanların banka müşterilerinin “Zarar durdur” emirlerinin devreye girmesiyle yaşanmış olabileceğini de sözlerine ekledi: 

 

“Bankalar, gece için döviz işlemi yapan ve emir bırakmak isteyen müşterilerinden akşam 4-5 gibi talep toplar. ‘Benim varlığım şu seviyeden alınsın ya da satılsın’ gibi… Bankalar bu emirleri toplu halde platformlarından gönderiyorlar. Burada müşteri emirleri hızlanarak çalışmış da olabilir. Farklı fikirleri yürütmek de mümkün.”

 

Dövize kamu müdahalesi neden yanlış? Üç neden…

 

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Burak Arzova ise Youtube kanalından yaptığı açıklamada kamuda böyle bir satış olduysa bunu ancak karşılıklı işlem yapanların görebileceğini diğer vatandaşların bilemeyeceğini aktardı. Ancak kamu bankaları gerçekten toplu döviz satışına gittiyse bunun yanlış bir hamle olduğunu söyleyen Arzova nedenleri şöyle sıraladı:

 

1- Türkiye’nin ciddi döviz sıkıntısı var. En önemli problemlerimizden bir tanesi bu. O nedenle yabancılara ihtiyaç duyuyoruz. Tıpkı diğer ülkelerin yaptığı gibi, Türkiye’nin yabancı para cinsinden borçlarını azaltması için yabancıyı ülkeye çekmeye çalışıyoruz. Artık dövize doğrudan para satarak müdahale, dünyanın hiçbir yerinde kalmadı. Bununla ne Çin ne Rusya merkez bankası başa çıkabildi. Onlar bile çok yüksek döviz rezervleri olmasına rağmen bundan vazgeçti.

 

2- Biz Merkez Bankası’nın rezervlerinin sorgulandığı çok yeni bir süreçten çıktık. Kamu bankaları üzerinden yapılacak bu işlemler, daha önce onların tahvil satış yoluyla kuvvetlendirdiğimiz sermayelerinin bir parça erimesine sebebiyet verecek bir unsur. Merkez Bankası doğrudan bu müdahalenin içinde değil. Ama bu kaynaklar, Merkez Bankası üzerinden karşılanırsa Merkez Bankası’nın da rezervlerini sorgulatacak bir duruma gelebilir.

 

3- Bizim son dönemde yaşadıklarımız ekonomi verileri kaynaklı değil. Bu veriler seçim öncesinde de benzer verilerdi. Hatta seçim öncesinde küçük küçük bazı verilerde iyileşme ortaya çıkmıştı. Bizim bu yaşadığımız süreç, tamamen siyaseten geldiğimiz noktada kaynaklanıyor. Seçimlerin tekrardan yenilenmesi, seçimlerin yenilenmesinin dünyaya verdiği sinyal, Türkiye’nin demokrasiye ne kadar yakın, ne kadar uzak olduğunun sorgulanması, seçimler sonucunda yeni bir seçimin yeniden tetiklenebileceği ihtimali, tüm bunların hepsi fiyatların içine girdi. Fiyat artışlarının sebebi bu. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın da burada yapabileceği bir şey yok.

 

Perşembe gecesi olanların kısa dönemli olarak kurları aşağı çekebileceğini söyleyen Arzova, “Ama bizim ne bunu sürdürebilecek cephanemiz var, ne de bu süreç içerisinde bu tür müdahaleler doğru müdahaleler. O nedenle kurun hareketi belli bir yerde faizle birlikte dengelenecek. Bu dengelenme, bizim risk primimiz arttıkça daha da yukarılara çıkıyor” dedi.

 

“Türkiye sözünü tutmuyor, yabancı Türkiye’ye dönmek istemiyor”

 

Türkiye’den dövizini alıp çıkmak isteyen yabancının önünde S-400 ve seçim belirsizliğinin de olduğunu söyleyen Ekonomist Atilla Yeşilada, Türkiye’nin verdiği sözleri de yerine getirmediğini aktardı.

 

“Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak eylülde bir istikrar programı vadetti. Uygulanmıyor. Bankalar ciddi bir stres testinden geçecekti. Uygulanmıyor. Türkiye ne söz vadettiyse hiçbirini tutmuyor” diyen Yeşilada’ya göre bu, yabancı için ciddi bir küskünlük nedeni. Yeşilada, seçimler bitip kararlı şekilde yol haritası belirlenene kadar konuştuğu yatırımcıların da Türkiye’ye dönmek niyetinde olmadığını ifade etti. 

 

“Hazine’nin borcunu ödeyememe ihtimali yüzde 35”

 

Gündemdeki gelişmeleri cuma günü Bloomberg HT canlı yayınına telefonla bağlanarak değerlendiren TEB Yatırım Stratejisti Işık Ökte, Hazine’nin beş sene içerisinde borçlarını ödememe ihtimalinin piyasa tarafından yüzde 30-35 seviyelerinde fiyatlandığını söyledi.

 

“Son zamanlarda yabancı yatırımcının ‘Türkiye odağının" olduğunu görmediğini aktaran Ökte, “Londra’da döviz piyasasında işlem yapanlar çok ciddi TL açık pozisyon taşıyorlar ve bunu değiştirmek için bir nedenleri olduğunu zannetmiyorum” diye konuştu.

 

22 Mart’tan bugüne neler oldu?

 

-  Uluslararası yatırım bankası JP Morgan Chase, 22 Mart’ta yayınladığı raporunda Dolar/TL kuru beklentisini 5,90 seviyesinde açıklamış, yatırımcılara dolar almaları ya da ellerindeki mevduatı tutmaları yönünde tavsiyede bulunmuştu. Banka raporunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplam döviz rezervlerinin düşme hızının sürdürülemez olduğu belirtilmişti.

 

- Bunun üzerine 23 Mart’ta Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), raporun, yanıltıcı içerikleri nedeniyle, hisse senetleri üzerinde spekülatif etki yarattığı şikayetleri üzerine inceleme başlattığını duyurdu. 20 Mart’ta 5,41 seviyesine kadar gerileyen dolar/TL, 22 Mart’ta 5,80 üzerini gördü.

 

- Merkez Bankası, 1 hafta vadeli repo ihalelerine ara verildiğini açıkladı. Söz konusu uygulamada, Merkez Bankası vadesi bir hafta olan ihale açıyor ve bu ihale kapsamında bankalar ellerindeki tahvil ve bonoları TCMB’ye satıyor.

 

Böylece TCMB’den gelen parayla piyasaya bir likidite akışı oluyor. Ancak bu satış tek taraflı olmadığı gibi, önceden sözünü veren bankalar, bir hafta sonunda aldıkları parayı faiziyle iade edip değerli kağıtlarını geri alıyor. Söz konusu repo ihalesinin faizi Merkez Bankası’nın politika faiziyle aynı olup yüzde 24 seviyesindeydi.

 

Bu faiz oranı ortadan kalkınca geriye iki faiz oranı kalmış, dolayısıyla faizler “örtülü” şekilde yükselmişti: Yüzde 25,5 seviyesindeki gecelik vadede borç verme faiz oranı ve yüzde 27 oranındaki Geç Likidite Penceresi (GLP).

 

- 29 Mart’ta Londra'daki swap piyasasında Türk Lirası'nın gecelik faizi, yüzde 1300'ü aştı. Bir önceki hafta yüzde 22 seviyesinde seyreden bu oran 2001’deki ekonomik kriz sırasında görülen seviyesi yüzde 71'di. 31 Mart seçimleri öncesi dolar/TL, son işlem gününü 5,57’den kapattı.

 

- 31 Mart Yerel Seçimleri’nde resmi olmayan sonuçlara göre 30 büyükşehir belediyesinin 15’inin yönetimini AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu cumhur ittifakı kazandı. Aralarında İstanbul, Ankara ve Antalya da olmak üzere 11 büyükşehir ise millet ittifakına geçti.

 

Türkiye, yeni işlem günü ve yeni bir aya 5,70 lira değerindeki dolarla başladı. Kur, gün sonunda 5,46 seviyesine kadar gevşedi. Euro ise Euro/TL ise 6,21- 6, 42 aralığında işlem gördü ve gün sonunda 6,22 seviyelerinde denge buldu.

 

- Mart ayı enflasyonunun yüzde 19,7 seviyesinde açıklanmasının ardından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 25 Nisan’daki toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmedi. Merkez Bankası’nın bir önceki açıklama metninde yer alan “İhtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir” açıklamasını kaldırması piyasacılar tarafından “TCMB faiz artırımına gidecek” olarak algılanınca dolar/TL kuru 5,89 seviyesini aştı.

 

- Financial Times, 18 Nisan’da yayınladığı haberinde Merkez Bankası’nın net rezervlerinin açıklandığının aksine 28,1 milyar dolar değil 16 milyar dolar olduğunu iddia etti.

 

Bloomberg International’ın aynı gün yaptığı haberde ise 22 Mart-12 Nisan arası net rezervlerin 3,5 milyar dolar artış gösterdiği ancak TCMB’nin aynı dönemde borç aldığı paranın 13 milyar doların biraz altında olduğu belirtildi. Aradaki 9 milyar dolara ne olduğun belirsiz olduğu vurgulandı.

 

- TCMB Başkanı Murat Çetinkaya yılın ikinci enflasyon raporunu açıklamak üzere 30 Nisan’da bir toplantı gerçekleştirdi.

 

Ekonomist, analist ve basın mensuplarının sorularına da yer verilen toplantıda gündem Merkez Bankası rezervleri, sıkı para politikası ve kredibilite üzerine yoğunlaştı.

 

“Rezervler konusunda kapsamlı bilgi ihtiyacının farkındayız” diyen Çetinkaya, TCMB’nin verilerin şeffaflığı konusunda dünyadaki en iyi uygulamalara örnek olacak bir noktada durduğuna vurgu yaptı. Ancak ekonomistlerin üst üste gelen “Rezervler gerçekte ne seviyede?” sorularına tatminkar bir yanıt gelmedi.

 

- Toplantıda kamu bankalarının döviz satışını gündeme getiren Ekonomist Uğur Gürses’in “Dalgalı kur rejimlerinde merkez bankaları ya da kamu bankları döviz satarak döviz kurlarını belli bir bantta tutmaya çalışırlar mı? Enflasyon tahminlerinizi değiştirmediniz. Ankara’dan fiyat baskısı yapıldığı biliniyor bu olmamış gibi bir enflasyon tahmini yapmak doğru mu?” şeklindeki sorusuna TCMB Başkanı şu yanıtı verdi:

 

“Para politikasının tepki fonksiyonu nedir? Ne kadar çok ve yoğun kura tepki veriyoruz? Bu kavramlarla ilgili tartışmaların olduğunun farkındayım. Buradaki zorluğumuz şu, biz veriye dayalı olarak enflasyona tepki veriyoruz. Oluşturduğumuz para politikası da bunun üzerinedir. Fiyatlarla ilgili biz tahminlerimizi yaparken net bir biçimde piyasa gelişmelerini, riskleri dikkate alarak bizi hedefe taşıyacak para politikası duruşunu belirleriz. Bunun dışındaki diğer unsurlar tali şeylerdir.”

 

- Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 6 Mayıs akşamı yaptığı açıklamada yerel seçimlerde görev alan bazı sandık kurulu üyelerinin kamu görevlisi olmadığı gerekçesiyle İstanbul Yerel Seçimleri’nin 23 Haziran’da yineleneceğini duyurdu. Kararın ardından Dolar/TL, 5,99 liraya kadar çıktı.

 

- Merkez Bankası 9 Mayıs’ta aldığı kararla her hafta gerçekleştirdiği, piyasaya Türk Lirası sağlayan repo ihalelerine 22 Mart’tan sonra ikinci kez ara verirken, bankaların Merkez Bankası hesabında tutmak zorunda olduğu karşılık oranı da değiştirildi.

 

TCMB, “Türk Lirası zorunlu karşılıkların döviz cinsinden tesis edilebilmesi imkanı azami oranının yüzde 40’tan yüzde 30’a indirilmesine, yabancı para zorunlu karşılık oranlarının tüm vade dilimlerinde 100 baz puan artırılmasına karar verilmiştir” açıklamasını yaptı.

 

Zorunlu karşılık, bankaların, bünyelerindeki mevduatlara karşılık Merkez Bankası hesabında tutmaları gereken, kanunen saptanmış orana deniyor. 

 

- Merkez Bankası’nın rezervleri üzerindeki endişeler, Banka’nın para politikasında sıkılaştırmaya gidip gitmeyeceği belirsizliği, YSK’nın seçim tekrarı kararı, döviz gerilimiyle tetiklenince Türkiye’nin beş yıllık tahvillerinin risk primi 490 baz puanın üzerine çıktı. Teknik olarak 500 seviyesini aştığınızda kriz içerisindeki bir ülke olarak kabul ediliyorsunuz.

 

KAYNAK: INDEPENDENT TÜRKÇE - GÖKÇEN TUNCER

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha