• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Esnaf: "İflaslar yüzde 40'a dayandı, işyerlerini açsak bile iki yıl borç ödeyeceğiz"

Esnaf:
0 0
Covid–19 önlemleri kapsamında il bazında uygulanacak normalleşme süreci 1 Mart itibarıyla başlıyor.
28 Şubat 2021 Pazar 14:13

Normalleşmeye en yakın iller arasında gösterilen başkentte kafe ve restoranların açılması beklenirken, Ankara Tabip Odası Başkanı Ali Karakoç’a göre kentte “tedbirli normalleşme” mümkün. Kafe-Bar-Restoran Çalışanları ve İşletmecileri Dayanışma Platformu (KABARE) ise açılma yapılırken mekânlar arası ayrımcı politikaya karşı olduklarını belirtti. 

 

Covid–19 ile mücadele kapsamında Türkiye’de 1 Mart'tan itibaren kademeli normalleşmenin başlaması bekleniyor. Şehirleri günlük ve haftalık vaka sayılarına göre, kırmızı, turuncu, sarı ve mavi olmak üzere 4 gruba ayıran Sağlık Bakanlığı, bu sınıflandırmaya göre normalleşme adımlarını atacak.

 

81 ili kapsayan haftalık ve günlük vaka ortalamalarına göre hazırlanan listelerde, kırmızı ve turuncu kategoride yer alan illerde kısıtlama devam edecek. Sarı listedeki illere kısmi kısıtlama beklenirken, mavi listedeki illerde ise normalleşme adımları atılacak. Normalleşmeye en yakın iller arasında gösterilen Ankara ise, sarı listede bulunan 25 kentle birlikte kısmi kısıtlama uygulanabilecek illerin başında geliyor.   

 

Öte yandan 1 Mart’ta başlatılacak normalleşme adımları kapsamında Ankara başta olmak üzere vaka sayısı düşük olan illerde kafe ve restoranların açılması gündemde. İşletmelerin açılmasına ilişkin kapalı mekânlarda 45 dakikadan fazla oturulmaması ve kapasitenin yüzde 30 ile sınırlı tutulması gibi öneriler sunuluyor.  

 

Gazete Duvar'ın haberine göre, Kafe-Bar-Restoran Çalışanları ve İşletmecileri Dayanışma Platformu (KABARE) Sözcüsü Oğul Aşkın, küçük esnafın ağzına bir parmak bal çalındığını ifade ederek özellikle restoranların açılmasına ilişkin getirilen kapasite ve saat sınırlamasını kabul etmediklerini söylüyor ve ekliyor:

 

“Kafe ve restoranları, bizleri susturmak için açmaya çalıştıklarını düşünüyoruz. Aynı zamanda bu tür açıklamaları, oluşturduğumuz muhalefeti ve kamuoyunun tepkisini kırmaya dönük hareketler olarak değerlendiriyoruz. Ya en erken nisan, en geç Ramazan ayı sonrasına kadar kafe, bar ve restoranları açmayacaklarını düşünüyoruz. Ya da yapacakları potansiyel yardım destek açıklamasıyla susturmaya çalışacaklar. Yok, '45 dakika oturulacak', yok 'saat 21.00'e kadar açık kalacak' gibi şartları kabul etmiyoruz. Biz yine pandemi şartlarına uyarak, mekânı ona göre düzenleriz ama bu tarz kısıtlamaları kabul etmiyoruz.”  

 

İktidar tarafından özellikle bar, içkili lokanta gibi mekânların gözden çıkarıldığını belirten Aşkın, şöyle devam ediyor:

 

"Ankara nezdinde içkili lokanta ve barlar, var olan esnaf sayısının yüzde 10’u. Bin 101 içkili mekân var; bunun 832 tanesi Çankaya bölgesinde. Sırf Çankaya bölgesinde kapatılan 832 mekânı göz önüne alırsak aileleri ile birlikte yaklaşık 100 bin kişi bu süreçten etkileniyor. Alkolsüz mekânların durumu da çok feci. Açılma yapılırken mekânlar arası ayrımcı politikaya da tamamen karşıyız. Otel barlarının açık olduğu, kayak merkezlerinde partilerin yapıldığı, spor salonlarının dolu olduğu ve siyasi parti kongrelerinin yapıldığı bir ortamda mesajımız şu: Ya bizi de açın ya da haklarımızı verin!”

 

Kafe, bar, içkili lokantalar ve restoranların toplu halde açılmaması halinde var olan vergi borçlarının, SGK prim borçlarının ve kredi borçlarının bir yıllık yapılandırmalarla ertelenmesini istediklerini kaydeden Aşkın,  “Çünkü biz zaten bugün açılsak, önümüzdeki iki yılı bu süreçte aldığımız borçları ödemekle geçireceğiz. Var olan işletmelerin yüzde 20’si kapandı, yüzde 20’si de kapanmak üzere. Bunun önüne geçilebilmesi için öncelikle salgının 'mücbir' sebep haline getirilmesi gerekiyor. Benim işletmem şu an tahliyelik oldu, dava açtım. Oysa bu süreçte başımıza bir şey gelmeyecekti, tahliye edilmeyecektik! Tüm mekânların gereken tedbirlerin alınması koşullarıyla açılmasını istiyoruz” ifadesini kullanıyor.

Ankara Tabip Odası (ATO) Başkanı Ali Karakoç’a göre kentte "tedbirli normalleşme" mümkün; ancak test sayısından, filyasyon ekiplerinin vaka takibine ve aşılama hızına kadar birçok noktada tedbirin elden bırakılmaması gerekiyor.

 

Ankara’da iki hafta öncesine göre vakaların yüzde 50 artığına dikkat çekerek, aynı oranda PCR testi sayısının da düştüğünü kaydeden Karakoç, filyasyon ekiplerinin ise vaka takibinden öte “aşılama programına” katıldığını ifade ederek şöyle konuşuyor:

 

“Son dönemde yapılan PCR testi sayısında ciddi oranda azalma oldu. 200 binlerden 100 binlere düşen test sayısı var. Biliyorsunuz ne kadar çok test yaparsanız o kadar çok vaka yakalama ihtimaliniz var. Öncelikle test sayısının artırılması gerekiyor. Akabinde filyasyon ekiplerinin takiplerinin artırılması gerekiyor. Nitekim son dönemde filyasyon ekipleri aşılama programına alındı, evlerde aşıya gidiyorlar. Bu da filyasyon takibini düşürdü. En büyük sıkıntılarımızdan biri de aşılama oranları. Aşılama hızlı yapılmadığı takdirde salgında yeniden bir pik yaşanması ihtimali çok yüksek. O yüzden aşıların temin edilmesi ve aşılama programının hızlandırılması gerekiyor.”

 

Normalleşme adımlarının yerellere devredilmesi ve yerel otoritelerin getirdiği kriterlerin önemine vurgu yapan Ali Karakoç, il pandemi kurullarında sağlık örgütlerinin de yer alması gerektiğini söyledi. Öte yandan pandemi tedbirleri kapsamında uzun zamandır kepenk indiren küçük esnafın açlık ile mücadele ettiğini ifade eden Karakoç, şöyle devam etti:

 

“Bu süreçte vaka sayılarının artmasında en büyük rol oynayan durum siyasi parti kongreleri ve büyük alışveriş merkezlerinde oluşan kalabalıktır. O yüzden parti kongreleri ve kalabalık cenaze törenleri yapıldığı müddetçe Sağlık Bakanı'nın söylediklerinin toplumda hiçbir karşılığı olmayacak. Pandemi nedeniyle aylardır işletmelerini açamayan ve açlıkla mücadele eden bir kesim var. Küçük esnaf olarak tabir ettiğimiz kafe, bar, restoren çalışanları aylardır işsiz. Geldiğimiz noktada bu süreçte birçok intihar vakalarına şahit olduk. O yüzden küçük esnafa alanlarında önlemler alınarak açılma yapılabilir. Yani tedbirli bir normalleşmeden bahsedebiliriz. Hem sosyal hem de ekonomik olarak önlemler alınarak kademeli bir şekilde açılma mutlaka gerekiyor.”

 

Öte yandan yüz yüze eğitime geçilmesi kararını da değerlendiren Karakoç, “Okulların açılması tedbirler alınarak normal bir yaklaşım. Özellikle 12 yaş altı çocuklar için yüz yüze eğitime geçilmesi onların bedensel ve psikolojik gelişimi açısından çok önemli. Ancak okulların açılması için eğitim emekçilerine, okul çalışanlarına bir an önce aşı yapılması gerekiyor. Aşı bu süreçte yetişmeyecekse öğretmenlere ve okul personeline düzenli aralıklarla test yapılması gerekiyor” dedi.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha