• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Koronavirüs, işsizliğe nasıl yansıdı?

Koronavirüs, işsizliğe nasıl yansıdı?
0 0
Cuma günü gelen rakamlara göre işsizlik oranı yüzde 12,8'e düşerken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 13.8'e yükseldi.
13 Temmuz 2020 Pazartesi 12:44

Makroekonomik verideki kısa vadeli trendi incelerken mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veri tercih edilmelidir. Çünkü düzeltme yapılmamış veri, genel gidişata dair bilgi vermekten ziyade mevsimsel etkileri gösterip yanıltıcı olur.

 

Mevsimsellikten arındırılmış işsizlik rakamının artışa geçmiş olması şaşırtıcı değil.

 

 

Zira COVID-19 etkisiyle ekonomide yaşanan daralmanın en yoğun hissedildiği aylar Mart, Nisan ve Mayıs ayları. Öte yandan bu rakamı baskılayan iki önemli unsur var:

 

27 Nisan'da başlayan işten çıkarma yasağı kapsamında kayıtlı çalışanların Ağustos ayına kadar işten çıkarılması durduruldu. Dolayısı ile işsizlik oranı artışının altında yatan istihdam kaybı, işgücünün üçte birini oluşturan kayıt dışı çalışanların kayıplarını yansıtıyor. Yasağın kalkması ile birlikte kayıtlı çalışanların da bu gruba katılarak işsizlik oranını yükseltmesi beklenir.

 

Nisan itibariyle işgücü katılım oranının yüzde 47'ye gerilemiş olması kritik. Bu orandaki azalma, iş bulma umudunu yitiren küskün işsizlerin iş aramaktan vazgeçerek işgücünden ayrıldıklarını gösteriyor.

 

Bu neden önemli?

 

Tamamen mekanik bir açıdan bakarsak, işsizlik oranı hesaplanırken işsiz sayısı, işsizlerin ve istihdam sahiplerinin toplamı olan işgücüne bölünüyor. Yani İşsizlik Oranı=İşsiz sayısı/İşgücü.

 

Bu formüle göre üç senaryo düşünelim:

 

 

Birinci senaryoya göre ekonomide 10 kişi işsizken 90 kişi iş sahibi olsun. Buna göre, toplam işgücü 10+90=100 kişi olur. 15 yaş üstü nüfusun da 200 kişi olduğunu varsayarsak, işgücüne katılım oranı yüzde 50 (=100/200), işsizlik oranı ise yüzde 10 (=10/100) olur.

 

Diyelim ki birinci senaryoda istihdam edilmiş 5 kişi işini kaybederek işsiz ordusuna katılsın. İkinci senaryoda gösterilen bu durumda işsizlik oranı yüzde 15'e yükselir.

 

Eğer işini kaybeden bu 5 kişi iş aramayı bırakırlarsa o zaman işsiz sayılmadıklarından işgücünden düşerler.

 

Üçüncü senaryoda gösterilen bu durumda, işsizlik oranı birinci senaryoya göre sadece yüzde 11'e yükselir.

 

Bu örnekte görüldüğü gibi, istihdam azalırken iş gücü katılımının da azalması işsizlik oranını düşük gösterip yoksulluktaki gerçek artışı gizliyor.

 

İlave olarak, işgücüne katılım oranının azalması COVID-19'un kalıcı hasar yapma tehlikesine işaret ediyor.

 

Kriz sırasında işini kaybeden kesimin istihdamdan ayrı kaldığı süre uzadıkça sahip olduğu nitelikler de köreldiği için yeniden iş bulabilme şansı azalıyor.

 

Bu nedenle, iş bulamayacağı umutsuzluğu içinde iş aramaktan vazgeçen 893 bin kişiyi beşeri sermayede kalıcı bir zararın ön uyarısı olarak yorumlamak mümkün.

 

 

Sektörel ayrım

 

İstihdam kayıplarının en fazla hizmetler daha sonra da sanayi sektöründe görülmesi bir tesadüf değil.

 

Bir önceki yazımda enflasyon verisi üzerinden vurguladığım gibi talepte en çok daralmanın yaşandığı ve izolasyon önlemlerinden en çok etkilenen hizmetler sektöründe ciddi bir üretim kısıntısı söz konusu.

 

Gelen istihdam verisi, arzdaki bu azalmayı teyid ediyor. Keza sanayi sektörü de dış borcundaki görece yükseklik ve ithal ara malı bağımlılığı nedeni ile krizden daha derinden etkilenen ve arz kısıntısı yaşayan sektörlerden.

 

Hizmetler sektörünün en çok istihdam yaratan sektörlerden biri olması bu sektörde yaşanan daralmanın işsizlik üzerindeki etkilerinin önümüzdeki aylarda da ciddiyetini koruyacağına işaret ediyor.

 

Özellike turizmde yaşanan kaçınılmaz yavaşlama işsizlik rakamlarına yansıyacaktır.

 

 

Neler yapmalı?

 

Kısa vadede, artık alarm zilleri çalan hızlı kredi büyümesine dayalı bir büyüme paketi yerine doğrudan kaynak aktarımlarına ağırlık verilmesi daha uygun.

 

Krizden en çok etkilenen sektörleri hedefleyen teşvikler verilmesi, krediye erişimi olmayan işsiz kesimlerin refah seviyelerinin arttırılmasına yönelik transfer ödemelerinin artırılması talebin de daha çabuk toparlanmasına yardımcı olacaktır.

 

Uzun vadede ise işsizliğin kalıcı olarak azalması ancak rekabeti ve üretkenliği teşvik edecek sanayi ve teknoloji yatırımları, nitelikli işgücü yetiştirecek bir altyapı, makroekonomik istikrar ve güven verici politikalar ile mümkün.

 

KAYNAK: BBC TÜRKÇE - SELVA DEMİRALP

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha