• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Sözcü yazarı Çiğdem Toker: AB ilerleme raporu belediyelerin yandaşlara nasıl para aktardığını gösteriyor

Sözcü yazarı Çiğdem Toker: AB ilerleme raporu belediyelerin yandaşlara nasıl para aktardığını gösteriyor
0 0
Sözcü gazetesi yazarı Çiğdem Toker, bugünkü yazısında Türkiye'nin yolsuzluk karnesini yazdı. Toker, İstanbul seçiminin hiçbir zaman yalnızca İstanbul'u ilgilendiren bir seçim olmadığını söyledi.
14 Haziran 2019 Cuma 16:47

Toker, kentin rant potansiyelini ve İBB'nin bütçe kaynaklarına dikkati çekti; bu yüzden İstanbul'un iktidarın kaderini belirleme gücüne sahip olduğunu ifade etti.

 

Toker, Avrupa Komisyonu'nun iki hafta önce yayımladığı Türkiye İlerleme Raporu'nu değerlendirdi; raporda yolsuzluk başladığında Türkiye'nin hâlâ erken aşamada olduğunu kaydetti. Toker, Eğer -gün ışığında havai fişekle kutlanan- AB üyelik müzakerelerinin üzerinden 15 yıl geçtiğini hatırlayacak yaştaysanız, bu iki ifadenin tam karşılığının “15 yılda bir arpa boyu yol alamadınız” olduğunu daha iyi anlamanız mümkün." dedi.

 

İstanbul’un AKP iktidarının kaderini belirleme gücüne sahip olduğunu belirten Toker, Avrupa Komisyonu’nun Türkiye İlerleme Raporu’nda iktidara yakın grupların merkezi yönetimden yerel yönetimlere kadar kamu kaynaklarını nasıl kullandığına yer verdiğini aktarıyor.

 

Raporda, Türkiye’nin yolsuzluk mücadelesinde gerilediğine dair bir “saptama” yapıldığını belirten Toker, yolsuzluk mücadelesindeki Türkiye karnesinde öne çıkan unsurlara şöyle yer veriyor:

 

“– Kalıcı, gerçekten bağımsız nitelikli yolsuzlukla mücadele birimi yok. Yolsuzluğu önleyici nitelikteki kurumlar arasındaki koordinasyon yetersiz.

 

– Başbakanlık Teftiş Kurulu Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle devreden çıktı. Devlet Denetleme Kurulu ise bağımsızlıktan yoksun.

 

– Özel sektörde, yolsuzlukla mücadele konusundaki yasal çerçeve zayıf. Şeffaflık ve yolsuzlukla mücadele konusunda düzenli bilinçlendirme kampanyaları yapılmadı.

 

– Yolsuzlukla mücadele soruşturmalarına öncülük edecek özel bir savcılık kurulmadı. – Yolsuzluk ve organize suç davalarında etkin mali soruşturmalar sistematik olarak yürütülemiyor. Yürütme, yüksek profilli yolsuzluk davalarının soruşturulması ve kovuşturulması aşamalarında usulüne aykırı biçimde müdahalede bulunuyor.

 

– Kamu kurumlarının hesap verebilirliği şeffaflığının çok sınırlı düzeyde olması endişe kaynağı olmayı sürdürüyor.”

 

Toker, Türkiye’nin yapmadığı ev ödevlerini de şöyle sıralıyor:

 

"– BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi ve Avrupa Konseyi Sözleşmeleri de dahil olmak üzere yolsuzlukla mücadeleyle ilgili uluslararası yükümlülüklerini etkin bir şekilde uygulamak.

 

– Üst düzey yolsuzlukla ilgili başarılı kovuşturmaların ve mahkumiyetlerin kaydını tutmak.

 

– Güvenilir ve gerçekçi bir eylem planıyla desteklenen yolsuzlukla mücadele stratejisini kabul etmek. Bu konuda net bir siyasi irade sergilemek.

 

Raporda Kamu İhale Kurulu'nun bağımsızlığının, kurul üyelerinin Cumhurbaşkanı'nca doğrudan belirlenmesi nedeniyle ‘kağıt üzerinde’ olduğu da vurgulanıyor. Özetle, İlerleme Raporu'ndaki ‘yolsuzluk’ başlığına dair satır araları bize; belediyelerin nasıl olup da seçilmiş vakıflara derneklere sorgusuz sualsiz bol keseden imkân sunduğunu, yatırımcı kuruluşların kamu ihalelerinde nasıl keyfi kararlar aldığının kurumsal ve temeldeki sebeplerini apaçık gösteriyor.”

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha