• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Doktor: Oğlunu soran hastama, ölmesine rağmen her gün ‘Toparlanacak’ dedim

Doktor: Oğlunu soran hastama, ölmesine rağmen her gün ‘Toparlanacak’ dedim
0 0

Sivas’ta pandemi hastanesinde görevli Dr. Zeynep Banu Ramazanoğlu, tedavi gören bir anneye oğlu ölmesine rağmen, “Durumu nasıl” diye her sorduğunda, “Toparlanacak” diyerek yalan söylemiş olmaktan üzüntü duyuyor.

16 Eylül 2020 Çarşamba 17:24

Meslektaşı Dr. Rağıp Sarıismailoğlu, “Hastalığı başka bir yakınına bulaştırıp onun vebaliyle ağlayanları çok gördük” diyerek İstanbul’dan Sivas’a dört kişi götüren taksi şoförünün hayatını kaybettiğini anlatıyor.

 

Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Ramazanoğlu ve enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Sarıismailoğlu, Covid-19 salgını sürecinde yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

 

Pandemi hastanesi olarak belirlenen Numune Hastanesi Çok Amaçlı Geriatri Merkezi’nde çalışan Ramazanoğlu, “Üzülerek söylüyorum ki çok iyi de gitmiyor, kötü bir hastalık. Beklenmedik bulgular yapan bir hastalık, basit bir virüs enfeksiyonu değil” dedi.

 

Gençlerin de hastalığa yakalandığını ve hayatını kaybedebldiğinin altını çizen Ramazanoğlu, “Uykumuzda dahi hastalarla haşır neşir bir şekilde, onların tedavilerini düşünerek, hastalarımızı planlayarak yatıyoruz ve onlarla kalkıyoruz” ifadelerini kullandı.

 

‘Nefes alamayana sormak gerek’

 

Ramazanoğlu ‘dışarıda’ önlem almanın hastanedekilerin işinden kolay olduğunu şu sözlerle anlattı:

 

“Hayatlar geri gelmiyor bunu vurgulamak istiyorum. Bir nefesin değerini, nefes alamayan insana sormak gerekiyor. Nefes almak çok değerli. Hastalarımız hakikaten iyi görünseler, her şeyleri iyi olsa dahi nefes darlığı çekiyorlar. Gencecik insanların konuşurken nefeslerinin daraldığını görüyoruz. Hastayla konuşurken nefes açlığını, nefes darlığını hissetmek bizi en çok etkileyen durum.”

 

Ramazanoğlu, bir yandan hastalıkla mücadele ederken, bir yandan trajik hikayelere de tanıklık ettiklerini belirterek şöyle devam etti:

 

“Her gün vizite için yanına gittiğim annenin, ölen oğlunun durumunu soruyor olması benim için çok acıydı. Anne toparladı ama oğlu ölmüştü. ‘Oğlum şu serviste yatıyor, durumu nasıl’ diye her gün soruyordu. Her gün gözlerine bakmadan oğlunun toparlayacağını söyledim, o anneye yalan söylemek beni en çok etkileyen anılardan bir tanesiydi. Hastayı taburcu ettikten sonra dahi söyleyemedik, daha sonra o anne evinde öğrendi. O çok acıydı.”

 

Görev sırasında üstlerine giydikleri koruyucu maske ve kıyafetleri bazen saatlerce çıkartmadıklarını dile getiren evli ve iki çocuk annesi Ramazanoğlu başlarda hastalığı ailesine bulaştırma endişesini daha çok yaşadığını, bu kaygılarını bir kenara attığını anlattı.

 

‘Çocukları ihmal ettik’

 

Evde de çalışmaya devam ettiğini, bu süreçte çocuklarını biraz ihmal ettiklerini söyleyen Ramazanoğlu, maske takmayı reddedenlere ise şöyle seslendi: “Maskeyle nefes almak entübeyken nefes almaktan daha kolay.”

 

Aynı hastanede çalışan Dr. Rağıp Sarıismailoğlu ise altı aydır evinden, ailesinden ve çocuklarından uzakta olan meslektaşlarının olduğuna dikkat çekerek, “Burada annesini, babasını yatırmış, ziyaret dahi edememiş, vefat eden ve sonrasında cenazesine dahi katılamamış hasta ve hasta yakınları var” dedi.

 

‘Canlı canlı boğulur hissi’

 

Sarıismailoğlu hastaların yaşadığı nefes darlığını şu ifadelerle anlattı: “Oksijen vermemize, makineye bağlamamıza ve yüksek dozda ilaç vermemize rağmen oksijenin yetmediğini söyleyen hastalar görüyoruz. Bilinci açıkken boğulur hissiyle insanların nasıl can çekişebileceğini görüyoruz. Bunlar gerçekten çok üzücü. Genç yaşlı artık fark etmiyor. Gençlerde de çok sık nefes darlığı görebiliyoruz. Altta yatan hastalığı olmayanlarda da nefes darlığı, solunum güçlüğü görebiliyoruz. Bu normal bir nefes darlığından ziyade hava açlığı dediğimiz bir olay. Havayı alıyor ama yetmiyor. Bir türlü ciğerlere oksijen inmiyor ve hastalar canlı canlı boğulur hissi ile yaşıyor.”

 

Hastalığı bir yakınına bulaştırıp onun vebaliyle ağlayanları sıklıkla gördüklerini dile getiren Sarıismailoğlu tanık olduğu acı bir olayı şöyle anlattı:“İstanbul’da taksicilik yapan bir hastamız vardı. İstanbul’da vaka sayıları artınca yakınları, ‘Bizi Sivas’a götür’ diye rica ediyor. Adam işini gücünü bırakıyor, bu yakınlarını taksiye bindiriyor ve buraya getiriyor. Getirdiklerinden bir tanesi maalesef Covid pozitif ve diğer dört kişiye de yolculuk esnasında bulaştırıyor. Sırf yakınları otobüse binmesin, hastalığı kapmasın diye buraya getiren taksici kardeşimiz vefat ediyor. Diğer dördü ise yaşıyor ama onlar da büyük bir vicdan azabıyla yaşıyorlar. Bu da çok üzücü bir şey.”

 

‘Evde odaları ayırdık’

 

Her sağlıkçı gibi kendisinin de en büyük endişesinin ailesi olduğunu belirten iki kız çocuk babası Sarıismailoğu şunları söyledi: “Kızlarım eve dönünce kapıda koşup sarılmak istiyorlar çünkü bizim rutinimiz buydu ama altı aydır odalarımızı ayırdık, mümkün olduğu kadar temas etmemeye çalışıyoruz. Yanlarında maske ile duruyoruz. 1.5-2 yaşındaki çocukların bunu anlaması, algılaması çok zor ama bir yandan da onlara hastalık götürüp onların da bizim yüzümüzden bu acıyı çekmesini istemiyoruz.”

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha