• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Mumlar yakıldı, kazanlar kaynadı pandeminin gölgesinde yazın paskalyası kutlandı

Mumlar yakıldı, kazanlar kaynadı pandeminin gölgesinde yazın paskalyası kutlandı
0 0

İstanbul’da mumlar yakıldı, Gökçeada’da kuzular onun için kurban edildi. Vakıflı’da ise kazanlar ocaklar üstüne kuruldu. Yazın paskalyası Meryem Ana Yortusu, bu yıl pandeminin gölgesinde kutlandı.

15 Ağustos 2020 Cumartesi 16:53

İstanbul’da mumlar yakıldı, Gökçeada’da kuzular onun için kurban edildi, Vakıflı’da ise kazanlar ocaklar üstüne kuruldu. Meryem, İsa’nın annesi bugün ışıklar içinde göğe yükseldi. 

 

Hristiyanlar için en kutsal bayramlardan Meryem Ana Yortusu, dünyanın dört bir yanında kutlandı. Türkiye’de ise adresler İstanbul, Gökçeada, Antakya, İskenderun’du.

 

Her yıl 15 Ağustos’ta veya ona yakın pazar günü kutlanan bayram, Hz. İsa ve ona inananların ölümden sonra Tanrı’yla birlikte göğe alınacakları ve sonsuz yaşama kavuşacakları inancının da göstergesi ve örneği olarak kabul edilir.

 

Hristiyan dünyasının bu kutsal gününde Türkiye’nin en batısından en güneyine kadar kutlamalar düzenlendi. İstanbul’da Yeniköy Rum Vakfı, Meryem Ana’ya ithaf ettikleri Theotokia festivalini bu yıl pandemi şartlarına uygun halde başlattı.

 

Şenlikleriyle bilinen Vakıflı ise sadece bir ayin ile bayramı kutladı. Gökçeada ise pandemiye rağmen geleneklerinden vazgeçmedi. Pandemi şartlarına uygun halde başlayan bayram gece düzenlenecek eğlenceyle son bulacak. 

 

İstanbul'da festival

 

Yeniköy Rum Vakfı’ndan Theotokia projesi sorumlusu Nikos Papaionnou, üç yıl önce başlattıkları Theotokia festivalini Meryem Ana’ya ithaf ettiklerini söyledi.

 

Papaionnou, Theotokia’nın Ortodokslar için önemli olduğunu eklerken Meryem Ana’nın öldüğü gün olarak bilinen 15 Ağustos’ta yapılan etkinliklerde Tanrı ile buluşmasının kutlandığını belirtti. 

 

Theotokia festivalinin nasıl başladığınıysa Papaionnou şöyle anlattı:  

 

"Ağustos ayında bir festival yapmak istiyorduk. Bunu yaparken de din ve kültürü bir araya getirmek istedik. Çünkü İstanbul’da Rum cemaati için din ve kültür beraber yürüyor. Yunanistan’da ya da Türkiye’de bu böyle değil. Küçük paskalya ya da yaz paskalyası dediğimiz Panagia’yı festival olarak kutlayalım dedik ve 3 yıl önce başladık."

 

Daha önce İstanbul’da nüfusun azalmasıyla geleneksel Meryem Ana panayırlarının son bulduğunu hatırlatan Papaionnou, son senelerde sadece kilisede bir ayin ile bu bayramın kutlandığını dile getirdi.

 

Papaionnou, şimdi ise Theotokia adıyla eskinin panayırlarını festivale dönüştürdüklerini kaydetti. 

 

Son 3 yıldır başlattıkları festivallerde türlü etkinliklere yer veren Yeniköy Rum toplumu, ayrıca evlerinde yaptıkları birbirinden lezzetli yemeklerle de mutfaklarının da tanıtımını yapıyor.

 

Papaionnou festivalin temelinde mahalle kültürünün yer aldığına dikkat çekti: 

 

"Geçen sene mahalle kültürünün ele aldığımız bir festival yaptık. Çünkü kendimizi tanıtmak istiyoruz. Biz İstanbul’un bir parçasıyız. Bu yüzden herkesi davet ettik. Türkçe etkinlikler yapıyoruz çünkü herkes ile kaynaşmak istiyoruz. Yunanistan ve Türkiye’nin arasında köprüler kurmak istiyoruz. Politikleşmek, siyaset malzemesi olmak istemiyoruz, toplumların ve kültürün kaynaşmasında köprü olmayı istiyoruz."

 

Yeniköy Rum toplumunun katkılarıyla gerçekleşen festival herkese açık. Ancak Yeniköy’de bulunan Meryem Ana (Panagia) Kilisesi’nin avlusu sınırlı sayıda katılımcı alabiliyor. Buna rağmen Papaionnou, geçen senelerde yoğun bir katılımın gerçekleştiğini söylüyor.

 

Şemsiye, masa sandalye gibi malzemelerini de Sarıyer Belediyesi’nden tarafından karşılandığını söyleyen Papaionnou, bu yıl pandemi şartlarında festivali yaptıklarından bahsetti: 

 

"Hayat devam ediyor, biz de Sağlık Bakanlığı’nın talimatlarına tamamen uyarak etkinliklerimizi düzenliyoruz. Maske kullanımını sağlıyoruz, ateş ölçüyoruz kapıda ve tabii ki sosyal mesafeli bir oturma planı hazırladık.

 

Festivalde kitap tanıtımları, konuşmalar, sergiler ve konserler hazırlıyoruz. Ancak bu sene pandemi nedeniyle konser olmayacak. Bu yıl İKSV ile birlikte çalışmak istedik ama pandemiden mümkün olmadı."

 

Bu sene 9 Ağustos itibarıyle başlayan festivalin açılışını Patrik Bartholomeos yaptı. Patrik Bartholomeos tarafından yapılan ayinin ardından Prof. Dr. Asu Bilban Yalçın, “Bir şehir devleti, bir şehir medeniyeti: Bizans’ı kültürü ve sanatı üzerinden algılamak” başlıklı mini bir konferans verdi.

 

Gökçeada’da şenlik vakti

 

Ağustos ayı hiç kuşkusuz Gökçeada’nın hem en güzel hem de en kalabalık olduğu ay. Panayırın coşkusu ay başından bütün adayı sarıyor.

 

Bu yıl göreve başlayan Gökçeada ve Bozcada Metropoliti Kyrillos da bayramlarını eski coşkusuyla kutlamaktan yana. 

 

Metropolit Kyrillos, bayramlarının önemini şöyle anlattı: 

 

"Meryem Ana Yortusu bizim için Paskalya kadar önemli. Bu yüzden yazın paskalyası deniyor. Meryem Ana’nın yüzünde anneliğin şefkatini gördükleri için bütün insanlar sever ve sayar. Bizim dinimize göre ölen bir kişi, Allah’ın huzuruna melek olarak gidiyor. Hiçbir zaman değeri kaybolmuyor. Orası hakiki dünya."

 

Türkiye’de birçok yerde bayramın kutlandığına dikkat çeken Metropolit Kyrillos, adadaki kutlamanın da görkemli olduğunu ifade etti:

 

"Karadeniz’den İstanbul’a, Antalya’dan İzmir’e birçok yerde kutluyoruz. Adamızda 5 büyük kilise ve 35 şapel Meryem Ana’ya adanmış.

 

Ayın 15’ine kadar 15 günlük bir oruç tutuyoruz. 15 Ağustos’ta ayinler yapıyoruz, adaklarımızı kurban ediyoruz, kazanlarda keşkekler pişiyor ve eğlenceler düzenliyoruz. Aynı zamanda o gün üzümleri de kutsuyoruz. Meryem Ana’ya görkemli bir kutlama yapıyoruz."


Eski zamanlarda Marmaros’da bir manastırda bu bayramın kutlandığını söyleyen Metropolit Kyrillos, “Köylerden insanlar yürüyerek gidiyordu o manastıra. Bütün geceyi orada geçiriyor ve dua ediyorlardı. Dualardan sonra küçük kuyular suyla dolmaya başlardı. İnsanlar o suyla yüzlerini yıkar, içerlerdi şifa için. Son senelerde nüfus azaldığı için bu adetleri yerine getiremedik” dedi. 

 

Metropolit eski adetlerini yeniden yerine getireceklerini söyledi:  

 

"Bugün akşamüstü köylerden yola çıkacağız. Bütün gece orada kalacağız, ayin yapacağız ve adaklarımız kesildikten sonra yemek için İspilya’da (Pınarbaşı) buluşuyorduk. Orada da bir şapel vardı. Artık yok o şapel yıkıldı. Orası bir buluşma yeriydi. Uzaktan gelen herkes, orada buluşuyordu. O yüzden eskiye dönmek istiyoruz."

 

Metropolit Kyrillos, Kovid-19 riskine karşı ise gerekli tüm önlemlerin alındığına dikkat çekerken, “Kaymakam Bey ile konuştuk, panayır alanında maske kullanımı sağlanacak, ateş ölçümü yapılacak ve sosyal mesafeye de dikkat edilecek” diye konuştu. 

 

Metropolit Kyrillos, bu bayramın insanların kaynaşması için bir fırsat olduğunu dile getirdi.

 

Adada bayramın en coşkulu kutlandığı adres kuşkusuz Tepeköy. Köy meydanında kazanlarca keşkek pişerken bir yandan da akşam eğlencesinin hazırlıkları yapılır.

 

Son senelerde de çok fazla katılımın olması panayırın anlamını da biraz bozuyor. Tepeköylü Efterpi Bakkal da panayırın eskisi kadar keyifli olmadığından şikayetçi:

 

"Panayırın tadı kaçtı artık. Eskiden panayırı kendi aramızda kutlardık. Merkez’deki Türkler bile davet etmezsek gelmezlerdi. Ayinlerden sonra İspilya’ya gidiyorduk, herkes masasını kurardı, yemekler yenir, eğlence yapılırdı. Artık panayır yerlerine gitmiyorum. Bu sene de sabah kiliseye gideceğim ardından eve kapanacağım."


Vakıflı’da şenlikler iptal

 

Şenlikleriyle meşhur bir başka köy ise, Türkiye’nin güneyinde yer alan Hatay Vakıflı köyü.

 

Hatay Ermeni Cemaati Başkanı Cem Çapar, kiliselerinin isim günü olması nedeniyle bu bayramı şenliklerle kutladıklarını söyledi.

 

Aynı zamanda bayramın bağbozumu niteliği taşıdığına da dikkat çeken Çapar, “3 gün 3 gece kutlanan bir şenlik havasına büründü son zamanlarda. Aynı zamanda köyden göç etmişlerin de tekrar köye gelip buluştukları bir festival oldu” dedi. 

 

Bu sene Kovid-19 pandemisi nedeniyle şenliklerin yapılmayacağını söyleyen Çapar, bayramın sadece kilisede yapılacak olan ayin ile kutlandığını dile getirdi.

 

Çapar, ayinin sonunda geleneksel keşkek yemeğinin cemaate ikram edileceğini söyledi. 

 

Kilisedeyse pandemi şartlarına uygun önlemler alındığını belirten Çapar, maskesiz ziyaretçi kabul edilmezken sosyal mesafe kuralının da uygulandığının altını çizdi.

 

İskenderun’da da unutulmadı    

 

Meryem Ana Yortusu için bir diğer adres ise İskenderun. İskenderun Ortodoks Kilisesi Cemaat Vakfı Başkanı Can Teymur, tedirginlikle birlikte Meryem Ana Bayramını kutladıklarını ifade etti:

 

"Bu pandemi süreci içerisinde maalesef bir müddet kiliselerimiz kapalı kaldı. Ancak şimdi ayinler yeniden başladı. Tabii cemaatimizde bir tedirginlik var. Biz de mevcut koşullara uygun şekilde kurallara dikkat ederek gerekli her türlü tertibatı aldık. Meryem Ana Bayramı bizim için çok önemli bir bayram. Biz de Arsuz ve İskenderun’daki kiliselerimizde ayin yapacağız. Antakya’da ve Vakıflı’da cemaat mensupları bu bayramı kutluyorlar. Ancak hiçbir ilimizde ne yazık ki bu pandemi sebebiyle katılımın yüksek olacağını düşünmüyoruz."

 

Gerekli tedbirlerin alındığına dikkat çeken Teymur,  “Kilisede sosyal mesafeyi ayarladık, maskesiz katılım sağlanmasına izin vermiyoruz” dedi. 

 

KAYNAK: INDEPENDENT TÜRKÇE - MELİKE ÇAPAN

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha