• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

10 soruda Ankara Katliamı ve sonrası; Sorular çok, ancak cevaplayan yok

10 soruda Ankara Katliamı ve sonrası; Sorular çok, ancak cevaplayan yok
0 0

101 kişinin yaşamını yitirdiği Ankara Katliamı’nın davası bugün başlıyor. Katliama ilişkin sorular çok, ancak cevaplayan yok

7 Kasım 2016 Pazartesi 10:46

BirGün'den Erk Acarer'in haberine göre; 36 sanıklı iddianame, Türkiye'nin bir cihatçı yatağına dönüştüğünü, IŞİD'cilerin ellerini kollarını sallayarak hareket ettiklerini gösteriyor. Dosya, bu türden bir gerçeği göstermesi açısından işlevini neredeyse tam olarak ortaya koyuyor. Peki eksik olan ne? Ankara Katliamı müfettiş raporları, 2 soru temelinde binlerce sayfanın üzerinde şekillendi. Katliamda 'kasıta varan ihmali bulunan' kamu görevlileri olduğu iddialarının cevabı aranıyordu.

Yine cevap aranan diğer soru ise patlamadan hemen sonra yaralılara polis tarafından gaz, tazyikli su ve plastik mermi ile saldırılıp saldırılmadığıydı. Ankara Katliamı avukatları hazırlanan raporlar üzerinden defalarca ihmalleri gözler önüne serdi; "Kamu görevlileri de yargılanmalı" taleplerini dile getirdi.

Ayrıca olay sonrası görüntüleri, telsiz konuşmaları, Türk Tabipleri Birliği (TTB) raporları ve tanıklıklar şüpheye yer bırakmayacak şekilde yaralılara saldırı olduğunu ortaya koydu. Bununla birlikte tekrar tekrar Suruç ve Ankara Katliamları’nın örgütün planlayıcıları açısından bir bütün olduğu yinelendi.

Ne var ki her iki olayda da yargılanan sadece tek bir kamu görevlisi bulunuyor; eski Suruç Emniyet Müdürü Mehmet Yapılıal. Onun da davası halktan kaçırılıyor. Öte yandan bir buçuk yılı aşkın süredir ortada Suruç Katliamı'yla ilgili iddianame bile yok. Dolayısıyla sorular eksilmiyor: Denetimli serbestlik verilen IŞİD'ciler şimdi nerede? Örgütün paravan şirketi hakkında bir araştırma yapıldı mı? Dahası katliamları Antep'te örgütleyen IŞİD'cilerin bugün şehirdeki durumu ne, emniyet çalışma yapıyor mu? Ankara davası ve dosyası üzerinden 'yakın gelecekte neler yaşanabilir?' sorularına cevap arıyoruz...


1- Sadece 10 tutuklu var


Ankara Katliamı davasında 36 sanıktan sadece 10'u tutuklu. 22 sanık firari durumda. 2 kişi gözaltına alınıp serbest bırakıldı. 2 sanık hakkında ise tahliye kararı verildi. Tahliye edilenler, tutuklu bulunan Metin Akaltın'ın eşi Hatice Akaltın ve katliamın kilit isimlerinden biri olup kendisini patlatan Halil İbrahim Durgun'un eşi Esin Altuntuğ.

2- İki önemli konu, iki basit cevap


Katliamdan sonra özellikle iki önemli konu gündeme geldi. Kamu görevlilerinin ‘kasta varan ihmalleri var mıydı?’ ve yaralılara patlamalardan sonra şiddet uygulanıp gaz sıkılmış mıydı? Basit soruların basit cevapları vardı. Katliamdan bir saat önce istihbarat gelmişti. Fakat, bu istihbarat miting tertip komitesiyle paylaşılmadı. Katliamcılar iki araçla yola çıktılar. Eskort araç Adana-Pozantı yolunda yanlış yola girdi, aynı yoldan ikinci kez geçti, polis çevirdi. Ancak eskort, polis barikatını atlatabilmeyi başardı. Bombacıları taşıyan diğer aracın ise camları film kaplıydı. 'O araç' ta yavaşça polis noktasından geçti. Polis içeri şöyle bir baksa belki de bombacıları tespit edecekti. Ayrıca tanıklıklar, TTB raporları ve polis telsiz kayıtları yaralılara olaydan sonra gaz sıkılıp saldırıldığını gösterdi. 

3- Denetimli serbestlik muamması


36 sanıktan ikisine denetimli serbestlik verildi. Ancak bu iki isim için yeniden yakalama kararı çıkarıldı. Bunlardan biri Yakup Karaoğlu'ydu. Katliamın planlayıcısı ve sözde Antep Emiri Yunus Durmaz'la ilişkisi vardı. IŞİD'li olduğu tespit edildi. 17/10/2015 tarihinde gözaltına alınan Karaoğlu kısa sürede bırakıldıktan sonra kendisinden ele geçirilin meteryaller incelendi. Yeni deliller ortaya çıkınca yakalama emri düzenlendi. Yani önce bırıkıldı, sonra araştırıldı. Denetimli serbestlikten 'yararlanan' bir diğer isim Suphi Alpfidan oldu. Alpfidan'ın bombacılara eskortluk yapan 27 AHV 70 plakalı araçta parmak izi, IŞİD ödeme listesinde ismi vardı. Muhtemelen IŞİD'in emlakçısıydı ve 'depo ayarlama işi' yapıyordu.

4- Paravan şirket var, sahibinin ifadesi yok!


Enes Plastik önemli bir şirket. Suruç ve Ankara Katliamı’nın planlayıcılarından Halil İbrahim Durgun ve ona yakın örgüt üyeleri tarafından paravan şirket olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Enes Plastik'in sahibi D.D. isimli şahıs. Peki onun dosyada olmadığını hatta ifadesinin bile alınmadığını biliyor musunuz? Dosyada bulunan ancak tahliye edilen Halil İbrahim Durgun'un eşi de ayrı bir muamma. Esin Altuntuğ'un para ilişkileri içinde olduğu iddianameden açıkça okunuyor. Yine Ankara davası avukatları: "IŞİD'in mali işlerinin ondan sorulduğu görülüyor. Peki neden tahliye edildi?" diye soruyor.

5- IŞİD Türkiye'de ne zaman örgütlenmeye başladı


2012 yılında. Ne var ki Türkiye'deki IŞİD'cilerin cihat ve El Kaide geçmişi var. Daha 2009 yılında cihat bölgelerinden Türkiye'ye giriş yaparken gözaltına alınıp serbest bırakılan Yunus Durmaz'ın hikâyesinden köklerin yaklaşık on yıl önce atıldığını anlıyoruz. Anladığımız bir başka şey de Türkiye'deki IŞİD'cilerin o tarihten beri biliniyor olması!

6- Artık üç kilit isim de yok!


Katliamın planlayıcıları Yunus Durmaz ve Halil İbrahim Durgun'dan sonra, örgütün patlayıcı sorumlusu olduğu anlaşılan Mehmet Kadir Cebael'in de kendini patlatması şüpheler yarattı. Ankara davası avukatları bir kez daha aynı soruyu soruyor: "Katliam sanıkları bir bir ortadan kaldırılıyor mu?"

Diğer kilit isim Savaş Yıldız'ın ise YPG'nin elinde esir olduğu söyleniyor. Kendisiyle yapılan röportajda ilginç bilgiler veriyor. HDP’nin Adana ve Mersin binalarına eş zamanlı bombalı eylem gerçekleştiren Yıldız, Suriye'de Ebu Bekir ve Abdüllatif Efe kod isimli istihbarat elamanlarıyla buluştuğunu ve eylem planlarını konuştuklarını anlatıyor. Ebu Bekir, IŞİD sınırı olarak bilinen İlhami Balı, Abdüllatif Efe ise Yunus Durmaz.

7- Tek itirafçı var


Dosyada tutuklu bulunan 10 isimden sadece Yakup Şahin konuşuyor. Onun dışında, Yunus Durmaz'ın kardeşi Hacı Ali Durmaz dahil tüm sanıklar 'susma haklararını' kullanmak istediklerini belirtiyor. Durmaz'ın evinden çıkan belgeler ve Yakup Şahin'in itirafları ise hem IŞİD'in geçmiş dönemdeki eylemleri hem de gelecek planları hakkında bilgi veriyor. Sözgelimi Halil İbrahim Durgun, Şahin'e "Suruç'u da biz yaptık" diyor. Öte yandan Antep'teki düğüne saldırı planı ile cemevleri ve demokratik toplum kuruluşlarına eylem planları da hem Şahin'in ifadelerinde hem de Durmaz'ın evinden çıkan belgelerde okunuyor.

8- 'O belgeler' nerede?


Bugün duruşmada olacak avukatlar, bazı eksik belgeler ve yetersiz bilirkişi incelemesi üzerinde şöyle duruyor: "Bütün bilgilerin Hard Disk'e atılmış olduğu söyleniyor. Böyle bilirkişi incelemesi olmaz. Konstantiniye Kampı'na ilişkin belgeler var. Bu kampla ilgili bir açıklama yapılmıyor. Şifrelenmiş iki adet veri olduğu söyleniyor. Bunların çözümü neden yapılmadı? Sanık Yakup Şahin'in bilgisayarından çıkan ve yine bir başka sanık Resul Demir'den elde edilen 'o belgeler' nerede?"

9- Şehirlerde örgütlenme sürüyor


IŞİD, özellikle İstanbul, Ankara, Adıyaman, Urfa, Adana ve Mersin gibi şehirlerde yıllardır kök salarken Antep'i de adate bir üsse çevirdi. Bugün şehirdeki durum da çok farklı değil. Dernekler mantar gibi çoğalıyor. Antep'i dolaşıp Yunus Durmaz'ın kendini patlattığı Çağlayan Mahallesi’ne giriyoruz. Antep genelinde IŞİD iddianamelerine yansıyan derneklerin halen faaliyette olduğunu görüyoruz. IŞİD'in Antep'teki en önemli çalışma ve elaman yetiştirme merkezleri dernekler. Ankara Katliamı avukatları soruyor: "Dosyamız sanıklarının neredeyse tamamı Genç Ensar ve Genç Muhavvitler Derneği'ne gittiklerini burada tanıştıklarını söylüyor. Sanıklardan Yakup Karaoğlu ile diğer sanık Resul Demir'in ifadelerinde belirttiği ve iddianamede de yer alan Genç Muhavvitler Derneği 'kardeş kuruluşumuzdur' dediği Ahsen-Der ismi altında çalışmalarını sürdürüyor. Bu dernekler nasıl olup da çalışmalarını yürütüyor? Soruyu Antep Barasu Avukatlarından Önder Alkurt yanıtlıyor: "Değişen hiçbir şey yok!" İlginç detaylar da veren Alkurt, Durmaz'ın kendini patlattığı Çağlayan Mahallesi’nde bulunan bir otel inşaatına dikkat çekiyor. "Bu otel yıllardır bitmiyor anladığım kadarıyla IŞİD izin vermiyor." 

10- Emniyet yetersiz


Antep'in hâlâ IŞİD örgütlenmesi açısından büyük bir risk taşıdığı anlaşılıyor. Peki emniyet buna karşı ne yapıyor? Yine, IŞİD davaları konusunda bilgi sahibi Antep Barosu Avukatı Önder Alkurt anlatıyor: "Büyük bir örgütlenmenin devam ettiğine şüphe yok. Düğün patlaması ve 15 Temmuz'dan sonra açılan dava yok. Sadece Mehmet Kadir Cebael kendini patlattıktan sonra bir araştırma yapıldı. Antep'te, IŞİD'e TEM'in 26 kişilik 'C masası' bakıyor. Fiziki takip, teknik takip, analiz ve dinlemeler bu ekip tarafından yapılıyor. 26 kişilik bir cihatçı masasıyla bu iş çözülmez, büyür."

0 0
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha