• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Altan’ın tutuklanmasına itiraz eden hukukçuların odağında OHAL ile gelen düzenleme var

Altan’ın tutuklanmasına itiraz eden hukukçuların odağında OHAL ile gelen düzenleme var
0 0

Gazeteci-yazar Ahmet Altan’ın tahliye kararının ardından yeniden savcılığın itirazı üzerine tutuklanması, hukuk çevrelerinde de tartışmaya yol açtı.

13 Kasım 2019 Çarşamba 21:39

Independent Türkçe'nin konuştuğu hukukçular, farklı değerlendirmelere sahip. 

 

Karara itiraz edenlerin odağında ilk olarak Olağanüstü Hâl (OHAL) dönemindeki kararname ile başlayan ardından TBMM’den de geçen savcılara hüküm sonrası tahliye kararlarına itiraz hakkı getiren düzenleme var.

 

“Tutuklama kararı hukuka şeklen uygundur”

 

Ceza hukuku uzmanı Prof. Dr. Ersan Şen, Altan’ın yeniden tutuklanmasının hukuka uygun olduğunu söyledi: 

 

"Ahmet Altan ile ilgili verilen yeniden tutuklama kararı hukuka uygundur. CMK’nın 104 ve 105'inci maddeleri çerçevesinde yapılmış şeklen sakatlık yok.

 

Ancak Ahmet Altan veya avukatı 271'inci maddeye göre itiraz mercii verdikleri için ilk defa itiraz etme hakkına sahiptir. Yedi gün içerisinde bir üst mahkemeye itiraz edilebilir."

 

“Savcı, Adli Kontrolü yeterli görmemiş olabilir”

 

"Şu anki tutuklama Altan’a "Örgüte yardım"dan verilen 10 yıl 6 ay süreli hapis cezasından kaynaklanıyor" diyen Şen, mahkemenin bu kararın ardından yattığı süreyi göz önüne alarak Altan'ı adli kontrol şartıyla serbest bıraktığını hatırlattı. 

 

"Savcı ise cezanın ağırlığına bakarak adli kontrolün yeterli olmayabileceği sonucuna varmış olabilir" ifadesini kullanan Prof. Dr. Şen, şöyle devam etti: 

 

"Savcının itiraz ettiği 10 yıl 6 aylık cezalarda tutuklama yapılması gerekebilir yaptı.

 

Bundan sonra dosya tekrar darbe dosyasına dönüşür mü bu aşamada, dönüşmez. 

 

Şu an verilen tutuklama teknik olarak şekle uygun.

 

Dosya, Yargıtay’a gidecek. Yargıtay, 10 yıl 6 ay hapis cezasını bozar mı, bilemeyiz."

 

“Altan’ın görüşlerine karşıyım ama kararı uygun bulmuyorum”

 

Ergenekon ve Balyoz davalarında sanık avukatı olarak kamuoyunda adını duyuran Avukat Celal Ülgen, Ahmet Altan ile aynı düşünceleri paylaşmadığının altını çiziyor. Ancak karara itiraz ettiğini de söylüyor: 

 

"Altan’ın FETÖ yargısı süreçlerinde Ergenekon, Balyoz ve Kumpas davalarının kurgulayıcıları arasında olduğunu biliyorum.

 

Buna karşın bir tutuklama kararının ait olduğu mahkeme tahliyeye karar verdiyse ona itiraz mümkün değildir. Soruşturma aşamasında tahliyeye itiraz mümkündür ama kovuşturma aşamasında mümkün değildir.

 

Ben soruşturma aşamasında da itirazın mümkün olması gerektiğini düşünüyorum.

 

Tutuklama kararlarına itiraz olabilir ama ben özgürlüğe ilişkin kararlara itirazın mümkün olmaması gerektiğine inanıyorum.

 

Özellikle FETÖ döneminde başlayan bu uygulama AKP yargısı tarafından da yürütülüyor.

 

Düşüncelerine katılmasam dahi bir hukukçu oarak mahkemenin verdiği tahliye kararının bir üst mahkemece kaldırılmasını uygun bulmuyorum."

 

“Bu karara hukuka uygun demek çılgınlıktır, ayıptır”

 

İstanbul Barosu eski başkanlarından avukat Turgut Kazan da Altan ile ilgili verilen karara tepkili. Kazan, tahliye kararlarına itiraz düzenlemesi getirilmesine şu sözlerle dikkati çekiyor:

 

"Bu Ahmet Altan ile başlayan bir süreç değil. İsimlerle ilişkilendirerek söylemiyorum. Mahkeme hüküm verdikten sonra hükümle birlikte tahliyeye itiraz sistemi bizim hukuk sistemine ilk olarak OHAL kararnamesiyle gelmiştir.

 

Ne yazık ki Anayasa Mahkemesi teslim alındığı için ve OHAL kararnamesinin getirdiği kararlar TBMM’den geçtiği için kalıcı bir sisteme dönüştü. Bu kesimlikle çağ dışı ve hukuka aykırı bir karardır.

 

Biz bunu yeni söylemiyoruz. Nedense bu tutukluluğa çok duyarlı davrananlar başka örnekler yaşanırken sessizce seyrettiler.

 

Selçuk Kozağaçlı, Eren Erdem ve Furkan davasından yargılanan Alpaslan Kuytul hep tahliye kararının ardından itiraz ile tekrar tutuklandılar.

 

Reform yaptık diye türkü söyleyenler hiç değilse OHAL kararnamesiyle getirdikleri bu pisliği temizlemelidir.

 

Hüküm verilen tahliyeye itiraz hiçbir şekilde düşünülemez. Buna hukuka uygun demek çılgınlıktan ve ayıptır.

 

Hükümle birlikteki itiraz nerede varmış söylesinler."

 

“Karar kimsenin hukuk güvenliğinin olmadığını gösterdi”

 

Cumhuriyet Gazetesi davasının sanık avukatlarından Tora Pekin, söz konusu karara karşı tepkisini şöyle dile getirdi:

 

"Burada tartışılması gereken Ahmet Altan’ın bu şekilde tutuklanmasının aslında kimsenin hukuk güvenliğinin kalmadığını göstermektedir.

 

Yasalara uydurup sonra şeklen yasaya uygunmuş görüntüsü yaratabilirsiniz ama bunun hiçbir önemi yok.

 

Dün İstanbul Adliyesi bize bir kez daha kimsenin hukuk güvenliğinin olmadığını gösterdi."

 

"2018'de yapılan düzenleme savcılara itiraz yolunu açtı"

 

Ergenekon ve Poyrazköy, askeri casusluk davalarında sanık avukatlığı yapan Avukat Hüseyin Ersöz de tutuklamanın mevcut düzenlemelere göre yasal dayanağı olduğunu belirtirken, şu noktalara da temas etti:

 

"Şubat 2018’de yapılan bir değişiklik ile mahkemelerin vermiş olduğu tahliye kararlarına itiraz yolu açıldı. Daha önce tahliye kararına savcılığın itiraz etme hakkı bulunmazken bu yasa değişikliği ile bu imkan savcılığa tanınmış oldu. Bu çerçevede mahkemenin Ahmet Altan’ın tutukluluğu ile ilgili vermiş olduğu kararın yasal dayanağı CMK’nın 102'nci maddesinde düzenlenmektedir. Bu noktada savcılığın itirazı üzerine mahkemenin vermiş olduğu kararda usule aykırılık bulunmamaktadır. Ancak esasa ilişkin bir değerlendirme yapmam dosya içeriğini bilmediğimden mümkün değildir.

 

Bu çerçevede mahkemenin verdiği tutuklama kararında usuli şartın sağlanmış olması yeterli olmayıp aynı zamanda delil durumu, cezasının infazına yönelik süre ve esasa ilişkin diğer hususların da mahkeme tarafından gözönüne alınması gerekir."

 

“Karar hukuki dayanaktan yoksun”

 

Avukat Tacisar Ülkü Levent, Altan’dan farklı düşündüğünü ifade ederek devamında karara itirazlarını şöyle sıraldı:

 

"Savcılığın bir tutuklama kararına itiraz hakkı var. Hukuk çevrelerinde iki görüş var.

 

Biri hüküm verildikten sonra itiraz edilmesi gerektiğini söylerken diğer kesim hükümden sonra da itiraz edilebileceğini söylüyor. Bence hükümden sonra da itiraz hakkı var. Ancak adli kontrol ile salıverilme sanık lehine bir düzenleme olduğundan savcının bu duruma itiraz hakkı yoktur. Ancak sanık aleyhine bir karar var ise itiraz edebilir.

 

Tahliye kararı verildikten sonra göreve yeni gelen savcının dosyanın içeriğine bakmadan muhtemelen talimat ile bu kararı aldığını düşünüyorum.

 

Zaten Ahmet Altan tahliye edildikten sonra adli kontrol şartı getirilmiş, yurtdışı yasağı var. Adam zaten kaçamaz. Buna rağmen tahliye kararına itiraz edilip yeniden tutuklanması kararı hukuki dayanaktan yoksundur."

 

OHAL sonrası düzenleme

 

Olağanüst Hâl uygulamasının, 18 Temmuz'da sona ermesi üzerine yeni bir düzenlemeye gidildi.

 

OHAL sonrası dönemi düzenleyen "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 7145 Sayılı Kanun", 31 Temmuz 218 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

 

Hukukçular, 28 maddeden oluşan OHAL sonrası bu düzenleme gereği yapılırken tartışmalı kararların alındığı görüşünü dillendiriyor. 

 

KAYNAK: INDEPENDENT TÜRKÇE - ALİ KEMAL ERDEM

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha