• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Aslı Erdoğan: Direnmek her zaman bir umut kaynağıdır

Aslı Erdoğan: Direnmek her zaman bir umut kaynağıdır
0 0

Bir süredir Avrupa’da yaşayan edebiyatçı Aslı Erdoğan, Türkiye’deki son gelişmelere değindi, 23 Haziran’da tekrarlanacak olan İstanbul seçimi üzerinden muhalefetin durumunu ele aldı

26 Mayıs 2019 Pazar 17:31

Yeni Yaşam’dan Neğşirvan Güner’e konuşan Erdoğan, AKP’nin ciddi bir hata yaptığını belirterek, seçimleri sıradan olmaktan çıkarıp, “muhalif bir direnişe” dönüştürdüğünü söyledi ve ekledi: “Belki bu noktada bir umut doğabilir, ama benim düşüncem Türk milliyetçiliğinin ciddi bir muhalefet için büyük bir engel oluşturduğu.” Söyleşinin bir bölümünü aşağıda bulabilirsiniz.

 

YSK’nin iptal ederek yenilemesine karar verdiği İstanbul seçimi için tartışmalar sürerken, Kürt kentlerindeki belediyeler önüne de polis ve X-Ray cihazları konuşlandırıldı. Bu her iki duruma tepkiler farklı oldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Maalesef Türkiye’de çifte standart mı demeli, hipokrasi mi demeli bilmiyorum ama bu Türkiye’nin temel hastalıklarından biri. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın deyimini üretmiş bir toplumuz. Kürt illerinde yapılanları maalesef İstanbul uzun süre görmezden geldi hatta destekledi bile. Örneğin bence çok önemli bir gösterge de milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasıydı. Başka bir, Gezi zamanı okuduğum bir başlık sanırım Sözcü gazetesi atmıştı bu başlığı. İstanbul’da gösteriler doruk noktasındaydı. O günlerde “TOMA’mızı yaktılar” diye Kürt illerinin birinde bir fotoğraf koymuş, ama buradaki önemli sözcük “TOMA’mız.” İstanbul’daki TOMA’lar AKP’nin iş Güney Doğu’ya gelince “devlet biziz” demek. Bu çok eski bir hastalık Türkiye’de, herkes kendini devlet sanıyor.

 

Devletin bir mağduru, kurbanı konumunda olanlar dahi- üniforma giyen milliyetçilikle pompalanmış eğitimsiz bir polisin kendisini devlet sanmasını anlıyorum- ama aydınlar bile benzer tepkiler veriyorlar. Bu ikiyüzlülük elbette gelip kendilerini de vuruyor. TOMA sadece Diyarbakır’da kalmıyor, İstanbul’a da geliyor. Seçimin iptali orda da kalmayacak buraya da gelecek. Böylesi pragmatik bir yaklaşımla karşı çıkmak da doğru değil. Aman bana gelirse diye değil, hayır kardeşim bu ahlaken, yasal olarak yanlışsa zaten karşı duracaksın. Seçilmişlerin yerine kayyum atanması demokrasiye aykırı bir karardır. İstanbul’da olup olması senin umurunda bile olmamalı. Tek bir yerde olduysa buna karşı durmam gerekir. Entelektüel ahlak bunu gerektirir. Demokratik ahlak da bunu gerektirir.

 

Son seçimlerde açığa çıkan sonuçları göz önünde alırsanız, umut içeren bir tablodan bahsedebilir miyiz? Yoksa değişen bir şey yok mu esasında?

 

Bunu kestirebilmek çok zor, birincisi kazanıp kazanamayacağını da bilemiyoruz. Seçim AKP’nin istediği sonuç çıkana kadar tekrarlanacak bir oyuna dönüşmüş de olabilir. Bu yüzden böylesi bir sistemde seçimlere ne kadar bel bağlamalı kestiremiyorum. Çünkü ucu açık bir soru. Ama burada insanlara umudu veren şey direniyor olma hissi. Direnmek her zaman bir umut kaynağıdır. CHP seçmeni de ikinci seçimi bir direniş gibi yaşayacak. Belki de AKP ciddi bir hata yaptı. Sıradan bir seçimden çıkarıp, muhalif bir direnişe dönüştürdü kendi eliyle. Belki bu noktada bir umut doğabilir, ama benim düşüncem Türk milliyetçiliğinin ciddi bir muhalefet için büyük bir engel oluşturduğu. Yani Türkler Kürtleri anlamazsa, anlamayı ret ederse, bu ülkedeki zulüm değişmeyecektir diye düşünüyorum.

 


Söyleşinin tamamını buradan okuyabilirsiniz.
0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha