• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Barolar Birliği, şart sağlanmasına rağmen seçimi reddetti

Barolar Birliği, şart sağlanmasına rağmen seçimi reddetti
0 0

Aralarında Ankara ve İstanbul barolarının da bulunduğu oniki baronun ‘olağanüstü genel kurul’ talebiyle yaptığı başvuru, şekil şartı da sağlanmasına rağmen, Türkiye Barolar Birliği Yönetim kurulu tarafından reddedildi.

9 Kasım 2019 Cumartesi 09:58

Barolar Birliği’nin ret gerekçesinde, “Her ne kadar sayıya ilişkin şekil şartı gerçekleşmiş olsa da, olağanüstü genel kurulun seçimli yapılabilmesi, sadece başkanlık makamının boşalması durumunda olabilir” dendi.

 

Ankara Barosu: ‘Makbul birlik başkanı’ duruşunda ısrarcılık

 

Ankara Barosu, önceki gün 10 baro ile birlikte Türkiye Barolar Birliğini ‘Olağanüstü Seçimli Genel Kurul’a davet etmişti. Ankara Barosu’nun seçimli genel kurula çağrı gerekçesinde ise şu ifadelere yer verilmişti:

 

“TBB ülkemizde gerek toplumsal gerekse meslektaşlarımız yönünden yaşanan hak ihlalleri, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü konusunda görevlerini yerine getirmemektedir. İnsan Hakları, adil yargılanma, savunma dokunulmazlığı başta olmak üzere birçok önemli hadise ve konularda söylem geliştirmek kadar kararlı bir şekilde girişimlerde bulunulmasının beklenildiği Birlik Başkanı ve yönetimi hakkında ne yazık ki bu anlamda olumlu bir kanaat oluşmadığı anlaşılmaktadır.

 

Yeni adli yılın açılışının yürütmenin çatısı altında yapılması karşısında bunun yargı bağımsızlığını ve kuvvetler ayrılığı ilkesini zedelemesi nedeniyle TBB’nin bu duruma karşı durması gerektiği çok sayıda baro tarafından dile getirildiği halde bu baroların görüşlerini yok sayarak, yargı bağımsızlığının insanlığın uğruna yüzyıllardır hukuk şehitleri verdiği felsefesini sadece o mekanda bulunarak ve alkış tutarak yok eden birlik başkanı, savunmanın bağımsızlığına gölge düşürmüş ve savunma makamını itibarsızlaştırmıştır.

 

Sayın Birlik Başkanı, bundan birkaç sene önce avukatlara ve barolara bir gözdağı olarak verilen ve bugün de tehdit niteliğini muhafaza eden ‘baroların seçim sisteminin değiştirilmesi’ tartışmalarına ve baroların bizzat Sayın Feyzioğlu önderliğinde baştan revize edileceği söylemine karşı ölü taklidi yapmıştır. Oysa bu siyasi gözdağı; tahakküm niteliğinden hiçbir şey kaybetmediği gibi maalesef Birlik Başkanımız üzerinde başarıya ulaşmış ve kendi madununu yaratmıştır. Sayın Birlik Başkanı savunma makamını temsilden uzaklaşmış ve 22 Eylül’de yapılan başkanlar toplantısında da hiçbir özeleştiri yapmayarak bu yeni ‘makbul birlik başkanı’ duruşunda ısrarcı olacağını bir kez daha ortaya koymuştur.

 

Ne yazık ki ülkemizin ‘Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti’ ilkeleri ile yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerinin hiç olmadığı kadar aşındırıldığı bir dönemden geçtiği yadsınamaz bir gerçekliktir. İnsan hakları ihlallerinin arttığı, Anayasa ve uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınmış ifade ve düşünce özgürlüğü ile düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanımı nedeniyle hukuksuz yargılamaların yapıldığı, savunma hakkının kısıtlandığı, yargıçlık teminatının ortadan kaldırıldığı, yürütmeye bağımlı, hukuk güvenliğinin olmadığı bir yargı sistemi oluşturulması çabaları karşısında Türkiye Barolar Birliği’nin aktif bir tutum /tavır/karşı duruş geliştiremediği görülmektedir.

 

TBB’nin Avukatlık Kanunu’nun 110. maddesinde de tanımlanan ‘Mesleğin gelişmesini sağlamak,  Baro mensuplarının genel menfaatlerini ve meslekin ahlak, düzen ve geleneklerini korumak’ görevini de yerine getiremediği, faaliyet alanı gerek yasal düzenlemeler gerekse de fiili uygulamalar ile daraltılan avukatlık mesleğinin sosyal ve ekonomik sorunlarının çözümü noktasında etkili yöntemler geliştiremediği de açıktır. Hak arama özgürlüğünün teminatı, yargının kurucu unsuru savunma makamını temsil eden avukatlara yönelik hemen hemen her gün sözlü, fiili hatta silahlı saldırıların gerçekleştiği, meslektaşlarımızın yalnızca mesleki faaliyetleri nedeniyle yargılandığı, duruşmalardan atıldığı, kolluk şiddetine maruz kaldığı bir dönemde TBB, bu hak ihlalleri ve mesleğin itibarsızlaştırılması çabaları karşısında maalesef suskun kalmaktadır.”

 

Barolar Birliği: Yetkili makam ve mercilerle etkili diyalog kurduk

 

Barolar Birliği yönetim kurulunun söz konusu başvuruya karşı bugün aldığı kararda ise başvuruyu ret gerekçeleri şöyle sıralandı:

 

“1) Baro Yönetim Kurullarının Türkiye Barolar Birliği’ni (TBB) olağanüstü genel kurula davet etmelerine ilişkin şekli şart, en az on baronun yönetim kurulunun bu yönde karar almasıdır. 

 

2) On iki Baro Yönetim Kurulu, TBB Yönetim Kurulu’ndan, TBB’nin olağanüstü genel kurula çağrılmasını talep etmişlerdir. 

 

3) Taleplerin ikisi seçimsiz, onu ise seçimli olağanüstü genel kurul yapılması yönündedir. 

 

4) Her ne kadar sayıya ilişkin şekil şartı gerçekleşmiş olsa da, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na ve yerleşik içtihatlara göre, olağanüstü genel kurulun seçimli yapılabilmesi, sadece başkanlık makamının boşalması durumunda olabilir. Dolayısıyla seçim talepleri hukuka aykırıdır.

 

5) Bu yol, hukuka aykırı olarak bir kez açılacak olur ise sadece Türkiye Barolar Birliği değil, her Baromuz bu tür hukuka aykırı taleplerle sürekli seçimli olağanüstü genel kurullara sürüklenme sonucunda görev yapamaz hale getirilir. Kanun koyucunun olağanüstü genel kurula ilişkin düzenlemesinde hiç kuşkusuz böyle bir amaç güdülmemiştir. Baroların ve TBB’nin organları kanunda belirlenmiş sürelerin sonuna kadar görev yaparlar. 

 

6) Olağanüstü genel kurul talebinde bulunan baro yönetim kurullarının gerekçeleri incelendiğinde, bu gerekçelerin TBB Genel Kurulu’nun yetki alanına giren somut bir hususu görüşmek amacı taşımadığı görülmektedir. Talepler; ağırlıklı olarak TBB Başkanı’nın Adli Yıl Açılış Töreni’ne katılmasına, Yargı Reformu sürecinde Cumhurbaşkanlığı ve Adalet Bakanlığı başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yetkili makam ve mercileri ile iletişim kurmasına ilişkindir. Bazı Baro Yönetim Kurulları ise TBB Başkanı’nın Barış Pınarı Harekâtı’na ilişki açıklamalarını da, olağanüstü genel kurul isteyen kararlarında ilave gerekçe olarak göstermişlerdir. 

 

7) Barolarımızın büyük bir çoğunluğu olağanüstü genel kurul yapılmasının şartlarının oluşmadığı ve böyle bir toplantının Barolar arasında telafisi mümkün olmayacak ayrışmalara yol açacağını basın açıklamaları yoluyla kamuoyu ile paylaşmışlardır. Türkiye Barolar Birliği ve Barolarımız, kamu kurumu niteliğinde meslek örgütleridir. Siyasi parti siyaseti yapamazlar. Meslek siyaseti yapabilirler. Hukuk devletinin ve insan haklarının korunması ve geliştirilmesi de bu meslek siyaseti tanımı içerisinde Barolara ve Türkiye Barolar Birliği’ne verilmiş bir görevdir. Türkiye Barolar Birliği yönetimi herhangi siyasi bir ideolojinin veya siyasi bir partinin temsilcisi olmamıştır, olmamalıdır. 

 

8) Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve Yönetimi, Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkili makam ve mercileriyle kurduğu etkili diyaloglarla vatandaşlarımıza ve meslektaşlarımıza çok önemli kazançlar sağlayan Yargı Reformu’nun şekillenmesinde son derece etkili olmuştur. 

 

9) Bu kapsamda örneğin Avukatlık hizmetlerinin önemli bir kısmında yüzde 50’nin üzerinde KDV indirimi sağlanmış, hukuk fakültelerine girişte başarı eşiği 190 binden 125 bine yükseltilmiş, bu sayede hukuk fakültesine daha donanımlı ve disiplinli öğrencilerin girmesi sağlanmış, hukuk mesleklerine giriş sınavı getirilmiş, idari yargı hâkimliğine ilişkin sınavlarda hukuk fakültesi dışı kaynaktan alım yüzde 20 ile sınırlanmış, onların da müfredatlarında yeterli hukuk bilgisine yer verilen fakülte mezunları olması şartı konulmuş, gerek hukuk mesleklerine giriş sınavının gerek idari yargı hâkimliği ön sınavının içeriği hukuk fakültelerinin müfredatına göre belirlenmiş, düşünce özgürlüğünü ilgilendiren ve istinaf aşamasında kesinleşen her suç tipinde istinafın üzerine yeni ve önemli bir hak olarak Yargıtay denetimi getirilmiş, seri yargılama usulünde avukat ile temsil zorunluluğuna yer verilmiş, belli kıdemin üzerindeki avukatlar hususi damgalı pasaport almaya hak kazanmıştır. Öte yandan uzun yıllardır büyük bir çileye dönüşmüş Ankara Adliyesi’nin parçalanmış bina yapısı Türkiye Barolar Birliği’nin de etkin katılımıyla çözüm yoluna girmiş, proje somutlaşmıştır. Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin takip eden paketlerinde de, başlattığımız bu yapıcı diyaloğun devam ettirilmesi kaydıyla meslektaşlarımız ve vatandaşlarımız açısından çok önemli kazanımlar elde edilecektir. 

 

10) Barolarımızın ve Türkiye Barolar Birliği’nin on yıllardır çözüm bekledikleri sorunlar teker teker çözülmeye başlanmışken ve bunun tek yolu yapıcı diyaloğu ilkeli biçimde ve tek vücut olarak devam ettirmek iken, ilgili baroların kararlarında yer alan soyut gerekçelerle toplanacak bir olağanüstü genel kurul bu kazanımların korunmasına ve geliştirilmesine zarar verecektir.  Nitekim genel kurulun olağan toplantı zamanına 1,5 yıl kadar kısa bir süre kalmışken toplanmasında fayda görmeyen Barolarımızın da kaygıları ağırlıklı olarak bu yöndedir. 

 

11) Diğer taraftan olağanüstü genel kurul talep eden Baro Yönetim Kurullarının Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nın söylemlerine ilişkin gerekçeleri, her birey gibi Anayasa’daki düşüncesini açıklama özgürlüğünden yararlanan TBB Başkanı’nın bu özgürlüğünü yok sayar niteliktedir.

 

12) Unutulmamalıdır ki, Barolar ile Türkiye Barolar Birliği ayrı tüzel kişiliklerdir. Ancak üzülerek izliyoruz ki, olağanüstü genel kurul talep eden Baro yönetimleri, Türkiye Barolar Birliği’ne kendi siyasi ideolojilerini dayatma ya da kabul ettirme yetkisini kendilerinde görebilmektedirler. Bunun kanuni bir dayanağı yoktur. 

 

13) Avukatlık Kanunu sistematiği içinde gerçekleştirilen Baro Başkanları Toplantıları ve mahalli toplantılarda her konunun görüşülme imkânı olduğu, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde sorular sorulup cevaplar verildiği halde, olağanüstü genel kurulun toplanmasının istenmesi kamu yararına da aykırıdır. 

 

14) Dileğimiz, enerjimizi asgari birlik ve beraberlik içerisinde meslektaşlarımızın ve vatandaşlarımızın bizden çözüm bekledikleri dağ gibi birikmiş sorunların çözümü yönünde kullanmamızdır. Seçimli olağan genel kurula kadarki 1,5 seneyi böylelikle en verimli şekilde değerlendirebiliriz. 

 

15) Türkiye’nin ve meslektaşlarımızın bu kadar güncel ve ağır sorunları çözüm beklerken gündemimiz, meslektaş kamuoyunun büyük çoğunluğunu da esasen ilgilendirmeyen olağanüstü genel kurulun toplanıp toplanmayacağı olmamalıdır.

 

Bu sebeplerle, 8 Kasım 2019 tarihinde toplanan Barolar Birliği Yönetim Kurulu katılanların oy çokluğuyla, onu seçimli, ikisi seçimsiz olağanüstü genel kurul taleplerini hukuka aykırı bularak reddetmiştir.” 

 

Ankara Barosu: Koltuk sevdası

 

Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, Birlik yönetim kurulunun kararına, tepki gösterdi. Sağkan, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nu, isim vermeden ‘koltuk sevdalısı’ olarak nitelendirdi.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha