• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Bayram yaklaşırken salgın: "Bireysel önlemler şart ama yetmez"

Bayram yaklaşırken salgın:
0 0

Salgının hız kesmediği Türkiye’de bayram yaklaşırken kaygılar artıyor. Kurban satış ve kesim yerleri en büyük endişe kaynağı. Hekimlere göre bazı bölgelerde karantina gibi sert önlemler gerekebilir.

16 Temmuz 2020 Perşembe 12:08

Türkiye salgında birinci dalgayı henüz atlatamazken yaklaşan Kurban Bayramı kaygıları artırdı. Bazı bölgeler, vaka sayılarında en yüksek dönemini yaşıyor. Yoğun bakım ve entübe hasta sayısı da yükselişte. Yaz tatiliyle birlikte artan toplumsal hareketliliğe bayram hazırlıkları da eklenince virüsün yayılma riski büyüyor. Hayvan pazarları ve kurban kesim yerleri en büyük endişe kaynağı.

 

Ülke genelinde bir kısıtlama şimdilik gündemde değil. Ancak salgının gidişatına göre bazı bölgelerde karantina uygulaması gibi katı tedbirler gerekebilir. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da vaka seyrine göre il bazında kısıtlamalar olabileceğini söyledi. Vaka sayısının 33 gün sonra ilk kez 14 Temmuz’da binin altına düştüğünü duyuran Koca, tedbirli olunması çağrısı yaptı.

 

DW Haber’in görüştüğü hekimler ise "Bireysel önlemler şart ama yeterli değil" diyerek yetkilileri uyarıyor: "Hükümet tavsiye yerine destek vermeli."

 

Bayram ziyaretlerinin fiziksel mesafeyi ortadan kaldırmasından endişe duyan uzmanlar, bazı tavsiyelerde bulunuyor:

 

- Kapalı ortam yerine açık havada bir araya gelmek

 

- Aile büyüklerini aynı anda değil, gruplar halinde ziyaret etmek

 

- 1.5 metreden fazla yaklaşmamak

 

- Maske ve el hijyeni kuralına uymak

 

"Maske tak demek yetmez, maskeyi devlet vermeli"

 

Halk sağlığı uzmanı Prof. Tacettin İnandı, bütün kurallara uyulsa bile salgınla mücadelenin yetersiz olacağını savunuyor:

 

"Sağlık Bakanlığı şu anki sayıları nasıl görüyor; yeterli mi, uygun mu, kabul mü? Bilmiyoruz. Ama aşağı çekmek istiyorsa ya yeni önlemler alacak ya da alınan önlemlerin uygulanmasını güçlendirecek. ‘Maske takın’ demek yetmeyebilir. Neden takmıyor, onu anlamak lazım. Acaba temin etmek zor mu, pahalı mı, ona verecek parası mı yok, bunları araştırıp ihtiyacı olan herkese maske dağıttıktan sonra denetlemesini yapabilirsin. Geçenlerde bir mahkeme, ‘devlet vatandaşlara maske vermek zorunda’ diye bir karar aldı. Dezenfektan, temizlik malzemeleri için de aynı şey söz konusu."

 

Temmuz ve Ağustos aylarını sonbahara hazırlık olarak düşünmek gerektiğini söyleyen Prof. İnandı, iyi bir salgın yönetimi için Sağlık Bakanlığı’nın hedefler koyması gerektiği görüşünde:

 

"Günlük vaka sayısını 500’ün, hatta 100’ün altına çekmek gibi hedefler koymalı. Böylece hazırlık şansı olur. Topyekûn bir çabaya ihtiyacımız var. Bizim çaba göstermemiz için de bakanlığın hedef koyması, bizden de destek istemesi lazım. Şu anda bir hedef görmüyorum açıkçası."

 

Pandeminin uzun sürmesi nedeniyle genel bir kısıtlama getirmenin zor olduğunu kabul eden İnandı, “Ülke düzeyinde olmasa da bölgelere, illere, ilçelere giriş çıkışların kısıtlanması düşünülmelidir. Kümelenme olan yerlerde karantina dahil olmak üzere katı önlemler getirilmeli" diyor.

 

"Kayyum atanmasa salgın dinamiği farklı olurdu"

 

TTB Merkez Konsey Üyesi Dr. Halis Yerlikaya da sorumluluğun bireylere yüklenmesini eleştiriyor. Yaşadığı Diyarbakır’dan örnek veren Yerlikaya, 1 Haziran’daki açılıma kadar insanların kurallara riayet ettiğini hatırlatarak şunları söylüyor:

 

"Ancak yeni normal denilen dönemde her şey salgın öncesine döndü. Buna ne yol açtı? Bir başarı hikâyesi anlatıldı, toplumda bir algı oluştu. Halbuki salgın tehlikesi geçmedi. Tam tersine, 586’ya kadar düşen yoğun bakımdaki hasta sayısı 1200’leri geçti. Şu an bölgede birinci dalganın pikleriyle karşı karşıyayız. Toplumun bunu idrak etmesinde yarar var."

 

Yasakçı bir zihniyete karşı olduklarını söyleyen Yerlikaya, her ilin kendi dinamiklerine göre önlemler alınması gerektiği görüşünde. "İl pandemi kurulları var ama bunların nasıl işlediğini bilmiyoruz" diyen Yerlikaya, şu görüşleri dile getiriyor:

 

"O kentin bütün dinamiklerini gözeterek, akademi, sendikalar, meslek örgütleri, kentin ileri gelenlerini sürece katarak yönetmek gerekir. Ama Türkiye’de bu maalesef yapılmıyor. İstanbul’da bile belediyeyle işbirliğinden kaçınılıyor. Kaldı ki bölge illerinde seçilmiş 47 belediyeye kayyum atandı. Diyarbakır açısından düşünüyorum, bir meslektaşımız seçilmişti. Eğer o şu anda belediye başkanlığını yürütüyor olsaydı, ben şuna net olarak inanıyorum ki salgının bu kentteki dinamiği çok daha farklı olurdu. Belediye olanaklarını yoksullara yönelik kullanmaktan salgına yönelik eğitim çalışmalarına, halkın bilinçlendirilmesine kadar pek çok alanda çok daha aktif davranır ve daha başarılı bir salgın yönetimi olurdu."

 

Bir dönem tabip odası başkanlığı da yapmış olan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı, genel cerrahi uzmanı Dr. Selçuk Mızraklı geçen yıl görevden alınıp yerine kayyum atandıktan sonra tutuklanmıştı.

 

İktidarın sosyal destek konusunda sınıfta kaldığını söyleyen Yerlikaya, hastalığın daha çok yoksul kesimleri, dezavantajlı grupları etkilediğini düşünüyor.

 

En yüksek oran Güneydoğu’da

 

Sağlık Bakanlığı, pandemiyle ilgili yaş, cinsiyet ve bölgesel durumu içeren verileri ilk kez 1 Temmuz’da açıklamaya başladı. Buna göre vaka oranı en yüksek bölge Güneydoğu Anadolu. 100 bin kişiye düşen pozitif vaka sayısı İstanbul’da 13.9 iken Güneydoğu’da 25.9. Gaziantep’teki vaka artışları Meclis’e taşındı ve Sağlık Bakanlığı, inceleme yapmak üzere kente bir heyet gönderdi. Urfa’da 100’den fazla yerde karantina uygulaması var.

 

24 Mayıs’ta başlayan Ramazan Bayramı’nda 81 ilde arife gününden itibaren dört günlük sokağa çıkma yasağı uygulanmıştı. Kurban Bayramı için haftalar öncesinde kurulan hayvan pazarları ve kurban kesim yerleri ise daha büyük risk oluşturuyor. Sağlık Bakanlığı, buralarda alınacak önlemlere dair geniş bir rehber hazırladı.

 

Buna göre; kurban satış yerleri, 8 metrekareye bir kişi düşecek şekilde düzenlenecek.

 

Girişte ateş ölçülecek.

 

Herkes maske takacak ve maske nemlendikçe değiştirilecek.

 

Alıcı ve satıcı sık sık el antiseptiği veya kolonya kullanacak.

 

Her para alışverişinden sonra eller dezenfekte edilecek.

 

Tokalaşma yok.

 

Kurban pazarlığında geleneksel hale gelen görüntüler bu bayram olmayacak.

 

Kurban kesimi randevuyla yapılacak

 

Hijyen kurallarına aykırı kesim yapılmasını önlemek için il ve ilçelerde Kurban Hizmetleri Komisyonu tarafından kesim alanları oluşturulacağı bildirildi. Buraların önceden denetlenmesi ve kalabalıklar oluşmaması için randevuyla kesim yapılması öngörülüyor.

 

Kasapların su geçirmez önlük, çizme, maske ve eldiven kullanması, hayvan kesim yerlerinde görev yapacaklara önceden COVID-19 konusunda eğitim verilmesi öngörülüyor.

 

DW Haber’in ulaştığı Sağlık Bakanlığı yetkilileri, bayramda alınması gereken diğer önlemlerin de hazırlandığını, birkaç gün içinde kamuoyuna duyurulacağını bildirdi.

 

KAYNAK: DEUTSCHE WELLE TÜRKÇE - EMİNE ALGAN

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha