• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Cumartesi Anneleri 764. kez bir araya geldi: Yahu bu nasıl iştir böyle; yeter artık!

Cumartesi Anneleri 764. kez bir araya geldi: Yahu bu nasıl iştir böyle; yeter artık!
0 0

İçişleri Bakanlığı ve Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından Galatasaray meydanında oturma eylemleri engellenen Cumartesi Anneleri 764. haftada yine polis kuşatması altında İnsan Hakları Derneği önünde bir araya geldi.

16 Kasım 2019 Cumartesi 14:58

Anneler, 1982’de gözaltına alındıktan sonra öldürülen Mustafa Asım Hayrullahoğlu için adalet istedi. Hayrullahoğlu'nun eşi Aynur Hayrullahoğlu, "37 yıl oldu. Ben eşimi kaybettim. Hâlâ yürekleri yanan eşler, analar, çocuklar var. Yahu bu nasıl iştir böyle?" dedi.

 

Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 764’ncü haftasında Galatasaray Meydanı’nda buluşmak isteyen Cumartesi Anneleri, bir kez daha polis tarafından engellendi. Cumartesi Anneleri, bu nedenle yine İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokakta açıklama yapmak zorunda kaldı.

 

Polis ablukasına alınan sokağa gelen üzerinde kayıpların fotoğraflarının olduğu tişörtler giyen Cumartesi Anneleri, ellerinde kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ile birlikte karanfiller taşıdı. 

 

Bu haftaki eylemde 1983 yılının Mart ayında gözaltına alınarak işkence sonucu katledilen Mustafa Asım Hayrullahoğlu'nun failleri soruldu.

 

Hazırlanan basın metnini İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına Maside Ocak okudu. Sözlerine Mustafa Asım Hayrullahoğlu’nun annesi Feyziye Hayrullahoğlu’nun ‘Oğlum suçsuzdu, o düşüncesi uğruna, ezilenlerden yana olduğu için işkenceyle öldürüldü. Bunlar ortaya çıkacak, hak yerini bulacak. Bu umutla yaşıyorum’ cümleleri ile başlayan Ocak, 2010 yılında yaşamını yitiren anne Feyziye Hayrullahoğlu’na ilişkin “Onun bu umudu bizim de umudumuzdur” dedi.

 

‘KİMSESİZLER MEZARLIĞINA GÖMÜLDÜ’

 

Sosyalist kimliğiyle bilinen 34 yaşındaki Mustafa Asım Hayrullahoğlu’nun İstanbul'da yaşadığını aktaran Ocak, “14 Kasım 1982 sabahı evinden çıktı. Siyasi Şube polisleri tarafından gözaltına alınan Hayrullahoğlu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Gayrettepe 1’ci Şube'ye götürüldü. 16 Kasım 1982 tarihinde gözaltındayken işkence ile öldürüldü. Ailesi her yerde onu ararken cansız bedeni polisler tarafından gizlice Kasımpaşa Zindan Arkası'ndaki Kimsesizler Mezarlığı'na gömüldü” diye belirtti.

 

HUKUKSUZLUKLAR ZİNCİRİ

 

Oğlunu sormak için sürekli Gayrettepe'ye giden Feyziye Hayrullahoğlu'na ‘Böyle biri getirilmedi’ denildiğini söyleyen Ocak, annenin başvurduğu diğer yerlerde de hep ‘Bilmiyoruz’ cevabıyla karşılaştığını kaydetti.

 

Mustafa Asım’ın gözaltına alındığının sürekli inkar edildiğini belirten Ocak, şunları ekledi: “Aile evlatlarının başka bir isimle gömüldüğü mezarına ulaştı. Anne Feyziye Hayrullahoğlu ve Avukatı Ergin Cirmen'in başvurusuyla, Sıkıyönetim 2 Numaralı Askeri Mahkemesi'nde dava açıldı. Mustafa Hayrullahoğlu'nun Gayrettepe Siyasi Şubede işkenceyle öldürülmesine tanıklık eden Namık Kemal Cibaroğlu, mahkemede Mustafa Hayrullahoğlu'nun sorguda öldürülmesini detaylarıyla anlattı. Yargılanan sorgu timindeki beş polisten Ali Can Özgenler ve Engin Devren beraat etti. Komiser yardımcıları Ümit Bağbek, Mehmet Yetiş ve Orhan Yaman'a Hayrullahoğlu'nu işkenceyle öldürmekten 10'ar yıl 8'er ay hapis cezası ve yaşam boyu kamu hizmetlerinden men cezası verildi. Ancak kararı veren hakimler Naci Gürkan ile Nuh Çetinkaya görevlerinden alındı. Adli Tıp, işkenceyi belgeleyen ilk raporu 'yeniden' düzenleyerek kayıtlara ‘İşkencede öldürülmemiştir’ olarak geçirdi. Mahkumiyet kararı Askeri Yargıtay 3. Dairesi tarafından oy çokluğuyla bozuldu. Mahkum olan sanıklar da beraat etti.”

 

Son olarak 2012 yılında Mustafa Asım’ın eşi Aynur Hayrullahoğlu eşinin işkenceyle öldürülmesi ve bedeninin kaybedilmesi ile ilgili suç duyurusunda bulunarak, 12 Eylül Askeri Darbesi'ne ilişkin davanın müdahillerinden biri olduğunu belirten Ocak, 12 Eylül Askeri Darbesi'nin gerçekleştirilmesinde yer alan asker ve sivil tüm unsurların, yargılanarak cezalandırılmaları talebinin karşılanmadığının altını çizdi.

 

‘37 YIL OLDU ÖFKEM BİTMEDİ’

 

Maside Ocak’ın, Mustafa Asım’ın katledilmesine dair paylaştığı bilgilerin ardından eşi Aynur Hayurllahoğlu konuştu. 

 

Duyduğu öfkeyi dile getiren Hayrullahoğlu, şunları söyledi: “37 yıl oldu. Ben 37 yıldır bitip tükenmek bilmeyen aynı hasretle aynı özlemle bekliyorum. Kabullenemedim, kabullenmeyeceğim de. Çünkü katilleri serbest bırakıldı. Diğerleri yargılanmadan öldü gitti. Kayınvalidem onlar için ‘tanrım onlara ölüm yüzü gösterme’ derdi. Böyle beddua ederdi. Ama ne yazık ki öldüler. Keşke ölmeselerdi. Keşke sürünmeye devam etselerdi. Öfkem bitmedi. 37 yıl oldu. Ben eşimi yaşam arkadaşımı yoldaşımı kayıp ettim. 37 yıl geçti hala yürekleri yanan analar eşler çocuklar var. Yahu bu nasıl iştir böyle bunca zaman bunca yıl aynı zihniyet devam ediyor. Merak ediyorum. Acaba bu insanlar bu zihniyeti devam ettirenler, canları yakan yürekleri dağlayan insanlar acaba çocuklarının, torunlarının yüzüne nasıl bakıyor. Nasıl bakacak. Onlara ileride nasıl hesap verecek. Utanmayacaklar mı? Acılarımızı yarıştırıyorlar şimdi. Şu sokağa girdiğim zaman, inanılmaz bir polis kontrolü. Korkmayın bizden korkmayın, zulmeden, öldüren sizsiniz biz değiliz.”

 

Eşinin ardından Mustafa Asım’ın avukatı Ergin Cirmen’in gönderdiği mektup gözaltında kayıp edilen Süleyman Cihan’ın ağabeyi Ahmet Cihan tarafından okundu.

 

Cirmen’in mektubu şu şekilde: “Mustafa Hayrullahoğlu, zamanın Türkiye Komünist Partisi'nin yöneticilerindendi. Hala kimliği belirlenememiş bir muhbirin ihbarı neticesi gözaltına alındı ve takriben bir buçuk gün içinde gördüğü yoğun işkence sonucunda yaşamını yitirdi. Polisin tuttuğu zapta göre o bir buçuk gün içinde 'kimliğinin öğrenilmesine çalışılmıştı.' Yani henüz sorgusunu yapamamışlardı.

 

Otopsi raporuna göre vücudunda yüze yakın ekimoz vardı. Gırtlak kemiği kırılmıştı.  Ölüm nedeni gördüğü yoğun ve geniş travmaların yarattığı böbrek yetmezliği idi. Gırtlak kemiğinin kırılması boğazının uzun süreler sıkılmasının açık kanıtıydı. Tesadüfen o sırada yanında olan ve onun gibi işkence altında bulunan Namık Kemal Cibaroğlu Onun son anlarını duruşmada anlatmıştı. 'İnsanlık onuru işkenceyi yenecek' şiarı o ve onun gibi insanlarla insanlık tarihine adeta kazıldı.

 

 TÜM KÖTÜLÜKLERE KARŞI İTİRAZ VAR

 

 Hayrullahoğlu'nun eşi Aynur, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya davasına eşinin katledilmesi nedeniyle müdahil oldu. Bu davada verilmiş olan ilk kararda Hayrullahoğlu'nun öldürülmesinin müsebbiplerinden birinin de Cuntanın başındakiler olduğu gerçeği yıllardan sonra bu devletin arşivlerine girmiş oldu.

 

Ne yazık ki bu topraklar hep trajedilere sahne oluyor. Hayrullahoğlu gibi daha nice insanımızın yaşamı şu veya bu şekilde karartıldı. Zulüm devam ediyor. Faili meçhuller devam ediyor. İnsanlar düşünüyor; konuşuyor diye hapsediliyor. Ama tüm bu kötülüklere karşı itirazlar da var. Cumartesi anneleri yılmadan yorulmadan sessizlerin sesi olmaya devam ediyor.”

 

Okunan bu mektubun ardından 15 Kasım 1938’de idam edilen Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezarlarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri, hayatını kaybedişinin 19’uncu yılında Ahmet Kaya’yı anarak eylemlerini sonlandırdı.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha