• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Davutoğlu’ndan Erdoğan’a Kanal İstanbul yanıtı: İstanbul’u katletmenize izin vermeyeceğiz!

Davutoğlu’ndan Erdoğan’a Kanal İstanbul yanıtı: İstanbul’u katletmenize izin vermeyeceğiz!
0 0

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “rant projesi” olarak nitelendirdiği Kanal İstanbul hakkında konuşurken, "İstanbul’u katletmenize izin vermeyeceğiz!" dedi.

26 Şubat 2021 Cuma 21:14

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’a da seslenen Davutoğlu, "Kanal İstanbul projesinin açıklanmasından bu yana hangi arsalarda el değişimleri oldu, bunları şeffaf şekilde paylaşın. Bunun çok faydalı olduğuna inanıyorsanız, işte hodri meydan, referandum yapılsın!" dedi.

 

Partisinin İl Başkanları toplantısında konuşan Gelecek Partisi lideri Davutoğlu, Erdoğan'ın "İnadına yapacağız" dediği Kanal İstanbul hakkında "Sayın Cumhurbaşkanı bütün kötü uygulamaları, yolsuzlukları, talanları bir kenara koyacak çok daha büyük bir rantın peşinde. Kanal İstanbul'u tekrar gündeme getirdi. Erdoğan Kanal İstanbul'u 'inadına yapacağız' dedi. Bakın bu inat sözü, bir devlet adamına cesaret yakışır, samimiyet yakışır, kararlılık da yakışır ama inat asla yakışmaz" dedi.

 

Merkez Bankası'ndaki "kayıp rezerv" tartışmalarına değinen Davutoğlu, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a yönelik eleştirilerde bulunarak, "Bu Hazine ve Maliye Bakanı göreve geldiğinde Merkez Bankası'nda 102 milyar dolar brüt rezerv vardı. 70 milyar dolar da borç ve yükümlülükler vardı. Yine 32 milyar dolarlık bir net rezerv vardı. Bıraktığında eksi 48 milyar dolar ile bıraktı" ifadelerini kullandı.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "95 milyar dolar brüt rezervimiz var" sözlerine ilişkin yorumlarda bulunan Davutoplu, "Peki borçlarınız ne? 140 milyar dolar! Yani öyle bir tüccar ki dışarıya diyor şu kadar ciro yaptım ben iyi tüccarım ama ne kadar borcu var hiç söylemiyor" diye konuştu.

 

 

Davutoğlu şöyle devam etti:

 

"Peki 128 milyar dolar nereden çıkıyor. Kaçıp giden Hazine ve Maliye Bakanı iş başına geldiğinde 32 milyar dolar bizden kalan parayı buldu, hepsini harcadı. Yetmedi 63 milyar dolar ek borç yaptı. İhracatçılardan gelen dolarları da eritti. Bu paralar arka kapı operasyonlarıyla şeffaf olmayan müdahalelerle buharlaştırıldı. Hepsi sorulmak zorundadır. Bütün bu işlemler bir şeffaflığı gerektiriyor."

 

"Adı anılınca bile doları zıplatan birisi başarılı mıdır?"

 

Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konuda şeffaf olması gerektiğini vurgulayarak, "Sayın Cumhurbaşkanı çıksın bunları açıklasın ondan sonra damadını savunsun. Bir damadı bakan yapabilmek için bu millete bu bedeli niye ödettiniz sayın Erdoğan? Adı anılınca bile doları zıplatan birisi başarılı mıdır?" ifadelerini kullandı.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Berat Albayrak'a yönelik eleştirilerine devam eden Davutoğlu şöyle devam etti:

 

"Dolar 7 buçuklara çıkmış, faiz oranları yüzde 17 buçuğa çıkmış, kimin eseri bu? Gayrisafi milli hasılayı 700 milyar dolara düşürdünüz, 176 milyar dolar bu millet fakirleşti sayın Erdoğan. Siz ve damadınız bunun sorumlususunuz. Kişi başına düşen milli gelir 11 bin dolardan 8 bin dolara düştü, 3 bin dolar her bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı fakirleşti son 4 buçuk yıl içinde. Birisi bunun hesabını vermek zorunda. Bizim dönemimizde hiçbir şekilde kendi evladıyla diğer vatan evlatlarını ayırt ederek kendi evladına ayrıcalık tanıyanlar bu ülkede bir daha hükümdar olamayacaklar."

 

Davutoğlu, şöyle devam etti:

 

"Adaya dönüştürdüğünüz İstanbul'u nasıl savunacaksınız?"

 

"İstanbul bize tarihin en büyük emanetidir. Gelecek nesillere aktaracağımız en büyük miras, gözümüzün nurudur. O "inadına yapacağım" derken, biz de Kanal İstanbul'un zararlarını anlatmaya devam edeceğiz. Kanal İstanbul, İstanbul'u bir adaya dönüştürecek. Güvenlik uzmanları da bilir, en zor savunulan, lojistiği en zor sağlanan yerler adalardır. Bundan 5 sene, 50 sene, 100 sene sonra şu veya bu sebeple bir düşman güç füzelerle köprüleri tahrip ettiğinde, ya da bir terörist grup bu köprüleri sabote ettiğinde ya da kontrol altına aldığında ya da Allah korusun bir deprem köprüleri yıktığında İstanbulluya lojistiği nasıl sağlayacaksınız? Süveyş Kanalı örneğini veriyorlar, onunla alakası yok."

 

"Bütün mesela rant"

 

"Kanal İstanbul'daki mesele oradaki arsaların rantı üzerinden yeni zenginler yaratmak ve var olan zenginliklerine zenginlik katmaktır. Türkiye'ye yapılacak her yatırımı destekleriz ama bir inat uğruna İstanbul'un tarumar edilmesine ve İstanbul'un bir rant esiri haline getirilmesine ve kıyılmasına izin vermeyiz. Hayır, İstanbul'u katletmenize izin vermeyiz!"

 

"Bu, Türkiye'yi sömürgeleştirmektir"

 

"Hele öyle bir söylenti var ki, kanalın iki kanadında belli bir alanın belli bir süreliğine Çin'e verilerek finans kaynağı sağlanması gibi. Böyle bir söylenti Türkiye'yi sömürgeleştirmektir. Asla İstanbul'da yabancı kaynaklı bir rant alanı oluşturulmasına izin vermeyiz."

 

"Onurları varsa Erdoğan da Bahçeli de özür dilemek zorunda"

 

"Dün Hollanda ve Kanada parlamentosu Doğu Türkistan'da yaşananları soykırım olarak kabul etti. Japonya Çin şirketlerine müeyyide uygulamaya başladı. BM'de 38 ülkenin imza attığı kararlar çıktı. Bütün bu kararlarda bir ülkenin adı yok: Türkiye. Çin'in bize sağladığı 1 milyar dolarlık SWAP işlemi için Doğu Türkistan'da yapılan zulme sessiz kalınıyor. Türkiye'nin izzeti de, onuru da, itibarı da 1 milyar dolardan daha yüksektir. Bu milletin onurunu çiğnetmeyin yeter artık! Çin muhipleri ortalıkta dolaşırken Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz Kayseri'de, Ankara'da polis nezaretinde götürüldüler. Bütün arkadaşlarıma sesleniyorum, bütün il ve ilçelerimizde Doğu Türkistan için imza kampanyaları yapın. Bunu gündemde tutun, bu mesele bizim itibarımızdır. 50'li yıllarda Cezayir konusunda o günkü hükümetin Fransa'nın yanında yer alması nasıl rahmetli Özal'ın özür dilemesini gerektirmişse, onurları varsa sayın Erdoğan, Bahçeli bir gün özür dilemek zorunda kalacaklar bu insanlık faciasına sessizlikleri dolayısıyla."

 

"Erdoğan ve Bahçeli arasında kayıt dışı koalisyon var"

 

"Erdoğan ve Bahçeli arasında kayıt dışı bir koalisyon var. Ne konuşuluyor, nede anlaştılar, nelerde anlaşmadılar bilinmez. Önce AK Partili ve MHP'li kardeşlerimizin liderlerine sorması gerekiyor, "Siz ne konuda anlaştınız?" Mesela 17-25 Aralık konusunu açtığımızda neden Sayın Bahçeli küplere binip Sayın Özdağ'a saldırıyı neredeyse meşrulaştıran bir tavır içine girdi? Ne düşünüyorsunuz, 17-25 Aralık'ın yolsuzluk mu yoksa darbe teşebbüsü mü olduğu konusunda anlaştınız mı? Perinçek bir televizyon konuşmasında MHP'nin başına geçmeyi düşündüğünü veya şeref duyacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı'nın ifadesiyle söylemek gerekirse: Kimler, kimlerle beraber..."

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha