• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

DBP’nin kayyum raporu: Belediyelerde meclis toplantısı yok, bütçelerin nereye harcandığı bilinmiyor

DBP’nin kayyum raporu: Belediyelerde meclis toplantısı yok, bütçelerin nereye harcandığı bilinmiyor
0 0

DBP, bir yılı aşkın süredir belediyelerine atanan kayyum icraatlarına ilişkin hazırladığı kapsamlı raporu açıkladı.

11 Aralık 2017 Pazartesi 12:28

Çarpıcı bilgilerin yer aldığı raporda, kayyumların atandığı hiçbir belediyede meclis toplantısı gerçekleştirilmediği, belediye bütçelerinin kayyumun keyfine ve isteğine göre yapıldığı ve bütçelerin nereye nasıl harcandığının belli olmadığı belirtiliyor. Raporda kayyumların DBP’nin yarım kalan projelerini kendilerine aitmiş gibi yansıttığı vurgulanıyor. Rapora göre kayyumlar 2 bin 13 kişiyi işten çıkardı; DBP’nin 27’si kadın 70 eş başkanı, 81 de belediye meclis üyesi tutuklu.

 

Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan 674 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 11 Eylül 2016 tarihinden sonra 102 belediyesinden 96’sına kayyum atanan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), kayyumlara ilişkin kapsamlı raporunu açıkladı.

 

İki bölümden oluşan raporda, DBP’li belediyelerin yerel yönetim anlayışı ile kayyum atanana kadar yürüttükleri çalışmalar ve belediyelere atanan kayyumların bir yıllık uygulamaları detaylı bir şekilde anlatılıyor.

 

Kayyumlardan önce: DBP’li belediyelerin faaliyetleri

 

DBP’nin yerel yönetimlere bakışı ve faaliyetlerinin yer aldığı raporun, “Demokratik Ekolojik Katılımcı Kadın Özgürlükçü Yerel Yönetim Modeli” başlıklı birinci bölümünde, partinin, ’cinsiyet özgürlüğü, toplumsal ekoloji ve doğrudan demokrasi esaslarına dayalı yönetim modeli’ üzerinde duruluyor.

 

Raporda DBP’nin ‘devleti küçülterek, yerel, bölgesel yönetimleri güçlendirmeyi esas alan belediyecilik anlayışının, toplumsal sorumluluğu yerele devreden bir anlayış’ olduğu vurgulanıyor.

 

Birinci bölümde belediyelerin kültür-sanat, kent, ekoloji ve sağlık, ekonomi ile kadın politikaları ve bu alanlardaki faaliyetleri anlatılıyor.

 

Kayyumlardan sonra: Belediyeler ‘fethedildi’

 

DBP raporunun “Bir Gasp Aracı Olarak Kayyumlar” başlıklı ikinci bölümünde ise 11 Eylül 2016 tarihinde başlayan kayyum atamaları ile yurttaşların yönetime katılım hakkının ‘gasp edildiği’ ve ‘demokratik siyasete darbe vurulduğu’ belirtiliyor.

 

Raporda, “Kayyumlar kendilerini merkezi devletin temsilcisi olarak görmüş, belediyeleri de ‘fethedilmesi’ gereken topraklar olarak değerlendirip ‘fetih sembolü’ olan bayrağı belediye binalarına asmışlardır” deniliyor.

 

Raporda 3’ü büyükşehir belediyesi olmak üzere, 10 il, 72 ilçe ve 12 belde ile toplam 94 DBP’li belediyeye kayyum ataması gerçekleştirildiği ve bu belediyelere devletin memurlarının atandığı kaydediliyor.

 

27’si kadın 70 eş başkan tutuklu, kadın çalışmaları ‘yok ediliyor’

 

Kayyum atamaları gerçekleşmeden önce DBP’li yöneticilerin tutuklanmaya başlandığının hatırlatıldığı raporda, Ağustos 2015 tarihinden başlayarak gözaltı operasyonlarına başlandığı, 93 belediye eş başkanının tutuklandığı, hâlihazırda ise 70 belediye eş başkanının halen cezaevinde olduğu bilgisi paylaşılıyor.

 

Rapora göre tutuklu belediye kadın eş başkanların sayısı ise 27. Bunlardan 4’ü hükümlü.

 

Raporda, kayyum atamalarıyla DBP belediyelerinin kurumsallaştırmaya çalıştığı kadın çalışmalarının ‘yok edilmeye’ çalışıldığı da belirtiliyor.

 

Kayyumların kadın merkezlerini ve sığınaklarını kapattığı, Kadın Politikaları Müdürlüğü çalışanlarını işten çıkardığı ya da görev yerlerini değiştirdiği belirtiliyor.43 kadın merkezinin bulunduğu il ve ilçelerin ise kayyumların ilk hedefi olduğu vurgulanıyor.

 

Raporda, kayyumların ‘kadın düşmanı ve cinsiyetçi politikalar’ izlediği belirtilirken, bu durum ise onların yapmış oldukları faaliyetlerle sıralanıyor. 94 DBP’li belediyeye atanan kayyumların genelde belediyelerde ortak uyguladıkları kararlar şöyle listeleniyor:

 

Kadın çalışanları işten çıkarmak ve ihraç etmek,

Kadın kurumlarının kapısına kilit vurmak,

Kadın çalışanların yerini değiştirmek,

Kadın birimlerinin yönetimine erkek memur atamak,

Kadın merkezlerini ve Kadın Politikalar Müdürlüklerini feshederek Sosyal İşler Müdürlüğü’ne bağlamak,

Kadın Merkezi çalışanlarının yalnızca sosyal yardım işlerinde yer almasını sağlamak,

Belediyelerde kadın çalışan bırakmayarak, kadın istihdamına engel olmak ve görev dağılımına cinsiyetçi yaklaşmak,

Kadınların isimlerini taşıyan parkların adını değiştirmek,

Kadın Merkezi’ne başvuruda bulunan kadınların dosyalarına el koyma, gizlilik hakkını ihlal etme ve kadınların hayatlarının riske atılmasına neden olmak,

Kreşleri kapatmak ya da anadilde hizmeti engelleyerek hizmet dilini Türkçeleştirmek,

Kreşleri il ve ilçe müftülüklerine tahsis etmek ve Kuran kurslarını kreş binalarına taşımak

Belediyelerin web sitelerinin geçmişe dönük hizmet arşivini silmek, eş başkanların fotoğraflarını ve hizmetlerini kaldırmak, ayrıca web sitelerinde kadın çalışmaları, kültürel faaliyetler ve çok dilliliği yok ederek yalnızca din, çevre ve fen işleri hizmetlerini sunmak,

AKP Kadın ve Gençlik Kolları tarafından kadın merkezi binalarının kullanılması,

Kadın Merkezlerinin içeriğini değiştirmek, evlendirme dairesi ya da Kuran kurslarına çevirmek,

Kadın birim, merkez, daire başkanlıkları ve sığınakları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı il müdürlüklerine bağlayarak ŞÖNİM’lere (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) teslim etmek ya da KADEM’lere6 tahsis etmek,

Üniversitedeki kadın öğrenciler için oluşturulan yurtların kayyumlar eliyle hastane ve kolluk görevlileri için misafirhaneye dönüştürülmesi,

Kadın semt pazarları ve ekonomi projelerinden kadınların uzaklaştırılması

 

Belediyelerde meclis toplantısı yok, bütçelerin nereye harcandığı bilinmiyor

 

Raporda ayrıca 2014 yerel seçimlerinde DBP’li belediye meclis üye sayısının 1.275 olduğu ancak son 1 yılda 500’ü aşkın meclis üyesinin tutuklanarak cezaevine gönderildiği, halen cezaevinde tutuklu bulunan 81 belediye meclis üyesinin bulunduğu belirtiliyor.

 

Kayyumların atandığı belediye meclislerindeki vaziyete dair ise şu bilgi aktarılıyor:

 

"Kayyumların atandığı hiçbir belediyede meclis toplantısı gerçekleştirilmemiştir. Halka ait olan belediye bütçeleri kayyumun keyfine ve isteğine göre yapılmaktadır. Bütçelerin nereye harcandığı, nasıl harcandığı belli olmadığı gibi, doğru harcanıp harcanmadığını denetleyen bir mekanizma da bulunmamaktadır."

 

Kayyumlar DBP’nin yarım kalan projelerini kendilerine aitmiş gibi yansıtıyor

 

DBP raporunda devamla kayyum uygulamaları sıralanıyor. Bunlar da özetle şöyle:

 

Kayyumlar tarafından 2 bin 13 kişi işten çıkarıldı.

Kayyumlar DBP’li belediyelere ait, yarım kalan projeleri kendilerine ait yeni projelermiş gibi yansıttılar.

Kayyumlar başta Kürtçe olmak üzere Süryanice, Ermenice, Arapça, dillerinde yazılmış tabelaları kaldırıp, yerine tek dilli tabelaları astılar.

Kayyumlar toplumun ortak hafızası olan anıt ve heykelleri kaldırdılar. Böylece katliamları topluma hatırlatan sembolleri yok etmeyi amaçladılar.

Kayyumlar park isimlerini değiştirdiler, kültür merkezlerini ve kütüphaneleri kapattılar.

 

DBP’nin raporunun sonuç bölümünde ise OHAL ve KHK’ler ile birlikte ‘başta yerel demokrasi olmak üzere birçok demokratik ilke ve işleyişin askıya alındığı, halkın iradesine el konulduğu’ belirtiliyor:

 

"Atanan kayyumlar marifetiyle belediyelerimizin halkla birlikte inşa ettikleri, başta kültür ve kadın çalışmaları olmak üzere o “yer”e ait olan çalışmalar, ağır baskı altına alınıp, tahrip edilmiştir. Demokraside önemli bir yere sahip olan yerel yönetimler, kayyum atamaları ve uygulamaları ile büyük darbe almış, iradesi gasp edilen halklar ile devlet arasındaki makas daha da açılmıştır. Merkezi devletin, yıllardır yürüttüğü ‘tekleştirme’ politikaları, halklarda öfke yaratmış, onarılması her geçen gün daha da zorlaşan sonuçlara sebebiyet vermiştir."

 

“Güvenlikçi yaklaşımlarla soruna çözüm aramak, Kürtlerin açığa çıkardıkları örgütlü iradelerini gasp etmek, çözümsüzlükte ve savaş politikalarında ısrar etme anlamına gelmektedir” denilen raporun sonuç kısmında, savaşa dayalı politikalardan vazgeçip, eşit ve anayasal yurttaşlığa dayalı, demokratik yerinden yönetim temelli çözümün esas alınması gerektiği vurgulanıyor.

 

Bunun için ise öncelikle OHAL’in kaldırılıp bütün KHK’lerin koşulsuz iptal edilmesi ve ülkenin normalleşmesinin önün açılmalısının öneminin altı çiziliyor.

 

KAYNAK: GAZETE KARINCA - BEKİR AVCI

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha