• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Demirtaş: AKP'ye karşı, Erdoğan'a karşı hamlelerle demokrasi mücadelesi verilmez. Demokrasi mücadelesi toplum için, toplum yararına verilir

Demirtaş: AKP'ye karşı, Erdoğan'a karşı hamlelerle demokrasi mücadelesi verilmez. Demokrasi mücadelesi toplum için, toplum yararına verilir
0 0

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 142 yıl hapis cezası istemiyle yargılandığı ana davanın duruşması Ankara Sincan Cezaevi Kampüsü'nde görüldü.

18 Haziran 2019 Salı 23:52

Demirtaş’ın savunmasından öne çıkan kısımlar şöyle:

 

(Mahkeme) savunma yapacaksan yap diyor SEGBİS’le, yapmayacaksan biz senin savunmanı yapmış sayar, kararı öyle veririz. Bunu bir hakim söyleyebiliyor. Bana bunu söyleyebiliyorsa sıradan yurttaşlar açısından eminim ki hiçbir şekilde yargı kırıntısı, adil bir yargı yoktur. Kaldı ki yargılandığım dosya, yani yasadışı gösteri yaptığım iddia edilen dosyanın, daha önce dosyanızla birleştirilmesi talep edildi, siz reddettiniz. 2911 Sayılı yasaya muhalefet suçuyla yargılanıyorum. Konu da şudur, Şırnak’ta partimin teşkilatının balkonundan aday tanıtım toplantısında yaptığım konuşma yasadışı gösteri ilan edilmiş. Konuşmanın içeriği ile ilgili bir suçlama yok. Belediye başkan adayı için Şırnak HDP İl binasının balkonundan elimde mikrofonla birkaç bin kişiye 5-10 dakikalık bir tanıtım toplantısı yapmışım. Partimin balkonunda yaptığım konuşma yasadışı gösteri olarak kabul edilmiş ben yargılanıyorum ve bana diyorlar ki savunmanı SEGBİS’le yapmak zorundasın. Yapmazsan da umurumuzda değil savunmayı yapmış sayarız. Bu vahim bir durumdur. Bir hakim, bir yargıç meseleye böyle yaklaşırsa Türkiye'de hiçbir şey düzelmez.

 

Yargı Reformu Strateji Belgesinin en önemli eksikliği HSK’ya değinmemiş olması. Böyle bir HSK yargıçların üzerinde Demokles’in kılıcı gibi durduğu müddetçe asla yargıçlar kendini güvende hissetmeyecektir. İktidarın atadığı HSK üyeleriyle yargıç kendini kürsüde de, evinde de sosyal hayatında da güvende hissetmeyecektir. 2010 değişikliğinde partim HSK’nın nasıl düzenlenmesi gerektiğini anayasa değişiklik önerisi ile ortaya kondu. Yürütme tarafından tek bir atama yapılmamalıdır HSK’ya, yasama tarafından da yapılmamalıdır. HSK’nın tamamı kürsü hakimleri tarafından seçilmelidir. Adalet Bakanı kurulun üyesi olmamalıdır. Yargının üzerindeki tahakküm kurma aracı olarak en yetkili kurum HSK’dır. Bugün HSK’ya dokunmadan, yargıçların gönül rahatlığıyla, vicdanlarına dayanarak baskı hissetmeden yargılama yapmalarını sağlamanız mümkün değildir.

 

Ben yargıçların zor durumunu anlayabiliyorum. Buna rağmen doğru kararlar, vicdana uygun kararlar, adaletin yerini bulacağı iyi kararlar da halen Türkiye’de çıkabiliyor. Örneğin Barış Akademisyenleri ile ilgili mahkeme beraat kararı vermiştir. Fakat ne hikmetse başka bir mahkemede bir yargıç o beraat kararını ayıp olarak nitelendirmiştir ve "O kararı veren hakimi arayın, bizi ilgilendirmez" demiştir. Durum bu kadar vahimdir.

 

İktidara karşı, AKP'ye karşı, Erdoğan'a karşı hamlelerle demokrasi mücadelesi verilmez. Demokrasi mücadelesi toplum için, toplum yararına verilir. Birine karşıtlık üzerinden, düşmanlık üzerinden yapacağınız siyasi çalışma sadece düşmanlığı körükler, besler.

 

Burada bu konuşmada benim Öcalan’a “Kürt Halk Önderine Kürt Halk Önderi denir” cümlemin suçu ve suçluyu nasıl övdüğünü ne fezleke açıklamış ne delillerle ortaya konulmuştur. TCK’nin 215’inci maddesinde de, “Bir suçluyu işlediği suçtan dolayı veya işlediği suça göre övmek” suç olarak tanımlanmıştır. Benim burada Abdullah Öcalan’ın yargılandığı ve de suçlamaya konu olan herhangi bir eyleminden dolayı övdüğümü savcı nereden çıkarıyor?

 

Abdullah Öcalan’a isteyen Kürt Halk Önderi der, isteyen Başkan Apo der, isteyen Sayın Öcalan der, isteyen yoldaş der, isteyen Apo der. Kim ne demek istiyorsa der. Birileri terörist başı diyor, bebek katili diyor. Buradaki ‘Sayın, Kürt Halk Önderi’ vb. İfadeler ancak ve ancak Abdullah Öcalan’ın işlediği iddia edilen veya mahkeme kararıyla hüküm verilen suçlamalar doğru olduğu, onların övülmesi suretiyle gerçekleşirse TCK’ya göre suç olarak ifade edilebilir. Onun dışında kimse yapamaz.

 

Cezaevinde hüküm giymiş mafya diye tabir edilen suç örgütü liderleri var. Bir bakın şu andaki koalisyon ortağı partinin genel başkanı o suç örgütü lideriyle ilgili konuşurken nasıl konuşuyor. Bana soruşturma açma, fezleke düzenleme cüreti cesareti göstermiş savcı -hani ben suç işledim demiyorum ama o savcı- Bahçeli’ye soruşturma açabilir mi? Alaattin Çakıcı beyefendi dediği için. Demek suç değil.

 

İçeride bulunduğum 2 buçuk yılı aşkın süre zarfında 200'den fazla yasaklama kararıyla karşı karşıya kaldım. Gazete okumamdan korkan bir iktidar var. Biz avukatlarımız aracılığıyla infaz hakimliğine itiraz ediyoruz. İnfaz hakimliği reddediyor. Ağır Ceza Mahkemesine gidiyoruz, reddediyor. Binbir uğraşla AYM'ye gönderiyoruz, hukuk mücadelesi veriyoruz. AYM kapsamlı bir karar veriyor. O kararı getiriyoruz, cezaevi idaresine veriyoruz, cezaevi idaresi AYM kimmiş diyerek adeta hemen ertesi gün yine gazeteleri vermiyor.

 

Batman’daki konuşmayı yapmışım ya, uzun uzun siyasi düşüncelerimi anlatmışım. Ama fezlekede yazıldığı gibi birbirinden kopuk, anlamı çarpıtılmış, bozulmuş değil ki bu haliyle dahi ben bir suç oluşturduğunu görmüyorum. Savcının niyetini anlamak açısından bunun altını çiziyorum. Demek ki elinizde bir konuşma görüntüsü, tutanağı bile yok. Ama yine de fezleke hazırlayıp, Meclis'e gönderip, özellikle de Öcalan ile ilgili kısmını öne çıkarıp ‘terör örgütü propaganda yaptı’ demek ihtiyacı duymuşsunuz. Savcının elinde delil yoksa görüntü yoksa bu konuşmayı yaptığımı neye dayanarak söylüyor? Muhtemelen polis tutanağına dayanarak söylüyor. Meydanda polisler not tutuyorlar, o notlara dayanıyorlar. Bu notları savcının teyit etmesi gerekmez mi, konuşmayı baştan sona dinlemesi gerekmez mi? Evet konuşmayı baştan sona dinleme ihtiyacı duymuyor. Konuşmayı ilk cümlesinden ve son cümlesine kadar ele alıp anlamlı ve bütünlüklü bir şekilde incelemesi gerekmez mi? Terör övgüsü var mı, bu konuşma bunun için mi yapılmış savcının buna bakması lazım.

 

Efendim Öcalan’la görüşülür, PKK ile görüşülürse ülke bölünür diyen varsa iddiasını ortaya koymalıdır. Nasıl bölünür? “Ben karşı çıktım çünkü ülke bölünecekti o yüzden karşı çıktım" iddiasında olan varsa da bunu somut gerekçelerle ispatlamalıdır. Öcalan ülke bölünsün mü dedi? HDP ülke bölünsün mü dedi? Türkiye’nin sınırlarını, bayrağını mı tartışmaya açtı? Böyle bir şey olmadı. Ne parti programımızda var ne taleplerimizde var. Ülkenin sınırları içerisinde en demokratik hak ve özgürlüklerin hayata geçmesi için yeni bir anayasa öneriyoruz.

 

Öcalan’ı serbest bırakırsanız, özgürlüğüne kavuşturursanız Türkiye’nin eli, içeride de dışarıda da güçlenir. Türkiye, Kürt sorunun çözümüne en etkin aktör olarak rol alabilir. O nedenle Öcalan’ın özgürlüğü gereklidir. Binlerce, milyonlarca insan bunu haykırıyor, söylüyorsak bunu bir slogan olarak ifade etmiyoruz. Bunun sosyolojik, siyasi bir karşılığı var.

 

Meclis’te yaptığım konuşmaların neresi mesela terör propagandası? Terörün neyini övmüşüm? Neyini teşvik etmişim? Dışarıda yaptığım konuşmalarda bu şekilde. İçinde Sayın Öcalan, Kürt Halk Önderi kavramı geçtiği anda birileri için bu hemen terör propagandası oluyor. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin çok sayıda bozma kararına rağmen bu son dönemlerde istinaf mahkemeleri de görev alan ceza mahkemeleri de terör propagandası yapmakla alakası olmayan konuşmalara, sloganlara ağır cezalar veriyor.

 

Aslında savcılar hukuki açıdan sorumlu bulma görevlerini kötüye kullanıyorlar. Görevlerini kötüye kullanarak sadece bizi mi mağdur ettiler? Hayır, Türkiye siyasetine yön vermeye, doğrultu vermeye çalıştılar ve uluslararası emperyal güçlerin çıkarları doğrultusunda bunu yaptılar. Asıl yargılanması ya da soru sorulması gereken bu savcıların kendisidir. Mahkemeniz de bunları görmelidir. Neler olduğunu görmeli, anlamalıdır. Ben Türkiye siyaseti için nasıl bir tehdit oluşturuyorum da içeri atılıyorum? Benim bildiğim Türkiye siyaseti AKP’den ibaret değil. AKP iktidarı için bir tehdit oluşturuyor olabiliriz ben ve partim. Biz muhalefet partisiyiz. Siyasi olarak da iktidarı değiştirmeyi hedefliyoruz, kendimiz iktidara gelmek için mücadele ediyoruz. Siyasi partinin meşru, yasal amacıdır bu.

 

Türkiye kurtulmuş falan değil. Türkiye 100 yıl öncekinden daha kötü durumda. Kurtulacaksa eğer bir kez daha her birimiz Türk’üyle Kürt’üyle demokrasi ilkeleri etrafında buluşarak ancak kurtarabiliriz. Başından beri ısrarla belirtiyorum. Yıllar öncesinden yaptığım uyarılar bugün doğru çıkıyor, bugün de benzer uyarıları yapmaya devam ediyorum. Zarar verdiniz bu yapılanlarla. Türkiye Cumhuriyeti Devletine senelerce zarar verdiler, Türkiye toplumuna da zarar verdiler.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha