• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Demirtaş'tan 'geniş ittifaklar' çağrısı: Zaman, yıpratıcı tartışmalardan uzak durarak özgürlük mücadelesinde bütünleşme zamanıdır

Demirtaş'tan 'geniş ittifaklar' çağrısı: Zaman, yıpratıcı tartışmalardan uzak durarak özgürlük mücadelesinde bütünleşme zamanıdır
0 0

HDP’nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, herkesi HDP'de kenetlemeye çağırdı

6 Haziran 2020 Cumartesi 17:39

Ankara'da erken seçim tartışmalarının yaşandığı bir dönemde HDP'li Leyla Güven ile Musa Farisoğulları ile CHP'li Enis Berberoğlu'nun vekilliği düşürüldü. 

 

Her üç isim kararın ardından tutuklandı ancak dün akşam saatlerinde Berberoğlu koronavirüs nedeniyle tahliye edildi. HDP'li iki vekilin tutukluğu ise sürüyor. 

 

Saray'ın meclis darbesine yönelik tepkiler ise sürüyor. 

 

Milletvekillerinin siyasi nedenlerle tutuklanmasının faşizme özgü bir yaptırım olduğunu söyleyen Kürt siyasetçi Hatip Dicle, “Faşist iktidar bloğu ömürlerini biraz daha uzatmak için bunu yapıyor. Ama korkunun ecele faydası yoktur. Sokağa çıkılmalı tepki verilmedi” dedi. 

 

HDP’nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise herkesi HDP'de kenetlemeye çağırdı. 

 

Demirtaş, milletvekillerinin üyeliğinin düşürülmesi öncesi HDP'nin büyük başarı elde ettiği 7 Haziran seçimlerini değerlendirdiği yazısında "Cesurca geniş ve açık ittifaklar" çağrısı yaptı.

 

Bundan 26 yıl önce de Demokrasi Partisi’nin (DEP) milletvekilleri Orhan Doğan, Hatip Dicle, Leyla Zana, Ahmet Türk ve Sırrı Sakık ile bağımsız milletvekili Mahmut Alınak’ın dokunulmazlıkları kaldırılmıştı. Orhan Doğan ve Hatip Dicle, 2 Mart 1994’te TBMM’den çıkışta sivil polisler tarafından yaka paça gözaltına alınmış, 13 gün sonra tutuklanarak Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’ne konulmuştu. Aynı hızla DEP de kapatılmıştı. 

 

O dönem tutuklanan ve 10 yıl cezaevinde kalan deneyimli Kürt siyasetçi Hatip Dicle, 26 yıl aradan sonra tekrarlayan “siyasi darbe”yi yorumladı.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan beri Kürtlere yönelik özel politikalar izlendiğini dile getiren Dicle, bu politikalarla Kürtlerin kimliklerinin reddedildiğini, “ret”lerin de inkara yol açtığını ifade etti. Dicle, “Kürt halkının seçtiği temsilcileri, onun oylarıyla seçilmişleri görevden almak halkı tanımamak anlamına geliyor” dedi.

 

Demokratik alanda mücadele verenlerin bunun birçok örneğiyle karşılaştığını söyleyen Dicle, “2 Mart 1994 günü DEP milletvekilleri Meclis’e sokulmadılar, gözaltına alınıp, tutuklandılar. 10 yıl cezaevinde kaldık. Daha sonra birçok arkadaşın milletvekillikleri düşürüldü. Milletvekillerinin normalde dokunulmazlığı vardır. Bu yapılanlar hukuken dokunulmazlığı tanımama olayıdır” diye belirtti.

 

Mezopotamya Ajansı'na konuşan Dicle,  AKP-MHP-Ergenekon bloğunun artık çöküşe gittiğini, hesap verecekleri günlerin yakın olduğunu da dile getirdi. Dicle, “Gördükleri için de bu kadar şuursuz ve devlet aklından yoksun hareket ediyorlar. Bu dönemde bir CHP ve 2 HDP milletvekilinin vekilliklerinin düşürülmesinin devlet aklıyla, hukukla, demokrasiyle hiçbir alakası yoktur” ifadelerini kullandı.

 

Siyasetin içerisinde bulunduğu kriz nedeniyle “Temsili demokrasinin özü nedir?” diye soran Dicle, yanıtını yine kendisi şöyle verdi:

 

“Halkın seçtiği temsilciler, parlamento olarak adlandırılan yerde toplanıp kararlar almasıdır. Seçilen kişi gidip orada halkı temsil eder. Siz bu iradeyi oradan kaldırdığınız zaman o halkın iradesini ortadan kaldırıyorsunuz ve tanımamış oluyorsunuz. Bunlar siyasi nedenlerle düşüncelerini açıkladıkları için dokunulmazlıklar kaldırılmıştır. Siyasi bir nedenle halkın iradesini es geçerek orada bulunmasına engel olma, hele hele bunu cezaevine koymak ancak faşizmin yasalarında olur. Demokrasi yasaları böyle bir şeye aykırıdır.” 

 

Yaşananlar karşısında Avrupa Parlamentosu dahil dünyanın bütün demokratik kurumlarının bu duruma tepki göstereceğine inandığını söyleyen Dicle, sözlerini şöyle noktaladı:

 

“Türkiye'nin bundan bir kazancı yoktur. Bu faşist iktidar bloğu kendi ömürlerini biraz daha uzatmak ve korkutmak için yapıyorlar. Ama korkunun ecele faydası yoktur. Faşizm bu kadar zulmüne karşı daha fazla ayakta kalamaz. Yalnız demokrasi güçlerinin bu konuda birlik içinde dayanışma içinde olmaları ve bu bloğa karşı demokrasi cephesini kurmaları, sokağa çıkmaları, halkın da bu konuda ‘irademi gasp edemezsiniz’ demesi gerekir. ABD’de polis tarafından öldürülen George Floyd için ırkçılığa karşı verilen mücadele ABD'yi sarstıysa, Türkiye'de de gerçekten demokrasiye, halkın iradesine sahip çıkarak böyle bir zemin yaratmak gerekiyor. Çünkü başka çare yok. Her yaptıkları yanlarına kar kaldığı müddetçe faşist sistemin halka saldırılarının sonu yok. O anlamda basınından siyasi partilerine bütün demokratik kurumlar buna karşı sokağa dökülerek tepki koyması gerekiyor.” 

 

HDP’nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin büyük başarı elde ettiği 7 Haziran seçimlerini Mezopotamya Ajansı için kaleme aldı ve herkesi “HDP’de kenetlenmeye” çağırdı. 

 

Demirtaş, “Geçmişten ders çıkararak demokrasi, özgürlük, barış ve ekonomik refah için daha cesur ve büyük siyasi hamleler, geniş ve açık ittifaklar yapabilmeliyiz” mesajı verdi.

 

Leyla Güven, Musa Farisoğulları ve Enis Berberoğlu'nun vekilliklerinin düşürülmesinden önce 7 Haziran'ı kaleme alan Demirtaş, HDP’nin eleştirileri kabul eden bir parti olduğunu belirterek, “HDP’de kenetlenme zamanı” olduğunu kaydetti. 

 

4 Kasım 2016 tarihinden bu yana Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu olan Demirtaş’ın gönderdiği mesajın tamamı şöyle:

 

“7 Haziran 2015 seçimleri mücadelemiz ve ülkemiz için son derece önemli seçimlerdir. Öncelikle, o görkemli başarının sağlanmasında emeği olan herkesi sevgiyle selamlıyorum.

 

Seçim yarışının eşitsiz koşullarına, AKP’nin bütün devlet imkanlarını sonuna kadar kullanmasına, Adana ve Mersin il binalarımız ile Diyarbakır mitingimize yönelik bombalı saldırılar başta olmak üzere çeşitli mitinglerimize yapılan irili ufaklı tacizlere ve saldırılara, partimize yönelik her türlü karalamaya rağmen seçimi kazanma başarısını göstermiştik. Bu başarının kaynağında parti programımızın, seçim bildirgemizin, ilkeli duruşumuzun etkisi ve tabii ki tüm çalışanlarımızın, gönüllü katkı veren herkesin üstün çabası vardı.

 

7 Haziran 2015 seçimleri esas olarak tekçiliğe karşı çoğulculuğun başarısıydı. Bununla birlikte, seçim sonuçları pek çok açıdan değerlendirilebilir. Bunlardan biri de o seçimlerin, AKP’nin yenilmez olmadığını göstermesidir. Gerçekten de o güne kadar girdiği her seçimi kazanan AKP, seçimden birinci parti olarak çıkmışsa da ilk kez olarak yenilmiş, iktidardan düşmüştü. Dolayısıyla 7 Haziran seçimleri, AKP’ye karşı nasıl kazanılabileceğinin güzel bir örneğiydi.

 

7 Haziran 2015 seçimleri bir başarıydı ama geçmişe saplanıp da kalmamak gerekir. Geçmişteki başarılarla gurur duymak iyi bir şeydir. Ama daha iyi olan, o başarıların formülünü yeni başarıları mayalamak için kullanmaktır. Dolayısıyla bu açıdan bakılınca, 7 Haziran seçimlerinin bir başka önemi de ülke olarak nasıl kazanacağımızın ipuçlarını içermesidir. Ülkemizin sorunlarına çözümler içeren kapsayıcı bir programla, cesaretle ve kararlılıkla, çok sesli ve çok renkli bir şekilde, bu baskıcı rejimin değişmesini isteyen herkesin el ele vermesiyle iktidarın yenilgiye uğratılması mümkündür.

 

Nitekim bunun bir benzeri, son yerel seçimlerde görüldü. O seçimlerde her ne kadar yukarıda belirtmeye çalıştığım şekilde bir çerçeve oluşmadıysa da AKP iktidarı önemli bir şekilde geriletildi. Bu demek oluyor ki, önümüzdeki ilk seçimde iktidarı değiştirerek demokrasi, özgürlük, barış ve ekonomik refah sağlamanın yolu, 7 Haziran 2015 seçimlerini hatırlayarak, 30 Mart 2019 yerel seçimleri pratiğinin daha geniş, daha net, daha ilkesel bir çerçeveye dönüştürülmesinden geçiyor.

 

Öte yandan, 7 Haziran başarısını kalıcı hale getirememiş olmak, her ne kadar iktidarın baskıcı politikaları nedeniyle ise de, elbette bizim de eksikliklerimiz oldu. Geçmişten ders çıkararak demokrasi, özgürlük, barış ve ekonomik refah için daha cesur ve büyük siyasi hamleler, geniş ve açık ittifaklar yapabilmeliyiz. Bu konuda tüm Kürt hareketinin HDP’nin önünü açacak bütünlüklü desteği sunacağına inanıyorum.

 

Ayrıca belirtmek isterim ki, HDP yönetimi her türlü eleştiri ve öneriyi, kurumsal çerçevede ve kurumsal yapıya saygılı kalmak suretiyle kabul edecek bir yapıdadır. Önerilerimizi, varsa eleştirilerimizi uygun yol ve yöntemlerle parti yönetimimize iletelim. Bunu yaparken, içinde bulunduğumuz dizginsiz saldırı dalgasında, HDP’de kenetlenmekten de geri durmayalım.

 

7 Haziran 2015 seçimlerinin sonucu gerçekten de büyük bir başarıydı. Şimdi hedefimiz, 7 Haziran başarısının tekrarı değil, onu kat be kat aşmak olmalıdır. Bu hedef için gerek ülkede gerekse de sürgünde mücadele yürüten tüm arkadaşlarımı bir kez daha, coşkuyla ve kararlılıkla HDP’de kenetlemeye çağırıyorum. Önceki dönemlerde ve bu dönemde görev yapan bütün arkadaşlarımız birbirinden kıymetlidir. Zaman, yıpratıcı tartışmalardan uzak durarak özgürlük mücadelesinde bütünleşme zamanıdır. Bunu başaracağımıza olan inancım tamdır.

 

Zindanda, yurt dışında ve sahada mücadele eden bütün yoldaşlarıma büyük hasret ve selamlarımı gönderiyorum.”

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha