• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Emine Bulut cinayetinin ardından sosyal medyada İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanması çağrısıyla kampanya

Emine Bulut cinayetinin ardından sosyal medyada İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanması çağrısıyla kampanya
0 0

Emine Bulut'un eski eşi Fedai Varan tarafından öldürülmesinin ardından sosyal medyada #İstanbulSözleşmesiYaşatır etiketiyle kampanya düzenleniyor.

25 Ağustos 2019 Pazar 19:53

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon'da yaptığı konuşmada, "Emine Bulut hanımefendi ile ilgili olay, yenilir yutulur bir olay değil. Bu ciddi bir vahşet, alçaklık, adiliktir" dedi.

 

Aynı sıralarda sosyal medya kampanyasına katılan kadın hakları örgütleri, 2011 yılında kabul edilen ve 'İstanbul Sözleşmesi' olarak anılan Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin uygulanması çağrısı yaptı.

 

İstanbul Sözleşmesi son dönemde, "Türk aileyi yapısına zarar verdiği" gerekçesiyle tartışma konusu olmuştu.

 

İstanbul Sözleşmesi nedir?

 

11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açıldığı için 'İstanbul Sözleşmesi' ismiyle anılan "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi"ni imzalayan ilk ülke Türkiye oldu.

 

1 Ağustos 2014'te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine dayanıyor, her türlü şiddetin engellenebilmesi için eğitimin önemine vurgu yapıyor.

 

Ancak son dönemde İstanbul Sözleşmesi'nin "Türk aile yapısına zarar verdiğini" savunan ve yürürlükten kaldırılmasını isteyenler var.

 

Peki sözleşmede hangi hükümler bulunuyor?

 

Metinde belirtildiği üzere, İstanbul sözleşmesi ile kısaca kadınların her türlü şiddet ve ayrımcılıktan korunması, kadınlarla erkekler arasında eşitliğin yaygınlaştırılması ve bu amaçlar için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlanması hedefleniyor.

 

Sözleşmede, "kadına karşı şiddet" tanımı, "ister kamu ister özel yaşamda" meydana gelsinler, her türlü "fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik" şiddeti içeriyor.

 

"Aile içi şiddet"i ise şiddeti, "mağdurla aynı ikametgahı paylaşmakta olsun veya olmasın veya daha önce paylaşmış olsun veya olmasın, aile içinde veya aile biriminde veya mevcut veya daha önceki eşler veya birlikte yaşayan bireyler arasında" tanımlıyor.

 

Sözleşme taraflara, ulusal anayasalarına veya ilgili diğer mevzuata kadın erkek eşitliği ilkesini dahil etmeleri ve bu ilkenin uygulanmasını sağlama, kadınlara karşı ayrımcılığı yasaklama ve kadınlara karşı ayrımcılık yapan yasa ve uygulamaları yürürlükten kaldırma zorunluluğu getiriyor.

 

Sözleşme, tarafların her türlü şiddet eylemini önleyecek "gerekli yasal ve diğer tedbirleri" almasını zorunlu kılıyor, kadınları güçlendirecek faaliyetlerin yaygınlaştırılmasını istiyor.

 

Sözleşmede taraflardan özellikle gençler ve erkekler olmak üzere, toplumun tüm bireylerinin her türlü şiddet olayının önlenmesine aktif bir biçimde katkıda bulunmasını teşvik etmeleri isteniyor.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha