• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Erdoğan’ın kuzeni Cengiz Er, İsrail gazetesine konuştu: Pelikanlar tasfiye edilsin

Erdoğan’ın kuzeni Cengiz Er, İsrail gazetesine konuştu: Pelikanlar tasfiye edilsin
0 0

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kuzeni Cengiz Er, İsrail gazetesi Times of Israel’e verdiği söyleşide “Pelikanlar tasfiye edilmeli” dedi ve Erdoğan’ın seçim sürecinde yalnız bırakıldığını söyledi.

18 Nisan 2019 Perşembe 12:05

Times of Israel Türkiye Büro Şefi Emir Ekşioğlu’nun gerçekleştirdiği söyleşide Er, çokça tartışılan AKP içinden görevlendirilen medya mensuplarından oluşan ve eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nu koltuğundan indirdiği iddia edilen Pelikanlar’ın medyada haksız kazanç elde ettiklerini vurguladı ve şunları söyledi: “Bu ekibin medyadan tasfiye edilmesi gerekiyor ama bu şu an için imkansız görünüyor. Kullanılan sorunlu dilin en önemli sorumluları. Elde ettikleri itibar ve kazançları arasında ciddi bir orantısızlık olduğunu düşünüyorum. İnsanları itibarsızlaştırma konusunda çok yetenekliler. Cumhurbaşkanı’nın çevresine kolayca sokulmaları da işlerini çok kolaylaştırıyor.”

 

‘Değişmeleri gerekir ama şu an için imkansız’

 

Türk medya sektöründe birçok insanın yeterli donanıma sahip olmadığını vurgulayan Er, “Medyada Pelikanlar olarak da bilinen bir grubun Erdoğan’a çok zarar verdiği söyleniyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Bu çok tartışmalı bir konu. İsim vermeye gerek yok fakat ama bu ekibin az önce bahsettiğim sorunlu dili kullanan en önemli yazarlar olduğu konusunda ciddi bir kanı var. Ürettikleriyle kazandıkları itibar arasında ciddi bir orantısızlık olduğunu görüyorum. İnsanları itibarsızlaştırmakta ve defetmekte çok yetenekliler. Ayrıca Erdoğan’a kolayca ulaşabilmeleri işlerini daha da kolaylaştırıyor.

 

Ana akım gazete ve televizyonlar yetersiz isimler tarafından ele geçirildi. Medyanın dilini oluşturan figürlerin değişmesi gerekir. Ama bugünün medya düzeninde şu an bunun imkansız olduğunu düşünüyorum.

 

’31 Mart Erdoğan’ın en zor seçimiydi, yalnız kaldı’

 

Yerel seçim sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede ise Er ‘Erdoğan’ın bu süreçte yalnız bırakıldığını ve 31 Mart seçimlerinin Erdoğan için büyük bir sürpriz olduğunu’ belirtti ve şunları söyledi: “Erdoğan, Binali Yıldırım’ın hatrı sayılır bir farkla kazanacağını düşünüyordu. Ama olmadı. Erdoğan’ın İstanbul’a nasıl önem verdiğini biliyorsunuz. Erdoğan’ın siyasi hayatı boyunca çabaladığı ve omuzladığı en zor seçimler 31 Mart seçimleriydi. Evet, devamlı beka sorununu devamlı gündeme getirdi kampanya sürecinde. Ben Erdoğan’ın kampanya sırasında yalnız bırakıldığını ve tek başına savaşmak zorunda kaldığını düşünüyorum.”

 

‘Beka konusu için MHP ile ittifak yapıldı fakat MHP bu ittifakın kazananı oldu’

 

AKP’nin ilk kez böyle bir başarısızlıkla karşılaşmasının sebebinin ne olabileceğine dair ise Er şunları söyledi: “Ankara ve Antalya da İstanbul gibi kaybedildi ve bu AKP’nin seçimden istediğini alamadığını gösteriyor. Bunun birçok sebebi var. Örneğin AKP tabanının geçen seçimlere göre bir motivasyon sorunu vardı. Beka konusunu güçlendirmek için en önemli adım MHP ile ittifaktı fakat MHP bu ittifakın kazananı oldu. Yine Ankara’da Mansur Yavaş’ın kazanmasının sebebinin MHP oyları olduğunu düşünüyorum. Kampanya önceki seçimlere göre zayıftı. “

 

‘AKP medyasının dili İmamoğlu ve Yavaş’ı yüceltti’

 

“Her şey Erdoğan’ın onayından geçiyordu. Erdoğan’a katkı sağlayacak etkin bir dil oturtulamadı. Medyada yer bulma konusunda hükümeti destekleyen gazete ve televizyonlara uygulanan orantısız güç Erdoğan’ın konuşmalarını yayınlamaktan öteye gitmedi. Medyadaki dil yine sadece propagandaydı ve amacına hizmet etmedi. Şunu rahatça söyleyebilirim, AKP medyasının kullandığı dil Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı yüceltti.”

 

‘Yazıcı ve Canikli rahatsız olunan isimlerden’

 

“Aday tespitlerinde hatalar yapıldı ve bu seçim sonuçlarına da yansıdı. Ankara buna en iyi örnek. Tanınmış ve tecrübeli bir isim olsa da Mehmet Özhaseki’nin kaybedeceği AKP’de seçime 15 gün kala anlaşılmıştı. Erdoğan Ankara için çok üzüldü fakat parti tabanında büyük bir travma yok. Seçim sonuçlarında kullanılan dilden ve partideki bazı isimlerden rahatsız olan belirli bir kesim de etkili oldu. Hayati Yazıcı ve Nurettin Canikli gibi sürpriz bir şekilde kendi ilçelerinde seçimi kaybeden önemli isimler bu rahatsız olunan isimlerden.“

 

Hapisteki gazetecilere ilişkin uluslararası basında çıkan haberlere ilişkin soruya ise Er şu yanıtı verdi: “Türkiye’de gazetecilik faliyeti yaptığı için hapiste olan bir gazeteci olduğunu düşünmüyorum.”

 

‘Medya devlet desteği almadan ayakta kalmalı’

 

‘Türkiye’de medya ne kadar baskı altında?’ sorusuna ise Er’in yanıtı şöyle oldu: “Aslında ben baskı olduğunu düşünmüyorum. Medya düzgün ve etkin içerik yaratamadığı için okuyucusunu veya izleyicisini kaybetti. Ama baskı altında olmayı bahane olarak sunmayı alışkanlık haline getirdi. Bazı medya gruplarının ayakta olduğunu hatta hükümetten aldıkları destekle büyümeye çalıştığını söyleyebiliriz. Ayrıca medya gruplarının reklam veren baskısı yaşadığı da doğrudur. Ama basın finansal bir yapıda ve devletin desteğini almadan ayakta kalabilecek bir çizgide yürümelidir. Bunu yapmanın yolu da doğru içeriktir. Etkin bir içerik kitleleri çekecektir.”

 

“Güçlü iktidardan haber sızdırmak zordur”

 

“Medya tarihsel olarak güçlü iktidara yakın olmayı tercih etmiştir. Türkiye’de de bu normal. Unutmayın çok uzun iktidar dönemleri medya için hem çok kolay hem de çok zordur. Koalisyon dönemlerinde daha kabin toplantısı bitmeden basına haber sızardı. Güçlü bir iktidardan haber sızdırmak zordur. Güvenilir ve deneyimli gazeteci ve muhabirler basından çekilince bu alan sosyal medya ile dolduruldu. Bu da siyaset alanında işleri zorlaştıran bir şey – en çok da hükümet için tabii ki. Gazete tirajlarının ve TV ratinglerinin baş aşağı gittiği bir dönemde yaşıyoruz ve bunun yakın bir gelecekte değişeceğini de sanmıyorum. Medyanın geleceğini dijital medya belirleyecek.”

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha