• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Erdoğan, "terörist" diye tanımladığı Demirtaş'ın kitabını tavsiye eden Bülent Arınç'a yüklendi

Erdoğan,
0 0

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önümüzdeki hukuki ve ekonomik reform gündemini de yine Cumhur İttifakı olarak hayata geçireceğiz. Sayın Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi, bu ittifak asla gizli veya açık pazarlıklar üzerine kurulu değildir." dedi.

25 Kasım 2020 Çarşamba 13:28

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı 'terörist' olarak tanımlarken, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği'nden istifa eden ve  Demirtaş'ın "Devran" kitabının okunmasını tavsiye eden Bülent Arınç'ı, "Teröristlerden birinin yazdığı kitabı herkesin okumasını tavsiye edilmesi beni rencide etmiştir" sözleriyle eleştirdi. Erdoğan, tutuklu iş insanı Osman Kavala'nın ismini vermeden, "Ödüllendirecek halimiz yok" açıklamasını yaptı. 

 

"Salgının önüne geçemezsek daha sonra can acıtıcı tedbirler uygulamak zorunda kalabiliriz"

 

Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, "Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yükselişe geçen Koronavirüs salgının seyrini bir an önce aşağı çekmemiz gerekiyor. Aldığımız tedbirlerin yol açtığı sıkıntıların farkındayız. Salgının önüne geçemezsek daha sonra can acıtıcı tedbirler uygulamak zorunda kalabiliriz. Milletimden sabır ve destek istiyorum." dedi.

 

 

"Nisan ayında kendi aşımızı uygulamayı planlıyoruz"

 

Erdoğan, "Aşı geliştirme çalışmalarında uygulama haline gelen projelerimiz var. Geliştirilen tüm aşıları yakından takip ediyoruz. Bunların bir kısmı için ön siparişleri verdik. Önümüzdeki ayın sonuna doğru ilk aşıları yapmayı ümit ediyoruz. Kendi aşımızda da önemli bir yere geldik. Nisan ayında da kendi aşımızı uygulamayı planlıyoruz." diye konuştu.

 

"Salgın tüm insanlığın aynı gemide olduğunu hatırlatmıştır"

 

Erdoğan, "BM başta olmak üzere insanlığın ortak sorunlarının çözümü için etkisiz kalan kurumların reform ihtiyacını tekrar tekrar vurguluyoruz. G20 Zirvesi'ni de insanlık olarak Koronavirüs’le mücadele ettiğimiz bir dönemde gerçekleştirdik. Türkiye olarak 'Dost kara günde belli olur' anlayışı ile yaklaşıyoruz. İnsan eşrefi mahlukattır. İnsana hizmet etmeyen, değer vermeyen, adalet ve güvenliği sağlamayan bir sistemin başarı şansı yoktur. Mevcut küresel sistemin ne insanı ne tabiatı koruması mümkün değildir. Salgın hem mevcut düzenin çarpıklıklarını gözler önüne sermiş, hem de tüm insanlığın aynı gemide olduğunu hatırlatmıştır. 'Dünya 5'ten büyüktür' çağrımızın ne kadar isabetli olduğu anlaşılmıştır." düşüncesini dile getirdi.

 

“Ülkemizin hak ve adalet eksenli attığı adımlar eleştiriye ve itibar suikastına maruz kalması haksızlık”

 

Erdoğan, "Suriye'den Libya'ya Irak'tan Filistin'e kadar farklı cephelerde yürüttüğümüz, hak, özgürlük, adalet mücadelesinin önemi ortaya çıkmıştır. Ülkemizin hak ve adalet eksenli attığı adımlar eleştiriye ve itibar suikastına maruz kalması haksızlıktır. Ülkemizi ve şahsımızı hedef alan bu kampanyaların kimler tarafından niçin yürütüldüğünü biliyoruz. Türkiye olarak bölgesel sorunlarla ilgilenirken, küresel sistemdeki adaletsizliği belirtirken asla yayılmacı bir anlayışla hareket etmiyoruz. Bizim hiçbir ülkenin toprağında, egemenliğinde, içişlerinde gözümüz yoktur. Biz kendi güvenliğimizi, can ve mal emniyetini sağlamaya, bölgemizin iç barışına katkı sunmaya çalışıyoruz. Uluslararası toplumun yüzleştiği yeni meydan okumalarda önemli sorumluluklar üstleniyoruz." ifadesini kullandı. 

 

“9 bine yakın yabancı terörist savaşçıyı yakalayıp ülkelerine gönderdik”

 

Erdoğan, "Suriye'de DEAŞ'la göğüs göğüse çarpışan tek NATO ülkesi biziz. Tek başımıza bırakılmamıza rağmen 9 bine yakın yabancı terörist savaşçıyı yakalayıp ülkelerine gönderdik. 100 bine yakın kişiye ülkemize giriş yasağı koyduk. Çatışma bölgelerine geçişleri engellemek için olağanüstü çaba harcadık. Bizim söylediğimiz isimleri takip edemeyen ülkeler kendi topraklarında yaşanan eylemlere engel olamadılar. Bunun suçunu da İslam'a yıkmaya çalıştılar. 411 bin Suriyeli kardeşimizin ülkelerine geri dönmelerini sağladık. Barış Pınarı bölgesinde sızma girişimindeki 17 terörist öldürüldü. Komandolarımızı milletim adına gözlerinden öpüyorum. Suriye'de atılacak adımlara destek vermeye hazırız." değerlendirmesinde bulundu. 

 

“Uluslararası deniz hukukunda yeri yok”

 

Türk gemisinin aranmasında ilişkin olarak Erdoğan, "Libya'ya verdiğimiz destek, ülkenin iç savaşa sürüklenmesini önledi. BM süreci de açılmış oldu. İç barış sürecinin önü de açılmış oldu. Doğu Akdeniz meselesinde daime soğukkanlı davrandık. Bizim sabırlı davranışımıza rağmen sivil gemimize insani ihtiyaçları karşılayacak sivil gemimize saldırı oldu. Bunun uluslararası deniz hukukunda yeri yok. Bunun da kaptanı yine bir Yunan. Oradaki sivil mürettebatı da taciz ettiler. Bütün bunlar video kayıtlarıyla tespit edilmiş vaziyette. Gerekli yerlere gönderildi." açıklamasını yaptı. 

 

“Dağlık Karabağ'da 30 yıllık bir adaletsizliğin son bulmasına katkı sunduk”

 

Erdoğan, "Dağlık Karabağ'da 30 yıllık bir adaletsizliğin son bulmasına katkı sunduk. Ermenilere destek veren Minsk Grubu Eş Başkanı, dile getirdiği rahatsızlıkların hiçbir önemi yoktur. Dün akşam Sayın Putin ile bu konuları görüşme fırsatı bulduk. Ne gibi adımlar atabiliriz bunları konuştuk. Sayın Putin ile yaptığımız görüşmelerde Türkiye-Azerbaycan-Rusya olarak bölgede barışı egemen kılmanın adımlarını atmış oluyoruz. Bunu daha da genişletme şansımız da var. 3 ülkenin dışında bölge ülkeleri içerisinde 4'üncü, 5'inci ülkeleri katarak buradaki süreci çok daha farklı boyuta getirebiliriz. Karayolu ve demiryolu bakımından buradaki ulaşım sürecini de halletmek ve Azeri kardeşlerimizin topraklarına dönme imkânı sunacağız. Aliyev kardeşimle görüştük, atılan adımları değerlendirdik. Hepsinde bir mutluluk var. 30 yıllık bir gecikmeli de olsa hak yerini bulmuş, Karabağ'da Azerbaycan bayrağı dalgalanmaya başlamıştır. Herkes tavrını sahadaki gerçekliğe göre belirlemeli." görüşünü savundu. 

 

Erdoğan, "Ortak sorunlara ortak çözümler getirme konusundaki eksiklerini İslam düşmanlığı ile perdelemeye çalışanların çabaları krizleri daha da derinleştirmektedir. Bu tehlikeli yöntemden vazgeçmelerini diliyoruz. Suçlunun İslam veya Müslümanlar değil, dünyaya hakim olan çarpık düzen olduğunun anlaşılmasını istiyoruz. Küresel siyasi ve ekonomik yapının yeniden yapılması sürecinde üzerimize düşeni yapmaya kararlıyız." yorumunu yaptı.

 

Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: 

 

“Tedbirleri üretimi ve istihdamı en az düzeyde etkileyecek şekilde hayata geçirmeye çalışıyoruz”

 

"Milletimizin sağlığıyla birlikte işinin, aşının, eğitiminin sorumluluğunun üzerimizde olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Tedbirleri üretimi ve istihdamı en az düzeyde etkileyecek şekilde hayata geçirmeye çalışıyoruz. 2021 yılını ülkemiz için kayıpları azaltmanın ötesinde bir kazanç dönemi haline getirmek istiyoruz. 83 milyon olarak hep birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Olağanüstü dönemler olağanüstü çabalar gerektirir."

 

"Bütçe görüşmelerinin ardından kapsamlı reformları hayata geçireceğiz”

 

"Ekonomide yeni yatırım, üretim, istihdam seferberliği başlatıyoruz. Bütçe görüşmelerinin ardından kapsamlı reformları birer birer hayata geçireceğiz. Hukuk reformlarını da hızlandırıyoruz. Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’yle ilgili 3 paket Meclisimizde kabul edildi. Diğer reformları da paketler halinde Meclis'e taşıyacağız. İnsan Hakları Eylem Planı'na ekonomide güven iklimini artıracak şekilde genişleterek son halini vereceğiz."

 

“Hâlâ parlamenter sistemi savunanlar var”

 

"Bu reform paketlerinin temelinde milletimiz vardır. milletimizin ne ihtiyacı varsa AK Parti yapmaya devam etmektedir. Türkiye'nin cumhuriyet tarihindeki en büyük reformu Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçiştir. Hâlâ parlamenter sistemi savunanlar var. Bu ülke yıllar yılı bu sistemi denemedi mi? Sistem değiştirildi ve yoğun bir şekilde yol alındı. Bu tarihi reformu milletimizin umutları ve talepleri doğrultusunda Cumhur İttifakı çatısı altında gerçekleştirdik."

 

“Cumhur İttifakı Türkiye'nin en geniş tabanlı siyasi dayanışma örneği”

 

"Cumhur İttifakı Türkiye'nin en geniş tabanlı siyasi dayanışma örneğidir. Önümüzdeki hukuki ve ekonomik reformları da hayata geçireceğiz. Bu ittifak asla gizli veya açık pazarlıklar üzerine kurulu değildir. Milletimizin 15 Temmuz gecesi sokaklarda kanıyla kurduğu bu ittifakın tek amacı ülkemizi büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaştırmaktır. Bizim demokrasiden, insan haklarından en küçük yana sıkıntımız olmadığının ispatı 18 yıllık iktidar geçmişimizdir. Kimin ne sıkıntısı varsa biz çöktük. Asırlık sıkıntıları, ihmalleri ortadan biz kaldırdık."

 

“Bu ülkede Kürt sorunu yok”

 

Milletime sesleniyorum; en batıdan en doğuya, en kuzeyden en güneye biz hükümet olarak girilmedik yer bıraktık mı? Her yere adımımızı attık. Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, enerjide, tarımda... 26 havalimanının olduğu bir ülkede bu sayı 56'yı buldu. Üniversitemizin olmayan il kalmadı. Parlamenter sistemin olduğu dönemde bunlar niye yapılmadı. Kürt sorunu diyorlar, ne Kürt sorunu? 2005’te Diyarbakır’daki konuşmamda, ‘Bu ülkede Kürt sorunu yoktur, varsa da bunun sorumlusu benim ve biz çözeceğiz’ dedim. Bunları biz çözdük."

 

“Kayyumlarla tüm bölgeyi tepeden tırnağa düzenlemeleri yaptık”

 

"Buradan tüm Güneydoğu’ya, Doğu’ya sesleniyorum; ulaşıma bakın, altyapıya bakın. Oralar ne haldeydi? Oraları çukurlarla döşeyenler kimlerdi? Camilerimizi yıkanlar onlar değil miydi? Niçin kayyum atanıyor diyenlere sesleniyorum; bunlar oralarda devletten aldıklarını dağa gönderenlerdi. Biz de bu kayyumlarla tüm bölgeyi tepeden tırnağa enerjisi, sağlığı, eğitimi, adaleti, emniyeti ile hâlâ devam ediyoruz. Düzenlemeleri yaptık 15 yıl- 20 yıl önce o bölgeye gidenler şimdi tanımıyor. Bambaşka Diyarbakır, Siirt, Hakkâri, Şırnak var. Barış için geldik, nerede terör varsa nerede terörist varsa başlarını ezmek için varız. Biz hiç kimseyi dışlamadık, ötekileştirmedik."

 

Teröre bulaşmamış olması şartıyla  kimseyi dışlamadık. Terörden meşru siyasete geçiş yolunu açmak için her yolu denedik, her fedakârlığı yaptık. Akrep karakterli terör örgütünün kendi kendini sokarak bu fırsatı heba etmesine rağmen, bölgedeki insanlarla gönül bağını güçlendirerek yeni dönemi başlattık.

 

Arınç’a tepki: Yıllarca aramızdakilerin de aynı trene binmesin ne demeli?

 

"Hâl böyleyken birilerinin Türkiye'yi bambaşka bir fotoğrafın içinde göstermesinde art niyet vardır. ABD'li ve AB'li çevrelerin özgürlüğün savunuculuğunu yapmadığı, başka ajandalarla hareket ettiğini herkes biliyor. CHP başta olmak üzere nereden beslendiğini işin sahipleri ikrar ediyor. Yeminli Türkiye düşmanlarını anladık. CHP içindeki tetikçileri anladık. Yıllarca aramızdakilerin de aynı trene binmesin ne demeli? Filanca filancalar niye hâlâ hapisteler? Bunları ödüllendirecek değiliz. Adalet derken, bu kadar ölen dağa kaçırılan o yavruların annelerin hakkını kim iade edecek? Onlara biz hakkını aradık, bulduk şimdi de iade ediyoruz diye kim diyecek? Biz bunu halledeceğiz."

 

“Teröristlerden birinin yazdığı kitabı herkesin okumasını tavsiye edilmesi beni rencide etmiştir”

 

"Bu teröristlerden birinin yazdığı kitabı herkesin okumasını tavsiye edilmesi beni rencide etmiştir. Elinde binlerce Kürt kardeşimin, askerimin, öğretmenimin kanı olan siyasetçi maskesi takmış savunucusudur. Bu ülkede Kürt sorunu yoktur. Bu ülkede uzunca bir süre en çok sıkıntıyı Kürtlerin çektiği bir özgürlük sorunu vardır. Geri kalmışlık zincirini de kırdık.

 

Birilerinin çıkıp sanki Türkiye'de hiçbir şey yapılmamış her şey eski haliyle sürüyor da sadece kendileri gerçekleri söyleyebiliyor gibi bir eda ile konuşmalarını kabul edemeyiz. Kürt kardeşlerimizin en büyük düşmanının silahlı ve siyasi temsilcileriyle bölücü terör örgütünün olduğu hakikatine göz yumamayız."

 

Erdoğan’dan yargıya: 138. maddeyi  eze eze kullananlara karşı gereğini neden yapmıyorsunuz?

 

"Buradan yargıya sesleniyorum... Diyorum ki; değerli yargı mensupları Anayasa'nın 138. maddesi beni ne kadar muhatap alıyorsa aynı şekilde benim dışımdakileri de muhatap alıyor. 138. maddeyi  eze eze kullananlara karşı gereğini neden yapmıyorsunuz? Gereken adımları neden atmıyorsunuz? Size birilerinin talimat verme hakkı var mı? Benim ne kadar talimat verme hakkım yoksa, ana muhalefettekilerin de talimat verme hakkı yok. Bunun dışındakilerin de talimat verme hakkı yok. Bu talimatlar verilirken niçin gereğini yapmıyorsunuz? Bunu söylemek zorunda kaldım. Atılan adımlar karşısında yargının sessiz kalmasını ben kabullenemiyorum."

 

Kısır siyasi veya bireysel hesaplarla hareket edenlerin ülkenin vaktini ve enerjisini boşa harcamalarından üzüntü duyuyoruz. Hakareti siyaset sanan tek parti faşizmi artıkları ve onların peşinden gitmeyi kendilerine yedirenler var."

 

Kılıçdaroğlu'nun öğretmenlere yönelik açıklamalarına tepki

 

"CHP'nin başındaki zat, 'Hâlâ bu iktidarın peşinden giden öğretmen varsa ben ona öğretmem demem' diyerek faşizmin en sefil örneklerinden birini, hem de öğretmenler gününde tekrar sergilemiştir. Yahu haddini bil. Bir taraftan biz başöğretmenin kurduğu partiyiz diyeceksin, öbür taraftan kalkıp öğretmenlerimize saygısızlık yapacaksın. Bay Kemal şunu bil; biz 'Bana bir harf öğretenin kölesiyim' diyen medeniyetin mensuplarıyız. Sen öğretmenlerimize saygısızlık yapsan da öğretmenler bizim başımızın tacıdır."

 

Varlık barışı çağrısı

 

"Varlık barışından yararlanma çağrısını hatırlatmak istiyorum. Bu uygulamadan yararlananların tüm sermaye araçları yurtdışından ülkemize getirildiğinde her türlü vergi ve takipten muaf olacaktır. Türkiye 2008 yılından bu yana çeşitli defalarca çıkardığımız kanunla, yüzlerce milyar liraya kavuşmuştur. 30 Haziran 2021 tarihine kadar çok büyük rakamları kayıt altına alarak ekonomimize kavuşturacağız."

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha