• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Ertuğrul Günay: Türkiye'yi korumanın yolu hukuktur, adalettir, gerisi laf-ı güzaftır

Ertuğrul Günay: Türkiye'yi korumanın yolu hukuktur, adalettir, gerisi laf-ı güzaftır
0 0

Amerika’da devam etmekte olan İran yaptırımlarını delme davasının ikinci haftasına girerken, Türkiye’deki hissiyat kabaca ikiye ayrılmış görünüyor.

7 Aralık 2017 Perşembe 13:27

Bir yandan tanık Reza Zarrab’ın ABD ile iş birliği yapıp Türkiye aleyhine çalıştığını düşünenler, diğer yandan 17-25 Aralık’tan beri gündemdeki yerini koruyan yolsuzluk iddialarının sonunda ortaya çıkacağı ve cezalandırılacağı ihtimaline umut bağlayanlar. Ertuğrul Günay’a göre bu belirsizliği gidermenin formülü çok basit: Bu davada suçu neredeyse ‘’kesinleşmiş’’ olan Eski Halk Bankası Müdürü hakkında soruşturma açmak.

 

Günay’a göre Türkiye Cumhuriyeti olarak hukuğa sırtımızı yaslamak dışında hiçbir alternatifi değerlendirmemeliyiz.

 

Artı Gerçek’te ‘’Türkiye'yi korumanın yolu hukuktur, adalettir, gerisi laf-ı güzaftır’’ başlıklı makaleyi kaleme alan Günay, ‘Bu davadan Amerika’ya ne?’ diyenler için ambargonun delinmesi ve İran'a doğalgaz karşılığında gıda ve ilaç gibi ihtiyaç maddeleri yerine altın ve döviz sokulmasının BM kararlarını ihlal olduğunu hatırlatıyor.

 

‘Peki bundan Türkiye'nin ne  zararı var?’ diyenler için Günay şöyle anlatıyor:

 

‘’Alınan petrol ve doğalgaz karşılığında, dolaylı ve hileli yollardan İran'a altın ve döviz yerine, kurallara uygun olarak mal (gıda, ilaç ve diğer ihtiyaç maddeleri) verilecek olsa, bundan bütünüyle ülke kazanacak. İhracat ve dolayısıyla üretim artacak, Türkiye'de binlerce üretici ve ihracatçı kazanacak, vergi yoluyla devlet kazanacak.

 

Nitekim Güney Kore bu yöntemlerle ticaret yapmış ve bu ticaretten yararlı çıkmış.

 

Oysa, gerçek ihracat yerine 'hayali ihracat' yapılınca, Türkiye'de (ve İran'da) birkaç kişi kazanmış. Bu birkaç kişi de haksız kazancı aralarında paylaşmışlar. İddialar böyle.’’

 

İran, Zarrab’ın ortağı Babek Zencani’yi müebbet hapse mahküm etti. Şimdi haksız kazancın iadesini talep ve takip ediyor.

 

Türkiye'ye ise Zarrab’ı dört yıl önce kısa bir süre tutukladıktan sonra işin ucunun siyasilere dokunması ihtimaline binaen İran asıllı iş adamını serbest bıraktı.

 

Hatta o da yetmedi, ‘’Tv'lerde Türk Bayrağı fonu önünde, cari açığı kendisinin kapattığı yönünde densiz ve saygısız konuşmalar yaptı. Birden fazla Bakanın katıldığı törenlerle ödüllendirildi.Kendisine madalya verilmesini önerenler oldu.Devletin tepesi tarafından "hayırsever bir iş adamı" olarak tarif ve taltif edildi,'' diyor Günay.

 

Artı Gerçek yazarına göre, ABD Savcılığı şimdiye kadarki iddialar üzerine yeni bir dava açacak fakat bir kamu bankasının eski genel müdürünün "utanmazca ve defalarca rüşvet aldığı’’ iddiası var. Aynı kişi 17 Aralık'ta evinde yapılan aramada, ayakkabı kutularında milyonlarca dolar ile bulunmuştu. Bir süre sonra, para faiziyle kendisine iade edildi.

 

Türkiye'nin adının böyle bir davada geçmesinin hepimiz için  incitici, onur kırıcı olduğunu hatırlatan Günay, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu ve haksızlık ve yolsuzluklara müsamaha göstermediğini kanıtlayama için acilen birkaç adım atmak zorunda olduğunu ifade ediyor. İlk adım, adı geçen Banka Genel Müdürü hakkında derhal yeniden soruşturma açılması ve bu kişinin evinde arama ve hakkında takibat yapmaktan ötürü suçlanan ve yaptırıma uğrayan emniyet ve adalet mensupları varsa, ortaya çıkan yeni deliller karşısında bu kişiler yeniden yargılanması. Son olarak da, aynı genel müdür hakkında verilmiş takipsizlik, tahliye ve benzer kararlarının yeniden incelenmesi.

 

Günay sözlerine şöyle devam ediyor:

 

‘’Zarrab'ın itirafları ya da iftiraları Türkiye'yi zedeleyemez; onun beyanları ancak geçmişte ona hak etmediği itibar ve iltifatta bulunanları ilgilendirir, üzer veya düşündürür. Ama hukuk işlemez, hukuka buyruk egemen olursa, Türkiye o zaman dünya önünde inandırıcılığını yitirir, saygınlığı zedelenir. Her işin başı hukuku işletmek, adaleti yeniden  baş tacı yapmaktır.Bu adım bile atılmazsa, bu davanın Türkiye'ye karşı bir komplo, bir tuzak, bir iftira olduğuna kimseyi inandıramazsınız. Çünkü birilerini inandırmak için, söylediğinize önce sizin inanmanız  gerekir.’’

0 0
loading...
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha