• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Fehmi Koru: AYM bunu hep yapıyor, kararlarını gerekçesini yazmadan açıklıyor; yine de garip bir durum bu!

Fehmi Koru: AYM bunu hep yapıyor, kararlarını gerekçesini yazmadan açıklıyor; yine de garip bir durum bu!
0 0

"Aslında gerekçe sağlam"

12 Ocak 2018 Cuma 12:53

Fehmi Koru bugün kişisel blog sitesinde yayınlanan yazısında, 1948 yılında BM genel kurulunda ilan edilmiş ve birkaç ay sonra TBMM tarafından benimsenerek iç hukuk haline gelmiş ‘İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ nin bazı kurallarını hatırlatma gereksinimi duyuyor:

 

Madde 9- Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.

 

Madde 10- Herkesin, hak ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine bir suç yüklenirken, tam bir şekilde davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakça ve açık olarak görülmesini istemeye hakkı vardır.

 

Madde 11

 

1. Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda, yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır.

 

2. Hiç kimse işlendiği sırada ulusal yada uluslararası hukuka göre bir suç oluşturmayan herhangi bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz. Kimseye suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

 

Madde 12- Kimsenin özel yaşamına, ailesine, konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz. Herkesin bu gibi karışma ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.

 

Koru’nun bu hatırlatmayı yapmasının sebebi, Anayasa Mahkemesi (AYM) dün Mehmet Altan ve Şahin Alpay'ın hak ihlaline uğradığı ve tahliyeleri yönünde karar vermesinin ardından, 13. Ağır Ceza Mahkemesi ise tahliye talebine uymaması ve Altan ile Şahin Alpay'ın serbest bırakılmasını engellemesi.

 

Koru, Anayasa mahkemelerinin işlevini anlatırken, bulundukları her ülkede hukuk sisteminin bağımsızlığının teminatı görevini üstlenen ve kararlarının “Emir demiri keser”keskinliğinde olan mahkemeler olduklarının altını çiziyor.

 

Yazı hayatının 50’inci yılında olan Koru’ya göre, Türkiye’nin 1961 Anayasası ile varlık kazanmış olan Anayasa Mahkemesi (AYM) hukuk düzeninin değil rejimin teminatı olarak konuşlandırıldı ve AYM kendine biçilen bu rolü yerine de getirdi.

 

Altan ve Alpay için AYM bu kararı almış olmasaydı, aslında yargı süreci bütünüyle tamamlanmadan bireysel başvuruları gündemine almayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kendi kuralını bir nevi ihlal ederek konuyu ele alacaktı.

 

İki Ağır Ceza Mahkemesi ise, kararlarına gerekçe olarak, ''AYM’nin kararını henüz Resmi Gazete’de yayınlanmadığı ve gerekçeli kararın mahkemelere ulaşmadığını'' gösterdiler.

 

Oysa kararlarını gerekçeli kararı yazılmadan açıklamak AYM’nin sürekli yaptığı bir şey.

 

Ceza Mahkemeleri gerekçeli kararı görmedikleri için tahliyeyi geciktirmekle, aslında AYM’nin kararını esastan geçersiz saymış oluyorlar.

 

Geciktirme kararını görüşecek üst mahkemelerin yanlışlığı ortadan kaldırmasını temenni eden Koru, ‘’AYM’nin iki gazeteciyle ilgili kararı benzer davalar için ‘emsal’ yerine’’ geçmesini de umut ediyor.

 

Koru, ByLock mağdurlarını işaret ederek, ‘‘Tutuksuz yargılama’ işte o tür mağduriyetleri önlemek için gereklidir,’’ diyor.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha