• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Fikri Sağlar: Hukuk devleti olmaktan çıktık

Fikri Sağlar: Hukuk devleti olmaktan çıktık
0 0

CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, "Eskiden JİTEM vardı, meşru değildi ama meşru örgütler arasındaydı. Şimdi hiçbir şekilde meşru organa bağlı olmayan Halk Özel Harekatı gibi kendinden hareket eden insanların silahlanması söz konusu" dedi.

9 Ocak 2018 Salı 22:54

CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, Uluslararası Savunma Danışmanlık Ticaret Şirketi (SADAT) ve Halk Özel Harekat (HÖH) yapılanmalarına ilişkin Özgürüz’e önemli değerlendirmelerde bulundu.

 

Türkiye’de kimsenin can güvenliğinin olmadığını söyleyen Sağlar, “Eskiden JİTEM vardı, meşru değildi. Ama meşru örgütler arasındaydı. Polisin, askerlerin iş birliğinde derin bir yapıydı. Şimdi hiçbir şekilde meşru organa bağlı olmayan Halk Özel Harekatı gibi kendinden hareket eden insanların silahlanması söz konusu.

 

Yarın gezi gibi sendikal bir çaba ve hak arayışında ya da öğrencilerin üniversiteler ile ilgili bir eyleminde öğrencileri terör örgütü peşinde koşuyor diye öldürecekler ve hiçbir şekilde yargılanmayacaklar. Biz bu kararla hukuk devleti olmaktan çıktık. Bir kişinin arzusu o bir kişinin emir verdiği kadılar var” diye konuştu.

 

“Cinnet getiren toplum haline geldik”

 

SADAT ile ilgili de konuşan Sağlar, şu ifadeleri kullandı:

 

“SADAT İslami kurallara uygun kontrgerilla eğitimi veren bir kuruluştur. İslami kurallara uygun demek ne demek. Böyle bir kurum var, bunun başındaki kişi Cumhurbaşkanı danışmanlarının içinden biri. Bir yapı var. Müthiş bir şekilde baskı kurmuş Türkiye üzerinde. İnsanlar artık çocuklarını öldürecek noktaya gelmiş.

 

Cinnet getiren bir toplum haline geldik. Neden çünkü demokrasi yok nefes alamıyoruz, adalet yok. Bizim çocuklarımızın büyük bir çoğunluğunun geleceği yok. Bu toplum bir zaman sonra patlayacak. Bu toplum patlayınca bunu nerelerde gösterecek alanlarda gösterecek. Onun şimdiden önlemlerini alıyorlar. SADAT gibi kurumlarla. 'Terör var' diyorlar. En fazla terör suçundan tutuklu bulunan ülke Türkiye. Bol teröristimiz var.”

 

Sağlar, Türkiye’de en önemli sorunun “güvenlik” olduğunu dile getirdi.

 

“9 Ocak açığa çıkarılmalı”

 

Fransa’nın başkenti Paris’te öldürülen Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan’ın öldürülmesine ilişkin de Sağlar, “9 Ocak Paris olayı bir muamma. Hala çözülmüş değil. Çeşitli iddialar var, bunların açığa çıkartılması gerekiyor. Bugünkü iktidarın inkarcı anlayışı çerçevesinde ortaya çıkar mı, ondan kuşkuluyum” ifadelerini kullandı.

 

Ciddi bir politika yapılmadı

 

Türkiye’nin Kürtlerle ilgili ortaya koyduğu politikaların sürekli zikzaklar çizdiğini söyleyen Sağlar, “49’uncu SHP ve DYP hükümetine kadar hiçbir hükümetin Kürt politikası yoktu. Aslında bakarsanız Cumhuriyetin kuruluşundan beri TC’nin ciddi bir şekilde Kürt politikası yok. İlk defa 1989 yılında SHP Kürt raporu adı altında Kürtlerin adını tanıyan ve sorunlarını ortaya koyan, Kürtlerin de Türkiye’de var olan diğer etnik vatandaşlar gibi birinci sınıf vatandaş olabilmesini sağlayacak feodal yapıdan kurtaracak eğitimi, işi, aşı olacak bir rapor hazırladı.

 

O gün o raporu bizler hazırladık. O rapordan dolayı dönemin Genelkurmay Başkanlığı bu raporu hazırlayanları mahkemeye vermişti. Şimdi aynı şekilde 16 Nisan referandum sonuçlarıyla oynanması sonrasında CHP Parti Meclisi’nin özellikle Kürtlere ve onların yaşadığı bölgelerde yaşananları anlatan bir bildirisi nedeni ile milletvekili olmayanlar hakkında da davalar açıldı” şeklinde konuştu.

 

“Belediyeler kayyum tarafından yönetiliyor”

 

Yaşanan sürecin sıkıyönetim dönemi ile benzer olduğu yorumunu yapan Sağlar, şu ifadeleri kullandı:

 

“Erdoğan Kürtlerden oy alarak iktidar oldu ama onlara verdiği hiçbir sözü yerine getirmedi. Kürt siyasal hareketinin partisinin genel başkanı ve vekillerini hapiste tutuyor. Gerekçe yok ama isterse gerekçe üretebilir. Vatandaşın oyuyla seçilmiş olan 84 belediye başkanı içeride ya da elinden belediye alınmış durumda. Ama belediyeler kayyum tarafından yönetiliyor.

 

“Cizre’de mahzenlerde insanlar yakıldı”

 

Açılım süreci başlattılar. Onu da çok destekledim ama sonunda 'ben seni başkan yaptırmayacağım çünkü demokrasi için açılım istiyoruz' dedikleri zaman 'o iş bitmiştir' dediler. Sonunda Türkiye’de kültürüyle, diliyle var olan bir Kürt toplumunu yok sayan, görmezlikten gelen bir anlayış sergileniyor.

 

Büyük katliamlar yapılıyor. Bunu Cizre’de gördük. Mahzenlerde insanlar yakıldı. İnsanca yaşam hakkını talep edenlere 'vay sen PKK’lısın' diyerek eklenen terör örgütleri ile korkutarak asıl terör örgütlerinin varlıklarını es geçerek onlara silah vererek sürdüren bir iktidar görüyoruz.

 

“Parlamentonun hükmü yok”

 

Daha da ileriye gideyim. Türkiye’de anayasal düzenleme ile dokunulmazlığın kaldırılması TBMM’nin temelden yok sayılmasına yol açan adımdır demiştim. Nitekim öyle de oldu. Parlamentonun hiçbir hükmü yok artık. Parlamento yasa çıkarmasa dahi Cumhurbaşkanı’nın KHK yetkisi var. Meclisin üçüncü büyük partisinin genel başkanı hapiste. Bunlar mahkemeden kaçan insanlar değil. Halk için siyaset yapan kişiler ama siz onları hapiste tutuyorsunuz.

 

“Türkiye başka yöne gidiyor”

 

1987’de SHP Genel Sekreteri olarak Ahmet Türk’ün Mardin vekili olması için çalışma yaptık. Biz SHP olarak Ahmet Türk’ü Mardin Milletvekili olarak ilan ettik. YSK Ahmet Türk’ün vekilliğini kesinleştirdiği an o günün Sıkıyönetim Komutanlığı Ahmet Türk’ün tutukluluğunu kaldırdı ve çalışmaya başladı.

 

Meclise daha girmemişti ama YSK aday olmasını kesinleştirince serbest kaldı. Yıl 2011, 8 milletvekili 3 yıl sonra AYM’nin gerekçeli kararı ile cezaevinden çıkabildiler. Geldiğimiz nokta çok vahim. Türkiye başka bir yöne doğru gidiyor. Bu yöne gitmesini engelleyecek son kapı 2019 seçimleridir.”

 

KAYNAK: #ÖZGÜRÜZ - İRFAN UÇAR / EREN GÜVEN

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha