• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Gebze Cezaevi’nin önündeki kadınlar: Filistin’de olsa yer yerinden oynardı

Gebze Cezaevi’nin önündeki kadınlar: Filistin’de olsa yer yerinden oynardı
0 0

Independent Türkçe açlık grevindeki çocukları için cezaevi önünde oturma eylemi yapan annelerle konuştu.

20 Nisan 2019 Cumartesi 15:21

Görüntülere yansıyan annelerden biri Türkiye Bozkurt. Mardin Kızıltepeli. Gebze Cezaevi’nin önünde çocuklarından haber almak ve hükümetin dikkatini açlık grevlerine çekmek amacıyla günlerdir bekleyen annelerden biri. Zaman zaman polis müdahalesine maruz kalsalar da, bekleyişlerini sürdürüyorlar.

 

Bozkurt, benzer müdahalelerle her gün karşılaştıklarını ama medyaya çıktığı için tepki çektiğini söylüyor. “Bunlar Filistin’de olsaydı, yer yerinden oynardı. Benim talebim beyaz başörtümle barış istemek, çocukların ölmemesini talep etmek” diyor.

 

Kızı açlık grevinde 

 

20 yıldır cezaevinde olan kızı Newroz Bozkurt, Gebze Cezaevi’nde 1 Mart’tan beri açlık grevinde. Kızı müebbet hapse mahkûm edilmiş, 10 yıl daha cezaevinde kalacak. Bozkurt, kızını dün gördüğünü söylüyor: “Moral olarak çok iyiler ama bünye olarak nasıllar bilmiyorum. Bize fazla bir şey yansıtmıyorlar. Ama 110 gündür açlık grevinde olan bazı arkadaşlarının ağızlarından kan gelmeye başlamış. Bünyelerinin ne zamana kadar dayanabildiğini bilemiyoruz.” 

 

Kendilerinin de bu süreçten çok etkilendiğini anlatan Bozkurt, tutuklularla yaptıkları görüşmelerden şu izlenimi aktarıyor: Öcalan’dan bir ses gelmeden bunlar açlık grevini bırakmazlar, kim ne derse desin. Çok kararlılar.

 

"Tutuklu aileleri neden sessiz?"

 

Bozkurt, devletin tavrına dair ise şu yorumu yapıyor: Maalesef bu devlet kulaklarına pamuk tıkamış, gözlerini de kör etmiş ne duyuyorlar, ne görüyorlar. Herkes bastırılmış, şu anda bütün Türkiye’nin üzerinde tecrit var. Ama kimse farkında değil, çünkü havuz medyası hiçbir şey söylemiyor. Ben birkaç Türk’ün açlık grevinden haberi olduğunu bile sanmıyorum. Öyle bir korku yaratmışlar ki 80’lerde, 90’larda böyle değildi.

 

Kamuoyunun sessizliğine dair “Bizim Kürt halkı da sönmüş. Tamam diyelim ki Türk halkı duymamış ya da duymak istemiyor. Ya Kürtler? Özellikle tutuklu aileleri neden böyle sessiz? Aileler nerede olurlarsa olsunlar gelip cezaevlerinin kapısının önüne otursunlar, sokağa çıksınlar, çocuklarının haklarını savunsunlar. Cenazeler çıkınca mı çocuklarına sahip çıkacaklar” diyor. 

 

Kamuoyuna da “Çocuklarımızın ölmesine izin vermeyin. Çocuklarımız ölüm döşeğinde, bizim sesimizi duyun” diyen anne Bozkurt, son olarak Tayyip Erdoğan’a da sesleniyor, “Bu vahşeti artık durdurun. Siz bizim yerimizde olsanız ne yapardınız? Sizin çocuklarınız aç olsaydı, yemek yiyebilir miydiniz? Öcalan’ın sesini duyalım ve bu açlık grevi bitsin, herkes rahatlasın” diyor. 

 

Kendilerinin cezaevinin önünde oturmalarına bile izin verilmediğini anlatan Bozkurt, “Slogan atmıyoruz, sessizce oturuyoruz ama sadece çocuklarımıza yakın olma isteğimize bile izin verilmiyor” diye konuşuyor.

 

Görüntülerdeki bir diğer anne ise, 57 yaşındaki Zeynep Calıhan. Calıhan, iki kızı cezaevinde, Niğdeli bir anne. Kızlarından Hatice Calıhan Şakran Cezaevi’nde 25 yıla hükümlü, Aslı Calıhan ise Gebze Cezaevi’nde 16 yıla hükümlü. 

 

Kızlarından Hatice’nin 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde olduğunu söylüyor. Kızlarının yaklaşık 10 yıldır hapishanede olduğunu söyleyen anne Calıhan, kızını açlık grevine girdiğinden beri görmediğini anlatıyor ve şöyle konuşuyor: Biz direneceğiz, sesimize ses olunsun, aileler çocuklarına sahip çıksın.

 

Müdahale sonrası konuştuğumuz Calıhan “Bize copla saldırdılar, bizi taciz ettiler, hepimizi darmadağın ettiler. Biz yaşlıyız, üçümüz de yavaş yavaş yürüyorduk. Yürüyemiyoruz dediğimiz halde bizi iteklediler” diyor. “11 gündür her gün yağmur altında, çamurda her gün bizi tartaklıyorlar” diyen Calıhan “Bize sahip çıksınlar, bizi burada yalnız bırakmasınlar, onlar ne yaparsa yapsın oraya gideceğiz. Tomalarla, coplarla bizi karşılıyorlar” diye konuşuyor.

 

Açlık grevlerine dair toplumun ‘üç maymunu’ oynadığına inanan Aslı Calıhan şöyle konuşuyor: “Biz bunu kabul etmiyoruz. Bu sessizlik iyiye işaret değil, amacımız bu sessizliği kırmak.” Valiyle görüşmeye gittiklerini ama en fazla vali yardımcısı ile görüşebildiklerini anlatan Calıhan “O da hiçbir şey söylemedi” diyor: “Daha önce de açlık grevleri olmuştu ama bu sefer çok üzün sürdü. Biz bu açlık grevinin bitmesi için ne gerekirse yapacağız, gerekirse bu uğurda kendimi de feda ederim.”

 

Calıhan “Biz anneler nasıl dayanalım, cezaevinin önünden bir an bile ayrılmak istemiyorum. Cezaevindekiler ne yapsın, zaten hücre içinde hücredeler. Sadece bedenleri var ellerinde, onu da açlığa yatırmışlar. Onlar da bizden güç alıyorlar. AKP hükümeti artık anaların sesini duysun, ellerini vicdanlarına koysunlar bizi dinlesinler. Biz anneyiz adam yemeyiz. Hükümet seçimde kaybettiği için hıncını bizim çocuklarımızdan alıyor” diye feveran ediyor.

 

"Oğlumun gözleri artık görmüyor"

 

Hazal Taş da Gebze Cezaevi önündeki tutuklu annelerinden. Meramını Kürtçe anlatıyor. Oğlu İsmet Taş, Tekirdağ Cezaevi’nde. 29 defa müebbet hapse mahkûm edilmiş ve 10 yıldır cezaevinde. Oğlunun üç aydan beridir açlık grevinde olduğunu anlatan Hazal Taş, oğlunun artık gözlerinin görmediğini söylüyor. Çocuklarının kardeşini görmeye gittiğini ve oğlunun durumunun çok kötü olduğunu anlatan anne Taş, “Bu sorunun bir an önce çözülmesini istiyorum, rica ediyorum” diye ağlıyor. 

 

Gebze M Tipi Cezaevi önünde çocuklarından haber almak isteyen anneleri polisin copla taciz etmesi ve itekleyerek uzaklaştırması tepki toplamış, Kocaeli Valiliği polisler hakkında inceleme ve soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. Valilik açıklamasında, “Müdahale sırasında yetki ve maksadını aşan güvenlik görevlileri hakkında gerekli inceleme ve soruşturma işlemi başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” denilmişti.

 

KAYNAK: INDEPENDENT TÜRKÇE - RUKEN KAYA

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha