• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Harvard Profesörü Hotamışlıgil: Salgında ilk dalgadayız, Türkiye için beş aksiyon şart

Harvard Profesörü Hotamışlıgil: Salgında ilk dalgadayız, Türkiye için beş aksiyon şart
0 0

Harvard Genetik ve Karmaşık Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Gökhan Hotamışlıgil, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında ilk dalgada olunduğunu belirterek, "Önümüzde dört senaryo var" dedi.

3 Nisan 2020 Cuma 15:49

Dünya'nın haberine göre, DEİK'in düzenlediği "Koronavirüs ve Küresel Ekonomiye Etkileri” başlıklı online seminere katılan Prof. Hotamışlıgil, bu dört senaryoyu şöyle açıkladı:

 

1. Bir uçta, bütün ülkelerin eş zamanlı ve kuvvetli bir şekilde önlem alarak virüsü yenmesi. Ancak ülkeler arası dengesizlikleri göz önüne alırsak, bu çok düşük bir ihtimal.

 

2. Diğer uçta ise ‘sürü bağışıklığı’ (herd immunity) var. Ben bunun kabul edilebilir ve insani bir strateji olmadığına inanıyorum. Ancak ilginçtir ki İsveç şu anda adı konmamış bir sürü bağışıklığı stratejisi uyguluyor. Keza Brezilya da, Türkmenistan da. Bu çok riskli bir senaryo.

 

Sağlık sisteminizin müthiş kuvvetli olması lazım. İsveç’in başarıp başaramayacağını göreceğiz.

 

3. Bu iki uç senaryonun arasında bir yol da, toplumun çoğunluğu bağışıklık kazanana kadar salgını kontrol altına almaya çalışmak. Bu, Türkiye dahil hemen hemen tüm ülkelerin senaryosu.

 

4. Dördüncüsü de, orta vadede ilaçların da çıkmasıyla, Kovid-19’u hayatımızın bir parçası haline getirmek. Yani bir noktadan sonra grip gibi yaşamaya alışık olacağımız bir noktaya gelebiliriz.

 

Prof. Gökhan Hotamışlıgil, Türkiye'de ise kısa vadede şu beş aksiyonun şart olduğunu vurguladı:

 

1. Öncelikle sağlık kapasitesinin sıradışı yöntemlerle artırılması gerekiyor. Örneğin burada Boston’da son sınıf tıp öğrencileri de hastaneye çağrıldı.

 

2. Sağlık personelini çok iyi korumamız gerekiyor.

 

3. Test sayısını acilen arttırmalıyız.

 

4. Sahadaki çalışanlardan feedback alınması ve buna göre pratik çözümler üretilmesi lazım.

 

5. Serolojik testlerin yapılması şart ve bunu Türkiye de yapabilecek kapasitede. Öyle çok büyük teknolojiler gerektirmiyor.

 

"Kovid-19, aşina olduğumuz bir virüs ailesinin hiç tanımadığımız bir üyesi" diyen Prof. Hotamışlıgil, "Virüsleri bulaşıcılık ve öldürücülük açısından kıyasladığımızda, Kovid-19’un Ebola, MERS ve SARS’a nazaran öldürücülüğü düşük, ancak bulaşıcılık oranı onlara nazaran yüksek. Daha da kötüsü, semptomları hemen belirmiyor. Bu nedenle, örneğin SARS’ın öldürücülük oranı çok daha yüksek olmasına rağmen semptomları hemen çıktığı için tedavi altına alınabiliyorsunuz. Kovid-19’da ise semptomlar günlerce kendini göstermiyor. Bu nedenle hem tedavinizi geciktiriyor hem de çok daha fazla kişiye bulaştırmanıza yol açıyor" ifadesini kullandı.

 

Tüm ülkelerde ‘kurumsal erozyon’ yaşandığını ve bunun da ölümleri artırdığını belirten Hotamışlıgil, "Bu kriz, virüslerin konvansiyonel silahlardan daha zarar verici olabileceğini gösterdi. Bu, önümüzdeki dönemde askeri endüstri cihazlarından tıbbi cihazlara yatırımları artırması açısından olumlu oldu ama ileride virüsler üzerinden farklı savaşların da önünü açtı" görüşünü dile getirdi.

 

Hotamışlıgil, koronavirüs aşısının kısa vadede bulunmasını pek olası görmüyor:

 

"Çünkü bir aşının kitlelerce kullanımına izin verilmeden önce güvenlik -etkinlik- koruyucu aşamalarının geçilmesi gerekiyor. Bu test süreçleri çok uzun sürüyor. Her türlü yan etkisini gözlemleden bir aşının piyasaya çıkmasına izin verilemez. O yüzden hemen çok kısa sürede bir aşı çıkması mümkün değil."

 

Öte taraftan aşı araştırmalarının inanılmaz bir hızla ilerlemesini şaşırtıcı derecede olumlu bir husus olarak yorumlayan Hotamışlıgil, "Dev şirketlerin yanı sıra küçük inovatif şirketler de aynı hedef doğrultusunda çalışıyor. Dünyanın her yerinde bilim insanları rekor hızda virüse dair bulgular elde ediyor. Artık çok daha hızlı ve inovatif aşı teknolojileri de mevcut. Yani bir çözüm bulunması yüksek olasılık, ama çok kısa sürede olmayacak" diye konuştu.

 

Salgında yeni bir dalganın olacağı uyarısını yapan Harvard Profesörü, "Ancak hazırlıklarımızı iyi yaparsak, sonraki dalgalarda ülke çapında kapatmalara ve tedarik zincirlerini kırmaya gerek kalmadan, çok daha küçük ölçekli müdahalelerle atlatabiliriz" diyor ve ekliyor:

 

"Müteakip dalgaları atlatabilmek için kilit husus, ilaç veya aşı bulunması. Bunun için de en önemli husus, serolojik testler. Yani hastalığı geçiren kişilerin de analiz edilmesi ve nasıl atlattıklarının/bağışıklık kazandıklarının anlaşılması gerekiyor. Verilen rakamların çok ötesinde milyonlarca insan bu hastalığı geçirip farkında olmadan bağışıklık geçirdi, geçirecek ve üretime geri dönecek. Bunun nedenlerini bulmamız lazım."

 

Hotamışlıgil, virüsün biyolojik silah olarak kullanıldığı iddialarına ilişkin olarak ise, "Bunun laboratuvar ortamında oynanmış veya yapay bir virüs olduğuna dair kanıt şu anda sıfır. Bunu net olarak söyleyebilirim. O yüzden bu tarz dezenformasyonlara takılıp komplo teorileri üretmenin anlamı yok" yanıtını verdi.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha