• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

HDP Eş Başkanı Buldan: Demokrasi güçleriyle, ‘demokrasi’ konusunda birlikte hareket etmekte kararlıyız

HDP Eş Başkanı Buldan: Demokrasi güçleriyle, ‘demokrasi’ konusunda birlikte hareket etmekte kararlıyız
0 0

8 Temmuz’da ‘Demokrasi Buluşmaları’na başlayacaklarını açıklayan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, iktidarın korku siyasetiyle toplumu sindirmeye çalıştığını söyledi.

6 Temmuz 2020 Pazartesi 11:31

"Demokrasi güçleriyle ‘demokrasi’ konusunda da birlikte hareket etmekte son derece ısrarlı ve kararlıyız" ifadelerini kullanan Buldan, "31 Mart ve 23 Haziran, demokrasi ittifakının neler başarabileceğini ortaya koydu. Şimdi bu ittifakı daha da büyütme ve genişletme zamanı" dedi.

 

HDP Eş Başkanı Pervin Buldan Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. İktidarın baskılarına karşı Edirne ve Hakkâri’den başlatılan “Demokrasi Yürüyüşü”nün ardından, eylemliliğin ikinci planlaması kapsamında 8 Temmuz günü “Demokrasi Buluşmaları”na başlayacaklarını açıklayan Buldan, “Şimdi de yurttaşlar, aydınlar, gazeteciler, kadınlar, çevreciler ve inanç kesimleriyle bir araya gelerek iktidarın baskılarını anlatacağız” dedi. Buldan şunları söyledi:

 

Demokrasi Yürüyüşü”nü engellemelerle birlikte tamamladınız. Yürüyüşü değerlendirebilir misiniz, nasıl tepkiler aldınız?

 

HDP’nin yürüyüşü; sözü ve itirazı olan, değişim isteyen herkesi cesaretlendirdi ve umutlandırdı. Barolar yürüyor, emekçiler, işçiler, kadınlar süreklilik arz eden demokratik eylemlilik içerisindedir. Edirne’den, Hakkâri’ye gittiğimiz her ziyaretimizde insanlar bu iktidardan duyduğu rahatsızlığı yansıttı. Bu iktidardan kurtulmak istediğini açıkça ortaya koydu. Korku siyasetiyle, yargı gücüyle toplumu sürekli sindirmeye çalışıyorlar. Gittiğimiz her yerde değişim umudunu gördük ve kamuoyunda ses getirdi.

 

"İktidarın siyaseten bittiğinin göstergesi"

 

Birçok noktada yürüyüşe izin verilmedi. Engellemelerin gerekçesi nedir?

 

Hükümetin, yürüyüşümüze karşı müdahaleci bir tutum içerisinde olacağını zaten başından itibaren öngörüyorduk. Sadece HDP değil toplumun tüm kesimleri AKP’nin hedefinde. Demokratik her eylem yasaklanmakta, müdahale edilmektedir. O yüzden bu sürece darbe süreci diyoruz. Erdoğan, 15 Temmuz gecesi halkı sokağa çağırdı. Tabii ki darbeye karşı çıkmak demokratik bir tutumdur. Ancak, iktidarın darbeyi aratmayan politikalarına karşı çıkmak da aynı şekilde demokratik bir tutum ve haktır. Bu hakkı kullanmamız yürüyüşümüz boyunca engellenmeye çalışıldı. Her yerde karşımıza polis-asker ordusunu yığdılar. Tweet atanların ve gerçekleri yazan gazetecilerin tutuklanması iktidarın siyaseten bittiğinin göstergesi. Onun için de kendilerine karşı olan herşeyi engelliyorlar. Bizim engellenmemiz de tam bunu ifade ediyor.

 

"31 Mart ve 23 Haziran, demokrasi ittifakının neler başarabileceğini ortaya koydu"

 

Eylemselliğin 3 ayaklı olduğunu söylemiştiniz. Sırada ne var?

 

Bunun ikinci ayağında 8 Temmuz’da “Demokrasi Buluşmaları”na başlıyoruz. Halklarımızla, işçilerle, aydınlarla, gazetecilerle, kadınlarla, ekolojistlerle, inanç kesimleriyle, gençlerle buluşmalar gerçekleştireceğiz. Toplumun her kesimine yaşananları anlatacağız ve konuşacağız. Her bir buluşmamız demokrasiye ve topluma nefes aldıracaktır. Biz gençler ve kadınlarla bu baskıyı aşacağız. Demokrasi ittifakıyla bunu başaracağız. Demokrasi güçleriyle ‘demokrasi’ konusunda da birlikte hareket etmekte son derece ısrarlı ve kararlıyız. 31 Mart ve 23 Haziran, demokrasi ittifakının neler başarabileceğini ortaya koydu. Şimdi bu ittifakı daha da büyütme ve genişletme zamanı.

 

46 belediyeye kayyım

 

HDP Milletvekilleri Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın tutuklanmasının ardından Anayasa Mahkemesi’ne yaptığınız başvuru reddedildi. Kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Şimdiye kadar HDP’li 46 belediyeye kayyım atandı. AKP, seçimle kazanamadığı belediyeleri kayyım atayarak sandığın iradesine darbe vurdu. Yine Güven ve Farisoğulları’nın milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından yaptığımız başvuru reddedildi. Anayasa Mahkemesi’nin oybirliğiyle aldığı karar siyasidir. Meclis kürsüsünün arkasındaki duvarda “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diye yazar. Bu yazının bir anlamı kaldı mı? Millet egemenliği halktan alınıp Saray’a bağımlı, taraflı, yanlı, siyasallaşmış yargının tekeline bırakılıyor. Parlamento da buna alet oluyor. Demokrasi adına çok üzücü bir durum gerçekten. Bu karar, Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Biz demokratik yollardan siyaset yapmaya devam edeceğiz.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha