• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

HDP Eş Genel Başkanı Sancar: Kaybettikçe saldırıyorlar, saldırdıkça daha fazla kaybediyorlar

HDP Eş Genel Başkanı Sancar: Kaybettikçe saldırıyorlar, saldırdıkça daha fazla kaybediyorlar
0 0

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, yargının iktidarın sopası haline geldiğini belirterek, “Kaybettikçe saldırıyorlar, saldırdıkça daha fazla kaybediyorlar” sözleriyle gözaltılara tepki gösterdi.

25 Eylül 2020 Cuma 14:28
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “Kobanê soruşturması” kapsamında, aralarında 2014 yılında partinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınmasına ilişkin partinin Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Açıklama öncesi partinin Genel Merkez binası ve çevresinde polis ablukası dikkat çekti. 
 
Partinin MYK üyeleri ve milletvekillerinin de katıldığı basın toplantısında konuşan Sancar’ın açıklamaları şöyle: “Yapılan operasyonlarla Kars Belediyesi eşbaşkanımız Ayhan Bilgen, eski vekillerimizden Sırrı Süreyya Önder ve çok sayıda eski milletvekilimiz gözaltına alınmıştır. Bu planlanmıştır. Yargı uzun süredir olduğu gibi burada da iktidarın sopası olarak kullanılmaktadır. Bahçeli’nin her söylediğini talimat olarak uygulayan, serbest bırakılmak istediği kişiyi serbest bırakan, iktidarın tutuklanması gerektiğini belirttiği kişileri, ertesi gün rehin alan bir yargıdır. Buna evrensel anlamda yargı demek elbette mümkün değildir. Ortada iktidar sopası işlemi gören bir aygıt vardır.
 
SORUMLUSU İKTİDARDIR
 
Bu operasyonlar 6-8 Ekim olayları bahane edilerek yürütülmüştür. 6-8 Ekim olaylarının sorumlusu partimiz değildir.  6 yıldır uğraşmalarına rağmen bu olaylarda partimizin sorumluluğunu ortaya koyacak hiçbir delil ortaya koyamadılar. Hiçbir makul inandırıcı gerekçe ortaya koymamışlardır. 6-8 Ekim eylemlerinin sorumlusu, partimiz asla değildir. Tam tersine o dönem uyguladıkları politikalarla, IŞİD’in saldırılarını müjdeler gibi duyuran ve ardından sokakta saldırıların yaygınlaştırmasını, şiddetin yaygınlaşmasına zemin hazırlayan siyasi iktidardır. O dönem hem Kobanê’de yaşananlara karşı izlediği tutum hem de IŞİD saldırılarına gösterilen tepkilere, yöneltilen saldırılar, 6-8 Ekim olaylarından iktidarın sorumlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
 
7 HAZİRAN HEZİMETİ
 
7 Haziran seçimlerini hezimetini unutamayanlar, o seçimde iktidarı kaybedenler, bunun sorumlusu olarak gördükleri partimize karşı her türlü karalama kampanyasıyla sistematik bir saldırıya başladı. Bu saldırıların da içinde yer aldığı politikaları, darbe planlarıyla adlandırmıştık ve çeşitli uygulamalarla kademe kademe hayata geçirileceğini söylemişti. Bizim söylediğimiz gibi oldu, iktidar 7 Haziran seçimlerini geçersiz kıldı. Kaos ortamının yaşandığı bir zamanda seçimlerin yenilenmesi sürecini başlattı. Ardından dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla büyük siyasi soykırım operasyonu gerçekleştirdiler. Eşbaşkanlarımız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dahil olmak üzere çok sayıda milletvekili arkadaşımız gözaltına alındı.
 
HDP DİZ ÇÖKMEDİ
 
Çeşitli zamanlarda saldırılar devam etti. Ama HDP diz çökmedi, HDP mücadeleden vazgeçmedi, tam tersine kararlığını yükseltti. Cesaretli mücadelesini daha da güçlendirdi. Bu kararlı mücadele de iktidarın en büyük korkusudur. Çünkü iktidar biliyor ki kendisine kaybettirecek esas aktör HDP’dir, güçlü halk desteği ve kararlılığıdır. İktidar haksız değil, HDP’den korkmakta haksız değil, çünkü bir seçimde daha yeniden yenilgiyi HDP tattırmıştır. Kaybettikçe saldırıyorlar, saldırdıkça daha fazla kaybediyorlar.
 
ÇABALARI NAFİLE
 
Çünkü iktidar da biliyor ki kendisine kaybettirecek esas aktör HDP’dir. HDP’nin güçlü halk desteği ve kararlı mücadelesidir. Esasen iktidar bundan haksız değildir. HDP’den korkmaktan haksız değildir. Çünkü bir seçimde (31 Mart) daha kendilerine yenilgiyi yine HDP tattırmıştır. Her yenilgi bu iktidarın korkusunu derinleştirmekte telaşını artırmaktadır. Kaybettikçe saldırıyorlar, saldırdıkça daha fazla kaybediyorlar. 31 Mart yerel seçimlerinde uyguladığımız seçim stratejisi bu iktidara nasıl kaybettireceğimizi bir kez daha gösterdi. 23 Haziran’da tekrarlanan İstanbul seçimlerinde de yine aynı politikalarla bu iktidara korkusunda haklı olduğunu gösterdi. O nedenle HDP’yi etkisizleştirmeye mümkünse bitirmeye azmetmiş görünüyorlar ama bu çaba nafiledir. Arkamızda halkımızın desteği, yüreğimizde inancımız ve mücadelemizde haklılığımız devam ettikçe HDP’yi hiçbir güç alt edemeyecektir, etkisizleştiremeyecek, yok edemeyecektir.
 
Bunu bilmelerine rağmen saldırılarını sürdürmeleri aczin göstergesidir. Siyaseten bu partinin arkasındaki halk gücünü yok edemiyorlar. Yok edemedikleri için de iktidarın elindeki bütün baskı ve zor aygıtlarını devreye sokuyorlar. Şaşkınlıkla bunların fayda etmediğini görüyorlar iktidar sahipleri ama görünen o ki siyaseten bir çıkar yol bulamıyorlar o nedenle nafile olduğunu bilmelerine rağmen bu tür operasyonları sürdürüyorlar.
 
İKTİDARIN KAYBETME KORKUSU
 
Bugün gözaltına alınan arkadaşlarımız daha önce aynı gerekçelerle gözaltına alınmışlardır. Bunların bazıları tutuklanmış ancak daha sonra hepsi serbest bırakılmıştı. Bütün o gözaltı operasyonları da referandum gibi seçim gibi iktidarın kaybetme korkusunun yükseldiği zamanlara denk gelmişti. O dönemlerde bu bahanelerle operasyonlar yaparak partimizin seçim sonuçları etkilemesini engellemeye çalıştılar. Bunda başarılı olamadılar olamayacaklar geçici olarak kazandıklarını sandıkları zamanlardan kısa süre sonra HDP’nin kararlı politikaları sonucu kaybetmişlerdir. Yerel seçimler bunun en açık örneğidir. Bu iktidar bu kayıpların acısını içinden çıkaramamakta bu acı kine nefrete dönüşmekte kin ve nefrette intikam operasyonlarına temel oluşturmaktadır.
 
BARIŞ ÇAĞRIMIZA İKTİDARIN YANITI
 
Biliyorsunuz partimiz 3 aylık bir demokratik mücadele programı uygulamıştır. Ondan önce de bir siyasi tutum belgesi açıklamıştır. 3 aylık demokratik mücadele programının finalinde 31 Ağustos’ta barışa çağrı deklarasyonunu açıkladık. Barışı Türkiye halklarının ortak mücadelesiyle inşa etme inancımızı ve kararlılığımızı o deklarasyonla bir kez daha dile getirdik. Barışın yolu savaş politikalarına karşı mücadeleden geçer. Barışın yolu savaş politikalarına karşı mücadeleden geçer.
 
PANİĞE KAPILIYORLAR
 
O nedenle barış mücadelesi bizim için aynı zamanda ve özellikle savaş politikalarına karşı mücadeledir. Aynı zamanda ve özellikle faşizme karşı mücadeledir. Barış mücadelemizi antifaşist blok çağrılarımızı da güçlendirmeyi esas alan açıklamalarımız da geçen MYK toplantımızdan sonra yapmıştık. Bu operasyonlar bizim barışa çağrı deklarasyonumuz ve antifaşist blok çağrımıza bu iktidarın yanıtını oluşturmaktadır. Biz antifaşist cephe dedikçe faşizmin yürütücüleri telaşlanıyor. Biz barış dedikçe savaş ortakları paniğe kapılıyor.
 
SAVAŞ POLİTİKALARI
 
Çünkü bu iktidarı ayakta tutan temel politika savaş politikasıdır. O nedenle bu politikayı sarsacak her türlü güçlü çıkış her türlü sistemli mücadelesi iktidarı paniğe sürüklemekte ve savaş ve faşist saldırı politikalarında ısrara yöneltmektedir. Tekrar söyleyeyim, HDP yılmadı yılmayacak. Biz inanıyoruz ki bu çağrılarımız Türkiye’de demokrasi ve barış isteyen faşizme ve savaşa karşı çıkan bütün çevrelerde bütün bireylerde karşılık bulacak. Bu operasyon sadece HDP’ye karşı yapılmış bir saldırı olarak görülmemeli. Bu operasyon HDP’nin şahsında demokratik siyasete ve antifaşist mücadele kararlılığına karşı bir hamledir. O halde bizlerin de savaşa ve faşizme karşı kararlı mücadeleden yana olan herkesin bu hamleye gerekli cevabı açık ve cesurca olmalıdır.
 
HDP’NİN SUSMAYACAĞINI BİLİYOR
 
İktidar HDP’yi susturarak muhalefeti sindirmek ve topluma korku salmaya çalışıyor. HDP susmuyor, susmayacak toplumsal ve siyasal muhalefetin de sinmeyeceğinden eminiz. Hep birlikte topluma yayılmak istenen korku havasını kıracağımıza da inanıyoruz. O nedenle bu vesileyle antifaşist blok çağrımızı yineliyoruz Bu iktidardan ve bu gidişattan bu zihniyetten bu politikalarından rahatsız olan herkes gücünü birleştirmelidir. Mücadeleyi büyütmenin yolu yan yana gelmek ortak ilkelerde birlikte mücadele etmektir. Eğer HDP susarsa iktidar rahatlayacaktır ama HDP'nin susmayacağını iktidar biliyor.
 
TÜM KESİMLERE ÇAĞRI
 
Biz bir kez daha Türkiye toplumuna bu gerçeği duyuruyoruz. Bu duyuru aynı zamanda savaşa, sömürüye, talana ve kan politikalarına karşı olan herkese bir çağrıdır.  Mücadele şimdi daha da yükseğe çıkarılmalıdır. Bunun tam zamanıdır. Geç kalırsak yine kazanacağız ama bedeli daha fazla ve ağır olacaktır. Biz biliyoruz kazanacağız savaşa karşı mücadelede kazanacağız, faşizme karşı mücadelede kazanacağız talana karşı politikada kazanacağız. Emekçilere yoksullara saldırılara karşı mücadelede kazanacağız. Ama eğer bir araya gelmekte geç kalırsak kazanacağımız gerçeği değişmeyecek, toplum olarak ödeyeceğimiz bedeller artacaktır. Çağrımızın aciliyeti de burada yatmaktadır bu toplumun daha fazla bedel ödememesini sağlamak hepimizin görevidir ve hepimizin elindedir. Eğer mücadeleyi birlikte büyütürsek eminim kısa sürede bu faşizan saldırıları durduracağız.
 
PSİKOLOJİK SAVAŞ HAREKATI  
 
Kobanê eylemlerinin aydınlatılması için defalarca Meclis’te araştırma önergesi verdik. Fakat bu önergelerin tamamı iktidar partilerinin oylarıyla reddedildi. Çünkü eğer hakikati ortaya çıkaracak adil ve tarafsız bir araştırma ve soruşturma yürütülürse iktidar, elindeki bu kirli propaganda imkanını kaybedecektir. O nedenle o dönemin karanlıkta kalması asıl suçluların ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istemiyor bu iktidar. Bunun yerine partimize sistemli bir yalan kampanyası yöneltiyor partimize karşı psikolojik savaş harekâtı yürütüyor. Adalet Bakanlığına defalarca sorduk, Kobanê eylemleri ile ilgili açılmış kaç soruşturma var? Bu soruşturmalardan kaçı davaya dönüşmüştür, bu davalarda ne gibi sonuçlar ortaya çıkmıştır, açılmış davaların durumu nedir? Bunların hepsini sorduk, bugüne kadar tatmin edici tek bir cevap alamadık. Gördüğünüz ve bildiğiniz gibi iktidar Kobanê eylemlerinin hakikatinin ortaya çıkarılmasını istemiyor. Hakikat er geç ortaya çıkacak ve gerçek sorumular mutlaka adil bir yargı önünde hesap verecektir.
 
İKTİDAR ER YA DA GEÇ HESABINI VERECEK
 
Fakat tekrar ediyoruz; hakikat er geç ortaya çıkacak ve gerçek sorumlular mutlaka adil bir yargı önünde hesap verecektir. Siyasi iktidar o dönem uyguladığı politikaların hesabını mutlaka ama mutlaka hem halka karşı hem de adil bir yargı sisteminde adalete karşı verecekler. Biz Kobanê eylemleriyle ilgili adalet mücadelesinin de öncüsüyüz, orada hayatını kaybedenlerin kimler olduğuna dair defalarca listeler yayınladık. Yine basın toplantısından sonra o döneme ilişkin ayrıntılı bir belgeyi sizlerle paylaşacağız. Katledilenlerin çok büyük çoğunluğu partimizin üyesi veya taraftarı. O olaylarda hayatını kaybeden herkes partimizin üyesi ya da taraftarı olsun ya da olmasın herkes bizim canımızdır, herkesin orada hayatını kaybetmesinden dolayı derin üzüntü duyduğumuzu defalarca söyledik. O nedenle sorumluların peşini bırakmayacağını belirttik. Her bir can kaybı bizim için son derece değerli, her bir can kaybının acısı bizim için büyüktür.
 
HALKI SUSTURMADAN BİZİ SUSTURAMAZSINIZ
 
Amacımız bu ülkede şiddetin, savaşın ve bundan beslenen faşist iktidarın ve zihniyetin son bulacağı bir demokrasi dönüşümü yaratmak. Barış ve demokrasi bu partinin varlık sebebidir. Bizim bu hedeflere ulaşacak gücümüz var, bu hedeflere ulaşmak için kararlılığımız var, inancımız var, halk desteğimiz var. HDP’nin, HDP’nin arkasında duran halkın tümünü susturmadıkça HDP’yi susturmanın mümkün olmadığını bir kez daha anladılar. Sayısız operasyona maruz kalan; sayısız saldırı, katliam ve katliam girişimine maruz kalan partimiz bu operasyonlardan asla korkmamaktadır Bu tür saldırılar karşısında asla geri adım atmamaktadır.
 
FAŞİZM BAŞARIYA ULAŞAMAYACAK
 
Bütün halkımıza, bize oy veren vermeyen bütün halkımıza, bize sempati gösteren göstermeyen ama faşizmden ve savaş politikalarından soygun ve talan rejiminden rahatsız olan herkese şunu bir kez daha teminat olarak söylüyoruz: HDP var oldukça faşizm başarıya ulaşamayacaktır HDP mücadelesini sürdürdükçe bu ülkeye demokrasi ve barış mutlaka gelecektir. Çok da uzak bir gelecekte değil ilk seçimlerde yine HDP yine bu iktidara son verecektir bu iktidarın kaybetmesini yine HDP sağlayacaktır. Bunu en iyi bilen iktidardır bunu en iyi bilen iktidarın sopası olarak operasyonlar yürütenlerdir.
 
İŞLEDİKLERİ SUÇLARI ÖRTEMEZLER
 
Bu operasyonun emri altında imzası bulunan savcı ile ilgili kurmak istemem ama bir iki cümleye ihtiyaç vardır. Bizim muhatabımız savcı değildir; iktidardır, siyasi iktidardır ama bu operasyona imza atan ve operasyonu başlatan savcı başta olmak üzere, şunu bilsinler ki işledikleri suçların üstünü bize saldırarak örtemezler. Günahlarının ve ayıplarının üstünü HDP’ye operasyon çekerek örtemezler. Özel hayatla ilgili herhangi bir değerlendirme yapmak istemem ama yaşananlar özel hayatı çok aşmaktadır. Biz nikah sonrası soluğu sarayda alan savcının bu operasyonu hangi kaygılarla başlattığını ve yürüttüğünü biliyoruz. Hangi talimatlar çerçevesinde hareket ettiğini de biliyoruz. Şöyle bir geçmişe dönüp bakanlar göreceklerdir ki bir zamanlar ‘astığım astık, kestiğim kestik’ diyen savcılar, kumpas davaları ile iktidarlara hizmet eden hakimler ve savcılar çok zaman geçmeden kendi kullandıkları yöntemlerin kurbanı olmuşlardır. Hukuku bu açık bir şekilde çiğneyen adaleti bu kadar pervasızca katleden her kim olursa olsun bu ülkede yakında kurulacak adil yargı sisteminin önünde mutlaka hesap verecektir. 
 
HDP ADALETİN TEMİNATIDIR
 
Herkes şöyle bir kısa bir nefes alıp geçmişe bir göz atsın son 5-6 yılda, hadi 10 yılda yaşananlara şöyle bir baksın, kimlerin adalet çarkını imha etmek üzere harekete geçtikleri sonra imha etmek istedikleri adaletin aynı çarklar işletilerek kendilerine bir bedel olarak döndüğünü görsün. Daha açık söyleyeyim; kim ki yargıyı böyle kullanır adaleti böyle imha etmeye kalkarsa bu düzen değişmedikçe aynı yöntemlerle kendilerine karşı da operasyonlar yapılacaktır.
 
ÜLKEYE BARIŞI GETİRECEĞİZ
 
Biz barışı ve demokrasiyi sağladığımızda adil bir yargı sistemi kuracağız. Hiç kimseye intikam operasyonumuz olmaz olamaz ama kurulacak adil yargı önünde bütün sorumluların hesap vermesi için de sonuna kadar mücadele ederiz. Arkadaşlarımızın suçsuzluğunun fazla bilincinde olan iktidar sahipleridir. O dönemde neler yaşandığını en iyi bilenler iktidarın ortaklarıdır. Ama o dönem iktidarı parçası olup bugün itiraz yükseltenler de o dönemi aydınlatmalıdır. O dönemlerin aydınlatılmasına ve bu dönemin sorumlularının hesap vermesi herkesin tarihi ve vicdani sorumluluğudur. Kimsenin moralini bozmasına gerek yok umutsuzluk bizim kitabımızda yazmaz. Mücadele ve kararlılık, inanç ve haklılık varlık temelimizdir. Yolumuz açıktır, bu ülkeye barışı demokrasiyi ve adaleti bizler getireceğiz biz buna inanıyoruz bütün halklarımız buna inansın. Hepinize bu duygularla selam ve sevgilerimizi sunuyoruz.”
 
ESKİ DEFTERLERİ AÇIYORLAR
 
Daha sonra Eş Genel Başkan Sancar, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gazetecilerin yeni bir soruşturma olup olmadığı yönündeki soruna Sancar, “Şimdi ben, biliyorsunuz yıllarımı akademide hukuk hocası olarak geçirdim. Bu davanın seyrini hukuken açıklayabilecek bir durumda değildir. Çünkü hukukla açıklanabilecek bir durumla karşı karşıya değiliz. Evet, daha önce Ayhan Bilgen de başka arkadaşlarımız da bu olaylar gerekçe gösterilerek yargılandılar. AYM kararları var. Yani daha önce açılmış davalar var ve bunlar beraatle sonuçlanan var, açılmış bazı soruşturmaların takipsizlikle sonuçlandığını biliyoruz. Aradan 6 yıl geçti. Bu 6 yıl içinde yargı eliyle yapılabilecek neredeyse her şey yapıldı fakat bu kadar güdümlü bir yarı ile birebir sonuç alamadılar” yanıtını verdi.
 
“Her seçim döneminde, özellikle 2018 seçimlerinden önce Cumhurbaşkanının partimize yönelik kampanyasının odağına 6-8 Ekim olaylarını aldı” diyen Sancar, şöyle devam etti: “Çok açık suçlamalarda bulunmuştur. Neredeyse her konuşmasında bu ağır ithamları dile getirmiştir. Buna rağmen yargı eliyle herhangi bir sonuca varacak bir süreç başlatılmamıştır. O yüzden sorunuz haklı; niye şimdi?  Niye şimdi sorusunun cevabını verdiğimi sanıyorum. İntikam operasyonu için ellerinde başka malzeme kalmayınca müflis tacirler gibi eski defterleri karıştırıyorlar. Bu operasyon aynı zamanda özellikle bu operasyon iktidarın aczini açıkça gösteriyor. Çünkü HDP'ye karşı kullanabilecekleri neredeyse bütün bahaneleri, bütün çarpıtmaları karalamaları tüketti şimdi çoktan kapanmış eski defterleri açarak sonuç alacağını sanıyor. Bu iktidarın korkusunun büyüklüğünü göstermektedir. Bu operasyon iktidarın korkusunu göstermektedir, korkakça bir operasyondur. Açıklamalarımda demokrasi güçlerine çağrı var.  Hiç kimseyi şahıs olarak işaret etmiyorum. Söylediklerinden herkes üzerine düşeni mutlaka alacaktır, almalıdır.”
 
‘MUHALEFETİN ARAMASI LAZIM’
 
Muhalefet partileriyle görüşülüp, görüşülmediğine dair soruyu da Sancar, şöyle yanıtladı: “Hayır, biz operasyonu duyar duymaz Genel Merkezimize geldik, yereldeki gelişmeleri bilgi olarak derlemeye çalıştık, kendi aramızda tartışarak istişare ederek durumu derlemeye, değerlendirmeye çalıştık. Şimdiye kadar kimse ile temasımız olmadı. Ama takdir edersiniz ki böyle bir durumda aramak için girişimde bulunacak olan biz değiliz, saldırıya uğrayan biziz. Araması gerekenler ve açıklama yapması gerekenler bellidir. Biz herkesi sorumluluğu ile halka karşı yükümlülükleri ile tarihe karşı vicdani yüküyle baş başa bırakıyoruz. 
 
Herkes öncelikle halka karşı sorumludur. Herkes topluma karşı sorumludur. Herkes tarihe karşı sorumludur. Biz bu sorumluluğu duyanların bunun gereğini yerine getireceklerine inanıyoruz kimseye bir reçete sunmuyoruz. Faşizan baskılar karşısında yapılacaklar bellidir.
 
Bugün MYK’mız da olağanüstü toplanacak. Şu anda Ankara dışında olan arkadaşlarımızın buraya ulaşmasını bekliyoruz. Biz burada bulunan arkadaşlarla değerlendirmemizi sürdüreceğiz. Ama saat 18.00’de diğer arkadaşlarımızın katılmasıyla bu gündemle MYK’yı topluyoruz.”
 
Sancar, son olarak tüm yönelimlere karşı demokratik yöntemleri kullanarak, mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.
0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha