• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

'Hükümet artık vakit geçirmeden, derhal istifa etmelidir'

'Hükümet artık vakit geçirmeden, derhal istifa etmelidir'
0 0 1

Haberdar yazarları Sezin Öney ve Yavuz Baydar Ankara patlamasını yorumladılar.

13 Mart 2016 Pazar 21:54

Yavuz Baydar: Türkiye'nin kalbinde, başkentin göbeğinde, üstelik en kalabalık saatlerde üçüncü vahşeti de yaşadık. Söylenecek çok şey var, ama acıyı kaale alarak, az söylemek lazım.

Bu hadise Türkiye'nin aciz bir yönetimin elinde yönetilemez hale gelişinin trajik semptomudur. Suriye'de baştan aşağı yanlış siyasetle cihadist terörün ülkeye ithalatına kapılar aralanmış, aynı şekilde baştan aşağı yanlış politikalarla radikalleşme kışkırtılmış, vasıflı ekiplerin iç istihbarattan tasfiyesiyle iç terör tehditlerine karşı tüm ülke, daha doğrusu toplum kırılgan bir hedef haline getirilmiştir. Bunun sonucunda Türkiye maalesef hızla güvenli ülke olma özelliğini terketmiş durumdadır. Alttaki istikrar zemini kaymakta, karanlık koyulaşmaktadır. 

 

Yanlışlarda ısrarlar yüzünden, bugün yetkili hiç kimse, daha beter acıların yaşanmayacağı güvencesini verebilecek durumda değildir.

 

Ölenlerin ailelerinin acılarını paylaşıyor, sabır diliyorum.

 

Hükümette kalmakta ısrar edenler için ise söylenecek tek bir şey var. Bu denli bir istihbarat ve güvenlik zaafı kabul edilemez.

 

Hiçbir şekilde hesap vermek istemeyen bu hükümet artık vakit geçirmeden, derhal istifa etmelidir.

 

Sezin Öney:  Ankara’da yaşayanlar olarak, 10 Ekim’den beri üçüncü kez, aynı şoku yaşıyoruz. Korkunç bir patlama sesini duyuyor veya haberini alıyor, ondan sonra da, şehirdeki tanıdıklar birbirine ulaşmaya çalışıyor. 13 Mart akşama doğru da aynen böyle oldu. Sanmayın ki, Ankara’da olunca saldırı konusunda daha çok bilgi sahibi olunabiliyor: üç saldırıda da, hızla konan yayın yasakları, kentte patlama ertesinde çöken korku ve endişeyi katmerlendiriyor. Her bir patlama ile gittikçe daha “profesyonelleşen” birşey varsa, o da yayın yasaklarının konma hızı konusunda tıkır tıkır işleyen profesyonellik.

 

10 Ekim 2015’teki saldırı için, Ankara Başsavcılığı, 14 Ekim’de “yayın yasağı” kararı almıştı. Cumhuriyet Savcısı Tekin Küçük imzalı kararda, “soruşturma dosyası kapsamı hakkında yazılı, görsel, sosyal medya ile internet ortamında faaliyet gösteren her türlü medyada her türlü haber, röportaj, eleştiri ve benzeri yayınların yapılmasına yasaklanmasına karar verildiğinden, söz konusu kararın infaz edilmesi için gereği rica olunur” denilmişti.

 

17 Şubat 2016’daki saldırı, saat 18.31’de gerçekleşmişti: yayın yasağı ise 19:50'de gelmişti. Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/1092 sayılı kararıyla soruşturma tamamlanıncaya kadar, “medyada her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınlara dair yayın yasağı kararı” alınmıştı. 13 Mart 2016 saldırısında ise, 18.40 civarı patlama gerçekleştikten neredeyse dakikalar sonra, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin kararıyla “soruşturma tamamlanıncaya kadar geçen süre içinde soruşturma dosyası hakkında medyada her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınlara dair yayın yasağı” getirildi.

 

Ankara’nın yaşadığı üç saldırı da farklı bakımlardan psikolojik fay hatlarını harekete geçirdi: 10 Ekim saldırısıyla, Ankaralılar, “kalabalıktan uzak durmaları gerektiğini”, “gösteri, miting veya insanların önceden yapılan bir çağrıyla toplandığı herhangi bir mekana yaklaşmamaları” psiklojisine girdiler. 17 Şubat’ta yapılan saldırı ise, “devletin kalbine” yapılan bir saldırıydı. Meclis, Genelkurmay, bakanlıklar arasındaki en kritik devlet üçgenine yapılması, şehri çok sarstı, “burada da bombalama gerçekleşebiliyorsa” endişesini yarattı: ancak, bu son saldırı, Ankaralılar için güvenlik kaygısının doruğa çıktığı nokta oldu kanımca.

 

Ankara’yı bilen bilir; 13 Mart saldırısının düzenlendiği yer Güvenpark-Kızılay, kentin “sivil kalbi”. Toplu taşım araçlarını kullanan herkes, dolmuş, otobüs ve metro hatlarının birleştiği bu noktadan muhakkak ve sıklıkla geçer. Başbakanlığın hemen yanında, dolmuş-metro-otobüs duraklarının hemen yanında, barikatlarla korumaya alınmış ve Çevik Kuvvet ekiplerinin konuşlandığı bir yer vardır. Güvenlik güçleri hep oradadır.

 

Pazar akşamüzeri de, özellikle YGS gibi sınav sonrası, birçok gencin yolu muhakkak ki, bu merkezi noktadan geçiyordu. Dahası Pazar akşamüzeri, toplu ulaşımı kullanarak bir yere gitmeye çalışan veya 7/24 kalabalık Kızılay’a yolu düşen binlerce insanın geçiş güzergahıydı bu nokta.  Bugün, Ankara’da saldırılara karşı en tedbirli olan, yoğun güvenlik kordonu altında olduğu gözlenen ABD Büyükelçiliği’ydi herhalde: istihbaratı değerlendirmeyi ne yazık ki, sadece bunu yapmak isteyen başarıyor gibi gözüküyor.  

 

Kaynak: Haberdar

0 0 1
YORUMLAR
  • Ziyaretçi
    zeki yelboğa14 Mart 2016 Pazartesi 11:21 İnsanlar haşyatları boyu onurları,gururları ve şerefleri için yaşar ve bu vakur halle de yurtaş olduğunu kanıtlamaya yönelik iyi işler yapar.Bu hayadan yoksun kiişilerin öteden beri görüldüğü gibi kılları kıpırdamaz,umursamaz,üzülürmüş gibi yaparak kinduileiriun birşey olmadığı için gizli bir sevinç duyar gibiler. Adam yemin ediyor meclisei giriyor hatta cumphurbaşkanı oluyor,yemini omu etti yoksa o makam mı etti belli değil.Bizler şereften namustan nasibini almamış bu zatlardan onurlu bir davranış beklemiyoruz.Başımızdan defolup gitsinler yeter bize.Biz dünyalıklar için dinini imanını satanları insanı leş gibi göreni ne müslüman sayıyor nede oınların bir insan olduğunu düşünüyoruz.Tek kelime ile yazıklar olsun ki böylesi ellerde çürütülüyoruz.birileri sarayda yaşasın diye...
YORUM EKLE

captcha