• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

İstanbul Sözleşmesi Çalışma Platformu: Yerli ve milli yasal düzenleme yapılmasını teklif ediyoruz

İstanbul Sözleşmesi Çalışma Platformu: Yerli ve milli yasal düzenleme yapılmasını teklif ediyoruz
0 0

İstanbul Sözleşmesi Çalışma Platformu Sözcüsü Avukat Figen Şaştım, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini istediklerini söyledi.

7 Ağustos 2020 Cuma 18:05

İstanbul Sözleşmesi Çalışma Platformu, İstanbul Sözleşmesi’nin hukuki, sosyolojik ve psikolojik açıdan değerlendirerek, hazırladıklarını belirttikleri raporu kamuoyuyla paylaştı.

 

Sözcü Avukat Figen Şaştım’ın açıklamaları şöyle:

 

“İstanbul Sözleşmesi, Türkiye toplumunun temel dinamiklerine aykırı olan, kullanılan kavramlar ve hegemonik dille kadın erkek cinsi arasında dayanışma ve iletişim dilini ortadan kaldıran, dünya milletlerini cinsiyetsizleştirme ve üçüncü bir cinsi oluşturmanın ilk adımlarına öncülük eden proje bir sözleşmedir.

 

"Sözleşmenin 80'inci maddesinde de düzenlenen usul gereğince Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesini ve hükümetin kadına yönelik şiddet başta olmak üzere tüm canlılara yönelik şiddeti önleme ve ortadan kaldırmayı hedef alan yerli ve milli bir yasal düzenleme yapmasını teklif ediyoruz."

 

Platform Sözcüsü Şaştım, raporu içinde sivil toplum örgütlerinin başkanları ve temsilcilerinin de yer aldığı, hukukçu, psikolog, sosyolog ve ilahiyatçılardan oluşan 12 kişilik ekiple hazırladıklarını söyledi. Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Şaştım, "Neden İstanbul Sözleşmesi'nden geri çekilmek istiyorsunuz?" sorusu üzerine şöyle konuştu: "Kadına yönelik şiddeti hiç kimsenin onaylaması söz konusu değil. Türkiye'nin kendi mevzuatı bağlamında, anayasa başta olmak üzere Türk Ceza Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve ilgili tüm kanunlarda şiddetin önlenmesi ve şiddetin ortadan kaldırılmasına yönelik 6284 sayılı 'Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Hakkındaki Kanun' dahil yasal düzenlemelerimiz mevcut.

 

'Dayatmacı dil'

 

"İstanbul Sözleşmesi'ne kutsiyet atfedilmesini bizler doğru bulmuyoruz. İstanbul Sözleşmesi Türkiye'de kadına yönelik şiddetin önlenmesi ya da ortadan kaldırılmasında bir teminat değildir. Kamuoyunda böyle bir yaklaşım ve anlayış var. İstanbul Sözleşmesi sanki 2011 yılında imza altına alınıp, 2014'te yürürlüğe girene kadar 'kadına yönelik şiddeti önlemeye dair Türkiye’de hiçbir mevzuat yok' gibi bir propaganda dili kullanılıyor. Ancak böyle değil.

 

"İmza edenlerin yola çıkarken niyetinin sembolik olarak uluslararası düzeyde kadına yönelik şiddeti önleme ve ortadan kaldırmada bizlerde sizler gibi düşünüyoruz, mesajını vermek amacıyla taraf olunduğu kanaatindeyim. Türkiye'de yasal bir boşluk olduğu için değil. İstanbul Sözleşmesi'ndeki birtakım kavramların ve Türkiye'ye ve Türkiye toplumuna dayatmacı dilin doğru olmadığını düşünüyoruz.

 

"Biz İstanbul Sözleşmesi'nin hedeflerinden birinin eşcinsel tercihlerde bulunma noktasında toplumu yönlendirdiğini, cesaretlendirdiğini düşünüyoruz. Ancak cinsel tercih eşcinsellikte olsa o kişilerin şiddete uğramasını ya da kötü muameleye maruz kalmasını onaylıyoruz gibi bir anlayışa da sahip değiliz."

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha