• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

İtalya'da görev yapan Dr. Oğuz Öksüz: Türkiye maalesef farkı kapatarak ilerliyor, durum korkutucu

İtalya'da görev yapan Dr. Oğuz Öksüz: Türkiye maalesef farkı kapatarak ilerliyor, durum korkutucu
0 0

Covid-19 hastalığı nedeniyle en çok can kaybının yaşandığı İtalya'da sağlık çalışanları, toplam koronavirüs vakalarının yaklaşık yüzde dokuzunu oluşturuyor.

8 Nisan 2020 Çarşamba 15:22

Dünya genelinde Kovid-19 salgınında İtalya, en ağır sınavı veren ülkelerden. Ülkede toplam can kaybı 8 Nisan 2020 itibarıyla 17 bini aştı.

 

Virüsle savaşta en ön cephede yer alan Türkiyeli doktor Oğuz Öksüz, deneyimlerini paylaşmaya devam ediyor.

 

Milano'da görev yapan Dr. Öksüz, hastalığın semptomlarını gösterince kendi kendine teşhis koydu ve kendini karantina altına alarak tedavi uyguladı.

 

Euronews Türkçe’den Burak Ortahamamcilar’a konuşan Öksüz, hafif olarak geçirdiğini belirttiği hastalığın, ilk belirtilerini öksürük ve ateş olarak gösterdiğini belirtiyor. 

 

Pratisyen hekim, hastalığın başlangıç sürecini “30 saatlik mesaiden sonra eve geldiğimde yorgunluk olabileceğini düşündüm ve uyumaya gittim. Gece terleyerek ve hâlsizlikle uyandım, akabinde ateşim olduğunu fark ettim” diyor.

 

Ertesi gün hastaneyi arayarak durumunu anlattığını belirten Dr.Öksüz, iki haftayı aşkın süredir ev karantinasında bulunuyor. 

 

Genç doktor, zaman zaman aldığı ateş düşürücünün haricinde ilaç kullanmadığını, ancak doğru beslenmeye ve bol su içmeye çok dikkat ederek bolca uyuduğunu söylüyor.

 

Solunum yetmezliği ve başka ağır semptomlar göstermediği için kendisine test yapılmadığını belirten Dr. Öksüz, şunları kaydediyor:

 

“İlk belirtileri gösterdiğimde, yoğun bakıma girmiş ve testleri pozitif çıkmış çalışma arkadaşlarımdan kapmış olabileceğimi düşündüm ve kendimi karantina altına aldım. Test yapılmadığı için kesin olarak Covid-19 hastasıyım demem yanlış olur. Kendime teşhis koydum diyebilirim. Hastalığı benim gibi hafif geçirenlerin teste ulaşımı daha zor.” 

 

Türkiye’de sağlık çalışanları için alınan önlemleri gelinen aşamada yeterli bulduğunu ifade eden Dr. Oğuz Öksüz, “Anladığım kadarıyla şimdilik Türkiye'de malzeme kısıtlaması yok gibi gözüküyor. Fakat Türkiye şu anda savaşın başında diyebiliriz. Bu durum ileride nasıl seyreder, bunu hep birlikte göreceğiz. Umarım işler çığırından çıkmadan her şey kontrol altına alınabilir” uyarısı yapıyor.

 

Koronavirüs vakalarının Türkiye'deki seyrinin İtalya'dakiyle karşılaştırılırken demografik yapının ve test yapma oranının göz önüne alınması gerektiğini vurgulayan Dr. Öksüz, “İtalya'da ölüm oranları yüzde 10'un üzerinde. Gerçekte resmi rakamlara göre pozitif çıkan birey sayısının 4 ila 10 kat arasında olduğu düşünülüyor” diyor.

 

Türkiye'deki salgın verilerinin, İtalya'dakiler ile karşılaştırınca üç hafta geriden geldiğini söyleyen Dr.Öksüz, “Türkiye maalesef farkı kapatarak ilerliyor. Türkiye'de hastalığın kazandığı ivme gerçekten korkutucu” ifadesini kullanıyor.

 

Dr. Oğuz Öksüz, İtalya'da yaşadığı tecrübe üzerine Türkiye'deki meslektaşlarına ve sağlık çalışanlarına 'en kötü manzaralara' hazırlıklı olmaları ancak umutsuzluğa kapılmamalarını tavsiye ediyor.

 

Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) yaygın test uygulanması önerisine rağmen İtalyan devletin bu yönde hareket etmediğini vurgulayan Dr. Öksüz, bölgesel düzeyde organize olan sağlık sisteminde farklı uygulamalar olduğunu da ifade ediyor.

 

Öksüz, görev yaptığı Lombardiya bölgesinde yaygın test yapılmadığını belirtti ve “Bu bölgedeki bir firmadan ABD'ye yarım milyon adet test satıldı. Böyle bir kapasite olmasına rağmen testlerin bölge içinde kullanılmaması çokça eleştirildi” diye konuştu.

 

Pratisyen hekim Öksüz, İtalyan devletinin salgının karşısında “ani ve topyekûn” önlemler uygulamak yerine tedbirleri vaka ve ölüm sayılarının artışına paralel olarak kademeli arttırma yoluna gitme tercih ettiğini söyledi. 

 

Öksüz önlemleri, “Bazı önlemler daha önce alınsaydı tablo bu kadar kötü olmayabilirdi. Salgını takip etmek yerine önüne geçme stratejisi izlenebilirdi. Özellikle salgının ilk döneminde birçok tercih vatandaşa bırakıldı. Birçok işyeri teşvik edilen evden çalışma yönetime ya uygun değildi ya da hemen adapte olamadı. Bu da insanların işyeri ya da yolda teması sürdürmelerine neden oldu ve böylece virüs de iyice yayıldı” sözleriyle yorumluyor.

 

Öte yandan İtalya'da Kovid-19’a karşı ülke çapında uygulanan bir tedavi protokolünün olmadığı belirten Dr. Öksüz, uygulanan tedavi türlerini “Kullanılan tüm ilaçlar endikasyon dışı. Bu gruba dahil edebileceğimiz sıtma ilacı da, klorokin ve hidroksiklorokin, tüm dünyada çok yaygın şu anda” diyerek anlatıyor.

 

Dr. Öksüz, Ebola virüsüne karşı geliştirilen ancak satışa sunulmayan bir ilacın yoğun bakımda olan bazı hastalarda kullanıldığını ve durumu daha az kritik olan hastalarda da yakın zamanda klinik deneylerde kullanılacağını söyledi.

 

Boston College biyoloji bölümünden asistan Prof. Dr. Emrah Altındiş, Türkiye’de 60 yaş altı koronavirüs ölümlerinin yüksekliğine dikkat çekerek “İtalya’da ilk 1625 ölümde, 60 yaş altı ölüm oranı yüzde 1.7; İspanya’da ilk 805 ölümde 60 yaş altı ölüm yüzde 4.59, Türkiye’de ise ilk 356 ölümde bu oran yüzde 20” dedi.

 

Bunun birkaç sebebi olabileceğini söyleyen Altındiş, genç nüfus oranının yüksek olması ya da diyabet, obezite, sigara kullanımı, kötü beslenme, yoksulluk, hasta başına doktor sayısının, yatak sayısının düşük olması gibi unsurların genç ölümleri arttırmış olabileceğini söyledi. “Şehirlerimize dev bir tsunami yaklaşıyor” diyen Altındiş, “Bu dev dalgalar öncelikle yaşlı bireylere, kronik hastalara ve onları tedavi edecek sağlık çalışanlarına çarpacak. Ciddi karantina, sokağa çıkma yasağı ile bu dev dalgaları yavaşlatabiliriz” uyarısında bulundu. 

 

Test sayısının attırılmasının hastalığın kontrol altına alınmasında önemli bir etken olduğunu kaydeden Altındiş “Hastalığa yakalanan insanların yüzde 30 ve yüzde 50’sinin tipik sendromları göstermediği görülüyor. Farkına varmasalar da hastalığı daha ağır geçirebilecek insanlara taşımaya devam ediyorlar. Biz bu insanları testlerle bulup izole etmezsek salgının yayılımını durdurmamız mümkün değil” dedi. 

 

Dünyada fazla test yapan ve tedbirleri iyi alan Güney Kore ve Almanya örneklerini veren Altındiş, “Rakamlara baktığımızda Güney Kore 20 Mart tarihine dek toplamda 350 bin test yapmış. Almanya ise sadece geçen hafta 1 hafta içinde 350 bin test yapmış. Bizim testlerimiz ise ilk 10 Mart tarihinde başladı, günlük 20 bin test yapma kapasitesine geldik. Şu anda toplamda 80 bin milyonluk ülke için 161 bin. Yani Almanya’nın 1 haftada yaptığı testin yarısını iki haftada yapabilmişiz. Bu düzeydeyken Türkiye’de hastalığın yayılımını durduramayız” uyarısını yaptı.

 

Altındiş ayrıca Türkiye’de koronavirüsten hayatını kaybeden 60 yaş altı ve herhangi bir kronik hastalığı olmayan kişilerle ilgili verileri değerlendirdi.

 

Hayatını kaybedenlerin yüzde 10'unun hem 60 yaş altında olduğunu hem de bilinen başka bir kronik rahatsızlığı olmadığını belirten Altındiş, “Daha açık söylemek gerekirse vefat eden 75 kişi 60 yaş altındaydı ve bir kronik hastalığı yoktu. Bu da endişe verici bir veri” dedi.

 

Türkiye’de en çok vakanın 20 ile 65 yaş arasında görüldüğünü belirten Altındiş, “20-65 yaş arası enfekte insanlar her gün işyerlerinde enfeksiyonu birbirlerine, ardından evlerinde bulaştırmaya devam ediyorlar. Karantina uygulanmadığı sürece çalışan insanlar toplumda enfeksiyonu yaymayı sürdürecekler” dedi.

 

Türkiye'de hayatını kaybedenlerin yüzde 20'sinin 60 yaş altında olduğuna dikkat çeken Altındiş, şu değerlendirmede bulundu:

 

“Bu rakam İspanya ve İtalya'nın çok üzerinde. 20-65 yaş arası işçilerin her gün işyerlerine gittiği düşünülürse tekrar riskin hem o işçiler, hem de akrabaları açısından ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Aynı veride çok çarpıcı olan diğer bilgi ise ölenlerin yüzde 10'unun hem 60 yaş altında olduğu, hem de bilinen başka bir kronik rahatsızlığı olmaması. Daha açık söylemek gerekirse vefat eden 75 kişi 60 yaş altındaydı ve bir kronik hastalığı yoktu. Bu da endişe verici bir veri.”

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha