• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Kadın cinayetine tepki: Hiç anneniz ve teyzeniz aynı gün aynı evde öldürüldü mü?

Kadın cinayetine tepki: Hiç anneniz ve teyzeniz aynı gün aynı evde öldürüldü mü?
0 0

Menemen’de bulunan açık cezaevinden 19 Haziran günü izinli çıkan Göksel Sağlam, Çiğli ilçesine bağlı Köyiçi Mahallesi’nde, boşadığı eşi Habibe Çevik ile eski baldızı Fatma Akta’yı tabancayla vurarak öldürdü.

13 Aralık 2019 Cuma 17:43

İzmir'in Çiğli ilçesinde hapishaneden izinli çıkarak boşandığı eşi Habibe Çevik ile eski baldızı Fatma Akta’yı öldüren Göksel Sağlam hakkında açılan davanın ilk duruşması öncesi açıklama yapan, Fatma Akta'nın kızı Figen Akta, "Sizin hiç anneniz ve teyzeniz aynı gün aynı evde öldürüldü mü? Hiç annenizin her zaman taktığı kolyesinde annenizin kanını gördünüz mü? Bu katile ve kadın cinayetlerinin katillerine indirim uygulanmasını istemiyorum. Kadınlar size sesleniyorum, daha fazla susmayın. Bu mücadeleyi yalnızca biz kadınlar sürdürebiliriz" dedi.

 

Menemen’de bulunan açık cezaevinden 19 Haziran günü izinli çıkan Sağlam, Çiğli ilçesine bağlı Köyiçi Mahallesi’nde, boşandığı eşi Habibe Çevik ile eski baldızı Fatma Akta’yı tabancayla vurarak öldürdü. Kaçtıktan kısa süre sonra yakalanarak tutuklanan Sağlam hakkında Karşıyaka 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.

 

"Hepinizi dayanışmaya bekliyorum"

 

Davanın bugün görülen ilk duruşması öncesi, öldürülen Akta'nın kızı Figen Akta, sosyal medya hesabından bir video yayınlayarak, "Hepinizi dayanışmaya bekliyorum" dedi.

 

Akta'nın çağrısı üzerine Çiğli Kadın Platformu, İzmir Kadın Savunma Ağı, İzmir Kadın Meclisi, Karşıyaka Gönüllüleri Kadın Platformu üyesi yaklaşık 100 kadın, üzerinde ‘Kadın cinayetleri politiktir’, ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’, ‘Habibe ve Fatma için adalet’ yazılı pankartlar ile adliyeye önüne gelerek, Akta'ya destek verdi. Destek için toplanan kadınlar, ‘Erkek adaleti değil gerçek adalet’, ‘Kadın cinayetlerini durduracağız’, ‘Anaların öfkesi katilleri boğacak’ sloganları attı.

 

"Daha fazla susmayın"

 

İstanbul’da aynı iş yerinde çalıştığı erkek arkadaşı tarafından katledilen Fatma Şengül’ün kızı Açelya Şengül'ün de destek verdiği Figen Akta beraberindeki dayısı Ahmet Çevik ile basın açıklaması yaptı. 21 yaşındaki Akta, hissettiklerini şöyle ifade etti:

 

"Sizin hiç anneniz ve teyzeniz aynı gün aynı evde öldürüldü mü? Hiç annenizin her zaman taktığı kolyesinde annenizin kanını gördünüz mü? Birazdan duruşmamız olacak ve katilin çok saçma sapan yalanlar söyleyip, iftiralar atacağına adım gibi eminim. Bu katile, kadın cinayetinin katiline indirim uygulansın istemiyorum. Kadınlar size sesleniyorum, daha fazla susmayın. Bu mücadeleyi yalnızca biz kadınlar sürdürebiliriz."

 

"Gören duyan unutur ama yaşayan unutmaz"

 

Öldürülen kız kardeşlerin erkek kardeşi Ahmet Çevik de "Kardeşlerimi koruyamayan polisler şu an burada katili koruyorlar. Önlem alıyorlar. Biz şehit ailesiyiz. Ben buradan ülkeyi yönetenlere, vekillere sesleniyorum. Bu insanların suçu ne? Kadın olmanın suçu ne? Beni de doğuran bir ana, onları da doğuran bir kadın. Benim kardeşim, çocukları için öldürüldü. Kaç kere evimiz taşlandı, karakola gitsek de hiç bir ceza verilmedi. Ben ne diyeyim? Gören duyan unutur ama yaşayan unutmaz. Kimse böyle bir acıyı yaşamasın ama buna neden olanlar yaşasın" diye konuştu.

 

"Benim annem 6284 uygulanmadığı için öldürüldü"

 

Annesi öldürülen Açelya Şengül ise "Annem evimizin önünde, 'Senin işini yapmak istemiyorum dediği için bir erkek tarafından 4 kurşunla katledildi. Katil ilk davada, 'Fatma'yı yolda gördüm ve selam vermek istedim' dedi. Annemin küçük düşürücü hakaretler söylediğini, anneme 5 kurşun sıktığını ve 4'ünün öldürücü yerlere isabet ettiğini itiraf etti. Fakat yaptığı eylemden pişmanlık duyarak, kendini öldürmek istediğini söyleyen katil kendini sadece kol altından yaralamıştı. Annem benim gözlerimin önünde öldürüldü. Bizler daha acımızı bile yaşayamadan sokaklarda adalet mücadelesi vermek zorunda kalıyoruz. Neden? Benim annem 6284 uygulanmadığı için öldürüldü. Biz bu katillere verilen iyi hal indirimlerini tanımıyoruz" diye konuştu.

 

Kadınlar adına basın metnini okuyan Kadın Savunma Ağı üyesi Gizem Coşkun, "Haklarında koruma kararı alınan Fatma ve Habibe, defalarca darbedilmiş ve öldürülmüştür. Biz sorumlularını biliyoruz. Habibe’nin defalarca darbedilmesine ve tehdit edilmesine rağmen 1 yıl 8 ay gibi cezalar verip, ‘pişmanım’ dediği için cezasını erteleyenler, cezaevinden Habibe’nin adresini kullanarak çıkmasını sağlayan cezaevi yönetimi, kadın cinayetlerine iyi hal ve tahrik indirimleri verenler, Habibe ve Fatma’nın çığlıklarına kulaklarını tıkayanlar bu cinayetin sorumlularıdır" dedi.

 

'"Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz olmadığını bilin"

 

2019’un ilk 8 ayında 1840 kadın hakkında koruma kararı verildiğini hatırlatan Gizem Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

"Erkekler, 2019’un ilk 7 ayında en az 192 kadını öldürdü, 31 kadına tecavüz etti, 288 kadını seks işçiliğine zorladı, 138 kadını taciz etti, 139 çocuğu istismar etti. Ocaktan temmuz ayına kadar öldürülen 192 kadından en az 15’inin koruma kararı vardı. 6284 Sayılı Yasa'yı, İstanbul Sözleşmesi’ni uygulayın. Mağdur babalar safsatası ile nafaka hakkımıza göz dikmeyin. Boşanmayı değil kadın cinayetlerini engelleyin. Ceren’i, Fatma’yı, Habibe’yi ve daha nice katledilen kız kardeşimizi geri getiremeyeceğimizi biliyoruz ama siz de bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz olmadığını bilin. Sorumlulara soruyoruz; Fatma ve Habibe kız kardeşleri katleden Göksel Sağlam’a cezaevinden Habibe’nin adresini vererek izinli çıkmasını sağlayan cezaevi yönetimi hakkında herhangi bir işlem yapıldı mı? Sağlam’ı cezaevinde ziyaret ettiği ve tanık ifadeleri olmasına rağmen silah temin etmek ve cinayete yardım suçundan şikâyetçi olduğumuz Adem Akta hakkında savcılık hangi gerekçelere dayaranarak kovuşturmaya gerek yoktur demiştir? Sağlam, cinayeti kasten ve planlayarak yapmış olmasına rağmen daha az cezai yükümlülük gerektiren kasten öldürmekten neden iddianame hazırlanmıştır?"

 

DURUŞMA ERTELENDİ

 

İzmir'in Çiğli ilçesinde tabancayla vurularak öldürülen Habibe Çevik ve Fatma Akta'nın Karşıyaka Adliyesi'nde gerçekleşen ilk duruşmasında sanık Göksel Sağlam'ın duruşmaya gelmesine rağmen, avukatının duruşma saatinde mazeret bildirmesi nedeniyle, tanıklar ifade vermeyi kabul etmedi. Göksel Sağlam ve Habibe Çevik'in 11 ve 13 yaşlarındaki iki oğlunun hem annelerini kaybetmeleri, hem de babalarının cezaevinde olmasından kaynaklı olarak, duruşma salonunda ifadelerinin alınmasının uygun olmadığına karar verildi. Müşteki avukatlarının, Fatma Akta'nın eski eşi Adem Akta ve Göksel Sağlam'ın çok sık görüştüklerini belirtmesi üzerine Menemen Cezaevi'ndeki telefon görüşmelerinin ve görüş listesinin istenmesi talep edildi. Adem Akta'nın tüm telefon kayıtlarının dinlenmesi kabul edildi. Duruşma, 16 Ocak 2020 tarihine ertelendi.

 

'BABAMIN TELEFONU İNCELENDİĞİNDE HER ŞEY ORTAYA ÇIKACAK'

 

Duruşma sonrasında konuşan Figen Akta, "Katili gördüğümde çok kötü oldum, nefretle bakıyorum. Sonuçta iki canı, iki anneyi, iki kadını aldı elimizden. Beni annemin sesinden mahrum bıraktı. Aynı şekilde kardeşim ve teyzemin çocuklarını da. Ama bir adım atmış olduk. Babamın telefonu dinlenecek. Bu benim için çok iyi bir şey aslında. Ailemdeki bazı kişiler babamın tarafında, bana destek çıkmıyorlar. Babamın telefonu incelendiğinde her şey ortaya çıkacak. O nedenle yüzüm gülüyor" dedi.

 

Ailenin avukatlarından Şenay Tavuz ise şöyle dedi:

 

"Aslında Haziran ayından beri çok gecikmeli olarak bir duruşma tarihi verildi. Aile çok büyük bir beklenti içerisindeydi. Fakat ne yazık ki bugün sanığın avukatı son dakikada sağlık sebebiyle mağduriyet yolladığı için duruşmaya, yargı süreci başlasa da sanığın ifadesi alınamadığı için ciddi anlamda bir eksiklik oldu. Bizim müvekkillerimiz de ifadelerini vermediler. Bir dahaki celsede ifadeler verilecek. Fakat İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi de bizimle birlikte davaya katılmak için dilekçe sundu. Bu konuda da mahkeme karar vermek için duruşmayı erteledi. Her ne kadar 'Devlet çocuklara sahip çıktı' dese de, bu konuda biz başvuruda bulunduk. Fatma'nın eşinin çocukları haricen tehdit ettiği konusunda duyumlar almıştık. Can güvenliği riski için özellikle dayı ve aile, çocukları koruyamayacağı endişesiyle talepte bulunmuştuk. Kurum ilgilendi ve çocuklar güvenli bir yere yerleştirildi. Bu tür cinayetlerde kadınlar eşleri tarafından öldürüldükten sonra ne yazık ki çocukların velayeti ile ilgili kısım havada kalıyor. Bu konuda bir takım yasal düzenlemeler olması gerektiğini düşünüyoruz."

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha