• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Manisa ve Ankara depremleri neyin habercisi?

Manisa ve Ankara depremleri neyin habercisi?
0 0

Manisa’nın Akhisar ilçesindeki depremin yüzeye yakınlığı nedeniyle farklı kentlerden de hissedildiğini belirten uzmanlar, artçıların süreceğini ve çok daha büyük bir depreme hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi.

23 Ocak 2020 Perşembe 14:23

Türkiye deprem gerçeğiyle yüzleşmeye devam ediyor.

 

Manisa’nın Akhisar ilçesinde dün saat 22.24’te 5,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

 

İzmir, Aydın, Denizli, Yalova, Bursa ve İstanbul’da da hissedilen deprem sonrası, en büyüğü 4,3 olan 212 artçı kaydedildi.

 

Ankara ise sabah saatlerinde 3,8 ve 4,5 büyüklüğündeki depremlerle sarsıldı.

 

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Aysun Aykan ile Jeoloji Mühendisi Ali Aykut Ece, dün meydana gelen bu depremler ve artçılarını, Independent Türkçe'ye değerlendirdi.

 

"Bu bölgede yıkıcı depremin eşik değeri 6-6,5"

 

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Aysun Aykan, Marmara denizine kıyısı olan tüm ilçelerdeki deprem tehlikesine dikkat çekti:

 

"Manisa-Akhisar depreminin  olduğu yer, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Türkiye Diri Fay haritasında, Gelenbe Fay Zonu'nun  güney ucunda olmuştur. Bu bölgede son zamanlarda küçük ölçeklerde çok sayıda depremler oldu. 10 Aralık’ta Gelenbe Fay Zonu'nun kuzey ucunda 5 büyüklüğünde deprem olmuştu. Bu deprem yıkıcı bir deprem niteliği taşımıyor çünkü bu bölgede yıkıcı depremin eşik değeri 6-6,5  olarak kabul ediliyor. Bazı binalarda, özellikle kırsal kesimde bulunan ve mühendislik hizmeti almamış binalarda hasar yaratmış olabilir."

 

"Artçı depremler devam edecek"

 

Manisa depreminin ardından Ankara’nın Akyurt İlçesinde 4,5 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini hatırlatan Aykan, artçıların süreceğini kaydetti.

 

"Dünyanın her yerinde depremsellik anlamında bir aktivite var"

 

Dünya genelindeki deprem hareketliliğine dikkati çeken Aysun Aykan, levha tektoniği düzenine vurgu yaptı:

 

"Son zamanlarda Türkiye ve çevresindeki depremlere bakıldığında, dünyanın her yerinde depremsellik anlamında bir aktivite var. Bunun bilimsel olarak açıklamasını, dünyada "levha tektoniği" denilen bir düzen var ve bu düzen kapsamında levhalar hareket ediyor ve levhaların birbirini sıkıştırdığı, ittiği ya da sınırları boyunca hareket ettiği yerler, depreme neden oluyor şeklinde açıklayabiliriz."

 

"Türkiye'de her an deprem üretebilecek 500 civarında aktif fay var" 

 

Türkiye'de her an deprem üretebilecek 500 civarında aktif fay bulunduğunu belirten Aysun Aykan, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

"Manisa-Akhisar ve Ankara-Akyurtta  meydana gelen depremler de bu faylardan birinin üzerinde meydana geldi. Ülkemizin birçok yerinde olan depremler vakit geçirmeden gerekli önlemleri almamız gerektiğini birkez daha hatırlatmaktadır. Aslında bu depremler bizim eksiklerimizi görmemiz ve tamamlamamız için bir fırsattır. Okul, hastane konut gibi yapılarda hasara neden olan Silivri açıklarındaki 5,8 büyüklüğündeki orta büyüklükteki deprem bize, depreme dayanıksız yapı stokunun, süratli bir şekilde depreme dayanıklı hale getirmemiz gerektiğini ve bu depremde gördüğümüz eksikleri, trafik kilitlendi, telefonlar çalışmadı, ulaşım ve iletişim gibi eksikliklerin çok önemli problemlere sebep olacağını düşünmemizi gösterdi. Bu yüzden gerekli önlemleri şimdiden planlamamız gerekiyor."

 

"Marmara Denizi'nde 7'nin üzerinde büyüklüğe çıkabilecek deprem olacak"

 

Marmara Denizi'ndeki depremlerin, 7'nin üzerinde bir büyüklükte depremin habercisi olduğunu savunan Aykan, önleml almanın önemine vurgu yaptı:

 

"Marmara Denizi'ndeki son depremler bize,  bu alanın (Marmara Denizi) deprem açısından aktif olduğunu, diri olduğunu, deprem üretme potansiyelinin olduğunu birkez daha göstermiştir. Ulusal ve uluslararası yapılmış bilimsel çalışmalar, bu bölgede 7’nin üzerinde büyüklüğe çıkabilecek bir depremin olacağını göstermektedir. 26 Eylül ve 11 Ocak'taki Marmara Denizi içerisinde  meydana gelen deprem, Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi içine giren Marmara Fayı'nda olmuştur. Bu depremler farklıdır ve bu depremlerle dikkati çeken durum ise, hiç hareket etmeyen, Marmara Fayı'nın orta kolunun,  çok uzun zaman süren sessizliğini 26 Eylül ve 11 Ocak'taki depremlerle bozmasıdır. Bu deprem ile belki kırık harekete geçmiş, kırık süreci başlamış olabilir. Bu deprem uzun süre sessiz kalan faydaki gerilimi artırdı, bu yüzden de beklediğimiz  büyük depremin biraz daha yakın olduğunu söyleyebiliriz. Her ne kadar depremin ne zaman olacağını tam net olarak  bilemesek de, yapılan bilimsel çalışmalara göre 7 ve üzeri büyüklükteki büyük bir deprem ile Marmara Denizi'ne kıyısı olan tüm şehirlerin (İstanbul, Balıkesir, Yalova, Bursa, Kocaeli, Çanakkale ve Tekirdağ) ağır bir şekilde etkileneceği de bilinmelidir. Son depremler bizi, gerekli önlemlerin alınması için  uyarmaktadır. Vakit geçirmeden gerekli önlemleri almamız gerektiğini bir kez daha göstermektedir."

 

“Deprem, yüzeye yakınlığı sebebiyle başka illerden de hissedildi”

 

Jeoloji Mühendisi Ali Aykut Ece de TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Aysun Aykan'la benzer görüşte.

 

Manisa’nın Akhisar ilçesindeki depreminin yüzeye yakınlığı sebebiyle İstanbul başta olmak üzere farklı illerden de hissedildiğine dikkat çeken Ali Aykut Ece, "Oluşan deprem sığ bir depremdir. Sığ yani yüzeye yakın olmasından ve jeolojik koşullardan dolayı Manisa dışında birçok ilde de hissedilmiştir ve artçıları da devam etmektedir" ifadelerini kullandı.

 

“5,4’lük deprem yıkıcı olmaz”

 

Ali Aykut Ece, yaşananların İstanbul depremini tetiklemesi ihtimaline ilişkin ise ellerinde herhangi bir veri bulunmadığını belirtti:

 

"Bu artçılar haberci midir, yoksa depremin devamı mıdır’ konusu ‘Tavuk mu yumurtadan çıkmıştır, yumurta mı tavuktan çıkmıştır’ durumudur. Depremin meydana geldiği Ege Bölgesi’ndeki fay mekanizması farklıdır. Batı Anadolu Fay Hattı içinde olup, kendi içinde irili ufaklı şu ana kadar tespit edilen birçok faydan oluşmaktadır. Birbirini tetiklemesi ve/veya tetiklememesi yapılacak detaylı çalışmalar ile elde edilecek verilerin analizi sonucu ortaya çıkar. Şu an için tetikler ve/veya tetiklemez denemez. 5,4 büyüklüğünde gerçekleşen depremin bu güne kadar elde edilen veriler doğrultusunda yıkıcı olamayacağı, yani ilgili mevzuata göre yapılan binalarda depremden kaynaklı bir hasar oluşmayacağı kabul edilmektedir."

 

“Deprem her zaman olabilir”

 

Coğrafi ve jeolojik koşullar nedeniyle Ege ve Marmara’da deprem gerçeğiyle yaşamanın şart olduğunu belirten Ece, bu sarsıntıların birer uyarı niteliğinde olduğu görüşünde:

 

"Ama bizlerin hem birey hem de idareler olarak unutmamamız gereken tek şey var ki, o da depremin her zaman, her an olabileceği ve yapı stoğumuzun depremin şiddetine (derinlerde oluşan sarsıntının yeryüzünde insanlar, binalar v.b. üzerindeki etkisi) uygun olarak tasarlanması, kontrol edilmesi gerektiğidir. Manisa depreminin Ankara’daki, İran’daki, Yunanistan’daki ve başka yerlerdeki depremi tetikleyip tetiklemediği şu an için söylenemez. Her deprem kendi içinde oluştuğu levha üzerinde değerlendirilmelidir."

 

"Oturduğunuz binaların deprem risk analizini yaptırın"

 

Jeoloji Mühendisi Ali Aykut Ece, vatandaşlara, oturdukları binaların deprem risk analizlerini yaptırması tavsiyesinde de bulundu.

 

KAYNAK: INDEPENDENT TÜRKÇE - LALE ELMACIOĞLU

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha