• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Mitinglere katılmak 'örgüt üyeliği' sayıldı: Akademisyen ve öğrencilere toplamda 121 yıl hapis

Mitinglere katılmak 'örgüt üyeliği' sayıldı: Akademisyen ve öğrencilere toplamda 121 yıl hapis
0 0

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Yerel Yönetimler Sempozyumu ile KESK-DİSK-TMMOB-TTB'nin düzenlediği mitinglere katılmayı 'örgüt üyeliği' sayarak toplamda 121 yıl hapis cezası verdi.

15 Mart 2019 Cuma 17:10

Barış İçin Akademisyenlerin 'Bu Suça Ortak Olmayacağız' bildirisine imza attıktan sonra KHK'yla ihraç edilen Munzur Üniversitesi eski öğretim üyesi Dr. Ahmet Kerim Gültekin ile aralarında araştırma görevlisi, doktora ve yüksek lisans öğrencilerinin olduğu ağır ceza davası dün sonuçlandı.

 

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen son duruşmada 'örgüt üyeliği, örgüt propagandası, kamu malına zarar, görevli memura direnme' gibi suçlamalarla verilen cezalarda, 'Devrimci Halkçı Yerel Yönetimler Sempozyumuna katılmak, Demokratik Haklar Federasyonu'na üye olmak, KESK-DİSK-TMMOB-TTB'nin düzenlediği mitinglere katılmak' delil kabul edildi.

 

Toplamda 121 yıl ceza verilen davada ağırlıklı olarak akademisyenler ve doktora — yüksek lisans öğrencileri bulunuyor.

 

Yasadışı örgüte üyelik iddiasıyla 2012 yılında, Ankara merkezli olmak üzere, dört bölge ve onlarca ilde yapılan operasyonlarda Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) üyesi 100'e yakın kişi gözaltına alınmış ve 40'tan fazlası tutuklanmıştı.

 

19 kişinin yargılandığı Ankara davasında karar verildi. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararda 16 kişiye örgüt üyeliği gerekçesiyle 6'şar yıl 3'er ay ceza verildi. Ayrıca, 18 kişiye ise örgüt propagandasından 10'ar ay ceza verildi. Mahkeme tarafından verilen cezalar toplamda 121 yıla varıyor.

 

Herhangi bir şiddet eyleminin yer almadığı mütalaada, DHF'nin 3-4 Aralık 2011 tarihinde düzenlediği 'Devrimci Halkçı Yerel Yönetimler Sempozyumu' gibi, organizasyonlara katılım sağlamak örgütlemek ve katılmak delil sayılıyor.

 

Yine kararda, Demokratik Gençlik Hareketi Derneği'nin 2012'de gerçekleştirdiği ilk kurultayının hazırlık çalışmaları, kurultay konuşmaları suç olarak gösteriliyor. Diyarbakır belediyelerinin katkılarıyla ve gençlik örgütlerinin katılımıyla örgütlenen Mezopotamya Sosyal Forumu ile 1 Mayıs, 8 Mart, KESK-DİSK-TMMOB-TTB mitinglerine katılmanın suç olarak kaydedildi

 

Ceza verilen kişiler arasında birer akademisyen ve araştırma görevlisi ile çok sayıda doktora ve yüksek lisans öğrencisi yer alıyor. ODTÜ'den Mimar Sinan Üniversitesi'ne, Ankara Üniversitesi'nden çeşitli yükseköğrenim bölümlerinde dek akademik çalışmalarına araştırma görevlisi, misafir araştırmacı ve öğrenci olarak devam eden sanıklar cezaları yorumladılar.

 

'DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ BİLİMİN EN TEMEL HAKKIDIR'

 

Söz konusu yargılama sonucunda örgüt yöneticiliğinden 7 yıl 5 ay ve propaganda suçlamasından 1 yıl ceza verilen Etnolog Dr. Ahmet Kerim Gültekin, kararla ilgili Twitter hesabından yaptığı açıklamada "1 Mayıslara, grevlere, boykotlara katılmanın, panellerde, sempozyumlarda konuşmanın, halkçı- devrimci belediyecilik mücadelesi vermenin, antropolojiyi sokağa indirmenin hükmü 8.5 yılmış… Elbet devran döner biz yine aynı türküyü söyleriz… Zulmünüzde boğulun…" ifadelerini kullandı.

 

​Gültekin ayrıca, kararı şu şekilde yorumladı:

 

"Paradoksal gibi görünür ama bilimsel düşünceler tarihi, genellikle hâkim ideolojilerle çatıştığı zamanlarda kendisini daha özgürce varedebilmiştir. Sınıflı toplumlar tarihinde bilimsel düşünce ve eylem, trajik sonlarıyla tanıdığımız bilim insanlarının hayat öyküleri toplamıdır. Temel işlevi hâkim ideolojik hegemonyanın tesisinde paradigmatik argümanların yeniden üretimi olarak belirlenmiş üniversiter kurumlar, kurullar ve kuramlar silsilesiyle boğuşan bilim insanları, sıklıkla devletlerin gadrine uğramışlardır. Ancak her zaman ve her şeye rağmen araştırmalarına devam edenler de vardır. İnsanlığın ufkunu genişleterek yeni sosyal, siyasal, ekonomik, teknik vd. olgulara yön vermişlerdir. Yani dünya dönüyor diyen Brunoların yakılmasıyla, KHK eliyle (ifade özgürlüğünü kullanmış) bilim insanlarının hukuksuz yollarla işten atılması arasında amaç bakımından bir fark yoktur. Bu yüzden bugün hapis cezalarıyla boğuşan bütün devrimci, demokrat bilim insanları, tıpkı hiçbir engel tanımadan akıp giden hayat gibi, insanlığa yeni zaman ve mekân boyutlarında ulaşarak üniversite dediğimiz kurumu bir anlamda yeniden tanımlıyorlar, üretiyorlar. Sürgün ya da hapishane koşulları bu muazzam özgürleşmenin ancak özgün boyutları olarak okunabilir. Türkiye halklarına, toplumumuzun tarihsel birikimine, bilime ve akla güveniyorum. Eninde sonunda Siyasal İslamcı tahakkümün kırılacağına, gündelik hayat üzerindeki ekonomik, sosyal, siyasal ve dinsel baskının kalkacağına, demokratik ve eşitlikçi, laik bir kamusal hayatın yeniden kurulabileceğine inanıyorum. Bunun için insanlığa ve gerçeklere karşı sahip olduğumuz sorumlulukla hareket etmek ve üretmek, çalışmak, paylaşmak dışında bir seçenek olduğunu düşünmüyorum. Düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve fiili-meşru eylem özgürlüğü emekçilerin, ezilenlerin ve kamu yararına bilimin en temel hakkıdır. Bu hakkı kullanmaya devam edeceğim."

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha