• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Türkiye’de yaşayan Meksikalı avukat Rivera: Mafya uyuşturucu kuryeliğinde hamile kadınları kullanıyor

Türkiye’de yaşayan Meksikalı avukat Rivera: Mafya uyuşturucu kuryeliğinde hamile kadınları kullanıyor
0 0

Cezaevlerinde çoğu uyuşturucudan yatan yabancı kadınların “yardım meleği” Meksikalı avukat Magaly Montesinos Rivera, mafyanın uyuşturucu kuryeliğinde çoğunlukla ‘katır’ diye tanımladıkları hamile kadınları kullandığını öne sürdü.

2 Aralık 2019 Pazartesi 14:25

"Mafya, genellikle uyuşturucu kuryeliğinde 'katır' adını verdiği hamile kadınları kullanıyor”

 

Bu sözler, Meksikalı avukat Magaly Montesinos Rivera'ya ait. 

 

Hukukçu Rivera, Türkiye'de yaşıyor ve çoğu uyuşturucudan dolayı cezaevlerinde yatan yabancı kadınlarla ilgileniyor.

 

Türkiye’deki cezaevlerinde 300’den fazla yabancı kadın mahkumun olduğunu iddia eden Rivera, daha çok Latin Amerika ve Afrika gibi fakir ülkelerden gelip mahkum olan kadınlara yardımcı oluyor.

 

Bu gruplar çoğunlukla uyuşturucu kuryeliğinden tutuklu ve ciddi hapis cezalarına çarpıtılmış durumdalar.

 

Hamile iken yakalanan kadınların çocukları da hapishanede doğuyor

 

Independent Türkçe Rivera ile görüştü. Hem kendi hikayesini hem de cezaevindeki yabancı kadınların hikayelerini dinledi.

 

Rivera'ya göre, bu kadar çok kadının uyuşturucu kuryeliğinden tutuklu olması tesadüfü değil.

 

Çünkü, mafyanın uyuşturucu taşımada çoğunlukla kadınları özellikle de hamile kadınları kullanmaya çalıştığını söylüyor Rivera. 

 

Bunun doğal sonucu olarak da bu yabancı kadınlar, Türkiye’de doğum yapıyor ve daha yeni doğmuş "günahsız çocuklarını" parmaklıkların ardında büyüyor.

 

Hamilelerin seçilmesinin nedeni de X Ray cihazından geçirilmeyecekleri düşüncesi.

 

Rivera, genellikle kokain olan uyuşturucuyu kapsül içinde yutarak midelerinde geçirmeye çalışan bu kadınların mafya içerisindeki “katır” olarak adlandırıldıklarını söylüyor.

 

Cezaevlerindeki çocuklu kadınlardan etkilendi

 

Bugün Türkiye’de cezaevine düşen her yabancı kadının adından haberdar olduğu Magaly Montesinos Rivera’nın yaşamı beş yıl önce İngiltere’de gümrük müşaviri Rıdvan Haliloğlu ile tanışmasıyla değişti.

 

Haliloğlu ile başlayan arkadaşlıklarının evliliğe dönüşmesiyle Türkiye’nin yolunu tutan Rivera da yeni bir yaşama merhaba demiş oldu.

 

Evliliğinden Meryem adını verdikleri bir kızları olan Rivera, bir gün bir televizyon haberinde gördüğü cezaevinde çocuklarıyla kalan kadın mahkumlar haberinden fazlasıyla etkilendi.

 

Daha yeni çocuğu olmuş annenin hassasiyeti  içerisinde onlarla daha fazla empati kurmaya başlamış “Bu insanlar için ne yapabilirim?” sorununu sormaya başlamıştı.

 

Aradığı yardım fırsatını bir kilise ziyaretinde buldu

 

Aradığı fırsatı hiç beklemediği bir yerde buldu. Katolik olan Rivara’nın gittiği Katolik Kilisesi’nin Rahibi Ruben Tierrablanra da bir Meksikalı.

 

Katolik Kilisesi Adalet Bakanlığı’yla işbirliği içinde ayda bir kere cezaevlerine giderek burada bulunan yabancı mahkumların dini ihtiyaçlarıyla ilgileniyor ve onlara telkinde bulunarak rahatlatmaya çalışıyordu.

 

Kadın mahkumlara yönelik bu ziyaretler rahibe Myriam Oyarzo’nun öncülüğünde yapılıyordu.

 

İzlediği haberin etkisinde kalan ve “Nasıl yardım edebilirim?” diye düşünen Rivera için bu bulunmaz bir fırsat olmuştu.

 

Yardım etmek istediğini söylemiş, kilise de bu teklifi kabul etmişti.  Rivera, mahkumlara yapılan yardımlar da eksik kalan noktayı da tespit etmişti:

 

"Rahibeler yardım etmek için çok çalışıyor ve mahkumların dua gibi ihtiyaçlarını karşılıyordu."

 

Ancak bu insanların bir kısmının anne olmasından dolayı bir anne bir kadın olarak da farklı ihtiyaçları oluyor. Her şeyden önce ekonomik sıkıntıları da oluyor”

 

Yardımları manevi olmaktan çıkarıp daha organize hale getirdi

 

Rivera, yabancı kadın mahkumların diğer sorunlarının çözülmesi için harekete geçmişti.

 

"Cezaevlerinde bir şey almanız için hesabınızda para olması lazım. Kadınların çoğunun tek lirası yoktu. Önce hesaplarına yardım toplayarak elde ettiğimiz paralarla 150-200 lira gibi paralar aktarmaya başladık."

 

Aileleriyle mahkumlar arasında iletişim ağı kurdu

 

Rivera’nın en önemli yardımı mahkum kadınların aileleriyle iletişiminin kurulması noktasında. Bu çalışmasını şöyle anlatıyor:

 

"Kadınların en büyük harcaması telefona. Cezaevinde bir ay tekstil gibi işlerde çalışarak 150-200 lira gibi paralar kazanabiliyorlar. Ancak ailelerine ülkelerindeki çocuklarına açtıkları bir telefon araması 25 liraya mal oluyor. Bir çoğu bu parayı veremiyor. Şöyle bir formül bulduk. Bana kilise uzantılı bir mail açtık. Aileleri bu maile bana mektuplarını başta çocukların fotoğraflarını, çocuklarının son halini gösteren resimleri gönderiyor. Ben bunları rahibeler kanalıyla içerideki kadınlara iletiyorum. Yine aynı şekilde içeriden gelen mektupları fotoğrafları da ailelerine gönderiyorum."

 

Yabancı kadın mahkumların yardım meleği

 

Rivera kadınların neredeyse eli kolu durumunda. İsmi bütün yabancı kadınlar arasında bir efsane gibi.

 

Telefon haklarını da çoğunlukla ihtiyaçlarını bildirmek için Rivera’yı aramak amacıyla kullanıyorlar.

 

Bu ihtiyaçları tek tek not eden Rivera bunları toparladıktan sonra rahibeler aracılığı ile tekrar içeri gönderiyor.

 

Mahkumlara ihtiyaçlarını rahibeler aracılığıyla gönderiyor

 

Mahkumlarla görüşme izni sadece rahibelerde olduğu için Rivera mahkumlarla cezaevinde birebir görüşemiyor. Ancak üç yıldır aksaksız süren sistemin merkezindeki kişi durumunda…

 

Rivera, kendi ülkesinde avukat olmasına karşın izni olmadığından burada avukatlık yapamıyor. Ancak yabancı kadın mahkumların hukuksal sorunlarının çözülmesi için bir önerisi var.

 

"İstanbul Barosu ile bir proje üzerinde çalışıyoruz. Yabancı kadınlar Türkçe bilmedikleri için sorguda ve mahkeme aşamasında kendilerini yeterli düzeyde savunamıyorlar. Bu sorunun hal olması için özellikle İngilizce İspanyolca bilen avukatların görevlendirilmesine çalışıyoruz."

 

Cezaevinden izinli çıkan yabancı kadın mahkumlara fuhuş tuzağı

 

Türkiye’deki yabancı kadın mahkumlara yardım eden Meksikalı avukat Magaly Monrsinos Rivera, açık cezaevlerinde kalan ve birer hafta izne çıkarılan kadınların kimsesiz, parasız olmalarını fırsat bilen şebekelerce fuhuşa sürüklendiğini de belirterek iddiasının detaylarını şöyle anlatıyor:

 

"Uzun süre kapalı cezaevlerinde kalan yabancı kadın mahkumlar cezalarının geri kalan kısmını geçirmek için Sivas, Ayvalık, Eskişehir, Ankara gibi başka illerde bulunan açık cezaevlerine gönderiliyorlar. Bu cezaevlerinde üç ayda bir birer hafta izin hakkı var. Türk mahkumlar bu izni aileleriyle evlerinde geçirirken ne tanıdığı ve ne de parası olmayan yabancı kadın mahkumlar adeta ortada kalıyorlar. Bu durumdan haberdar olan bazı şebekeler bu kadınların peşine düşerek onları fuhuşa zorluyor. Sırf ailesiyle telefonla konuşabilmek veya kalabilecek bir yer için bir hafta süreyle fuhuşa razı gelmek zorunda kalan kadınlar oluyor."

 

Bu iddianın sahibi Türkiye’deki yabancı kadın mahkumlara yardım çalışmaları içinde yer alan Meksikalı avukat Magaly Montesinos Rivera bu konuda farkındalık yaratıp bu insanlara yardım etmek için yeni bir proje başlatmış.

 

Kadınlar İstanbul’a getirilerek korumaya alınmaya başlandı

 

Yaklaşık üç yıldan beri cezaevlerindeki yabancı kadın mahkumların sorunları için mücadele eden Rivera, kadınların cezaevi izinlerinde fuhuş tuzağına düşürülmesinin önüne geçmek için bir süreden beri Şefkat Der ile ortak bir çalışma yürütmeye başlamış.

 

Buna göre izne çıkan kadınların otobüs biletleri ayarlanarak cezaevlerinin bulundukları illerde değil o bir haftayı İstanbul’a getirilerek buradaki Şefkat Der misafirhanelerinde geçirmeleri için uğraşılıyormuş.

 

Ancak Rivera, soruna kalıcı çözüm bulunabilmesi için açık cezaevlerinin bulunduğu illerde kadınların kalabileceği güvenlikli misafirhanelerin şart olduğunu söylüyor. Bu konuda yaşanmış gerçek hikayeleri ve yaşam öykülerini (isimlerini vermeden ve onları deşifre etmeden) anlatmak ve farkındalık yaratmak gerektiği çok açık.

 

KAYNAK: INDEPENDENT TÜRKÇE - ALİ KEMAL ERDEM

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha