• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Tutuklu DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel: Serçeler havalandırmamıza çiçek atıyordu

Tutuklu DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel: Serçeler havalandırmamıza çiçek atıyordu
0 0

6 Kasım 2016 tarihinden bu yana tutuklu bulunan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, sevk edildiği Kandıra Cezaevi’nden yazdığı mektupta cezaevinde yaşadıklarını anlattı.

13 Ağustos 2017 Pazar 17:30

Üç ay hücrede kalan, daha sonra iki kişilik tecride son vermek istedikleri için Kandıra’ya giden Tuncel, “Silivri’de bir de bizleri yalnız bırakmayan serçelerimiz vardı. O soğuk mekanda sesleriyle bizi yalnız bırakmadılar. Hatta bazen havalandırmamıza çiçek attıkları oluyordu” dedi.

 

6 Kasım 2016 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, cezaevinde yaşadıklarını Şûjin’e gönderdiği mektup aracılığıyla aktardı. 

 

Adliye önünden Silivri’ye

 

Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik 4 Kasım 2016’da gerçekleşen operasyonu protesto etmek ve gözaltında olan Diyarbakır Belediye Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın adliyedeki sürecini takip etmek için bulunduğu adliye önünde yaka paça gözaltına alınıp tutuklanan Sebahat Tuncel, bir gece Diyarbakır Cezaevi’nde kaldıktan sonra Hakkari Milletvekili Nihat Akdoğan’la birlikte Silivri 9 No’lu Cezaevi’ne götürüldüğünü aktardı.

 

Tuncel, “Bizden önce Selma Irmak, Nursel Aydoğan ve Leyla Birlik vekillerimiz de Silivri’ye getirilmişti. Bizden sonra Ahmet Türk, Bekir Kaya, Meral Danış Beştaş, Ayhan Bilgen arkadaşlarımız da tutuklanarak Silivri’ye getirildiler” diye yazdı.

 

Üç ay hücre işkencesi

 

Üç ay boyunca tek kişilik hücrelerde tutulduklarını ve hiçbir haktan faydalanamadıklarını belirten Tuncel, “Bizlere gönderilen faks, mektup, kitaplar verilmedi. 10 gün sonra alabildik, kütüphane listesinden kitaplar alıp okuduk. Gazete alabildik ancak üç ay boyunca Özgürlükçü Demokrasi gazetesi verilmedi. Bu üç ay, avukat görüşleri sırasında arkadaşlarımızı görebildik” dedi.

 

Üç ay sonra Nursel Aydoğan ve Selma Irmak ile bir araya geldiklerini belirten Sebahat, Kandıra’ya sevklerine kadarki süreyi şöyle anlattı:

 

‘İki kişilik tecride son vermek istedik’

 

“Daha sonra Meral ve Ayhan Bilgen’in tutuklanmasıyla ikişerli kalmaya başladık. Selma, Meral, ben ve Nursel heval ile birlikte yan yana odalarda kaldık. Haftada bir 1,5 saat ortak alana çıkmaya başladık. Meral ve Nursel hevaller tahliye edilince Selma heval ile birlikte kaldık. Bizim dışımızda kimse olmayınca sohbete de Selma heval ile birlikte çıktık. Bu süre zarfında bizleri yalnız bırakmayan avukat arkadaşlarımıza, Adalet Bakanlığı’ndan izin alabilen ve ziyaretimize gelen milletvekillerimize sizin aracılığınızla teşekkürlerimi sunmak istiyorum. İki kişilik tecrit durumuna son vermek için Kandıra’ya istedik ve 18 Temmuz itibarıyla Kandıra Cezaevi’ne getirildik.”

 

‘Serçeler havalandırmamıza çiçek atıyordu’

 

Silivri Cezaevi’ndeki anılarından bahseden Sebahat, bir kadın, bir direngen siyasetçi olarak yaşadıkları deneyimi şöyle aktardı:

 

“Silivri’de bir de bizleri yalnız bırakmayan serçelerimiz vardı. Onları anmadan geçmek olmaz. O soğuk mekanda sesleriyle bizi yalnız bırakmadılar, her sabah kuş sesleri ile uyanıyorduk. Hatta bazen havalandırmamıza çiçek attıkları oluyordu. Ben yuvalarına götürürken düşürdüklerini iddia ediyorum, Selma vekilimiz ise aynı boy ve renkte iki çiçek atmalarının tesadüf değil, bize özel olduğunu iddia ediyor. Bu tartışmada henüz bir sonuca varamadık.

 

‘Mücadeleyi andık, kitapları bekliyoruz’

 

Bunun dışında cezaevindeki sürecimizi mümkün oldukça iyi değerlendirmeye çalıştık. Bol bol okuduk, siyasal gelişmeler ve okuduğumuz kitaplar üzerinde tartışmalar yürüttük. İki kişi kaldıktan sonra Nursel hevalin ‘Faşizmin eline düşmeye gör’ sözünü yineleyerek onu andık. Merak hevalin cezaevi yönetimi ile, özellikle baş memurla mücadele edişini, sürekli dilekçe yazarak hukuk mücadelesini cezaevinde nasıl sürdürdüğünü hep andık. Nursel hevalin günlüğünden, Meral hevalin dilekçelerinden oluşan kitaplarını sabırsızlıkla bekliyoruz.”

 

‘Mücadeleniz bize güç veriyor’

 

Mektubunun sonunda Şûjin çalışanları şahsında tüm basın emekçilerini selamlayan Sebahat, basın özgürlüğünün demokrasinin olmazlarından olduğuna vurgu yaptı.

 

15 Temmuz ‘darbe girişimi’nin bahane edilerek muhalif basına yönelik baskı sonucu basın kurumlarının kapatıldığını ve basın emekçilerinin işsiz bırakıldığını ifade eden Sebahat, “Ama tüm bunlara rağmen özgür basın geleneğini sürdürmek isteyen, özellikle kadın haberciliği için emek harcayan sizlerin mücadelesinin bizlere güç ve moral verdiğini belirtmek isterim” dedi.

 

Sebahat Tuncel, yargılandığı davaya ilişkin 15 Ağustos’ta hakim karşısına çıkacak.

 

KAYNAK: GAZETE SUJİN - DUYGU EROL

0 0
loading...
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha