• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Tutuklu gazeteci Aziz Oruç’un eşi: “her yerde haberleri, makaleleri var ama ben onun gazeteci olduğunu ispatlamaya çalışıyorum”

Tutuklu gazeteci Aziz Oruç’un eşi: “her yerde haberleri, makaleleri var ama ben onun gazeteci olduğunu ispatlamaya çalışıyorum”
0 0

Aziz Oruç’un eşi Hülya Oruç: Bu ülkede işini yapan gazetecileri yaftalayarak hedef haline getiriyorlar.

12 Temmuz 2020 Pazar 15:42

Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde 11 Aralık’ta gözaltına alınan gazeteci Aziz Oruç, çıkarıldığı mahkemede ‘örgüt üyesi olmak’ iddiasıyla tutuklanarak Patnos Cezaevi’ne gönderilmişti.  Aziz Oruç’un ilk duruşması 21 Temmuz’da Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

 

Aziz Oruç’un Irak’tan İran’a ve Türkiye’ye kadar uzanan yolculuğunda yaşadıklarını eşi Hülya Oruç Fırat Haber Ajansı’na (ANF) anlattı:

 

“Ben çocuklarımızın bulunduğu Türkiye’ye dönerken, Aziz Avrupa’ya Ermenistan üzerinden geçme karar aldı. Ermenistan’da pasaportunun sahte olduğu öne sürülerek darp edilerek gözaltına alındı. Ermenistan’da 1 gün boyunca geçirdiği işkenceli gözaltı sonrası İran polisine teslim edildi. İşkenceler burada da devam etti; çırılçıplak soyularak, elleri ve ayakları kelepçelenip, kafasına çuval geçirilerek defalarca sopalarla darp edildi.

 

İki gün süren bu eziyetli gözaltı sonrası Aziz çıkarıldığı mahkeme tarafından hapis cezasının para cezasına çevrilerek serbest bırakılmasına rağmen İran polisi onu bırakmadı. Tekrar darp edilerek bir araca bindirildi ve İran-Türkiye sınırının bulunduğu Gürbulak sınır kapısına götürüldü. Orada 3 saat boyunca karda çıplak bekletildi. Soğuktan belden aşağısını hissetmemeye başladığı için İran polisine ‘Ne yapacaksanız yapın’ diyerek tepki göstermesiyle tekrar araca bindirilen Aziz’i orada darp etmeye devam etmişler.

 

Sonradan da Aziz’i Türkiye tarafına atmışlar, o da tekrar İran tarafına geçerek, ‘Beni bırakacaksanız Irak sınırına bırakın, bırakmayacaksanız Türk polisine haber verin Türkiye’ye geçeyim’ diyor ancak bu talebine yanaşmayan polislerden biri silahını çekip Aziz’e ‘Ya gidersin ya da seni vururuz’ deyince kendisine verilen çantasını sırtına alıp sınırdan yürümeye başlıyor. Neyse ki mayına basmaması için polislerden biri ona tellerin hizasından gitmesini tembih etmiş.

 

Türkiye tarafına geçtiğinde ise kulübeden üzerine spot ışık tutulmasına ve etrafında helikopter uçurulmasına rağmen kimse yanına gelip ona bir şey sormuyor. Ağrı Doğubayazıt’a vardığında bir arkadaşını telefonla arayıp haber veriyor. Üzerinde iç çamaşırı dışında bir şey olmadığı için bir evin kapısını çalıyor. Kapıyı açan bir amca ona ancak ayakkabı ödünç veriyor. Sonradan arkadaşının ona tarif ettiği bir noktada beklemeye koyuluyor. Onu arabayla alan arkadaşları yaralarını sarıyorlar, yiyip içirip, kendisine gelmesini sağlıyorlar. Bana telefon açtığında çok bitkin olduğunu, saatlerce çıplak vaziyette karda yürüdüğünü, muhtemelen zatürre olduğunu, eve gelip sonra polise ifade vermeye gideceğini söyledi.”

 

Ertesi gün evinde hazırlık yaparken eşinin gözaltına alındığını öğrenen Oruç, annesini aradığını ve yandaş televizyonların hepsinde Aziz’in, “İran’dan Türkiye’ye giriş yapan terörist yakalandı” diye lanse edilerek son dakika haber geçtiklerini söyledi. “Oysa Aziz eve gelmek üzere yoldaydı” diye sitem eden Oruç, Amed’e gelmek üzere arkadaşlarıyla beraber araçta olan eşinin polislerce durdurularak yere yatırılıp kelepçelendiğini ve hepsinin gözaltına alındığını anlattı.

 

Gözaltına alınan eşi ve ona yardım eden beraberindeki tüm arkadaşlarının 8 günlük bir gözaltı sürecinden sonra tutuklandığını belirten Oruç, büyük bir komplo ile karşı karşıya kaldıklarını vurgulayarak, “Başından beri İran Türkiye’ye Aziz’in durumunu haber vermiş. Aziz çıplak bir biçimde sınırı geçerken durumdan haberdardılar yani resmen eşime komplo kurdular. Gözaltında ona ‘Dağdan indim’ dedirtmek için 8 gün boyunca psikolojik baskı yapmışlar o da bunu kabul etmediği için susma hakkını kullanmış” dedi.

 

‘7 AYDIR HASTANEYE GİTME TALEBİ REDDEDİLİYOR’

 

Hülya Oruç, Aziz Oruç’un İran’da gözaltında sürekli kafasına demirle vurulduğu için şu anda başının çok ağrıdığını, baş dönmesi ve denge kaybı yaşadığını belirtti. Salgın nedeniyle Mart ayından bu yana eşini göremeyen Oruç, sağlık durumundan çok endişeli olduğunu söyledi.

Oruç, Aziz’in gazeteci olduğunun herkes tarafından bilinmesine rağmen hazırlanan iddianamede davanın “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddiasıyla açıldığına işaret etti. Eşinin doğan ikinci çocuklarını toplam 4 kez görebildiğini anlatan Oruç, kızının babasını tanımadığını belirterek, “Cezaevine beraber ziyarete gittiğimizde Aziz’i göstererek babası olduğunu söylediğimde bana benim babam yok diye cevap verdi. Çok zor” diye konuştu. Oğlunun da zor bir süreç yaşadığını, sürekli babasını sorduğunu anlatan Oruç, bu eziyetin bitmesini istedi.

 

Aziz üzerinden yine gazetecilik faaliyetinin kriminalize edilmeye çalışıldığını vurgulayan Oruç, “Buna daha önce de tanık oldum ama birebir yaşayınca ne kadar kötü olduğunu anladım. Aziz’in her yerde haberleri, makaleleri var ama ben onun gazeteci olduğunu ispatlamaya çalışıyorum. Bu korkunç bir şey” diye konuştu.

 

Son olarak 21 Temmuz’da Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek ilk duruşmaya katılım çağrısı yapan Oruç, o gün Aziz için verilecek kararın bütün gazeteciler için verilecek karar olduğunu kaydederek, “Herkesin desteğini bekliyorum, Aziz’i almak istiyorum” dedi.

 

Kaynak: ANF

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha