Bulunduğunuz Yer : AnasayfaKöşe YazılarıBatsın bu dünya!
Yazı Boyutu:

Batsın bu dünya!

08 Şubat 2010 Pazartesi Saat: 13:13 HABERDARHABERDAR
Uzun bir ara okuyucusuyla buluşamayan Baskül siz değerli okurlarına kavuşmanın verdiği yüksek enerjiyle sesleniyor " Batsın bu dünya "
 

- Ne haber?

- Ne olsun birader, her günümüz dünden beter! İşsizlik, hastalık, parasızlık, vb...

Sanki sana bütün olumsuzlukları sayabilecek misin bakalım? Diye sormuşum?

Siz aynı soruyu sorunca yanıtında ne beklersiniz?

Eh işte yuvarlanıp gidiyoruz veya iyilik sağlık vb... 

Milletimizi sarmış bir karamsarlık sorma gitsin!

Ben bunu arabesk parçalarına bağlıyorum. Benim yaşımdakilerin çok iyi hatırlayacağı “Batsın bu dünya!” bir edebiyat olmuştu. Ferdi Tayfur'un hala şarkılarını duyduğumda hani anası babası ölmüş, evi barkı yıkılmış, dünyada değil evrende gidecek yeri kalmamış hali var ya, kim duysa şu adama bir yardım! Deyip elinden tutası gelir.

Aslında bu kültürü destekleyen ve geliştiren yerlerde var.  Örneğin Minibüs camiası.  Niçin minibüs dedim? Çünkü bu bir kültürel olgudur. Evet, ülkemde yaşıyor ve minibüs ve otobüse binmiyorsan, sen bu ülkenin insanını anlayamazsın. Gerçekten şehirlerarası otobüslerle yolculuk yapmamış, minibüse binip Orhan Gencebay ve Ferdi, Müslim dinlememiş, sonra belediye otobüsünde sandviç olmamış adama ben adam demem! (Başkası ne derse desin, bu toplumun içine girmiş saymam onu.)

Akşam olmuş, karnın aç, eve bir an önce kendini atmak istiyorsun, seni tam evinin yakınına götürecek otobüs uzaktan gürültülü sesiyle geliyor. O ne, önünden durmadan geçiyor, sen sadece kapısına ve camlarına yapışmış, sıkışıklıktan Recep İvedik gibi cama ağzını, başını yapıştırmış bir sürü insan görüyorsun. Otobüs o kadar dolu ki, durmadan geçiyor, çünkü üstünden başka insan alacak yeri kalmamış.

Derken ümitsiz ve kederli bir şekilde beklerken şen bir müzik sesiyle, sanki dans eder gibi bir yola bir kenarda kaldırıma çıkan, trafiği alt üst eden minibüs görünür. Sevinirsin. Zaten sen dur demesen bile 3 yaşındaki çocuğun bile elini kaldırmasıyla duracaktır o. hatta hiç bir şey yapmasan bile belki binen olur, fikrini değiştirirsin diye yine duracaktır o.
Neyse sen eve varma heyecanı ve aşkıyla, açlığın ve saatlerce otobüs beklemenin vermiş olduğu bıkkınlıkla binersin. Daha doğrusu bindiğini zannedersin çünkü kalabalıktan kapı kapanmamaktadır. Minibüste bir demir tutarsın, 2 kişi de seni tutar, bacağının biri basamakta, diğeri dışarıda başlarsın hareketli yolculuğuna.

Bu arada binen kişinin kadın olduğunu veya bu yolculukta bir bayanın bu minibüste olduğunu anlatmak istemiyorum.  RTÜK’ten bir ceza görmeyelim (+16) .

Neyse sallana sallana giderken bir yandan tek elle tuttuğunuz demirden kurtulup düşmemeye, bir yandan "paralar, paralar" diye sesi sizi paralayan şoföre para vermeye, bir yandan da sizin ceplerinizi kurcalayan yan kesicilere karşı durmaya çalışarak yolculuğunuza devam edersiniz.  (Bu akrobatik yolculuk sırasında cebinizden uygun parayı çıkartıp, uygun bir yolla şoföre göndermek ve geri gelirse para üstünü sağ salim almak gerçekten ayrı bir yazı konusudur. Maharet ister, sabır ister, çelik gibi sinir ister…)

İşte bu yolculuklarda isteseniz de istemeseniz de Müslim ve türevleri dinlenir. Dinlemek istemezsen ne olur? Cevabı çok açıktır, şoför sesini biraz daha açar, sen kavga etme yanlışına düşmezsen inersin aşağıya olur biter. “Yanlış” dedim. Çünkü bir rivayete göre sadece İstanbul'da 30 bin minibüs ve 60 binden fazla minibüs şoförü var.

Neyse ister Müslim, ister Ferdi ister Orhan olsun bunların hepsinin toplumumuzun bir parçası olduğunu, minibüs şoförlerinin hepsinin kötü veya iyi diye ikiye ayrılmadığını, insan olanlarının yanında burada anlatmayayım... Olanlarının da olduğunu söyleyip bitireyim.

Kalın sağlıcakla



Etiketler: belediye otobüsleri, batsın bu dünya, ferdi tayfur, minibüsler, istanbul trafiği

Yorum Yaz Facebook'a ekle Twitter'a ekle Haberi Tavsiye Et Haberi Yazdır Haberi Tavsiye Et
BU HABER İLE İLİŞKİLİ DİĞER GAZETELERDE ÇIKAN HABERLER