• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

KAHROLASI PARALELLER

SAİD SEFA

SAİD SEFA

26 Aralık 2015 Cumartesi 11:00
0 0 1

Takiye içinde yaşadılar.

 

''Gömleğimizi çıkardık'' dediler.

 

''Muktedir biz olmadığımız için hayat hakkına kast ediliyor, biz muktedir olursak, kimse kimsenin özel hayatına, yaşamına, fikirlerine saygısızlık etmeyecek'' dediler.

 

''Dini siyasete alet etmiyoruz, bu bahane ile bize saldıranlar aslında din düşmanları, meseleleri bizimle değil dinle'' dediler.

 

''Hiç bir zaman gizli bir ajandamız yok, Türkiye'nin kazanımlarına, kurucu vasıf ve değerlerine saygımız var, kendi yaşantımızı kimseye dayatmayacağız'' dediler.

 

Gizli ajandaları gerçek yüzleri 17-25 Aralık dosyalarında ortaya çıktı.

 

Vesayetçi dedikleri yapılarla çoktan anlaşmışlardı. Çıkardık dedikleri gömleklerini çıkarmadıkları, aksine onu derileri haline getirdikleri görüldü.

 

''İktidarız ama muktedir değiliz'' açıklamalarının koca bir yalan olduğu, dosyalarını kapatmak için bütün bir devlet mekanizmasını hallaç pamuğu gibi savurup atacak güçte oldukları belli oldu.

 

Hırsızlıklarına, düzenbazlıklarına, tepeden tırnağa kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolaştıklarına, parti devletine dönüştüklerine şahit olundu.

 

Kahrolası paraleller, paralel bir devlet kurup yaptıkları yanlışları eleştirenlere 'paralel, hain, gayri milli, İsrail ve ABD uşağı vs' dediler.

 

Kamu bankalarından televizyon ve gazetelere kadar gasp etmedikleri mecra kalmamıştı.

 

Yakınlarına peşkeş çekilen usulsüz krediler, haraca bağladıkları iş adamlarına verdikleri kıyak ihaleler ortaya saçıldı.

 

Sorun değildi bunlar çünkü yüksek maaşlarla bir yönüyle satın aldıkları gazeteciler, her dediklerini kutsayacak köşe yazarları, emirlerine amade ekran soytarıları vardı.

 

Medya camiasının omurgasız yapısı diledikleri gibi şekle sokulabilirken kim ne diyebilirdi?

 

Kurdukları paralel yapıya 'milli irade' adını verdiler. Bu yapı için tereddüt etmeden cübbesinden sıyrılacak hukuk adamlarını, kin ve nefretle saldıracak polisleri bulmak, onlar için basit bir olaydı.  

 

Kurdukları paralel yapı herkesle ilgili dosyalar hazırlamıştı. Kimi, nasıl kullanacaklarını iyi biliyorlardı.

 

Perde arkasında döndürdükleri dolaba bindirmedikleri polis, hakim, savcı, bürokrat, gazeteci, din görevlisi kalmadı.

 

''Yeni Türkiye'yi inşa ediyoruz'' derken Neo-Osmanlıcı bir hayalin peşinde koşuyorlardı. Bu uğurda silah sevkiyatı dahil yapmadıkları kirli iş, bulaşmadıkları yanlış yoktu.

 

''Devlet sırrı'' dedikleri, kendi parti devletlerinin sırrıydı. Bu sırları ortaya çıkaranlara karşı acımasızdılar, onları öyle kendi hallerinde bırakmıyor, sırrı deşen ve haberleştirenleri talimatla hapse tıkmaktan kaçınmıyorlardı.

 

Kürt meselesini çözeceğiz diyerek yıllarca kamuoyunu oyaladılar. ''Analar ağlamasın" derken tarihin en büyük takiyesine imza attılar.

 

Kürt meselesinde işler siyasi ikballeri ve kurdukları paralel yapıya uygun ilerlemeyince ''ağlamasın'' dedikleri anaları öldürmekten kaçınmadıkları, öldürülen anaların cesetlerini ibret olsun diye günlerce sokaklarda bırakabildikleri anlaşıldı.

 

Onların başkanlık sistemini, başından beri oluşturdukları paralel yapıyı hoş görmeyenler evlerinin içinde infaz edilebilir, kimse buna itiraz edemezdi.

 

Olur da buna itiraz eden veya olayı bir gazeteci refleksiyle resmetmeye çalışan heyecanlı biri çıkarsa apar topar derdest ediliyordu.

 

Aslolan devletin bekasıydı, onların kurdukları kendi paralel devletlerinin bekası.

 

Bu beka uğruna harcamayacakları adam yoktu. Kurdukları paralel yapının kılıfı şahane biçilmişti. Zira kılıfın kendisi paraleldi.

 

Aylardır, neredeyse her sabah birilerinin kapısına dayanıyorlar. Akademisyen, bilim adamı, ilim adamı, gazeteci, iş adamı, polis fark etmeksizin gözaltına alıyorlar.

 

Terazisini bozdukları adaletin iki kefesine de kendi paralel adaletsizliklerini koymuş bulunuyorlar.

 

Kahrolası paraleller.

 

İnsanları 'ocu, bucu' diye böldüler.

 

Ülkeyi kutuplaştırdılar.

 

Herkesin hayat tarzına burunlarını soktular.

 

Kendilerini eleştirenlerin hürriyetlerine kast ettiler.

 

Ülkenin bir bölgesini açık hava cezaevlerine, şehirlerin sokaklarını infaz mahallerine çevirdiler.

 

Yıllarca düşmanımız dedikleri içeride Perinçek, dışarıda İsrail'le anlaşmaktan kaçınmadılar.

 

Ve yaptıkları her şeyi ''Allah, Kuran, din, iman'' ilizyonuyla, mukaddesat sihriyle kendi devletlerine tapanlara farklı algılattılar.

 

NOT: Bugün, Haberdar yazarı olması münasebetiyle bir yıla yakındır şahsen tanıdığım daha önce yazıları ve ekranlardaki yorumlarıyla herkes kadar bilebildiğim Sedat Laçiner ''Paralel'' bahanesiyle gözaltına alındı.

Sedat Laçiner hainse, teröristse, suçluysa bu ülkede masum kimse yoktur.

 

SAİD SEFA / HABERDAR

 

www.twitter.com/sefa_said

[email protected]

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
  • Ziyaretçi
    OR-han26 Aralık 2015 Cumartesi 17:02 Yukarıda yazılanlar tam bir röntgen filmi, MR gibi .Tam bir teşhis. Bir gün ameliyat ve tedavi için kullanılacak tüm veriler var. İNŞALLAH.
YORUM EKLE

captcha