• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

KAMUOYUNA AÇIK MEKTUP: BEN KİMİM?

SAİD SEFA

SAİD SEFA

23 Kasım 2015 Pazartesi 00:03
0 0

Kişinin kendini yazması zordur, yazmak zorunda hissetmesi daha zor..

 

Bir kaç gündür, sosyal medya üzerinden yapılan ya da yapılmaya çalışılan itibarsızlaştıma operasyonları şahsımdan ziyade yakın çevreme zarar verir oldu.

 

Kim olduğum, ne yapmaya çalıştığım, nereden geldiğim, nereli olduğum, soyadımı neden değiştirdiğim, babamın neden soyadı değişikliği yaptığı, kredi kartlarımın bilgileri, hesap bilgilerim, mal varlığım, geçmişime ait bazı bilgiler yazıldı çizildi.

 

Bunlar çok önemli şeylermiş gibi dile gitirilip oradan İran ajanı olduğum ve sitemin de finansörünün İran olduğu iddia edildi, ima edildi.

 

Bunu yapanlar, hangi argumanlarla daha doğrusu nasıl bir motivasyonla hareket ediyorlar, gerçekten bilmiyorum.

 

Alay konusu olacak ve gülüp geçilecek bu mevzular sosyal medyada dolaşıp dururken bu vesileyle bir yıl önce Erdoğan'ın bana, Fuat Avni olduğum iddiasıyla dava açmış olduğunu da bizzat onun avukatının paylaştığı bir dilekçe sayesinde öğrenmiş oldum.

 

Uzun zamandır, komplo teorileriyle meşgul olan toplum sanırım gizemi ve gizemden farklı anlamlar çıkarmayı çok seviyor.

 

Bir yıldır, doğru habercilik peşinde koşan Haberdar'ın, gerek haber içeriği gerekse yazarlarıyla etkili bir mecraya dönüşmesi, ayrıca çeşitli vesilelerle ekrana çıkmam ve yazdıklarımın konuşuluyor olması haliyle kamuoyunda kim olduğum sorularını akla getirdi.

 

Merak edilecek önemde biri olduğumu anlamakta biraz geciktiğim için affınıza sığınarak kim olduğum ve hakkımdaki iddialarla ilgili üç beş kelam sarf edeceğim...

 

Aile kökenimiz Ahlat'a dayanmakla birlikte  Bitlis, Muş, Ağrı, Van, Şanlıurfa gibi şehirleri kapsayan geniş bir ailemiz var. Dedemlerimin Urfa'da ve Muş'ta arsaları, köyleri, mal varlıkları mevcut.. Kimi, zamanla değer yitirmiş çok zorluklar çekilmiş, anlatılanlara göre varlıktan yokluğa düşmüşler..

 

Malazgirt ve Şanlıurfa arasında mekik dokuyan dedelerimden, babamın dedesinin kütüğünde Malazgirt yazarken annemin dedesinin de kütüğünde Şanlıurfa yazar. Bu arada şunu da hatırlatayım annem ve babamın babası (dedem) amca çocuklarıdır.

 

Uzun yıllar Şanlıurfa'da olmamıza ve büyük dedelerimizin toprakları orada olmasına rağmen Urfa'da da muhacir olarak biliniriz. Urfalı ya da Malazgirtli olmam arasında bir fark görmüyorum.

 

Çocukluğumun bir kısmı, babamın işlerinden ötürü Van'da geçse de Urfa'da büyüdüm ve hala Urfa'da evimiz, arsalarımız, toprağımız var. Her yaz öldürücü sıcağa rağmen yaz aylarını Urfa'da geçirmeyi tercih ederim.


Bütün akrabalarımız ve geniş ailemiz bir kaç istisna dışında Urfa'da yaşar.
Malazgirt yerine Urfalı'yım deyişimin birileri için efsunlu bir şeye dönüşeceğini kestiremedim hata etmişim..

 

Urfa'da varlıktan yokluğa, yokluktan varlığa geçilmiş.. Şükür ki şu anda varlıklı durumda olan ailemiz genelde inşaat işleriyle meşgul..

 

Dedemin soyadı ''Solak''. Kendilerine nufüs memurunun zorla verdiği bu soyadını asla tasvip etmemiş, vefat edinceye kadar da bunu sayıklamış. Babama nasihati ''Solak'' olan soyadını değiştirmesi. Dedemin kardeşleri bu soyadını değiştirip Babacan soyadını almışlar.

 

Babam uzun süre Solak soyadını değiştirmedi. Değiştirmeye karar verdiğinde yedi kardeş olan bizlerden 18 yaşından büyük olanların soyadı Solak olarak kaldı geri kalanların değişti ve Çalışkan soyadını aldılar.

 

Ben inatçı biri olarak bir süre daha Solak soyadını taşıdım. Daha sonra iki gerekçe ile soyadımı değiştirdim. Hazır mahkemeye başvurmuşken M. Said olan ismimdeki Muhammed'in de kaldırılması talebinde bulundum. Zira iki isimli olmanın bir çok sıkıntısını yaşadım.

 

(Bazı diplomalarımda sadece Said bazılarında sadece Muhammed yazması, M. Said'in, Mehmet Said olarak yazılması vs gibi)

 

1. Said Sefa kulağa çok şiirsel geliyordu ve ben de şiir albümü çıkarıyordum o esnada. Albümde bu ismin olması da menejerim olan Fatih Özbey'in fikridir, sağolsun..

 

2. Çocuklarımın arkadaşlarının 'Solak' yerine onlara Salak diyerek onlarla alay etmesi.

 

Babamın soyadının Çalışkan benim de Sefa olması bundandır.. Bu gizli saklı bir durum değil. Kimliğimde hala eski soyadı ''Solak'' diye yazar ve mahkeme kararında neden isim ve soyisim değişikliği olduğu yazılıdır.

 

Böyle bir şeyi çok önemseyip bunu kamuoyuna aktaracak kadar akıllıların çıkacağını kesiremedim, hata etmişim..

 

Ergenliğe geçtiğim yıllar tiyatro ile tanıştım. Gazete, radyo, televizyon işlerine aşırı bir merakım vardı. Özel alanım ve tutkuyla bağlandım şeyse edebiyattı.
Tiyatro ounculuğu yanısıra henüz 18 yaşında bazı televizyon dizilerinde kısa roller aldım.

 

Ankara Gazi Üniversitesini okuduğum yıllar, üniversitenin genel tiyatro yönetmenliğini de yaptım. Bir çok programda ve organizasyonda sunuculuk yapıyordum.

 

Çeşitli organizasyonlar için kurduğumuz şirketin bünyesinde yapımcılık işleri de vardı. 

 

Bazı kanallara program düzenlemekle beraber, 6 ve 7. Türkçe Olimpiyatlarının Asyatermal ve Altınpark ayağında sunuculuk yaptım. En az kazandığımız iş olmasına rağmen, en fazla keyif aldığım iş de olimpiyatlarda sunuculuk yapmaktı. Bugün teklif edilse yine yaparım..

 

Dedelerimizden kalan arsalar ve de kazancımızın bir kısmını yurtdışında yatırıma dönüştürme fikri de ayıptır söylemesi bana aittir.

 

Ortaklarımla kurduğum ve hissedarı olduğum şirketler hala işlerine en iyi şekilde devam ediyor.

 

Doğu'da yapılacak yatırımlara karşılıksız kredi ve hibeler verildiğinden bazı arkadaşlarımla yatırım yapma kararı aldık.

 

İlk tercimiz Van oldu. Van'a özel ilgim vardır. Yatırım yapmak istediğimizi dönemin bakanlarından Zafer Çağlayan'a bir yurt dışı gezisinde açtım. Malum kendisi de Muşlu - ve bizim aşirete mensubiyeti vardır -

 

Koli ambalaj fabrikası açmak istediğimizi söyleyince heyecanla durumu 'Rıfat Hisarcıklıoğlu'na bizzat anlatmıştı. Bak hemşehrilerim doğuya yatırım düşünüyor demiş, Van valisini de bizzat aramıştı''

 

Kısa zaman sonra Van'a açtığımız fabrikanın bütün işlemlerini koordine ettiğimden orada da kar ortaklığım vardır.

 

Birçok defa gidip geldiğim Van'da Felsefe ve Din bilimlerinden yüksek lisans yapma imkanı da bulmuş oldum.

 

O esnada Van Öğretmenler Derneği'nin ısrarıyla bir çok projelerine katkıda bulundum. Projede yer alan herkes adına bir ödenek çıkarılabiliyor ve bu ödenekler, dernek için kullanılıyordu.

 

Fakir öğrenci okutma projesine katkıda bulunmak adına adıma çıkarılan ödeneğin tek kuruşuna dokunmadığım gibi bir çok kişiye de yardımcı olmaya gayret ettim..

 

Depremi de orada yaşadım.. Ailem İstanbul'da olmasına rağmen 6 ay çadırda yaşayarak, Van'ın bütün kenar mahallerine sokak sokak yardım dağıttım..

 

Deprem sonrası da oradaki bazı işadamlarıyla birlikte 5Kent inşaat şirketini kurdum..

 

İki yıl önce yapımdan kazandığım işlerin hepsi iktidar tarafından iptal edilince, babası ve ailesi AKP'li biri olarak neredeyse bir yıl tecrit edilmek zorunda bırakılınca ben de sair işlerimden ziyade Haberdar'a ağırlık verdim.

 

Ve de işlerimize zarar gelmesin diye şerrinden korktuğum iktidardan ötürü kendimi her şeyden soyutladım.  Üzerimde hiç bir mal varlığı bırakmadım.

 

Sair zamanlarda kredi kartlarımın borca takıldığı doğrudur, parasızlıktan değil tamamen o konudaki tenbelliğimden..

 

Hatta en son 6 ay boyunca yatırmadığım su faturasından ötürü maalesef ki suyumuz kesilmişti.

 

Bu ve benzeri saçma sapan konuları araştırıp hayatımı didik didik edenler ve bunlardan sonuca varanlara sadece acıyorum..

 

İran ajanı olmakla suçlanmamın en önemli nedenine de geleyim.

 

Kenan Çamurcu'nun sitemizde yazmaya başlaması bu dedikodunun yayılmasına neden oldu.

 

5 veya 6 ay önce HDP sözcüsü Ayhan Bilgen'le röportaj yapmaya gittim ve gittiğimde tanıştık. Röportaj sonrası bana Kenan Çamurcu'dan bahsetti ve sitede yazması konusunda ricacı oldu. 

 

Bir gün sonra Kenan Çamurcu'nun yazdığı yazıları ve yaptığı analizleri de okuyarak kendisini ofise davet ettim ilk kez o zaman görüştük ve tanıştık. Çok cüzi bir telif ücreti karşılığında sitede yazıyor ve yazdığı günden bugüne kadar sadece bir veya iki defa siteye gelmişliği vardır. Kaldı ki her gün gelmesinde de bir beis görmüyorum.

 

Selam-Tevhid dosyasında adı geçen ve dosyayı kumpas olarak gören Sayın Çamurcu'yla aynı kanaatleri taşımıyorum.

 

Yargılanmış olsaydı belki beraat edecekti. Sayın Çamurcu'nun bizim sitede yazıyor olması aynı düşüncede olmamızı gerektirmiyor..

 

Tıpkı Celal Başlangıç, Fehim Işık, Orhan Aydın, Sedat Laçiner ve diğer yazarlarda olduğu gibi. Haberdar bağımsız bir haber sitesidir. Her görüşe ve düşünceye aynı mesafede durmayı ilke edinmiştir.

 

NOT:

1- Sayın İbrahim Şahin ve Sayın Nasuhi Güngör'ü medyadan herkesin tanıdığı kadar tanıyorum. Herhangi bir iş ortaklığım veya başka bir ilişkim yoktur.

 

2- Ruhani'nin danışmanlarının ofisime gelmiş olması tam deli saçmasıdır. Bırakın onları bir tek İranlı gelmiş değil. Gelirlerse nezaketle karşılarız orası ayrı..

 

3- Ahmet Memiş'in Haberdar'da başlaması, Ünal Tanık'ın 'bizde biraz sıkıldı, daralıyor yeni bir mecra ona iyi gelir, sizde işe başlasa nasıl olur'' demesiyle olmuştur. İyi ki de öyle olmuş. Allah ömür verirse inşaallah bir ömür birlikte çalışırız Sayın Memiş'le..

 

4. Habertürk'e sosyal medya programı hazırlarken Sayın Tarık Toros'a da aynı minvalde bir program tekilifi yapmış kendisiyle öyle tanışmıştık. Bugün TV'ye konuk olarak çağrılışım da böyle başlamıştır.

 

5. Bugün TV'de konuk olukça STV Haber'in dikkatini çekmiş, Metin Yıkar'ın bana ve Cafer Solgun'a "Biz de program yapar mısınız?" diye teklifi olmuştur. Teklif esnasında Sayın Yıkar'la tanışmış olduğumuzu da bilmenizi isterim

 

6. Bugün durduğum çizgi hak, hukuk, evrensel ilkeler ve demokrasi çizgisidir. Mücadelem de olması gereken Türkiye mücadelesidir ve de hep öyle olacaktır.

 

Böyle saçma işlerle benim vaktimi alan ve de milletin kafasını karıştırarak bize operasyon yapılmasına zemin hazırlayanlara da dava açacağımı kamuoyuna saygıyla duyururum.

 

SAİD SEFA / HABERDAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha