• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Kaos ve şok doktrininin tüm detayları fazlasıyla yaşanabilir

SAİD SEFA

SAİD SEFA

10 Ocak 2017 Salı 10:50
0 0

Türkiye’nin içinde bulunduğu halin doğru okunabilmesi, içinde bulunduğu mevcut halin doğru tanımlanmasına bağlıdır. Bu tanım aynı zamanda mevcut halin nereye evrileceği konusunda da bazı önemli ip uçları verecektir.

 

17-25 Aralık sonrası Pandora’nın kutusu açıldığında başta Erdoğan olmak üzere AKP kurmayları Türkiye’nin bir İstiklal savaşı içerisinde olduğunu vurgulamıştı.

 

Bu çağrı uzunca zamandır yeniden devreye girmek için heyecanla bekleyen eski gelenek sahiplerinin namı diğer derin devletin oyuna yeniden davet edilmesiydi.

 

Kısa zaman sonra oyuna muhteşem bir giriş yapıldı. Arkasında halk desteği olan geniş çaplı bir iktidarla kol kola girmek çok önemliydi. İktidarın İslamcı olması kendine göre dini söylemler geliştirmesi hiçbir önem arz etmiyordu. Zira iktidarın dizginlerini ellerine geçirebilecekleri bir zemin vardı. Iktidar kendi kirlerini saklamak için önceki kirli bataklıkta kendini gizlemeye mahkum olmuştu. Istiklal çağrısı, İslamcı sosa bürünmüş bir iktidarın, kendini yıllarca seküler olarak tanıtmış ve Siyasal İslamı en büyük tehdit olarak topluma lanse etmiş vesayetçi yapıyla ittifak oluşturarak yerini buldu.

 

Adına iç cephe ittifakı dedikleri bu yapı, geniş halk desteği ve devletin her kademesini ele geçirme başarısıyla belki de son elli yılın en güçlü dönemini yaşıyor. Her istedikleri koşulsuz yerine geliyor. Devlet içinde mutlak ve tek güç olmak için TSK’dan emniyete yargıdan sair bürokratik alanlara sirayet etme istekleri, kendilerinden olmayan herkesin tasfiyesiyle gerçekleşti. Tek tipçi anlayışları ve farklı olana tahammülsüzlükleri, ırkçı damarlarının tatmini Kürtlere yapılan baskılarla, Kürt siyasi hareketinin sembol isimlerinin tutuklanmasıyla gerçekleşti.

 

Yıllardır hayaliyle yaşadıkları Avrasyacı çizgiye gelme arzuları, Türkiye’nin sırtını Batı’ya dönmesi ve Rusya’nın arka bahçesi haline gelmesiyle gerçekleşti. Arka planda programları birer birer uygulanırken bunun kamuoyundan gizlenmesi için bunu kaleme alacak isimlerin etkisizleştirilmesi ve bu isimlerden intikam alma istekleri muhalif medyanın kapatılması ve bunu dillendirecek olanların tutuklanmasıyla gerçekleşti.

 

Perde ardında adım adım bir yeni dönem, kendilerini her zaman devletin tek sahibi olarak görenlerin kontrolünde inşa edildi.

 

Bu yapı elini ‘iç cephe ittifakı’ diye elini yeniden güçlendirirken kendilerine bu gücü ikram eden Erdoğan’ın arakasına sığınmak durumda olsalar da Erdoğan’a asla güvenmediler. Erdoğan, onların geleneğinden gelmiyor…

 

Erdoğan mutlak iktidar olup geçici süreyle paylaşmak zorunda olduğu kadroları ve devlet sistemini kendi insiyatifine almak istiyor… Erdoğan ittifak ettiği her yapıyı bir süre kullandıktan sonra yok etmeye çalışıyor…

 

Erdoğan’ın en büyük özelliği dost düşman herkesi şahsi hırslarına feda etmesi…

 

Erdoğan bugun ak dediğine yarın kara, kara dediğine ak diyor. Erdoğan iç ve dış politikada kontrolu kaybetmiş vaziyette…

 

Bu ve benzeri durumlardan ötürü sanal bir ittifak olan ‘iç cephe ittifakı’ Erdoğan’a güvenmiyor. Erdoğan bu yapıyı çok iyi tanıdığından o da boş durmuyor. Milyarlarca dolar harcanarak SADAT gibi Osmanlı Ocakları gibi yapılar oluşturulduğu gibi aynı zamanda asker, polis, hakim, savcı ve birçok bürokrat satın alınıyor. ‘İç cephe ittifakı’ orta düşman olarak gördüklerine karşı birlikken perde arkasında birbirlerine bileniyorlar.

Mutlak iktidarı elde etmek için ilk fırsatta kanlı bir ayrışmanın içine düşecek durumdalar.

Erdoğan adına ‘partili cumhurbaşkanlığı’ denen ama aslında tek adam rejimi olan mutlak iktidara bir adım daha yaklaşırken ‘iç cephe ittifakının’ parçalanmasını hızlandırıyor.

 

Görünen o ki Erdoğan tüm riskleri göze almış ve bu yapıyla da baş edeceğini düşünüyor. Ahtapot misali tek gövdeye bağlı olmakla beraber İslamcı-seküler, Türkçü-Kürtçü, Cemaatçi-Cemaat düşmanı, sağcı-solcu gibi proje gereği her yere sirayet etmiş adamları olan, çok kollu bu yapıyla baş etmek o kadar kolay olmasa gerek.

 

Demek ki Erdoğan arkasındaki halk desteğiyle ve aynı zamanda oluşturmuş olduğu paralel silahlı yapılanmasıyla bunun da üstesinden geleceğinden emin. Mutlak iktidara yakın olma hali yani referanduma gidiş aynı zamanda kaosun derinleşmesi anlamına gelecektir. İç cephe ittifakının parçalanması için zemin yoklaması çekilecek, toplumun sinir uçlarını tahrik eden eylemler artacak, kozmik odalarda böyle durumlar için planlanmış senaryolar birer birer uygulama alanı bulacaktır.

 

Türkiye kısa zaman sonra kaos ve şok doktrininin tüm detaylarını fazlasıyla yaşayabilir. Kaçınılmaz sona gidilirken, sonun bir öncesi hiç kimse için aydınlık görünmüyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha