• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Katara yönelik yaptırımların asıl gerekçesi

NADİR ULUS

NADİR ULUS

11 Haziran 2017 Pazar 08:56
0 0

 

Suudi Arabistan öncülüğündeki Körfez ülkelerinin ‘teröre destek verdiği’ gerekçesiyle Katar’a yaptırım uygulamasının arkasındaki asıl gerekçenin, Katar’ın İran’la kurduğu yakın ilişkiler olduğu düşünülüyor. Trump’ın Körfez gezisi akabinde uygulanan yaptırımların, İran’ın Ortadoğu’daki etkisini kırmayı öncelikleri arasına alan Trump’ın yönlendirmesinin neticesi olduğu açık. Bununla birlikte yaptırımların zamanlamasına dikkat edildiğinde, Katar’ı hedef tahtasına oturtulmasında, İran’la ilişkilerinin dışında Suriye’de yürüttüğü faaliyetlerin de etkili olduğu düşünülebilir. 

 

Suriye’deki İslamcı Muhaliflere Lojistik Destek

 

Katar ve Türkiye’nin Suriye’deki İslamcı muhaliflere lojistik ve finansal destek verdiği biliniyor. Bu destekte Katar büyük ölçüde finansör pozisyonunda kalır iken, Türkiye de sahadaki teması ve ulaştırmayı üstleniyor. Suriye’deki İslamcı muhalif gruplara verilen silah, mühimmat veya araçlardan bazılarının; kendi içlerinde disiplinsiz bir yapıya sahip olan bu militanlar tarafından IŞİD unsurlarına satıldığı veya teslim edildiği de kayıtlarda mevcut.

 

Rakka Operasyonu ile Eşzamanlı Yaptırımlar 

 

İçeride zor günler yaşayan Trump, dış politikada net başarılara ihtiyaç duyuyor ve bu sonuçlara acilen ulaşmak istiyor. Bu doğrultuda Trump; IŞİD unsurlarının Suriye’deki merkezini ele geçirmek, örgütü zayıflatmak ve bölgeden geri çekilmeye zorlamak adına geçtiğimiz hafta başlatılan Rakka operasyonuna büyük önem veriyor. Trump’ın isteği üzerine başlatılan Katar yaptırımları da Rakka operasyonunun başlamasıyla eşzamanlı olarak uygulandı. 

 

Katar’ın İslamcı Gruplara Verdiği Desteği Kesmek Zorunda Kalması

 

IŞİD başta olmak üzere, Suriye’deki tüm İslamcı grupları etkisiz hale getirmeyi amaçlayan Trump, Körfez yaptırımları ile Katar’dan gelen bu finans desteğini kesmek istemiş olabilir. Yaptırımların başlamasıyla birlikte ekonomik açıdan büyük sıkıntı içerisine giren Katar’ın, Suriye’deki örgütlere verdiği finansal desteği kısması beklenecektir. Rakka operasyonuyla eşzamanlı olarak Katar tarafından finanse edilen lojistik destekten de mahrum kalacak İslamcı muhaliflerin sahada dayanması çok daha zor olacaktır.

 

Türkiye’nin Suriye’deki Rolü

 

Suriye’deki İslamcı örgütlerin lojistik kaynağını kesmeyi amaçlaması muhtemel yaptırımların bir benzeri, Katar’dan sonra Türkiye’ye de uygulanabilir. ABD ve Suudi Arabistan’ın Suriye’deki İslamcı örgütleri desteklemeyi bırakmasının ardından, bu desteğin Katar ve Türkiye tarafından ısrarla sürdürüldüğü biliniyor. Suriye’deki İslamcı grupları sahadan silmeyi amaçlayan Trump’ın hedefinde Katar’dan sonra Türkiye de olabilir. 

 

Erdoğan’ın Suriye’deki Kürt yapılara yaklaşımı da Türkiye’yi Trump’ın hedef tahtasındaki diğer ülke konumuna getirecek bir diğer sebep olabilir. Trump yönetimi, teröre destek gerekçesiyle Türkiye’yi köşeye sıkıştırarak Erdoğan’ı, genel anlamda Kürt politikasını ve PYG/YPG’ye yaklaşımını değiştirmeye zorlayabilir.

 

Bir Tarafta Körfez Ülkeleri Diğer Tarafta Katar ve Erdoğan

 

Katar’a yönelik yaptırımların başlamasından hemen önce bir belge servis edildi. Katar diplomatik kaynaklarınca düzenlenen bu belgeye göre, 15 Temmuz’u takip eden günlerde suikast tehdidinden endişe duyan Erdoğan, Katar Özel Kuvvetlerinden bir birliğin kendisini korumak üzere Türkiye’ye gönderilmesi talebinde bulunmuştu. Bu talep üzerine 150 kişilik Katar birliği Türkiye’ye gelmiş ve bir süre Erdoğan’ı korumuştu. Bir liderin kendi askerine-polisine değil de yabancı bir ülkenin askerine güveniyor olmasını göstermesi açısından dikkat çekici olan bu bilgi, Katar’a yönelik yaptırımlarla birlikte farklı bir anlam daha kazandı.

 

Körfez ülkelerinin neredeyse tamamı Katar’ı karşısına alıyordu. Bu hamlenin hemen öncesinde de Erdoğan’ın kendi güvenlik güçlerine değil, Katar yönetimine sığındığı kamuoyuna duyuruldu. Dolayısıyla cephenin bir tarafında Körfez ülkeleri varken, karşı cepheye oturtulan Katar’ın yanında Erdoğan’ın ismi en baştan yazılmıştı. Katar yaptırımlarının başlamasının ardından, Suudi medyasında Erdoğan’ın Afganlı mücahit lideri Hikmetyar’la bir arada gösteren fotoğrafın paylaşmasıyla, ‘terör destekçisi olduğu’ gerekçesiyle Körfez ülkelerince cephe alınacaklar arasına Katar’ın yanında Erdoğan da eklenmiş oldu. 

 

Erdoğan Türkiye’si Katar’ın Yanında 

 

Katar’a yönelik yaptırımlarının başlamasının ardından, bu fırtınanın Türkiye’ye yansımasının önüne geçmeye yönelik bir politika değişikliğine Erdoğan hiç yanaşmadı. Bunun aksine, kendisini ve Türkiye’yi Katar’la aynı safta konumlandırmak için çırpındı. 

 

Erdoğan kontrolündeki basın ve sosyal medyadaki trol ordusu aracılığıyla ‘Türkiye Katar’ın Yanında’, ‘Katar Düşerse Türkiye Düşer’ vb. sloganlar üzerinden kampanya yürütüldü. Erdoğan açıklamalarıyla Katar Yönetimi’ne kefil oldu ve yaptırımlara tepki gösterdi. Açıklama yapmakla da yetinmeyerek Katar’a asker gönderme kararını Meclis’ten geçirdi. Böylelikle yaptırımlar henüz başlamadan adını Katar’ın yanına yazanları haklı çıkardı.

 

Katar Eşittir Erdoğan

 

Türkiye’nin ülke olarak Katar’a tam bir destek verdiğini her platformda dile getiren Erdoğan -her ne kadar önemsemese de- bu desteğe kendi halkını ikna edebilmiş değil. ‘Şam’da Cuma namazı kılmak’ için çıkılan yolda çok sayıda evladını şehit vermiş olan Türk halkı, kendini geçmiş itibarıyla bağlı hissetmediği Katar’a ani bir refleksle asker gönderilmesini sindirebilmiş değil. 

 

Tamamıyla Erdoğan kontrolündeki geleneksel medyada dile getirilemese de ‘Katar Düşerse Türkiye Düşer’ denirken, aslında ‘Katar Düşerse Erdoğan Düşer’in kastedildiği görüşünün sosyal medyaya hakim olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, Erdoğan’ın büyük ölçüde 
Katar’dan gelen kayıt dışı paralarla beslediği yandaş basın ve trol ordusu bu aşamada kendisini Erdoğan ve Katar’la aynı safta görse de, Türk halkının ve devletinin Katar’ın yanında konumlanmayı tercih ettiği söylenemez. 

 

Trump ve diğer uluslararası aktörler de bunun bilincinde. Katar yaptırımları başlamadan önce kamuoyuyla paylaşılmak için seçilen belge de bunu gösteriyor. Erdoğan’ın 15 Temmuz sonrasında Katar’dan kendini koruyacak asker göndermesini istediğini gösteren belgenin içeriği, Türkiye devletinden ziyade Erdoğan’ın şahsının Katar’a göbekten bağlı olduğu anlamına gelmekte.

 

 

Türkiye’ye Katar Benzeri Yaptırımlar Uygulanma İhtimali

 

Arap coğrafyasındaki İslamcı militanlarla aynı zihin yapısını paylaşan ve bazı analistlerce “Müslüman Kardeşlerin Türkiye Kolu” olarak nitelenen AKP’nin ve lideri Erdoğan’ın da Katar benzeri yaptırımlara maruz kalması beklenebilir. ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un “Katar’a yönelik yaptırımları yumuşatma” çağrısına karşın Trump’ın ‘diğer bölge ülkelerinin de teröre verdikleri desteği kesmeleri gerektiği’ yönünde oldukça sert bir çıkış yapması bu ihtimali kuvvetlendiriyor. 

 

Yaptırımlar neticesinde geri adım atmaması halinde, Trump ve Suudi Arabistan’a muhalif politikalar izleyerek İran’a yanaşan Katar Emiri devrilerek yerine Körfez ülkeleriyle uyumlu bir yönetim getirilebilir. Katar Emiri’nin yaptırımlara dayanamayarak Trump’ın istediği yönde politika değişikliğine gitmesi, halinde de ani bir refleksle yaptırımlar karşıtı tavır alan Erdoğan ortada kalabilir. Katar Emiri’nin Türkiye’ye yönelik ziyaretini iptal etmiş olması, bu ihtimali de masada tutmaktadır.

 

Körfez ülkeleri aracılığıyla uygulanan yaptırımlar üzerinden Katar’ın bir anda çepeçevre kuşatılmasını sağlayan Trump, Erdoğan Türkiye’sine de NATO, BM veya AB üzerinden benzer bir yaptırım uygulayabilir.

 

Erdoğan’ın Kirli Sicilinde Yaptırım İçin Yeterli Gerekçe Mevcut Erdoğan yönetiminin Katar’a benzer bir şekilde köşeye sıkıştırılmak istenmesi halinde, kamuoyunu hazırlama amacıyla bazı ifşaatların gelmesi beklenebilir. Bu konuda ihtiyaç duyulacak malzeme Erdoğan’ın zaaflarına ilişkin dosyalarda rahatlıkla bulunabilir. 

 

Erdoğan Yönetimi’nin İran’la işbirliği yapması gerekçe yapılacaksa, İran’a yönelik ambargonun Erdoğan tarafından delindiği Zarrab davasında yer alan delillerle dünyaya duyurulabilir. Edoğan'ın 
teröre verdiği destek ön plana çıkartılmak istenirse, IŞİD’e gönderilen silahlar veya kimyasal maddelere ait fotoğraflar gün yüzüne çıkarılabilir. Rakka operasyonunda ele geçirilen IŞİD cephaneliklerde yer alan MKE yapımı patlayıcılar, en az MİT TIR’larından çıkan silahlar kadar geçerli delil niteliğinde olacaktır.

 

Suudi medyasında çıkan Erdoğan-Hikmetyar fotoğrafı ile Pandora’nın kutusu açıldı sanırım. Erdoğan yönetimi için geri sayım başladı. Bir tek düğmeye basma zamanının belirlenmesi ve Erdoğan’ın hangi zaafının yaptırımlara gerekçe yapılacağının seçilmesi kalıyor. Bekleyip göreceğiz…

 

Nadir Ulus | Haberdar

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha