• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Yönetmen Kaplanoğlu: Sinemada Amerikan tarzı anlatıma ihtiyacımız yok

Yönetmen Kaplanoğlu: Sinemada Amerikan tarzı anlatıma ihtiyacımız yok
0 0

Türkiye’nin onur konuğu olduğu 41. Uluslararası Moskova Film Festivali’nde jüri üyeleri arasında bulunan yönetmen Semih Kaplanoğlu, Türkiye ve Rusya’nın ABD sinemasından bağımsız bir sinema oluşturabileceğini ifade etti.

29 Nisan 2019 Pazartesi 16:37

Sputnik’e konuşan Kaplanoğlu, Türk ve Rus sineması, bir yönetmenin çalışmalarında nelere yönelmesi gerektiği ve ABD sinemasının başka ülkelerdeki sinemaya nasıl etki ettiği hakkında değerlendirmede bulundu.

 

Rus kültürü ile çocukluğunda izlediği Boris Pasternak’ın aynı isimli romanından uyarlanan Doktor Jivago filmi ve klasik Rus edebiyatı ile tanıştığını belirten Kaplanoğlu, “Çocukken ilk hatırladığım filmlerden bir tanesi Doktor Jivago. Sonra tabii Dostoyevski romanları, Tolstoy romanları... Çok erken yaşta okudum onları. Çehov'un öykülerini… Daha sonra da Nabokov…” ifadelerini kullandı.

 

‘TÜRK-RUS ORTAK YAPIMI BİR FİLM YAPMAK İSTERİM’

 

Kaplanoğlu, 2017 tarihli ‘Buğday’ isimli filmiyle ilk kez Rus sinema sektöründen biriyle çalıştı. Filmde Rus aktör Grigoriy Dobrıgin rol aldı. Kaplanoğlu, “Ben aslında Türk-Rus ortak yapımı bir film yapmak isterim. Rusya'da bir şeyler çekmek isterim. Ama bunun için burada insanlarla tanışmam, görüşmem lazım” dedi.

 

‘İKİ ÜLKE ARASINDAKİ İLİŞKİLER SİNEMAYA YANSITILABİLİR’

 

Kaplanoğlu, iki ülke arasındaki ilişkilerin zengin geçmişi ve şu anki gelişiminin beyaz perdeye yansıtabileceğini ifade etti.

 

Kaplanoğlu, “Çünkü hem ortak tarih, geçmiş var, hem bugün yaşadığımız, dünyanın şu an yaşadığı durum ve bu durumda Türkiye ile Rusya arasındaki işbirliği, iki ülkenin dünyaya bakışındaki paralellikler, kültürlerimizin birbirlerine yakınlığı mevcut. Potansiyel olarak birlikte yapabileceğimiz çok şey olabileceğinin ihtimalini gösteriyor bunlar. Mutlaka bir şeyler yapılmasını umuyorum” açıklamasını yaptı.

 

‘SİNEMADA KENDİ YOLUMUZU ÇİZMELİYİZ’

 

Kaplanoğlu, Türk ve Rus sinemasının ABD sineması etkisi altında olduğunu, iki tarafın da kendi yollarını çizmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti: “Çünkü bir Türk ya da bir Rus’u meydana getiren kültürel değerlerin, manevi değerlerin, ruhun filme de, biçime de, her şeye yansıması lazım bana göre. Nitekim bunu yapan yönetmenler var. O yüzden Hollywood ya da Amerikan tarzı anlatım şekline aslında ihtiyacımız yok. Çünkü mektubun içinde ne yazıyorsa zarfın ona uygun olması lazım.”

 

‘POPÜLER KÜLTÜR SİNEMAYA KENDİ TALEPLERİNİ DAYATIYOR’

 

“Sanatı sanat için ya da halk için yapmak gibi bir mesele varsa bir sanatçıda bence bu problemli, çünkü angaje olmak diye bir şey var. Yönetmenin bütün bunlardan bağımsız olması gerekir. Eğer kendisi samimiyse, bunun yaptığı işte mutlaka bir karşılığı olacaktır” diyen Kaplanoğlu, popüler kültürün sinemaya kendi taleplerini dayattığını söyledi.

 

Kaplanoğlu, “Bugün popüler kültür dediğimiz şey, bizden hemen sonuç almamızı istiyor. Yani ‘Biz bir film yapalım hemen ortaya çıksın sonra da milyonlarca adam seyretsin.’ Sinema, mühendislik gibi bir şey değil. O yüzden bence yönetmen ya da sanatçı, ressam, romancı kimse eğer, bütün bu düşüncelerden uzaklaşarak çalışmalı” dedi.

 

‘ÇOK KAZANMA ÇABASI SİNEMAYI OLUMSUZ ETKİLİYOR’

 

Kaplanoğlu’na göre, büyük hasılat edinme çabası sinemayı kötü etkiliyor: “Çünkü oradaki niyet, film yapmaktan çok para kazanmak oluyor. Ticaret yani. Ama bu kapitalizm dediğimiz şey. Sistem bunu her alanda zorluyor. Her alanda illa ki bir kazanç getirmesi gerektiğini düşünüyor. Ama kazançlar sadece parayla olmaz, manevi kazançlar vardır. Manevi kazançlar da paradan daha önemli. Şimdi bakın mesela bugün Dostoyevski romanları hâlâ basılıyor, o hâlâ para kazanıyor, birine para kazandırıyor. Tolstoy da öyle. Belki yarın Tarkovski kazandıracak, zaten kazandırıyor. Ama şöyle bir şey de var, bugün yaparsınız 5 milyon kazanırsınız, ertesi gün hiçbir şey olmaz, biter.”

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha